[0:00]Bir sabah ormanın kenarında yaşayan becerikli bir terzi kuşu ve onun yavrusu sarışın, güzel sesleriyle yine ormanı uyandırıyordu.
[0:10]Bu becerikli kuşlar diğer kuşlardan biraz farklıydılar. Onlar yuvalarını dalların üzerine yapmaz, yaprakları ormanda buldukları bitkilerle ya da örümcek ağlarıyla gagalarıyla dikerlerdi.
[0:24]Onların bu becerisine bütün orman halkı hayranlık duyardı. Bugün annesi sarışına, artık yuva yapmayı, yaprakları dikmeyi öğrenme zamanın geldi dedi.
[0:35]Sarışın hep bu anı bekliyordu. Çok mutlu olmuştu ama içten içe bir korku da sarmıştı içini.
[0:42]Ya ya beceremezsem diye yavaşça mırıldandı. Annesi gülümsedi.
[0:49]Bu iş zamanla öğrenilir küçüğüm. Her terzi kuşu deneye deneye ustalaşır. Neyse ki kocaman bir ormanın içinde sonsuz yaprak diyarında yaşıyoruz.
[1:00]Pratik yapmak için mükemmel diyar. Anne kuş büyük bir yaprağın kenarını deldi ve topladığı ince örümcek ağını delikten geçirdi.
[1:09]Şimdi de sen dene minik kuşum dedi. Sarışın gagasını uzattı.
[1:14]Yaprakta küçük bir delik oluşturmaya çalıştı ama yaprak sallanınca dengesini kaybedip aşağı düştü.
[1:21]Tik diye bağırdı. Bu çok zor. Annesi yerden kalkması için kanadıyla destekledi.
[1:28]Evet ama zor olan şeyler bizi güçlendirir ve hayatta kalmamız için gereken becerileri öğretir miniğim dedi.
[1:36]Sarışın tekrar denedi. Bu defa minicik bir delik açmayı başardı. Ama ipliği geçirirken yaprak yırtılıverdi.
[1:43]Tekrar tekrar denedi. Son denemesinde düğüm öyle sıkı oldu ki yaprak büzüştü.
[1:50]Sarışın oflayarak içini çekti. Sanırım ben yuva dikmeyi hiç öğrenemeyeceğim dedi.
[1:57]Annesi ona gülümsedi ve bütün terzi kuşlarının ilk denemelerinde aynı onun gibi olduklarını anlattı. Bunun çok normal olduğunu söyledi.
[2:05]Biraz dinlendikten sonra sarışın etrafına baktı. Çok ama çok büyük olan göknar ağacı dikkatini çekmişti.
[2:13]Anne dedi merakla. Neden şu göknar ağacının tepesine yuva yapmıyoruz? Orası ne kadar da yüksek baksana hem bütün ormanı oradan görebiliriz.
[2:24]Anne kuş ağaca baktı ve ağacın tepesine baksana sarışın. Burada yaprak kımıldamazken orası nasıl da rüzgardan sallanıyor?
[2:35]Biraz daha şiddetli bir rüzgar esse yuvalar ağaçlardan düşebilir ve yavrular zarar görebilir dedi.
[2:38]Peki ya şu dalların üstü diye üsteledi sarışın. Annesi
[2:42]dalların üstü nasıl açık görebiliyor musun? Yırtıcı kuşlar açık dallara kolaylıkla ulaşır.
[2:48]Ama bizim yuvamıza bir de bak. Hem çok gizli ve güvenli hem de bizi yağmurdan ve rüzgardan koruyor.
[2:56]Yani biz gizlenmek için mi yaprakları böyle dikiyoruz? Evet miniğim dedi annesi.
[3:02]Güvenli bir ev yüksekte olan değil içinde huzurla yaşayabildiğin yerdir.
[3:07]Bu cevap sarışını tatmin etmişti. Artık yuvalarının neden bu kadar zor yapıldığını ve bunun önemini anlamıştı.
[3:14]Ertesi gün annesinden önce uyandı ve hemen çalışmalara başladı. Annesine sürpriz yapmak istiyordu.
[3:22]Çok dikkatli bir şekilde gagasıyla yaprağı deldi, ağlardan yaptıkları ipi geçirdi ve tıpkı öğrendiği gibi nazikçe düğüm attı.
[3:31]Düğüm bu kez ne çok sertti ne de yumuşak. Başardım, başardım diye sevinçle ötmeye başladı.
[3:39]Çik çik çik sesleri bütün ormanı inletti. Anne kuş yuvasından çıktı ve sarışına gururla baktı.
[3:46]Artık tam bir terzi kuşu oldun işte dedi. Sarışın yapraklar arasında sallanan diktiği yapraklara baktı.
[3:54]Rüzgar yaprakları hafifçe sallıyor ama yuva yerinde duruyordu. O an anladı ki öğrenmesi zor olsa da hayatı boyunca kullanacağı bir bilgiyi öğrenmişti.
[4:05]Ve o günden sonra sarışın her yeni yuva yaptığında yalnızca yuvayı değil sabrı ve bilgeliği de ilmek ilmek ördü.



