[0:00]Her gün binlerce seçim yapıyoruz. Bazıları ne yiyeceğimiz kadar basit, bazıları ise hayatımızı değiştirecek kadar ağır. İnsanlar genellikle karar vermeyi bir yol ayrımı olarak görürler. Bu bakış açısı yanlış olanı seçme korkusuyla felç edici bir baskı yaratır. Oysa hayat kusursuz kararların değil, yanlışların üzerine kurulan onarımların toplamıdır. Zihin bir hesap makinesi gibi çalışır, formülü nettir: girdi, işlem ve çıktı. Elindeki verileri toplarsın, geçmiş tecrübelerin filtresinden geçirirsin ve olası sonuçları bir teraziye koyarsın. Rasyonel analiz yapmış olursun. Artık zihnini kullanmanın ile kalbine bakmanın aynı gerçeğin iki yüzü olduğunu idrak etmeliyiz. Yanlış karar verdim keşkelere götüren bir çaresizlik girdabıdır. Zihnimizdeki o keşke sesi aslında onarılmayı bekleyen bir fıtratın yankısıdır. Fıtrat niyet ile hayat bulur, kararlar berrak bir niyetle başlar. Bilginin peşinden koşan keskin bir zihin ancak samimiyetle harmanlandığında hikmete dönüşür. Kendi zihnimizdeki önyargıları fark etmek aslında egomuzun kibrinden arınmaktır. Verileri toplarken sadece dünyayı değil, kendi içimizdeki dürüstlüğü de tartarız. Kendine dürüst olamadığın hiçbir seçim de seni huzura götürmez. Sonuç ne mi olacak? O senin kontrolünde değil. Senin görevin rüzgarı yönetmek değil, yelkeni doğru kurmaktır. Elinden geleni yapıp neticeyi Allah'a bıraktığında omuzlarındaki o ağır yükün kalktığını hissedeceksin. Hayat değişken, kararlar sabit değil, olmak zorunda da değil. Netice itibarıyla karar vermek bir sonuç değil, bir yoldur. Onarılmış bir hayat hiç kırılmamış olandan daha mı değersizdir? Belki de her yanlış karar bize daha dayanıklı bir yapı kurma fırsatı verir. Asıl soru şu: Sen hangi parçanı yeniden birleştirmeyi seçiyorsun?
Watch on YouTube
Share
MORE TRANSCRIPTS



