[0:04]Pekala, neler oluyor? Rusların Balkanlardaki planları ve sıcak denizlere inme hayalleri ve Türklerin bizim dayı oğulları mermiye kafa atıyor tavırları, 93 Harbi'nin patlamasına sebep olmuştu. Fakat büyük bir sıkıntı vardı. Bu sıkıntı Osmanlı tarafındaydı. Zira imparatorluk kısa bir süre önce ihtilal yaşamıştı. Bunun anlamının ne olduğunu bilmiyor musun? Hemen anlatayım. Mesela bu darbeci bir onbaşı. Bu da normal bir general. Fakat darbeden sonra bu daha yetkili oldu. Bu yüzden orduda karışıklıklar belirmeye başlamıştı. Ordudaki bu karışıklık yüzünden disiplin bozulmuş ve Ruslar 1-0 öne geçmişti. Fakat tahta yeni oturmuş olan II. Abdülhamit savaşın başında Avrupalı devletlere telgraf çekerek, Beyler ya, bir el atın da şu savaşı durduralım. Ne yapalım ağa? Sizinkiler kaşındı. Ne güzel Londra'da konferans toplayıp, bu işi halledecektik. Ama sizinkiler karşı çıktı. Halbuki biz sizin iyiliğinizi düşündük! Hımm, bizim iyiliğimizi mi düşündünüz? Aynen. Siz? Evet. Yani bizim iyiliğimizi düşündünüz. Evet! At yalanı siktir git inananı. Görünüşe göre Osmanlı-Rus Savaşı sürecekti. Fakat her şey Osmanlıların aleyhindeydi. Her iki ordunun da güçlerini en yoğunlaştırdığı cephe Tuna Cephesi'ydi. Rus ordusu savaş ilanından bir süre sonra Rumen ordularıyla beraber, Tuna Nehri'nin kuzeyinde toplanmaya başladı. Osmanlı ordusu da hazırlıklarını sürdürüyor, gönüllü askerler yazılıyordu. Bu süreçte Rumen topçuları nehirdeki Osmanlı gambotlarını dağıtmayı başardı. Böylece nehri savunan Osmanlı deniz gücü ortadan kalkmış oldu. Savaş ilanından iki ay sonra 21 Haziran 1877 tarihinde Rus askerleri tekneler ile nehri geçmeye başladı. Rusların nehri geçmesini önlemek ile görevlendirilen Osmanlı güçleri zamanında yetişmedi. Ruslar nehri büyük bir direnişle karşılaşmadan açtı. Bu başarısızlık avantajın Ruslara geçmesine sebep oldu. Zira Tuna'dan sonra daha büyük bir engel yoktu. 27 Haziran gecesi Zişto'ye bağlanmak için gizlice bir köprü kuruldu. Ruslar nehri geçtikten beş gün sonra nehre en yakın yerler olan Zişto ile Nibolu'ya taarruz etti. Zişto muharebesi ve Nibolu muharebesini kolayca kazandılar. Balkanlardaki ana ordu henüz yetişememişti. Ve Rus askerler her bakımdan Türk askerlerinden üstündü. Daha savaşın başındaki bu başarısızlık Osmanlıları daha da zor duruma sokmuştu. Bu yüzden mevcut başkumandan Abdülkerim Nadir Paşa görevinden alındı. Ve yerine Mehmed Ali Paşa getirildi. Fakat bu değişiklik başka bir sıkıntıya yol açacaktı. Bu genç Paşa'nın böyle önemli bir göreve getirilmesi subaylar arasındaki birliği bozdu. İşte Osmanlı ordusunun en büyük sıkıntısı buydu. Zira kendilerinden sayı bakımından üstün olan Ruslar karşısında bir de disiplinin bozulması, Ruslar için adeta 1 liraya bol limonlu çiğ köfte bulunması gibi güzel bir olaydı. Zişto ve Nibolu'nun düşmesi ise Osmanlı'nda büyük üzüntüye ve umutsuzluğa neden oldu. Çünkü Osmanlı'nın planı bozuluyordu. Türklerin hedefi savunma savaşı vererek, kızlarının taş fakat erkeklerinin itici olduğu Rusları Türk topraklarından def etmekti. Harika, mükemmel gidiyor şu an da! Fakat asıl ana planımız Osmanlı payitahtına yani İstanbul'a gitmek olacaktır! Bu barbar Türkler yıllardır yaptıkları zulümleri canlarıyla ödeyecekler! Mahvedeceğiz onları! Ya bizim bağımsızlık işi ne oldu? Ya Romanya... Oğlum çarpıldın mı ne oldu sana? Şeklin şemalin kaymış! Tövbe estağfurullah! Şu savaşı bir kazanalım da orası kolay! Desteğimizi unutma da bizim için sıkıntı yok! Oğlum ben de diyorum niye bunun poposu havada! Her neyse... Asker durum nedir? Efendim Türkler önümüzde duramıyor! Allah'ın, a pardon, Tanrı'nın yardımıyla bu savaşın galibi biz olacağız! Harika, bir sıkıntı yok umarım! Allah! Efendim! Plevne'de sağlam bir savunma hattı kurulmuş. Birliklerimiz sayıca üstün olmasına rağmen bir türlü üstünlük sağlayamıyor. Plevne mi? Kimmiş garnizon komutanı? Kim olacak? Koskoca Plevne kahramanı Gazi Osman Paşa!
[3:39]Ruslar Bulgar topraklarında bir hayli ilerlemesine rağmen kuzeyde hala direnen ve başarılı olan Osmanlı bölgeleri de vardı. Oldukça stratejik önemi olan Plevne henüz işgal edilmemişti. Bu yüzden Ruslar Plevne'ye karşı bir taarruz oluşturdu. İlk taarruz başarısız olmuş ve Ruslar 4.000 askerini kaybetmişti. Tanrı senin belanı versin ya! Ya oğlum ne gerizekalı adamlarsınız ya! Lan göt kadar yeri ele geçiremediniz! Tüh yazıklar olsun lan size! Plevne'yi Rusların eline geçmekten kurtaran Osman Paşa Rusların takviye alıp tekrar saldıracağını bildiğinden hızla şehir çevresinde daha fazla tahkimat yapmaya başlar. Osman Paşa yanılmamış ve Ruslar ikinci defa taarruza geçmişti. Fakat yine de başarılı olamamış ve geri çekilmişlerdi. Tanrı evlerinize ateşler salsın! Ulan ne aptal heriflersiniz lan siz! Lan rezil rüsva olduk cümle aleme! Efendim heriflerin top atış menzili oldukça yüksek! Bak bak bir de mazeret uyduruyor pezevenk! Bütün bunlar olurken Avrupa kamuoyunda Rusların yenileceği ve savaşı Osmanlıların kazanacağı söylenmeye başlandı. Rus ordusuna moralsizlik başlamıştı. İki saldırı taarruzunda engelleyen Osman Paşa karşı saldırıda bulunup Rus birliklerini yok etme fırsatını kullanamadı. Diğer yandan Rus ordularının tekrar toplu bir taarruz yapacaklarını öngören Osman Paşa Plevne'den geri çekilip başka bir yerde savunma hattı kurma isteğini Sultan Abdülhamit'e belirtmişti. Fakat Abdülhamit bunu kabul etmedi. Zira uluslararası kamuoyunda bu savunma dikkat çekmişti. Ve Padişah bu direnişin sürmesiyle diplomatik olarak Rusları uluslararası kamuoyunda baskı altına alarak savaşın Osmanlı lehine sonuçlanmasını sağlayacaktı. Bunun üzerine Osman Paşa Plevne'yi müdafaa etmeye devam etti. Ruslar üçüncü kez bir taarruz başlatmaya karar verdiler. Fakat bu taarruz da başarılı olmaz ve muharebe Osmanlı ordusunun başarısıyla sonuçlanır. Ya ben size ne diyeyim ya! Lan söyleyecek laf bırakmadınız! Yapacağınız stratejinin taa içine sıçayım! Efendim suç bizimkilerde haklısınız. Fakat benim bir fikrim var! Söyle lan söyle! Bence anlık saldırılar hiç bir boka yaramıyor. Lan zaten onun farkındayız! O yüzden yapmamız gereken bölgeyi dört bir yandan kuşatma altına almak olacaktır! Böylece Osmanlı birlikleri takviye almayacak ve teslim olacaklar! Helal lan sana deneyin bunu hemen! Ruslar dediklerini aynen yaptılar. Plevne'yi dört bir yandan kuşatarak bölgeye takviye yapılmasını engellemişlerdi. Osman Paşa her ne kadar kuşatmayı yarıp geri çekilmeyi düşünse de başarılı olamamış ve Plevne savunması da kırılmıştı. Plevne tarihin akışını değiştiren tarihteki birkaç olaydan biridir. Burada Osman Paşa beş ay süreyle Rusları durdurarak ilerlemelerini geciktirmişti. Ancak bu şehrin düşmesi Osmanlılar açısından 93 Harbi'nin kaybedilmesinin önünü açmıştır. 1878 yılına girildiğinde Ruslar İstanbul'a doğru ilerlemeye başlamışlardı. Rusların İstanbul'a varana kadar önünü kesecek ciddi bir Osmanlı savunma birlikleri bulunmuyordu. İstanbul'un işgal edilmesinden korkan Osmanlı Devleti 31 Ocak 1878 tarihinde Rusya'ya ateşkes teklifinde bulundu. Bu arada Osmanlı'nın bu zayıf durumundan istifade eden Yunanistan savunmasız durumdaki Teselya bölgesini işgal etti. Durum Osmanlı için faciaydı. Bütün Bulgaristan, Kuzey Yunanistan, Makedonya, Sırbistan bölgeleriyle Edirne Rusya ve müttefiklerinin elindeydi. Ateşkes teklifi Rusya tarafından kabul edildi. Fakat Rus kuvvetleri İstanbul'a doğru ilerlemeye devam ettiler. Tekirdağ Çorlu Rus birliklerince işgal edildi. Nihayetinde Rus ordusu İstanbul'a da girdi. Balkanlarda Ruslara direnecek düzenli bir ordusu kalmayan Osmanlı İmparatorluğu yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Kuleli askeri Lisesi tahliye edildi. İstanbul'da olağanüstü önlemler alınıyordu. Avrupa ülkeleri ise Rusların bu başarısından hoşnut değildi. Birleşik Krallık Rusların ilerlemesini durdurmak için İstanbul Boğazı'na filosunu gönderdi. Rusya'ya verdiği bir nota ile Paris Antlaşması yükünlerince Rusların İstanbul'u işgal etmeleri halinde müdahale etme hakları olduğunu bildirdi. Rus ordusu da Ayastefanos bugünkü adıyla Yeşilköy bölgesinde durdu. Avrupa devletlerinin aracılığıyla ateşkes ilan edildi. 3 Mart 1878 tarihinde de Ayastefanos Antlaşması imzalandı. Antlaşma hükümleri Osmanlı aleyhindeydi. Antlaşma gereği Karadağ ve Sırbistan tamamen özgür olacak, yeni topraklar kazanacaklardı. Romanya da bağımsız olacaktı. Bulgaristan ise özerkleşecekti. Rusya doğuda birçok ili topraklarına katıyor, ağır savaş tazminatı istiyordu. Reis yerin dibine gömdü herifler bizi ya! Tez yardımına ihtiyacımız var! Lan girme dedik o kadar sana! Ya tamam kardeşim eski davaları açma! Yardım edecek misin? Tabii ki de. Fakat karşılığında Kıbrıs'ı bana vereceksin! Ya ibine adamsın işte! Ayastefanos Antlaşması şartları Osmanlı açısından son derece ağır olmaktaydı. Ve Rusya'yı Balkanlarda tek güç haline getiriyordu. Nitekim bu durum Avrupa'nın diğer büyük devletlerini rahatsız etmekteydi. Aynı dönemde Sultan II. Abdülhamit İngiltere'yi Rusya'ya karşı kışkırtmaktaydı. Osmanlı İmparatorluğu savaşta yenilmiş ve anlaşmak zorunda kalmıştı. Ancak yapılan antlaşma devletin çöküşünü getirebilecek ağırlıktaydı. II. Abdülhamit de Çarı Avrupa devletlerini Rusya'ya karşı kullanarak durumu hafifletmekte aramaktaydı. Kışkırtmanın sonucu olarak İngiltere Rusya'nın Ortadoğu'daki İngiliz menfaatlerini tehdit edeceğine, sıcak denizlere inip kendisiyle rekabete başlayacağına inanmıştı. Diğer Avrupa devletleri ile Rusya üzerinde kurduğu yoğun baskı sonucunda yeni bir savaşı göze alamayan Rusya Antlaşmanın yeniden gözden geçirilmesine razı oldu. Ve sonuç olarak Berlin Antlaşması imzalanmıştır. Bu savaş Balkanlarda ve Kafkaslarda özellikle Müslüman Türk kesimleri için çok etkili olmuştur. İşgale giren topraklardan kaçan Türk ve Müslüman halkları daha güvenli olarak düşündükleri bölgelere göç etmişlerdi. Plevne savunması sona erdiğinde Bulgar halkı kasabaya girmiş ve yaralı Türklerin hepsi katledilmiş, kemikleri de gübre fabrikalarına satılmıştır. 93 Harbi Balkanları baştan aşağı değiştirmeye yetmişti. Savaş sonucunda iki özgür devlet ve iki özel devlet kurulmuş, Osmanlı nüfusu oldukça azalmış ve bölgede Rusların etkisi artmıştı. Bu savaş Romanya için Kurtuluş Savaşı niteliğindeydi. Savaşta güç kazanan diğer bir devlet de Yunanistan Krallığı'ydı. Plevne savunması sona erdikten sonra cesaretlenen Yunan Ordusu Teselya'ya girmişti. Sonuç olarak Ayastefanos Antlaşması'na göre Rusya ve müttefiklerinin kazancı çok daha fazlaydı. Fakat Osmanlı'nın diplomatik uğraşları sonucunda düzenlenen Berlin müzakerelerinde bu kazanç indirgenmiş, tazminat hafifletilmiş ve kaybedilen birçok il geri alınmıştı. Videomu beğendiyseniz kanalıma abone olmayı, aynı zamanda bir like'ı da çok görmeyin be. Ulan o kadar uğraşıyoruz be. Neyse ne diyeyim ben ya. Hadi bay bay kendinize iyi bakın.



