Thumbnail for Ramazan Bayramı Hutbesi 2015 | Halis Bayancuk Hoca by Halis Bayancuk Hoca

Ramazan Bayramı Hutbesi 2015 | Halis Bayancuk Hoca

Halis Bayancuk Hoca

37m 14s3,408 words~18 min read
YouTube auto captions
Transcript source

YouTube auto captions

This transcript was extracted from YouTube's auto-generated caption track. The transcript below is server-rendered so it can be read, searched, cited, and shared without opening the original YouTube player.

Timestamped outline
Pull quotes
[0:34]Ya eyyuhellezine a'menuttekullahu hakka tukatihi ve la temutunne illa ve entum muslimun.
[0:34]Ve hayral hedi hedi Muhammed'in ve şerrel umuri muhdesatuha ve kulle muhdesetün bid'a ve kulle bid'atin dalale ve kulle dalaletin finnar.
[0:34]Bizleri Ramazan'a eriştiren Ramazan'ın son on günündeki hayırlara muvaffak kılan, sonra da Müslümanların sevinç günü olan bayrama eriştiren Allah'a hamdolsun.
[0:34]Rabbim hem burada toplanmış olan kardeşlerimizin hem de yeryüzünün doğusunda ve batısında tevhid akidesi üzere olan Allah'ın indirmiş olduğu dini yaşamaya çalışan bütün Müslümanların bayramını mübarek eylesin.
Use this transcript
Related transcript hubs

[0:12]Allahu Ekber. Allahu Ekber velillahil Hamd. Allahu Ekber. Allahu Ekber Allahu Ekber. La ilahe illallahu Allahu Ekber. Allahu Ekber velillahil Hamd.

[0:34]Innel hamde lillahi nahmeduhu ve nes'inuhu ve nestağfiruhu. Ve neuzubillahi min şururi enfusina ve min seyyiati a'malina. Men yehdihillahu fela mudille leh ve men yudlil fela hadiye leh. Ve eşhedu en la ilahe illallahu vahdehu la şerike leh. Ve eşhedu enne Muhammeden abduhu ve rasuluhu. Estauzubillah. Ya eyyuhennasıttekullahullezihalakakummin nefsin vahide. Ve halaka minha zevceha. Ve betse minhumaricelankesirav ve nisaa. Vettekullahu tezauunebihi vel erham. Innallahe kane aleykumrakiba. Ya eyyuhellezine a'menuttekullahu hakka tukatihi ve la temutunne illa ve entum muslimun. Ya eyyuhellezine a'menuttekullahu ve qulu qavlen sedida. Yuslihlekum a'malakum ve yağfirlekum zunubekum. Ve men yuti'illahe ve rasulehu fekad feze fevzen azima. Emmabasu feinne esdekal hadisi kitabullah. Ve hayral hedi hedi Muhammed'in ve şerrel umuri muhdesatuha ve kulle muhdesetün bid'a ve kulle bid'atin dalale ve kulle dalaletin finnar. Bizleri Ramazan'a eriştiren Ramazan'ın son on günündeki hayırlara muvaffak kılan, sonra da Müslümanların sevinç günü olan bayrama eriştiren Allah'a hamdolsun. Şüphesiz ki o her şeyden daha büyük olandır. Allah'a hamdolsun. Rabbim hem burada toplanmış olan kardeşlerimizin hem de yeryüzünün doğusunda ve batısında tevhid akidesi üzere olan Allah'ın indirmiş olduğu dini yaşamaya çalışan bütün Müslümanların bayramını mübarek eylesin. Allah azze ve celle bu bayramı bizler için hayırlara vesile kılsın. Allah bu bayramın sevincini hakiki sevinçlere inkılab ettirsin. Allah'ım, âmin. Kardeşlerim, bu bayram hutbemizde benim konuşmak istediğim konu Müslümanların ıslah ve içerisinde yaşamış oldukları toplumu değiştirmeleriyle alakalıdır. Yani hutbemin başlığı ıslah ve ıslahın vesileleridir. Sizin de bildiğiniz gibi kardeşlerim, iman öyle bir şeydir ki insanın kalbine girdikten sonra insanın yerinde durması mümkün değildir. Şayet bir insan iman ettim dedikten sonra kendisinde hareketlilik görmüyorsa, yerine çakılıp kalmışsa, emin olun ki onun kalbine giren şeyin adı iman değildir. Çünkü iman Allah'ın bize Kur'an'da anlattığı şekliyle salih olan insanların hayatlarından gördüğümüz kadarıyla bir defa kalbe girdi mi sahibini yerinde tutmaz. Sahibi kendisi cahiliyyenin pisliklerinden ve kötülüklerinden kurtulduğu gibi içinde yaşamış olduğu toplumu da kurtarmaya çalışır. Bütün insanlığa rahmet ve esenlik getirebilmek için, bütün insanlığı kurtarabilmek için insan harekete geçer. Kardeşlerim, Abdullah İbn Mes'ud İmam Begavi'nin İmam Şabi'den naklettiğine göre Kufe taraflarında mescid inşa eden ve bu mescide kendilerini ibadete kapatan bir grup insanı duydu. Abdullah İbn Mes'ud bunları ziyaret etmek için bunların yanına gitmek için mescidlerine doğru yola çıktı. Tabii orada bulunan insanlar çok sevindiler. Abdullah İbn Mes'ud gibi bir sahabi onları ziyaret etmeye gelmiş. İbn Mes'ud onlara dedi ki vallahi ben sizi ziyaret etmek için gelmedim. Bilakis ben şu mescidinizi sizin başınıza yıkmak için geldim. Tabii şaşırdılar. Allah Resulünün sahabesi Allah'ın evi olsun diye inşa edilmiş olan bir yeri yıkmak için gelmiş. Abdullah İbn Mes'ud onlara sebebini söyledi. Dedi ki, galiba sizler peygamberin sahabesinden daha doğru bir yol üzeresiniz. Eğer herkes sizin yaptığınız gibi yapsa, kendilerini mescidlere, tekkelere, zaviyelere kapatsa, Allah düşmanlarıyla kim cihat edecek? Fasıklara ve mücrimlere Emri Bil Maruf, Nehi Anil Münker'i kim yapacak? Yeryüzünde Allah'ın hudutlarını kim ikame edecek? Vallahi bu mescid yıkılmadığı müddetçe burayı terk etmem dedi. Ve gerçekten o mescidi yıktılar. Abdullah İbn Mes'ud ondan sonra döndü. Kardeşlerim, sahabe Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem fitnelerin yaklaştığını haber verdiğinde peygamberimizin hanımı olan Zeynep peygamberimize dedi ki şaşırarak, Ya Resulullah bizim aramızda salih insanlar olmasına rağmen biz helak mı olacağız? Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem dedi ki, evet. Sizin içinizde pislik yaygınlaştığında sizin içinizde masıyetler çoğaldığında içinizde salihler dahi olsa evet siz helak olacaksınız dedi Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Hadisi İmam Buhari rivayet etti. İslam alimleri bu hadisten bir kaide istimbat ettiler kardeşlerim. Allah'ın umumu azabı ve helakı yeryüzüne indiğinde senin salih olman seni Allah'ın azabından kurtarmaz. Allah'ın azabından kurtulabilmen için senin yeryüzünü ıslah ediyor olman lazım. Yani önce nefsini ıslah edip salih olman lazım. Ondan sonra yeryüzünü ıslah eden muslih olman lazım ki Allah azze ve celle seni kendi azabından muaf tutsun. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Sünen ashabının rivayet ettiği bir hadiste dedi ki, insanlar

[7:14]zalimin zalimlik yaptığını gördüklerinde eğer onun elinden tutmazlarsa yani onu zulümden engellemezlerse, emri bil maruf ve nehyi anil münker yapmazlarsa, Allah'ın onları topluca azaba uğratması, Allah'ın onları topluca cezalandırması yakındır dedi Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Onun için kardeşlerim, bizler sadece ve sadece kendi nefislerini ıslah eden insanlar değiliz. Bizler iman ettikten sonra içinde yaşamış olduğumuz toplumun ıslah vazifesini de ve sorumluluğunu da üstlenmiş olan insanlarız. Kardeşlerim, bugün bu tarz konuşmalar yapıldığında bazı insanlara bu konuşmalar çok iddialı gelebiliyor. Vakadan kopuk gelebiliyor. Sebebi ise Müslümanların içinde yaşamış oldukları haldir. Özellikle kalpleri hastalıklı olanlar, Allah'a karşı yakin, Müslümanlara karşı hüsnüzan içerisinde olmayanlar bu tarz konuşmalar yapıldığında İslam alemindeki Müslümanların haline bakıp şöyle söylüyorlar, biz mi yeryüzünü ıslah edeceğiz? Biz mi yeryüzünü değiştireceğiz? Biz mi yeryüzünde Allah'ın şeriatını ve adaletini tatbik edeceğiz? Evet kardeşlerim. Yeryüzünde Allah'ın şeriatını ve yeryüzünde Allah'ın adaletini tatbik edecek olan insanlar bizleriz. Bakın kardeşlerim Allah azze ve celle Kasas Suresi'nin girişinde o dönemde yaşayan Müslümanların halini bize resmediyor. Ta sin mim. Tilke ayetul kitab'il mubin. Netlu aleyke min neb'i Musa ve Fir'avne bil Hakk'ı li kavmiy yuminun. Ta sin mim. Bu apaçık olan bir kitabın ayetleridir. Biz sana Musa'nın kıssasını hak olarak anlatıyoruz. Mümin olan kavimler için anlatıyoruz. Ne var peki Musa'nın kıssasında? İnne Fir'avne ala fil ard. Ve ceale ehleha şi'an. Yestaz'ifu taifetemin hum. Yuzebbihu ebnaahum ve yestehyi nisaahum. İnnehu kane minel mufsidin. Şüphesiz ki Firavun yeryüzünde büyüklük tasladı. O insanları gruplara ve fırkalara böldü. Erkek çocuklarını öldürüyor, kız çocuklarını ise diri bırakıyordu. Şüphesiz ki o yeryüzünü fesada verenlerdendi. Allah azze ve celle o dönemde yaşayan insanları iki kısma ayırıyor kardeşlerim. Bir, yeryüzünde tekebbür ve tecebbür edenler. İnsanları işçi, memur, Kürt, Türk, Laz diye sınıflara bölenler ve daha sonra onları zayıf bırakanlar. Diledikleri gibi insanları öldürenler, diledikleri gibi erkek çocukları öldürüyorum, kız çocukları serbest bırakıyorum diyecek kadar Allah'tan kendilerine vazife çalanlar. Öbür tarafta ise zayıf bırakılmış olanlar. Ellerinde güç olmayanlar. Çocukları gözlerinin önünde kesilirken hayatları hakkında söz sahibi dahi olmayan insanlar. Böyle bir manzarada ne beklersiniz kardeşlerim? Allah azze ve celle'nin şunu demesini beklersiniz. Okullarımız sabretsinler. Biz kıyamet gününde onlara altından ırmaklar akan cennetler hazırladık. Oysa Allah o zayıf bırakılanlar için böyle demiyor kardeşler. Allah azze ve celle diyor ki ve nuri'du en ne menne a'lellezineh ustuz'ifu fil ardı ve nec'alehum eimmeten ve nec'alehumul varisin. Biz o yeryüzünde zayıf bırakılanlara iyilik yapmak istiyoruz. Onları yeryüzünün imamları kılmak istiyoruz ve onları yeryüzüne varis kılmak istiyoruz. Onlara yeryüzünde güç ve temkin vermek istiyoruz. Firavuna, Firavun'un veziri olan Haman'a ve onların askerlerine de o korkup sakındıkları şeyi onların başına getirmek istiyoruz. Kardeşlerim, Allah biz Müslümanların pısırık olmasını istemiyor. Allah biz Müslümanların üç beş kişi bir evde toplanıp bazı meseleleri kendi aralarında konuşup sadece kendi aralarında meselelerini müzakere yapan insanlar olmamızı istemiyor. Allah bizim Firavunların, Hamanların, Karunların karşısında sesi çıkmayan sadece onların onların hayatı hakkında söz söylemesi veya onların da sabırla sırasını beklemesi veya bekleyen insanlardan olmamızı Allah azze ve celle istemiyor. Allah azze ve celle diyor ki kalkın ve silkelenin. Ben sizleri yeryüzünün imamları kılmak istiyorum. Öğrendiğiniz kitapla, öğrendiğiniz hikmetle, kendiniz hidayet bulduğunuz gibi yeryüzünün tamamını da hidayete ulaştırmanızı ve onlara rahmete eriştirmenizi istiyorum. Kardeşlerim, kafirler güçlü olabilirler. Allah azze ve celle onlara birtakım imkanlar verebilir. Ama asla bu imkanlar bizi yapmamız gerekenlerden alıkoymamalıdır. Bakın Allah azze ve celle bize geçmiş kafirleri nasıl resmediyor? Elem tera keyfe fe'ale rabbuke bi 'ad. İrame zatil 'imad. Ellemlim yuhlak misluha fil bilad.

[12:56]Sen Rabbinin Ad kavmine ne yaptığını görmedin mi? Onlar ki İrem bağlarına sahiptiler.

[13:08]O İrem bağları ki onun misali yeryüzünde yaratılmamıştır.

[13:16]Ve Semudellezine cabuş sahrahabilvad. Bir de Semud kavmi. Semud kavmi ki dağlardan taşları oyan ve yüce yüce kuleler, yüce yüce saraylar yapan insanlar. Ve Fir'avne zil evtad. Asker sahibi, kazık sahibi, çadır sahibi olan Firavun. Onlar ki beldelerde hadlerini aştılar. Oralarda fesadı çoğalttılar. Senin Rabbin onlara azabı bardaktan su döker gibi azabın onlara azap kırbacını onların üzerine döktü. Bitti mi peki kardeşlerim? Bitmedi. İnne Rabbike le bilmirşad. Senin Rabbin gözetlemededir. Ad kavmi gibi azgınlaşanları helak ettiği gibi Semud kavmi gibi azgınlaşanları helak ettiği gibi, Firavun gibi azgınlaşanları helak ettiği gibi senin Rabbin Amerika'yı ve onun peşinden gidenleri helak etmeye kadirdir. Senin Rabbin Rusya'yı, senin Rabbin Çin'i, senin Rabbin yeryüzünde tekebbür ve tecebbür edenleri, Müslümanlara zulmedenleri, onları ayaklarının altına almaya çalışanları, senin Rabbin bunların hepsini helak etmeye kadirdir. Çünkü senin Rabbin gözetlemededir. Kardeşlerim, Allah azze ve celle Müslümanların kalplerine emel tohumlarını ekerken, şeytan ise Müslümanların kalplerine umutsuzluk ve yeis tohumlarını eker. Biz vaka'anın içerisinde bulunmuş olduğu zayıflığa ve güçsüzlüğe bakmayacağız kardeşler. Biz Alemlerin Rabbi olan Allah'ın gücüne ve onun Müslümanlara nasıl yardım ettiğine tarihte biz buna bakacağız ve buna baktıkça biz vazifemizi yerine getireceğiz. Ve yakinle diyeceğiz ki bizden öncekileri yeryüzüne imam kılan Rabbimiz bizleri de yeryüzüne imam kılmaya kadirdir. Hüsnüzan ile Allah'ın yardımını gözetleyeceğiz. Kardeşlerim,

[15:42]yeryüzünü ıslah etmek isteyen insanlar elbette ki bazı sebeplere yapışmalıdırlar. Çünkü Allah azze ve celle'nin bir yaratma ilkesi vardır. Bu yaratma ilkesi de şudur. Sen Allah'ın yarattığı meşru sebeplere yapışacaksın. Sonuçlarda ise Allah'a tevekkül edeceksin. Allah'ın yarattığı sebeplere yapışmayan yani çalışmayanlar sonuç olarak Allah'tan bir sonuç bekleme hakkına sahip değillerdir. Peki ne yapacağız o zaman kardeşlerim? Yeryüzünü ıslah ederken bir ıslah programı belirlerken ilk madde olarak kardeşlerim kimin adına yeryüzünü ıslah ediyorsak onunla aramızdaki bağları kuvvetlendirmemiz gerekir. Bizim asrımızın ucube'liklerinden bir tanesi de Allah adına va'kai'yi düzeltmeye çalışan ama kendisiyle Allah arasında beş vakit namaz dışında neredeyse hiç bağ olmayan insanların var olmasıdır. Kardeşlerim, Allah azze ve celle yeryüzünü ıslah etmek isteyen insanların kendine sıkı sıkıya bağlı olmalarını, Allah'tan hakkıyla korkmalarını, Allah'ı hakkıyla sevmelerini istiyor. Bakın peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ilk vahiy geldiğinde Allah azze ve celle ilk vahiyde peygamberimizle nasıl muamelede bulunmuş? İlk inen ayetlere bakın kardeşlerim. Allah azze ve celle peygambere diyor ki, İkra bismi Rabbikel halek. Halakal insane min alaq. Oku, Yaratan Rabbinin adıyla oku. O Allah ki insanı kan pıhtısından yaratmıştır. Evvela Müslümanı içinde yaşamış olduğu kainatla Müslüman arasında bir bağ kuruyor Rabbimiz kardeşler. Müslüman ile hepsi gönüllü olarak Allah'a itaat eden şu kainat arasında Allah azze ve celle bir bağ kuruyor. Sonra peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e diyor ki, Ya eyyühel müzzemmil Kumil leyle illa qalila. Nısfehu evin kus minhu kalila. İlla ahiril ayet. Ey örtüsüne bürünen peygamber. Gecenin bir kısmında kalk. Gecenin yarısında veya yarısından biraz daha fazla. ve tertil üzere tane tane Kur'an-ı Kerim'i oku diyor Allah azze ve celle. Kainatla Müslüman'ın arasındaki bağı kurduktan sonra gece Müslüman'ı huzurunda ayağa dikerekten Rabbiyle Müslüman'ın arasındaki bağı kuruyor kardeşlerim. Peki sebep ne? Allah azze ve celle illetini peygambere anlatıyor. İnne senülki aleyke kavlen sakila. Çünkü biz sana ağır bir söz yükleyeceğiz. Sen sadece eve kendini kapatıp kendini çoluk çocuğunu ıslah etmeyeceksin. Sen bütün insanlıkla uğraşacaksın. Ağır bir sorumluluğun altına gireceksin. Onun için senin öncesinde ruhi olaraktan bir hazırlık yapman lazım. Bunu da yaptıktan sonra Allah azze ve celle bir ayet daha indiriyor kardeşlerim. Ya eyyühel müddessir. Kum fe enzir. Ve Rabbeke fe kebir ve sihabeke fe tahhir vel ruzze fehcur. Ey örtüsüne bürünen. Kalk ve insanları uyar. Rabbini tekbir et. Allahu Ekber. Elbiseni temizle. Ve sen putları terk et. Gördüğünüz gibi kardeşlerim, Allah azze ve celle vahyi peygamberimize indirir indirmez bütün insanlığı ıslah etmesi için peygamberimizi evinden çıkarmadı. Önce peygamberi evine kapattı. Geceleri kıyama kalkmaya peygamberimizi hazırladı. Rabbiyle arasında güzel bir bağ oluştuktan sonra Allah azze ve celle dedi şimdi kalk ve bundan sonra insanları uyar. Kardeşlerim, Allah'ın peygamberini ve sahabesini eğittiği bu metoda uymayanlar insanları ıslah edemedikleri gibi bu vazifenin altında kalmaya mahkumdurlar. Onların sırtları bu yükün ağırlığını kaldıramaz. Bu yükü ancak kendiyle Rabbi arasındaki ilişkiyi ıslah eden, ancak kendiyle Rabbi arasındaki ilişkileri düzenleyen ve güzelleştiren insanlar kaldırabilirler. Kardeşlerim, maalesef bizler şer'i kitaplardan uzak, mütefekkir olan edebiyatçı olan sadece süslü sözlerle tevhidi anlatan insanların kitaplarıyla büyüdük. Bu insanların kitaplarıyla dinimizi tanıdık ve doğal olarak maneviyattan ve bu işin ruh kısmından uzak kaldık. Tekrardan selefimize dönmek zorundayız. Sahabenin hayatını okumak zorundayız. İlk nesil olarak yeryüzünü ıslah edenler yeryüzünü nasıl ıslah etmişler? Bunların hayatını incelemek zorundayız. Aksi halde kardeşlerim, bize yeryüzünü düzelteceğiz diyen diyerek hedef gösteren fakat zamanla düzeltmek istedikleri o bozguluklara kendisi düşen fikir sahipleri ve edebiyatçılar gibi biz de yolun belli bir kısmında çökecek Allah muhafaza ve bu yükün altından kalkamayacağız. Onun için kardeşlerim, kendi nefsime ve sizlere tavsiyem Allah ile aranızdaki bağları güzelleştirin. Rabbinize hakkıyla kulluk edin. Biz Allah'a hakkıyla kulluk edersek Allah bizim amellerimizi de vak'amızı da ıslah edecektir. İki, toplumu ıslah etmek isteyenler iki ilme sahip olmak zorundadırlar. Bunlardan birincisi kardeşlerim, şer'i ilimdir. Çünkü Allah azze ve celle bizden herhangi bir değişim istemiyor. Herhangi bir ıslah programı istemiyor. Allah nebevi metoda uygun olan bir ıslah programını bizden istiyor. Yani siz bir çalışma yaparsınız, bu çalışmanın neticesinde de devrim yaparsınız. Fakat yaptığınız devrim eğer peygamberin metoduna uygun değilse Allah azze ve celle'nin yanında onun hiçbir kıymeti yoktur. Çünkü peygamberin amellerine uygun olmayan ameller Allah'ın katında merduttur. Onun için kardeşlerim, Selef çocuklarına Kur'an öğretir gibi peygamberimizin hareket metodunu öğretirlerdi. Ali Radıyallahu Anh'ın torunlarından olan ehli beyt imamlarından Hüseyin İbn Ali Zeynel Abidin diyor ki, Biz çocukları Kur'an'dan bir sure öğretir gibi çocuklarımıza peygamberimizin savaşlarını, peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i siretini öğretirdik.

[22:43]Kardeşlerim, peygamberimizin siretini çocuklarına öğretmelerindeki gaye çocukların peygamberin hareket metodunu ve yeryüzünde Allah'ın nizamını nasıl hakim kıldığını öğrenmeleri içindir. Said İbn Ebi Vakkas torunlarına ve çocuklarına onları karşılarına alır. oğlu anlatıyor. Peygamberimizin anılarını, hayatını, savaşlarını, çektiği sıkıntıları tane tane anlatırdı. Ve sonra çocuklarına derdi ki bu sizin babalarınızın anılarıdır. Sakın bunları zayi etmeyin. Bu sizin babalarınızın anılarıdır. Sakın bunları zayi etmeyin. Kardeşlerim, bu bir eğitim sürecidir. Yeryüzünü ıslah etmek isteyen bütün Müslümanların başta peygamberimizin siretini daha sonra Kur'an'da kıssaları bize anlatılan Allah'ın seçkin kullarının hayatlarını ve kıssalarını tafsilatlı bir şekilde öğrenmeleri gerekir. Öğrenmeleri gerekir ki yeryüzünü ıslah edeyim derken ifsad etmesinler. İki şer'i ilme sahip olduktan sonra yeryüzünü ıslah etmek isteyenler vak'anın bilgisine sahip olmak zorundadırlar. Kardeşlerim, içinde yaşadığı dünyayı tanımayanların içinde yaşadıkları dünyayı değiştirme gibi bir lüksleri yoktur. Bizim peygamberimizin siretini okurken sanki bütün olaylar tesadüfi gelişmiş, hiçbir plan ve program dahilinde olmamış. Sallallahu Aleyhi ve Sellem olayları ve vakıayı değerlendirmemiş gibi düşünenler peygamberimizin siretine en fazla hakaret edenlerdir. Size sadece onun hayatından bir olayı bir pasajı aktarmak istiyorum. O da Hudeybiye anlaşmasıdır.

[24:34]Peygamberimiz bir şeyi ıslah etmek isterken, bir şeyi düzeltmek isterken nasıl çevresindeki olayları iyi değerlendiriyordu? Bu kıssada bunu göreceğiz kardeşler. Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke'yi ziyaret etmek için Kabe'ye geldiğinde müşrikler peygamberimize engel olmaya kalktılar. Peygamberimiz sahabiyle beraber beklerken peygamberimize Büdeyl adında bir elçi gönderdiler. Büdeyl peygamberimizle araları iyi olan Huzaa kabilesinin reislerindendi. Ve peygamberimizi seven, savaş çıkmasını istemeyen karakter sahibi bir liderdi. Peygamberimiz ona dedi ki ey Büdeyl, ben buraya savaşmaya gelmedim. Ben sadece bu beyti tavaf etmeye geldim. Kureyşliler benimle aralarını boşaltırlarsa ne ala. Benimle sulh yapmak isterlerse ne ala. Müslüman olmak isterlerse ne ala. Fakat benimle savaşmaya kalkarlarsa nefsime elinde bulunduran Allah'a yemin olsun ki bir tek ben ve onların kökü kuruyuncaya kadar ben onlarla savaşacağım. Büdeyl lider olduğu için peygamberimizdeki bu kararlılığı gördü ve geldi Mekkelilere peygamberimizin mesajını iletti. Mekkelilerin hoşuna gitmedi. Mikrez adında başka bir adamı gönderdiler. Peygamberimiz Mikrez'i uzaktan görünce dedi ki bu adam facir bir adamdır. Bu adamla konuşmayın. Bu adam facir bir adamdır. Bu adamla konuşmayın. Peygamberimiz onunla hiçbir şey konuşmadı. Muhatap dahi almadı. Mikrez tekrardan geri döndü kardeşlerim. Sonra Hulays adında başka bir adam geldi. Peygamberimiz onu görünce dedi ki bu Allah'ın şiarlarını tazim eden bir adamdır. Hemen Hac ibadetinden sonra kurban etmek için yanımızda getirdiğimiz ve kurbanlık olduğu boyunlarındaki alametten belli olan hayvanları öne sürün dedi Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Ta ki o adam görsün. O adam bu manzarayı görünce onlarca, yüzlerce, binlerce kurbanlık hayvan yukarıdan aşağıya doğru iniyorlar. Geldi Mekkelilerin yanına döndü dedi ki ey Mekkeliler, vallahi böyle bir kavim Kabe'den men edilmez. Bunlar sadece Allah'ın evini tazim etmeye gelmişler. Sonra Urve İbn Mes'ud'u gönderdiler. Peygamberimizin peygamberimizin ashabı Sallallahu Aleyhi ve Sellem öyle bir tertip aldılar ki kardeşlerim, Urve geri döndüğü zaman müşriklerin yanına dedi ki vallahi ben çok kral gördüm. Kralın yanında çok adam gördüm. Ama ben Muhammed'in ashabının Muhammed'i sevdiği gibi kimsenin efendisini sevdiğini görmedim. Şahit ol ya Rabbi biz de peygamberi onları sevdiği gibi seviyoruz. O bir söz söylese onun sözü yere düşmesin diye yarışıyorlar. O tükürecek olsa veya abdest alacak olsa onun suyu yere düşmesin diye birbirlerini öldürecek gibi oluyorlar. O konuştuğu zaman saygıdan onun gözünün içine bakamıyorlar. Vallahi ey Kureyşliler, böyle bir kavimle savaşırsanız siz zarara uğrarsınız. Mekkeliler Süheyl'i gönderdi. Peygamberimiz Süheyl'i görünce dedi ki Allah'a hamdolsun. Sizin işiniz kolaylaştı. Çünkü Kureyş bir kavimle sulh yapmak istediğinde Süheyl İbn Amr'ı gönderir. Süheyl İbn Amr barışçıldır. Allah için kardeşlerim, yeryüzünü ıslah etmek isteyen muvahhitlerin imamı olan peygamberimizin basit bir anlaşmada dahi izlemiş olduğu şu yola bakın. İnsanları içinde bulunduğu vakıayı, şartları peygamberimiz değerlendiriyor ve Sallallahu Aleyhi ve Sellem buna göre adım atıyor. Kardeşlerim, bugün vak'anın fıkhından uzak olan ve şeriatta var olan her şeyin vakıada tatbik edilmesi gerektiğine inanan aramızda maalesef asla dini meseleler hakkında konuşma hakkına sahip olmayan fakat cahil cüretkar olur sözü gereğince en fazla onların konuşmuş olduğu insanlar var. Kardeşlerim, vak'ayı bilmeyen insanlar, vak'ayı değerlendiremeyecek insanlar Müslümanların meseleleri hakkında konuşamazlar. Peygamberimiz harp esnasında bir gün dedi ki kardeşler, Ebu Davud rivayet ediyor bu hadisi. Sahabe diyor ki, neha Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem en tuktaal eydi fil gazv. Peygamberimiz savaş esnasında hırsızın elinin kesilmesini yasakladı. Peygamberimiz savaş esnasında hırsızın elinin kesilmesini yasakladı. İbnul Kayyim İlamul muvakiin'de bu hadise talik yapıyor. Diyor ki, hatlerin uygulanması Allah'a sevimli'dir. Fakat savaşta hatler uygulanırsa insanların Müslümanları bırakıp kafirlere katılma tehlikesi vardır. Ve bu Allah'ın nefret ettiği bir şeydir. Asi bir Müslüman mı mürdet bir Müslüman mı? Allah'ın yanında asi Müslüman mürted olan insandan daha hayırlıdır. Ömer, Ebu Zer ve Huzeyfe bu sebepten ötürü peygamberimizin harpte el kesmenin yasaklanmasını söyledi diyorlar. Şimdi kardeşlerim, maslahat ve mefsedet fıkhından uzak olan, vakıayı değerlendiremeyecek olan birilerine savaş esnasında Allah'ın hatlerini ikame etmeyeceğiz deseniz, dünyayı ayağa kaldırırlar geri yerine oturtmazlar. Niye? Bu onların takvalarından değil, bu onların cehaletlerindendir. Oysa Allah Resulü hatleri belirleyen merci savaş esnasında hatlerin uygulanmamasını istemiştir. Doğal olarak kardeşlerim, Müslümanlar adına bir şey yapılacaksa, Müslümanlar adına bir söz söylenecekse bunu herkes değil, vakıayı bilen şeriata vakıf olan insanlar, ancak onlar bunu yapabilirler. Abdullah İbn Abbas'ın yanına bir adam geldi. Ey İbn Abbas dedi. Adam öldürenin hükmü nedir? İbn Abbas dedi ki adam öldüren kişi kafirdir. Adam gittikten sonra orada bulunanlardan biri dedi ki ey İbn Abbas, adam öldürmek büyük günahlardan bir günahtır. Fakat sen adama dedin ki adam öldürmek kafirdir. Sen onun gözlerindeki kanı görmedin mi dedi İbn Abbas? Yani ben ona desem ki adam öldürmek masıyettir. Zaten bunu sormaya gelmiş bana. Gidecek ve adamı öldürecek. Ben bundan dolayı ona dedim ki adam öldürmek küfürdür. Ta ki onu bu amelden alıkoyabileyim. Kardeşlerim, bugün Ortadoğu'daki karışıklıklar hepinizin malumudur.

[31:41]Ortadoğu'nun her tarafı Türkiye'yi istisna tutarsak eğer kan, zulüm, sıkıntı, namusun, malın, canın ve emniyette olmamasıyla karşı karşıyadır. Bunun tek istisnası Türkiye'dir diyebiliriz. Ve kardeşlerim, her geçen gün ortam biraz daha karışıyor. Ondan dolayı vakıada söz söyleyecek Müslümanların, vakıada bir fiil yapacak olan Müslümanların vakıada kendilerine göre bazı münkerleri inkar etmeyi düşünen insanların Allah'tan korkmaları gerekir. Bütün Müslümanları ilgilendirecek olan meselelerde değerlendiremedikleri vakıada adım atmamaları gerekir. Biz kaos'tan ve karışıklıktan yana değiliz kardeşler. Biz kan dökülmesinden yana değiliz kardeşler. Biz kimin elinin kimin cebinde olduğu olduğunun belli olmadığı istihbarat servislerinin cirit attığı insanların birbirleriyle aralarındaki münasebetin sadece internetteki birtakım yazışmalardan mücerret olduğu biz böyle bir ortamda Müslümanların hareket ederken, söz söylerken, karar alırken çok ama çok fazla dikkatli olmaları gerektiğine inanıyoruz. Aksi halde kardeşlerim, ıslah edeyim derken yeryüzünü ifsat ederler. Aksi halde ıslah edeyim derken yeryüzünü ifsat ederler. İnsan İslam adına bir tutum belirlediğinde elbette ki niyeti temizdir. Elbette ki amacı Müslüman kardeşlerine yardım etmektir. Elbette ki amacı yeryüzündeki zulmü ortadan kaldırmaktır. Fakat kardeşlerim eğer bu şer'i ilme ve vak'anın bilgisine uygun olmaz ise o zaman insanı ıslah edeyim derken yaptığı Müslümanlara getireceği zarar çok çok daha büyük olacaktır. Ondan dolayı kardeşlerim tekrar söylüyorum. Biz Müslümanlar olarak kaos taraftarı değiliz. Biz Müslümanlar olarak istihbarat servislerinin cirit attığı bu ortamda hiçbir Müslüman'ın kendi kafasından bir söz söylemesi veya kendi kafasından bir münkeri inkar etmek için harekete geçmesi taraftarı değiliz. Ve böyle bir durumun sadece ve sadece Müslümanlara zarar getireceğine hiçbir fayda getirmeyeceğine inanıyoruz.

[36:01]Kardeşlerim, Allah bir kavim kafir dahi olsa eğer onlar kendi aralarında adaleti ve ahlakı ikame etmişlerse Allah onlara yardım eder. Onların ömürlerini uzatır. Ama eğer bir kavim muvahhit ve Müslüman dahi olsalar, eğer ahlakı ve adaleti kendi aralarında gözetmiyorlarsa Allah azze ve celle onları helak eder. Onların yeryüzünde kalmasına müsaade etmez. Şeyhülislam İbn Teymiye Hisbe kitabında diyor ki, bütün insanlar ittifak ettiler ki adaletin sonucu güzeldir. Zulmün sonucu ise kötüdür. Rivayet olundu ki diyor Allah kafir dahi olsa adil devletlere yardım eder. Allah Müslüman dahi olsa zalim devletlere yardım etmez. Kardeşlerim, bugün dünyanın haline bakarsanız yeryüzünde büyüklene ve Allah'ın nimetlerinden faydalanan devletlerin kağıdı ekseriyeti kafir olan devletlerdir.

Need another transcript?

Paste any YouTube URL to get a clean transcript in seconds.

Get a Transcript