[0:00]Bir varmış, bir yokmuş. Dünyanın uzak bir köşesindeki ormanda küçük ve çok neşeli bir çekirge yaşarmış. Yuvası akasya ağaçlarının arasında saklı minik bir yaprak kulübesiymiş. Her sabah güneşin ilk ışıklarıyla uyanır, zıplayarak şarkılar söylemeye başlarmış. Böyle güzel günlerden bir gün, ormanın en kocaman, biraz da kibirli ayısı etrafta dolaşırken kendi kendine konuşuyormuş. Bir anda adımını attığı yerden bir çatırtı sesi duyulmuş. Ayı bu sese hiç aldırmamış. Eğilip bakmaya bile gerek görmemiş. Yoluna devam etmiş. Oysa ki o ses çekirgenin minik yaprak yuvasıymış.
[0:48]Çekirge önce korkuyla sıçramış. Canını zor kurtarmış. Sonra etrafa bakınca bir de ne görsün, evi yerle bir olmuş. Öfke ile ayıya seslenmiş. Hey ayı, sen benim yuvamı yıktın. Üstelik öylece yürümeye devam ediyorsun. Ayı başını yavaş yavaş yere çevirmiş. Suratından kendini çok beğendiği belliymiş. Sen kimsin ki, minik bir böcekçik. Senin yuvandan bana ne? Orman kocaman hayvanlar içindir, tıpkı benim gibi. Çekirge bu söze önce çok içerlemiş, sonra içindeki o gücü hissetmiş. Bütün hayvanların bu ormanda bir yeri olduğunu, küçük ya da büyük fark etmeden herkesin önemli olduğunu bu kibirli ayıya göstermesi gerektiğini anlamış. Demek öyle, demiş. O zaman izle. Derin bir nefes almış. Göğsünü şişirmiş, ayaklarını yere sağlamca basmış ve bir anda inanılmaz bir ses çıkarmaya başlamış. Cır cır cır cır. Ormanın kuytu köşeleri titremiş. Yapraklar sanki rüzgar esmiş gibi sallanmış. Kuşlar oradan oraya uçuşmaya başlamış. Ayının kulakları çın çın çın çınlamış. Ayı şaşkınlık içinde elleriyle kulaklarını kapatmaya çalışmış. Yeter, yeter. Bu ne gürültü böyle? Ama çekirge durmamış. Daha da güçlü, daha da yüksek sesle ötmüş. Cır cır cır cır. Ayı sonunda pes etmiş, iki büklüm olmuş bir halde. Tamam, tamam. Ne demek istediğini anladım. Lütfen dur artık. Çekirge sesini azaltmaya başlamış. Ayı derin bir nefes almış. Kibirli gözleri yumuşamış. Yavaşça yere doğru eğilip, Özür dilerim minik arkadaş. Yuvanın benim için önemi olmadığını düşünmüştüm. Yanılmışım. Sen miniksin ama sesin, sesin bütün ormana yeter. Sen de bütün hayvanlar gibi önemlisin. Hem de çok. Çekirge gülümsemiş. Anlaştığımıza sevindim, demiş. Daha sonra ayı çekirgenin yıkılan yuvasını yeniden yapmasına yardımcı olmuş. Yuva yapımı bittikten sonra ayı çekirgeye dönüp bir daha hiçbir hayvanı küçümsemeyeceğine dair söz vermiş. Çekirge de o gür sesiyle cevap vermiş. Büyük olmak demek kalbinin büyük olması demektir. Bunu sakın unutma dostum, demiş. İkisi o günden sonra ormanın en iyi takımı olmuş. Ve ormanda bütün hayvanlar birbirine bu hikayeyi anlatmış. Bir daha küçük diye hiçbir hayvan hafife alınmamış.



