Thumbnail for DÜNYA TARİHİ - 1 - MÖ 200,000 - MÖ 2,500 by Haluk TATAR

DÜNYA TARİHİ - 1 - MÖ 200,000 - MÖ 2,500

Haluk TATAR

28m 7s3,809 words~20 min read
Auto-Generated

[0:00]Yepyeni bir seriye başlıyoruz. Zaten internet üzerinden niye kimse cesaret edip de bu konuya komple girmedi bilmiyorum ama ben tarihin çok eksik, yanlış veyahut da taraflı anlatıldığını düşünüyorum. Ben Türkiye tarihi, işte çeşitli ülkelerin tarihi diye düşünürken dedim ki bütün dünya tarihini anlatayım. İlk baştan beri dünyanın tamamını anlatayım. Çünkü bir anket yaptım Instagram üzerine ve ankette dediniz ki işte Almanlar nasıl yükseldi? 1. Dünya Savaşı, 2. Dünya Savaşı, onun tarihi, bunun tarihi. İngiltere nasıl dünyaya hakim oldu? Falan filan. Zaten böyle Japonya'nın falan küçük küçük tarihlerini çekiyorduk ama tam böyle Sovyetler Birliği'nin nasıl Rusya'ya dönüştüğünü falan dedim derken dedim bütün dünyaya anlatayım bari. Bu çok uzun bir video olacak. Hatta şöyle söyleyeyim 22 videoluk bir seriden bahsediyoruz. Yani tamamını oturdum bir döktüm ne kadar çıkacak diye bildiğim her şeyi. 22 video boyunca sürecek. Şurada şunu bilmeniz lazım. Videolar uzun olacak. Çünkü kuantum fiziğini 17 dakika anlattım onun altına bir de hocam özet geçtiniz diye saçma sapan yorumlar geliyor. Kusura bakmayın, dünya tarihi bu. Hiç izlemeyin. Yani size eğer dünya tarihi uzun geliyorsa izlemeyin. Muhtemelen videolar 40 dakikayı bile bulabilir. Hatta bu yüzden biliyorsunuz kanalın reklam gelirini burs olarak sunuyoruz. Araralara alınan reklamlar 40 dakikada muhtemelen 4-5-6 video bile olabilir. O 5 saniyede atladığınız video toplamda 5 tane olsa 25 saniye için 40 dakikaya hiç reklam varmış falan diye yorum yazmayın. Birkaç tane uyarım var baştan söyleyeyim bunları. Bir diğeri. Evrim videosunu yayınladığım zaman ne din tarafında böyle aşırı derecede fikri olan muhteşem arkadaşlara ne de hocam sizin gibi bir insan ateist olmalı falan diyen garip garip saçma sapan fikirler yazan arkadaşlara yer alabildim. Zerre umurumda değil. Bu videonun başında size söylüyorum. Evrimin ne olup olmadığı umurumda değil. İnsanlığın dünyaya nasıl çıktığı da umurumda değil. O yüzden o kısımları atlayacağım. Yani beni ilgilendiren şey 200.000 yıl öncesinden başlayarak insanoğlunun dünyaya yayılması ve aynı zamanda ülkeleri, devletleri, imparatorlukları, uygarlıkları nasıl kurdukları, onlardan kaçı bugüne geldi. Mesela Mısır öyle ya da böyle bugüne ulaşmayı başaran bir uygarlık. Ama Indus uygarlığı yok mesela. Bugün Hindistan'a dönüşen arada kayıp bir bölüm var. Çeşitli Sümerler yok, Akatlar yok gibi. Dolayısıyla bizim asıl meselemiz şu. Tarihi olabildiğince tarafsız anlatmak. Ne olur hiç dini açıdan, siyasi açıdan günümüze yaklaştıkça çünkü detaylanacak. Yani bu videoda size milattan öncesini anlatacağım ama günümüze yaklaştıkça bunlar daha detaylı, daha yavaş, daha derin videolar olacak. Almanya tek başına, Sovyetler Birliği, Amerika'nın kuruluşu, yükselmesi ayrı ayrı videolar olacak. Baştan hemen söyleyeyim 22 video için Hocam şunu unuttunuz, hocam bunu atladınız, hocam nasıl olur şunu atlarsınız gibi hiç boşuna yorum yazmayın. Onları mutlaka silerim ve engellerim çünkü bir şeyleri atlamam gerekiyorsa kendim karar vermişimdir ama taraflı olmak için değil. Gereksiz detayları koyarsam 40 dakikalık video olur size 120 dakika kimse de izlemez. Zaten dünya tarihi videoları yayınlandıktan sonraki günü boş bırakacağım. Böylece iki videoyu bir günde yayınlamış gibi olup size en azından vakit kazandıracağım. Bölerek izleyin. Bir günde hepsini izlemek zorunda değilsiniz. Kaldı ki 3 saatlik Survivor varken 40 dakikalık videomda lafı olmaz. Haritalarla destekleyeceğim ve rahat anlamanız için okulda anlatılan bütün yanlış tarihlerin hepsini düzelterek size sunmaya çalışacağım. Şimdi gelin başlayalım. Bakalım dünya nasıl başlamış, bu medeniyetler, toplumlar dünyayı nasıl yayılmış ve biz sıfır yılına kadar milattan önce 200.000'den sıfır yılına kadar nasıl gelmişiz? Başlayalım.

[3:57]Hoş geldiniz. Dünya tarihine hoş geldiniz. İlk önce bir evrenin, dünyanın çok kısa tarihini geçeyim size. Şimdi söyleyeceklerim bilim adamlarının bize sunduğu bilgiler. Örneğin evreni 13.8 milyar yıl yaşında olduğunu düşünüyorlar. Buna artı eksi 200-300 milyon yıl falan koyuyorlar ama temel olarak işte 14 milyar yıla yakın diyelim. Zaten sizin için çok da bir önemi yoktur muhtemelen 13.8 ile 14'ün.

[4:28]Canımın içi muhteşem dünyamızınsa 4,5 milyar yıldır var olduğu düşünülüyor. Dünya ilk baştan taş gibi olduğu gibi evrenin ortasında uzayın boşluğu oturmadı. Karaların denizlerin oluşmasının 600 milyon yıl öncesine kadar çok da bildiğimiz şekliyle olmadığı düşünülüyor. Ama ilk memelilerin 200 milyon yıl önce dünyada göründüğü düşünülüyor. Ha bir de dinozorlar kısmı var. Dinozorların da dinozorlar yoktur. Onların hepsi safsatadır falan diyenler var. Diyecek bir şeyim yok. 65 milyon yıl önce bir sebepten dolayı yok olduğu biliniyor. Evrim teorisinin gelip de işi kurcaladığı bazı insanların Hazreti Adem şu tarihte dünyaya gelmiştir dediği ama evrime göre şöyledir çıktı dediği kargaşa 500.000 yılla 200.000 yıl arası yani insanoğlunun dünyada ilk yürüdüğü 500.000 yıl öncesine kadar dayanıyor deniliyor. Bu insanoğlunun türüne ister primat deyin, ister maymun deyin, insan ister insan deyin, isterseniz Mahmut deyin ne derseniz deyin umurumda değil. Ben işin o kısmıyla ilgilenmiyorum. Bununla ilgili fikrimi size bırakıyorum. İstediğinizi düşünün. İnsanoğlu ben 200.000 yıl öncesine kadar atlıyorum. 200.000 yıl öncesinde insanoğlu iki ayağı üzerinde duran çok böyle bizim gibi olmayan epilasyon sorunları muhtemelen vardı. Sakalları uzundu, bacak kılları bir şeyleri uzundu. Yani taşla kesiyordu adam. Permatik yoktu ki tıraş olsun. Çok böyle Brad Pitt gibi olmasa da dünya üzerinde insanlar dolaşıyordu nereden gelirse gelsin. Burada şöyle bir şey var. Bu insanlara baktığımız zaman basit aletler yapıyorlardı. Yani bir taşı bir sopaya bağlayıp diğerinin kafasına geçirmeyi biliyordu ya da bir hayvan avlamak için iyi kötü taş fırlatmayı, sopa fırlatmayı biliyordu. Çok basit anlamda ahlaki değerleri de vardı. Ölüleri ne değer verip bir yere gömüyorlardı. Ölüyü bırakıp gitmiyorlardı. Şu an ekranda gördüğünüz gibi tarih öncesi çağlar çeşitli dönemlere ayrılıyor. Ben de tarih dersinde bundan inanılmaz sıkılırdım. Çok gerekli bir bilgi değil gibi gelirdi ama önemli olan şey şu. Ekranda gördüğünüz gibi tarih öncesi çağlarda bizi ilgilendiren bugün özellikle Taş Devri ve Maden Devri. Çünkü biz tarih çağlarını daha sonra işleyeceğiz. Bu video milattan önce 200.000'den milattan önce 0'a kadar gidecek. Sıfıra kadar gidecek. O zamana kadar gördüğünüz işte Kabataş, Yontmataş, Cilalıtaş. Ondan sonra Bakırı buluyorlar. Bakır çok böyle yumuşak kalıyor. Tunçu buluyorlar sonra demiri buluyorlar. Şimdi bunları bulmaları aslında eritip kullanabilmeleri anlamına geliyor. Üstelik buldukları her madeni de olduğu gibi hemen kullanmıyorlar. Bazen ondan işte mücevher veya vesaire süs yapıyorlar. Bazense silah yapmayı öğreniyorlar. Çeşitli medeniyetler metalin gücünü çok iyi kullanıyor. Geliyoruz eğlenceli kısma. Bu insanoğlu dünyaya nasıl yayıldı? Bu da unutmayın bilim adamlarının bize sunduğu bir bilgi. Diyorlar ki şu an ekranda gördüğünüz gibi ilk insana dair bulgular Afrika civarında başlıyor. 100.000 yıl önce Afrika'nın çıkışında bunlar ayrılıyorlar.

[7:16]Milattan önce 77.000 yılında Hindistan'a vardıkları varsayılıyor. Milattan yani milattan önce 74.000 yılında ise Arabistan'a varıyorlar. Milattan önce 50.000 yılında Batı Asya'da ortaya çıkıyorlar. Batı Asya'da görülüyor ve bu dönemde insanlar artık sal üzerinde iyi kötü yani kıtalar arası geçişi ya da nehirleri geçişi denizleri geçişi kendi imkanlarıyla yaptıkları sallarla yapabiliyorlar. O kadar akılları var yani. Daha ötesi iyi kötü biraz böyle kendilerince zanaat eseri olan silahlar ya da çeşitli minik küçük tuzaklar falan filan yapabiliyorlar. Yani alet kullanmayı biliyor bu insanlar ve göç etmeyi seviyorlar. Merak etmeyin sırf tarihleri vermeyeceğim çok detayına ineceğiz. Haluk Tatar tarzında olacak. Devam edelim. Milattan önce 45.000 civarında Avustralya'ya varıyorlar. 40.000 yılında ise Türkiye'deler. Şimdi bunlarla ilgili derslerde kafamızı karıştıran bir şey var. En eski toplumlar Türkiye'deydi. Arabistan'daydı. Ya en eski toplumlar değil. En eski yerleşim, şehirleşme, bir araya gelme Türkiye'dedir. Ki onun da hikayesine geleceğiz. Çatalhöyük'ün de gerisine gidildi olay. Dolayısıyla Mezopotamya'yı ve Türkiye'yi doğru anlamamız lazım ama milattan önce 40.000 yılında bunlar Türkiye'de. Türkiye'ye gelen kolla Arabistan'dan vesaire işte Afrika'dan çıkan kol bir yandan da Çin'e gidiyor. Diğer koldaysa ekranda gördüğünüz gibi Batı Avrupa'ya doğru geçiyorlar. Japonya'ya ulaşmaları 8000 yıl sürüyor.

[8:39]Milattan önce 32.000'de bunlar Japonya'dalar. Şimdi burada duracağız. Milattan önce 23.000 yılında dünya çevresinde bir soğuma başlıyor, küresel bir soğuma.

[9:26]Bu soğuma insanoğlunun yayılmasının daha kuzeylere olmasına engelliyor. Daha aşağılara gelmelerini sağlıyorlar.

[9:50]Kuzeyde kalabilenler çok tabii hayatta kalabilenler diyelim çok da kutuplara doğru değil. Kuzeyde kalabilenler daha böyle soğuğa karşı güçlenirken burun delikleri falan filan değişirken Bugün yani bir Asya insanı, Afrika insanına baktığın zaman renklerinin farklı olması, burun yapılarının geniş veya dar olması, hepsi o ırkların değişimine göre, yıllar içerisinde olmuş diye düşünülüyor. Şu an ekranda gördüğünüz gibi milattan önce 23.000'de başlayan soğuma milattan önce 21.000 ile 18.000 arasında son buzul dönemi yaşatıyor. Son buzul dönem çünkü dünya kendi varlığı süresince çeşitli buzul dönemleri yaşamış. Soğumuş, ısınmış vesaire ama son buzul dönem Last glacial maximum ekranda gördüğünüz gibi bir etki oluşturuyor. Bu işte 20.000 yıl öncesi, 20-22.000 yıl öncesi deniz seviyesinin en düşük olduğu an. Çünkü sular donuyor doğal olarak. Sonra tabii bu sular buzlar bir de eriyor. Bugün nasıl ki buzullar eriyorsa o zaman da dünya üzerine eriyerek yayılıyorlar. O dönem buzlar o kadar fazla deniz suyunu ve suyu yok ediyor ki bugünkü denizler 120 metre daha aşağıdaymış düşünün. O dönemde Avrupa için konuşuyorum. Fransa ve İspanya'ya sığınıyor halk. Bu donma döneminde av hayvanları azalıyor doğal olarak. İnsanlar da belki azalıyor ama çimenden, ottan, bilmem neden beslenen hayvanlar azalıyor. E insan da artık hayvan azaldığı için onlardan daha verimli faydalanmak için işte mızrakları falan geliştiriyor. Avcılıkta ustalaşıyor. Bir yandan sürekli soğuktan kaçtığı için göçebeliği geliştiriyor. Bir yandan soğuktan korunmak için giysi, kıyafet daha kalın giyinmeyi öğreniyor. Bugün halen Rotası Seyyah'ın kitabına da bakarsanız veya videolarını sıcak ülkelerde yaşayan ilkel kabileler geziyor cıbıl cıplak bir tane peştamal sarıp diyeceğim şimdi. Ama o dönem insanoğlu giyinmeyi keşfediyor. Postları falan sırtına geçirmeyi öğreniyor. Milattan önce 15.000. Kuzey Avrupa'da ve Sibirya'da artık insanlar yaşamaya başlıyor. Bu dönemin şöyle bir güzelliği var. İnsanlar hayvanlarla, köpek demeyeceğim onlara kurt diyeceğim, bir arada yaşamayı öğreniyor. Hatta evcilleştiriyor kendisini korusun diye diğer hayvanlara karşı. Dolayısıyla bizim köpeklerle, kurtlarla dostluğumuz 15.000, milattan iki de buradan ekle 17.000 yıl öncesine dayanıyor. Bu kadar eski dostunuz var mı? Kimisinin 17 yıllık bile yok. 3000 yıl sonra milattan önce 12.000'e geldiğimizde artık her yer yemyeşil. Dünya cennet gibi, mis gibi enfes ve hayvanlar çoğalıyor. Avlanacak hayvanlar büyükler, küçükler, ağacın üstünde yaşayanlar. Her yer av hayvanı dolu ve besililer. Çok da hızlı kaçmayanlar bile var. E insanlar bunları avladıkça doyuyorlar. Doydukça tabii ki nüfus artıyor. Başlıyorlar savaşma seviş kısmına. İşte bu sevişme dünya nüfusunu patlatıyor. Ekrana zaten size yıllara göre dünya nüfusunu getiriyorum şu anda. Görüyorsunuz ne kadar keyifli bir yükseliş var. Milattan önce 10.000'e geldiğimizde artık insan için sosyal diyebiliriz. Çünkü alışveriş ve takas kavramı ortaya çıkıyor. Bu dönemde insanlar üretmiyor. Şunu unutmayın. Yani böyle Age of Empires'taki bir tarlayı eken insanlar düşünmeyin ya da bilgisayar oyunlarındaki gibi. Milattan önce 10.000'de insan halen bulduğunu yiyor. Bulduğunu tüketiyor. Bu insanoğlunun daha çok Anadolu civarında, Mezopotamya civarında olduğunu unutmayın. Tabii ki tarihte biz birazdan göreceksiniz. Bu Amerika, Güney Amerika tarafını, Çin ve Hindistan tarafını da göreceğiz. Ama Orta Doğu ve Doğu Anadolu'da çıkan obsidyen taşlarını alet ve silah yapmakta kullanıyorlar ama burada çıkan taşlar ilginç bir şekilde Doğu Akdeniz'de de görülüyor. Karşılığında sadece Doğu Akdeniz kıyısında çıkan çeşitli değerli midyeler, istiridyalar. O dönem bu kabuklar takas aracı olarak kullanmış. Para yerine geçiyormuş. Bu kabuklar da Doğu Anadolu'da ortaya çıkıyor. Dağ başında falan. Dolayısıyla demek ki bu insanlar bu mesafeyi gidip gelip takas yapmışlar. Şimdi diyeceksiniz ki ya Doğu Anadolu'dan Doğu Akdeniz kaç kilometre ki hocam yapıştırdın mı? Değil abi bu insanlar yürüyor. Yani öyle düşünün. Bunlar ata binip de veya uçağa binip de uçmuyorlar neticede. Öyle ya da böyle ulaşımı bir şekilde sağlıyorlar evet ama bu uzun bir mesafe. Demek ki takas yapmaya başlamışlar birbirine ulaşıp. Sümerlerde göreceksiniz bu takas var ya alışveriş yazının icadı olmasına sebep olacak. Paranın icadı olmasına sebep olacak. İnsanlar yazıyı ve parayı ya bu alışverişimizin bir kolay bir yolu olmalı. Bunun muhasebesini tutalım diye icat ediyorlar. Sümerlerin tarihinde birazdan anlatacağım. Anlatacağım deyip unutmuyorum. İçiniz rahat olsun. Diyeceksiniz ki hocam peki bunlar ata gerçekten binmiyor muydu? İşte milattan önce 10.000'de köpekler artık bizim yanımızda sadık dostumuz Rintintinken hayvanlarla ilgili, atlarla ilgili en yakın bulgu milattan önce 3500. Milattan önce 3700 ile 3500 civarında Kuzey Kazakistan'da Botai halkı. Botai halkı ata biniyormuş.

[13:51]Üstelik atın etinden sütünden de faydalanıyorlarmış. İşte bu köpeklerle dost oluyoruz falan filan derken 8.000'le milattan önce 7.500 arasında ok ve yay icat oluyor. Ok ve yay insanların beslenmesini uçuruyor. Çünkü artık çok uzun mesafelerdeki şeyleri sessizce yakalayabiliyorlar. Daha az riske girip ölüyorlar. Öbür türlü 7 ortak danaya giriyorlardı. Yani tuttuğuna saldırıyordu ne bulursa doğada. Ama böyle uzaktan tık diye sniper gibi indirebiliyorlar. Bu ok ve yayın olayı insanların hem beslenmesini kolaylaştırıyor hem de bazı insanların böyle illaki cüsseli, güçlü savaşçı olmayan insanların da avlanmasına sebep oluyor. Böylece sadece güçlüler yaşamıyor, zekiler de yaşamaya başlıyor. Şimdi bunlar beslenmeye başlayınca milattan önce 7.500'de Konya Çatalhöyük'te insanların artık gezmekten bıktığını ve yerleştiğini görüyoruz. Hem de şehirleşiyorlar. Yani evler falan yapıp kendini korumaya başlıyorlar. Şimdi bu şehirleşme bir süre sonra hayvancılığa, bir süre sonra tarıma dönecek. Neden şehirleşmeden tarım yapamazsınız? Çünkü yani buğdayı ektiniz 15 dakika sonra lak diye çıkmıyor. Ya da bir ne bileyim elma ağacı ektiniz hemen meyve vermiyor size ki o dönem daha çok tahıl üzerinden yürüyor. Buğday, arpa vesaire. Orada durup beklemeniz lazım. İnsanoğlu kışı mağarada yazı bilmem nerede geçirirken bunu yapmıyor ama şehirleşmeye başladığı zaman hem tarım hem hayvancılık başlıyor. İlk tahıl buğday. Buğdayı gönüllerince ekiyorlar. Aslında bunlar evcilleştirilen tahıllar unutmayın. Yani doğada olan ve ekmeği yaşatmayı, büyütmeyi öğrendikleri tahıllar. Sonrasında pirinç katılacak aynı şekilde ve insanoğlu yemeği öğreniyor. Ürettiği şeyi bir şekilde yemeği öğreniyor. Doğadan bulup yemek sizin sürekli daha geniş alanlarda dolaşmanızı sağlar ama belli bir düzende eğer ki önümüzdeki yıl ne yiyeceğinizi biliyorsanız bir felaket falan da olmuyorsa o zaman işte rahat rahat beslenip, genişleyip üreyebilirsiniz. Bu dönemde tarımın icadı ilginç bir şeyi ortaya çıkarıyor. Yepyeni bir icat. Tarihte size anlatacağım 4-5 tane icat var bayılıyorum. Ne biliyor musunuz icat? Boş zaman. Diyeceksiniz ki hocam boş zaman nasıl icat olur? Eskiden insan oğlu kaçmak, uyumak, savaşıp sevişmekle uğraşıyordu. Şimdi insan oğlunun vakti bol. Çünkü av peşinde koşmaya çok fazla eskisi gibi ihtiyacı yok. Tahılı, meyveyi, sebzeyi bir şekilde yetiştirebiliyor. Yani çok o günlerde avokado yediklerini düşünmeyin ama öyle ya da böyle tahıldan etten enerji elde ettiği için boş zamanı var. E boş zamanda ne oluyor biliyor musunuz? Tuzaklar geliştirmeye başlıyorlar. Mühendislik gelişiyor. Bir sonraki avın daha bereketli olması için büyülü sözler söylemeyi öğreniyorlar. Doğaya, güneşe, aya bir şeyler konuşmayı öğreniyorlar. Yani din başlıyor. Hatta bu şaman diye düşünün siz şaman diyemeyiz ama bu kabile liderleri, işte dini liderler falan sonradan çok güçleniyor. Siyaseti falan ülke yönetimini her şeyini Roma'da falan göreceksiniz. Vatikan'ı falan da anlatacağım size. Bunlar bu toplumların içerisinde hiç avlanmadan kenarda oturup yemeğin önüne gelmesini bekleyen insanlar. Genellikle yaşlı ya da güçlülerden oluşuyor dini liderler. Öyle ya da böyle boş zaman artık karlı olmaya başlıyor. Biz bunu Mısır'da tapınakların içinde yaşayan boş beleş insanlar olarak göreceğiz. Onlar da aslında astronomi bilgisini kullanarak insanları din, inanç açısından korkutmayı başaran zeki insanlardı. O dönemde bir başka ortaya çıkan şey ise sanat. Boş zaman sanatı çıkarıyor. Mağara resimleri yapmaya başlıyorlar. Taşları oyup oyup bebekler, insan figürleri veya hayvanları yapmaya başlıyorlar. Dolayısıyla bu insanlar bunları üretip takas yapmaya başlıyor. Boş zaman insanlara dini, işte ne bileyim savaş stratejisi, komutan, diğer tarafta mühendis, yani tuzak yapmak da mühendislik sayılır. Veya çeşitli otlara ilaç yapmayı başarabilen doktor yapıyor. Öyle ya da böyle bugünkü mesleklerin karşılığı o zaman öyle. Tarım ve hayvancılık gelişiyor. Nerede biliyor musunuz? Bereketli hilalde. James Breasted bu ismi ilk bu ismi kullanıyor. Bereketli hilal dediğimiz yer şu an ekranda gördüğünüz Türkiye'nin güney doğusu, Irak'ın tamamı, Suriye, Lübnan, Suriye, Lübnan, Ürdün, Filistin, Mezopotamya bu hilalin içerisinde.

[18:05]Mezopotamya neresi? İşte Mezopotamya'da şu an ekranda gördüğünüz yer. Suriye ve Lübnan çok fazla duyacağız. Yani İsrail, Filistin toprakları, bugünkü Suriye, Lübnan, Kenan Kenti, Frigyalılar, Fenikeliler, bilmem neler bunları çok duyacaksınız. Bu toprakların hepsi kafanız çok Amerika'yı, Çin'i falan gitmesin. Hepsi Anadolu'nun güneyinde Irak ve Suriye toprakları. Akdeniz'in o C yaptığı yerde dolaşacağız hep. Ekranda gördüğünüz Mezopotamya o kadar bereketliydi ki çünkü Fırat ve Dicle nehirleri besliyordu. Zaten Mezopotamya Yunan dilinden geliyor. Mezopotamya. İki nehrin arası anlamına geliyor. Hangi iki nehir? Fırat ve Dicle. Bütün büyük topluluklar, bütün büyük uygarlıklar nehirlerin etrafına kurulmuştur. Şimdi Mısır'a baktığınız zaman Nil hayatı kolaylaştırıyor. Indus İmparatorluğu göreceksiniz ki Ganj ve Indus Nehri. Aynı zamanda Güney Amerika'da da göreceksiniz nehirler beslemesi o büyük medeniyetleri biz Olmekleri, Astekleri falan filan göremeyecektik. Nehirler hayatı çok değiştiriyor. Şimdi Mısır'a geldiğimiz zaman size anlatacağım. Mısır'daki Nil Nehri kendiliğinden taşıp tarımı kolaylaştıran bir nehir. Yani taşıp toprakları besliyor, suluyor, geri geliyor. Anadolu'da öyle değil öyle bir taşma yok. Yağmur ve suyu sizin götürmenizle oluyor. Ama bazı medeniyetler su mühendisliğinde, su kanalları yapmada, suyu topraklara taşımada dehalar inanılmaz zekiler. Biz dönelim Mezopotamya'ya. Şu an ekranda gördüğünüz arpa, mercimek, nohut, bezelye, burçak ve keten yetişiyordu. Keçi, inek, domuz vesaireyi de besledikleri düşünülüyor hayvancılık olarak. Bu toprak insanları o kadar kıymetli hale getiriyordu ki bir süre sonra bu toprak için savaşlar başladı. Ama oraya geleceğiz. Şu an küçük çete halkların birbirine girmesi, işte 50-100 kişinin birbirini doğraması gibi düşünün. İnsanlık o kadar vahşi ve organize değil. Nüfus nasıl artıyordu derseniz ben size ekrana tekrardan şu tabloyu getireyim. Gördüğünüz gibi milattan önce 10.000'de dünyada 3 milyon insan varmış ama tarım ve hayvancılık milattan önce 6.500'de bu 10 milyona kadar çıkardı. Milattan önce 10.000 civarında ilk şehirleşme Göbeklitepe'de görünüyor. Sonra 7.000'de Çatalhöyük'te. Bu çok çok önemli bir bilgi. Çatalhöyük'ten önce Göbeklitepe'nin bulunması çok yeni bir bilgi ve dünyanın tarihe bakışını çok değiştirdi. Ekrana tekrardan görüyorsunuz. Tahmini tabii ki bu rakamlar. Hocam kim gitmiş saymış falan gibi garip garip cümleler lütfen demeyin. 200.000 insan varmış milattan önce 130.000'de ama tam milattan önce 2.000'de 50 milyon. Tam sıfır sıfırda bugün varacağımız yerde ise 200 milyon insan var. Yani biz bugün bütün insanlık tarihini konuşacağız ya Türkiye nüfusunun iki katı bir yere varmış olacağız sadece. Ha sonrasında dünya nüfusu tabii ki çıldırıyor. Gördüğünüz gibi 1800'lü yıllarda 1 milyar, 1927'de 2 milyar, 87'de 5 milyar. Şimdi ise 7,5 milyar insan var yeryüzünde. 8 milyara doğru gidiyor. O zaman bile kıtlık yaşanıyorken şimdiki kıtlığı düşünemiyorum. Ama hiç içine girmeden üstünden geçerek anlatayım. Dünya kim yönetiyor size anlattım. Açar izlersiniz. Yapay gıdalar geliştirildi ki bu kadar insan doysun. Eğer siz insan üretimi GDO'lu mısırları falan filan insanlara tattırmazsanız bu dünyaya bu kadar tahıl, buğday yetmez. Ve milattan önce 3000 icatların en baba üçüncüsü geliyor saban. Afrika'da pirinç falan yetiştiriliyor. Saban o kadar önemli ki saban hayvan gücünden tarımın kolaylaştırmasını yani traktör. Bugün Anadolu'da traktör her neyse veya biçerdöver vesaire saban da öyle bir şey. Ve insanoğlu çıldırıyor. Nüfus tekrardan patlıyor. İnsanoğlu beslenmeyi gerçekten iki katına, üç katına kolaylaştırıyor. O kadar ki kentler bir anda çoğalıp ormanlık alanları kesmeye başlıyorlar. İnsanoğlunun doğaya ilk tecavüzü bu yıllarda olmuştur. Şimdi gördüğünüz gibi çok rahat bütün dağları bilmem neleri kesip otoban, bilmem ne yapabiliyoruz ama o yıllarda o kadar kolay değilmiş. Milattan önce 3500-3000 yılları civarında ilk tekerlek ve kızak bulunuyor. Tekerleği bir araya getirip bir dingille bağlayıp arabaya bilmem neye falan filan bağlayanlar Sümerler. Sümerlerin tarihi size anlatacağım bu video içerisinde. Ama en zeki insan topluluğu Sümerler. Gördüğüm en uygarlığı topluluk. Çünkü hem yazıyı hem faizi paradan para kazanmayı hem de bir yandan da tekerleği icat etmişler. Sümerlerin bu icadı dünya tarihini değiştiriyor. İnsanlar artık ticareti, bir şeyleri bir yerden bir yere taşımayı daha kolay bir hale getiriyor. Ve dolayısıyla çeşitli toplulukların buğdayı varsa öbürlerinin mermeri ve sadece zeytini varsa hiç kimse aç kalmıyor. O onunla takas ediyor ve damak zevki gelişiyor. Yani zeytinyağlı dolma aslında bu yıllarda icat olmuş diyebiliriz. Şaka yapıyorum ha. Aman. Az önce dediğim gibi Sümerler sadece tekerleği bulmuyor. Yazıyı da icat ediyor. Yazıyı icat etmelerinin sebebi şu. Takas yapılıyor sürekli. Bu takasların bir kaydının olması lazım. Bazı insanlar tahıllarını hükümete, devlete, kiliseye tapınakları bir yere emanet ediyor. E doğal olarak onların da kaydının tutulması lazım. Kil tabletlerin üzerine çivi yazısı yazmaya başlıyorlar. Bildiğimiz çivi gibi düşünmeyin biraz daha böyle keskin kenarlı bir şey gibi düşünün. Dolayısıyla bunlar yazıyı icat ediyor. Ekranda gördüğünüz örneklerde gördüğünüz gibi çok okuması bir yazı değil belki ama sorun şu tahılı bir yere emanet ettiysen orası da belli bir süre sonra bir yıl sonra sana verecekse koruyor çünkü hırsızlardan vesaire. Kendi fayda gördüğü için o takasta falan da kullandığı için sana yıl sonunda ya da dönem sonunda bir de faizini veriyor. Tahıl cinsinden ne veriyorsan onun cinsinden. Para henüz icat olmadığı için Lidyalılara selam olsun birazdan. Dolayısıyla faiz de bu dönemde icat oluyor. Faiz nasıl biliyor musunuz o dönem? Eğer arpa emanet ediyorsan yıllık %33. Yani üç ölçek için bir ölçek fazladan veriyorlar sana. Toplamda 3 diyelim ki kova tahıl, arpa veriyorsan emanete sana 4 kova geri veriyor. O dönem değerli bir şey var. Gümüş. Gümüş içinse %20. Bu yazı meselesi önemli. Şu an ekranda gördüğünüz gibi çivi yazısı aslında çok da böyle aşırı bizim hemen günümüzdeki yazıya benzemiyor harflere. Ama bu çaycıların duvara çizik atması kadar da ilkel değil. Neticede milattan önce 3000'de Mısır hiyeroglifleri gelişiyor. Yazı yazmayı. Milattan önce 1300'de Çin yazıya geçiyor. Milattan önce 600'de ise Meksika yazı icat ediyor. Bunlar birbirinden bağımsızdır. Yani ondan öğrenip de alfabesini ona göre geliştirmiyor. Aslında bir alfabe de yok. Çizgiler, şekiller bazı kelimeleri ya da cümleleri olduğu gibi anlatabiliyor. Mısırlıların bu hiyerogliflerini okumak mümkün değildi. Ne zamana kadar biliyor musunuz? 1799'a kadar. 1798-99 yılında Napolyon Mısır'ı işgal ediyor. Mısır'ı işgal ettiğinde yapılan bir kazı esnasında yeniden inşası esnasında Rosetta taşı çıkıyor ve şimdi bu Rosetta taşı dillerin eski Yunanlıca ile Mısır hiyerogliflerinin tercüme taşı. Şu an ekranda gördüğünüz taş aslında Büyük İskender döneminde Mısır'ın daha önceki fethinde orada Kıptice konuşuluyormuş. O Mısır dili diyelim. Yunanca'ya, eski Yunanca'ya tercümesi için oluşturulmuş. Kaybolmuş ve Napolyon döneminde bulunuyor ve insanoğlu Mısır hiyerogliflerini okumaya başlıyor. Milattan önce 1900'lerde Çinliler bugün kullandıkları alfabeyi geliştiriyorlar. 800'de Yunan alfabesi çıkıyor. Milattan önce 600'e geldiğimiz zaman Çinliler kurutulmuş hayvan parşömenlerine yazı yazmaya başlıyorlar. İnsanoğlunun damak tadının bir şeye benzemesi milattan önce 4000'e kadar sürdü. Çünkü üzüm ve zeytinyağını bu dönemde ortaya çıkarıyorlar. Çin'de pirinç bu dönemde ekiliyor. Ya onlar daha pirinç yemeye başlıyor. Bugün de gariplerin pirinç yiyorlar ya. Ama Anadolu'nun Ege'nin bu kadar zengin sürekli zeytinyağlı gömmesinin sebebi budur. 6.000 yıldır bu adamlar zeytinyağı üzüm götürüyorlar. Üzümün değeri şu: Üzüm daha sonradan şarabı yapılan bir şey. Ve göreceksiniz Yunanistan şarap üretecek ve bu şarap elindeki en değerli şey olacak. Sümerler o kadar önemli bir topluluk ki ilk aynı dili konuşan, birbirbiri için savaşan ve geniş çaplı uygarlık onlar. Sümerler o kadar zekiler ki bir araya gelip ticareti yazmayı bilmem neyi tekerleği geliştirdikten sonra bir yandan da yayılmaya çalışıyorlar. Aslında biz Mezopotamya'nın tarihini 2.300 yılında ikiye ayırıyoruz. 2.300 yılından önce Sümerlerin muhteşem egemenliği var. Sümerlerden sonrası çok karışık. Geleceğiz. Anlatacağım size Hititleri, Persleri birazdan. Biliyorum uzun bir video oluyor ama idare edin. Sümerlerle yarışabilen uygarlık bakarsak tarihsel olarak o dönem Mısırlılar var. Mısır uygarlığı da olabildiğince eski ama Mısır uygarlığı uzunca bir süre aşağı Mısır ve yukarı Mısır olarak ikiye bölünüyor. Mısır'ın bir araya gelmesi çok sonradan oluşuyor. Milattan önce 3.000 civarında Kral Menes iki krallığı birleştiriyor. Ve Mısır ilk firavununa kavuşuyor. Göbeklitepe çok önemli. Göbeklitepe bir mimariye sahip insanların bir şekilde hayvancılığın son döneminde olduğu düşünüyor. Ve dünya tarihine bakışı değişti. Milattan önce 2650'ye geldiğinde Sakara Piramidi. Milattan önce 2589'a geldiğimizde ise Mısır'da Giza'da üç tane piramidin büyük piramidin inşası başlıyor. Bugün dünya üzerinde birçok yerde piramit yapısı var. Bunları böyle Antik Uzaylılar denilen bir grup insan ilişkilendirmeye çalışıyor. Uzaylılar yapmış öyle yapmış, böyle yapmış. Ya o dönemde yukarı doğru çıktıkça mecburen tabii ki üst üste koydun mu devriliyordu. Daralma çok dahiyce bir fikir değil. Dünyanın çeşitli yerlerinden bağımsız olarak piramit çıkması çok normal.

Need another transcript?

Paste any YouTube URL to get a clean transcript in seconds.

Get a Transcript