[0:00]Yıl 1853. Osmanlı ile Ruslar arasında Kırım Savaşı patlak vermiş, Osmanlılar ilk dış borçlanmasını almıştı. Bu durum 1876 yılına devletin iflas etmesine kadar sürecek ve mevcut padişah Abdülaziz tahttan indirilerek öldürülecekti. Hey, padişahı indirdiğimize göre anayasamızı onaylayacak birini tahta çıkarmamız lazım. 5. Murat bu iş için en uygun isim. Ama durun, bir adam toplantı salonunu basarak darbecilerden bazılarını öldürür.
[0:29]Delirdin lan beni. Lan beni! Lan beni. Lan beni. Au siktir. Ruhsal çöküntü yaşadı. B planı nedir? Aklında başka bir isim var mı? Biri uygun bir isim mi dedi?
[0:53]Bu isim kesinlikle ilerleyen dönemlerde tartışmalara ve eleştirilere sebep olacak Sultan II. Abdülhamit'tir. Fakat tahta çıktığında imparatorluğun ekonomisi sıkıntılıydı. Kendinden önceki yöneticiler sürekli borç içindeydi. Mesela savaşa mı girdiler? Borç alırlardı. Savaş zararlarını mı karşıladılar? Borç alırlardı. Borçlarını mı ödemek istediler? Evet, aynen. Borç alırlardı. Bu yüzden imparatorluk iflasın eşiğindeyken Balkanlardaki vergilerini arttırdı. Bu da gerginliğin yüksek olduğu Balkanlardaki huzursuzluğu daha da arttırdı. Bu dönemlerde ise Rusya güçlü bir imparatorluk konumuna gelmiş ve kendisini Ortodoks dünyasının lideri ve koruyucusu olarak görmeye başlamıştı. Bu yüzden Balkanlarda yaşayan ve çoğunlukla Ortodoks olan Hristiyanları korumak bahanesiyle Osmanlı'ya karşı pek çok talepte bulunmuştu. Hey İngiltere, yaklaş sana bir teklifim var. Hım. Buyur? Şu hasta adamın fişini çekelim de ortadan kaybolsun he? Daha sonra kalan toprakları bölüşürüz! Hasta adam derken? Barbar olanlar işte. Barbar derken? Doların uçuşlarda olduğu ülke. Ne doları? Aaa hadi ama adamım! Gizlilik bir numaralı kural! Şu sıçtımın cahil gençlerinin dolu olduğu ülke! Türklerden bahsediyorum. Ha. Ne olmuş ki Türklere? Senin a S*ktir git! Pezevenk! Rusya hasta adam gözüyle baktığı Osmanlı Devleti'nin bekasına son vermek için Birleşik Krallığı'a mirasın paylaşması teklifinde bulunsa da İngilizler çıkarları gereği Osmanlı Devleti'nin toprak bütünlüğünden yanaydı. Bu yüzden teklifi kabul etmediler. Görünüşe göre Rusların sıcak denize inmeleri hayalden başka bir şey değildi. Çünkü önünde İngiltere vardı. İngiltere Rusların bu isteklerine alttan alttan karşı çıkıyordu. Bu yüzden Ruslar B planını uygulamaya çalıştılar. Hey Osmanlı! Yaklaş sana bir teklifim var. Hımm. Neymiş? Gel birlikte ittifak kuralım. Ne için? Hristiyan kesimin yönetimini ele geçirmek için. Hım. Kankama sormama izin ver! Rusya geldi. İttifak teklifinde bulundu. Def et gitsin pezevengi. Arkandayım ben senin rahat ol. Aaa şey, defo Ağzını açarsan ikiye bölerim seni! Osmanlı İngiltere'ye güvenir ve Rus taleplerini geri çevirir. 1853 Kırım Savaşı patlar ve müttefikler kazanır. Fakat Rusya bunun acısıyla yaşar. Bu yüzden ilerleyen dönemlerde Balkanlardaki devletleri kışkırtır. Hey, yaklaşın buraya! Bakın ben size yardım edeceğim ve siz de Osmanlı İmparatorluğu'na karşı geleceksiniz! Karşılığında tam bir bağımsızlık kazanacaksınız! Hem ayrıca dostumuz Avusturya-Macaristan da bize yardım edecektir. Reis son savaşım beni hayli yordu. Siz takılın kendi aranızda. H*siktir..! Yok yok morali bozmayın gençler! Bu maçı biz alacağız! Sırbistan önden sen git biz de arkadan geleceğiz. Balkanlardaki huzursuzluğun had safhada olduğu bir dönemde Bulgar isyanları patlak vermişti. Bu dönemde bölgeye Rusya tarafından Kafkasya'daki yurtlarından zorla atılmış birçok Kafkasyalı Müslüman yerleştirilmişti. Ruslar gibi Slav olan Bulgarlarla Ruslardan büyük eziyet çekmiş Kafkasyalı Müslümanlar arasında karşılıklı katliamlar yaşandı. Osmanlılar bu isyanı başıbozukları kullanarak kısa zamanda bastırdı. Ancak Batı dünyasında Osmanlı Devleti'nin bu isyanları bastırılmasında kullandığı yöntemler büyük eleştirilere neden oldu. Bulgarların öldürülmesi tek taraflı olarak yansıtıldı. Müslümanların uğradığı katliamlar göz ardı edildi. Eski İngiltere Başbakanı William Gladstone, bilim adamı Charles Darwin, yazar Oscar Wilde ve Victor Hugo, İtalyan siyasetçi Giuseppe Garibaldi gibi etkili kişiler Osmanlı İmparatorluğu aleyhinde tek taraflı yazılar yazarak Avrupa'da Bulgarların lehinde bir kamuoyu oluşmasına neden oldular. Hatta İngiltere Başbakanı William şunları söylemişti: "Türkler, insanlığın dev bir insanlık dışı örneğidir." Türk hükümeti olarak adlandırdığı Osmanlı hükümeti için ise "Hiçbir hükümetin işlemediği kadar günah işlemiş, hiçbir hükümet onun kadar günahkarlığa saplanmamış, hiçbiri onun kadar değişime kapalı olmamıştır." Bunarımlı bu dönemlerde Rusya çıkıp dedi ki: Hadi bakalım Sırbistan! Sıra sende! Bütün bu gerilimlerin içinde Sırbistan 30 Haziran 1876 tarihinde Osmanlı'ya savaş ilan etti. Bu gelişmeler sonucunda Bulgarları savunan Avrupa kamuoyu Sırpları da savunmaya başladı. Rus Çarı II. Alexander ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu İmparatoru Franz Joseph 8 Temmuz 1876 tarihinde görüşme yaparak Ağa daha önce birlikte Türklere karşı ittifak kurmuştuk doğru mu? Doğru. Ve zafer kazanmıştık. Hıhı. Şu an da Osmanlı hasta adam değil mi? Aynen. Yani tek bir hamleyle yok edilebilir! Evet. Aynen öyle. Ve ikimiz çok güçlüyüz. Eee. Böylece biz de o toprak- Tamam kısa kes ya. İttifak kuralım mı? Hayır. Hayır. Avusturya Rusya'nın büyük miktarda toprak teklifine rağmen Osmanlı'ya karşı bir ittifakta yer almak istemedi. Zira İtalya ve Prusya'ya yenilmiş olan Avusturya henüz toparlanmadan bir savaşa girmek istemedi. Bu durumda Rus yönetimi tek başına Osmanlı İmparatorluğu ile baş etmek zorunda kaldı. Ruslar resmi olarak savaş ilan etmediyse de Sırp saflarında görünmeye başlamıştı. Ayrıca Rus ordusu Sırplara silah ve asker yardımı da yapıyordu. Kötü hazırlanmış ve zayıf donatılmış Sırp ordusu ve Rus gönüllüler tarafından Osmanlı topraklarına saldırılar başlatıldı. Karşılık veren Türk ordusu Sırp ordusunu sınırlarından çıkararak Sırbistan topraklarına girdi. Bunun üzerine Avrupalı devletler iki tarafı da barış çağrısı yaptı. Hey gençler şunu kesin de her şey yoluna girsin! Asla! Bu barbar neye uğradığını anlayacak! Parçalayacağım lan seni! Aaa hadi ama Sırbistan! Uzatmanın anlamı yok! Daha çekecekleri çok şey var bunların! Bakma küçücük ülke olduğuma var ya adamın aklını yerinden sökerim lan ben! 1 ay sonra. Şu s*ktiğimin anlaşmasını imzalayalım da işimize bakalım! Sırpların büyük hayalleri tam bir fiyasko olmuştu. Ordunun hücum kolları imha edilmiş, savunma hatları da saf bırakılmıştı ve Sırbistan çok güç durumda kalmıştı. Bu yüzden Avrupa'nın baskısıyla Osmanlı tarafı barış yapmaya razı oldu. Balkanlardaki bütün sorunları çözüme ulaştırmak için İstanbul'da uluslararası bir konferans yapılmasına karar verildi. Tersane Konferansı adı verilen bu konferansta Osmanlı Devleti'ne Balkanlardaki Hristiyan hakları ile ilgili ağır baskılar yapılması bekleniyordu. Konferanstaki kararları yumuşatmak adına II. Abdülhamid alelacele I. Meşrutiyet'i ilan etti. Görüşmelerde Prusya, İngiltere, Rusya, Fransa ve Osmanlı İmparatorluğu vardı. Konferansa birkaç saniye ara verelim gençler. Kanala reklam aldık. Eee Hazine kıtlık içerisinde. Her neyse, bu seferki kanal Katipzade. Kendisi tarih videolarıyla YouTube bataklığında kaliteli içerikler üretiyor. Fakat emeğinin karşılığını alamıyor. Sizden ricam sağ üstteki i anketini tıklayarak kanalına ulaşıp abone olmanız. Böylece hem adamı hem de beni mutlu edersiniz. Şimdiden teşekkürler. Her neyse, nerede kalmıştık? Bizim kararımız katidir arkadaşım! Geri dönülmez! Ulan ne yavşak adam çıktın lan sen! Lan daha geçen gün Paris Anlaşmasını hiçe sayıp Karadeniz'de gemi bulunduran sen değil miydin lan? Balkanlardaki ibneliklerini saymıyorum bile! Oğlum onun sebebi Avrupa şartlarıydı. O yüzden önlem almamız lazımdı. Lan bırak ya! Ya beyler bir kesin sesinizi! Buraya sizi dinlemeye gelmedik! Tamam neyse işimize bakalım! Osmanlı Balkanlardaki ülkelere bağımsızlık ver de bu iş burada kapansın. Gerekirse son askere kadar savunurum ama bir parça bile toprak vermem! Ben dedim işte size! Kabul etmezler! Tek anladıkları şey savaş! Sen rahat dur! Yeni bir konferans daha toplayayım Londra'da, savaşa hiç gerek yok! Sen şu lanet burnunu iç işlerimize sokma! İngiltere savaşı sonuna kadar önlemeye çalıştı. Fakat İbrahim Etem Paşa bu teklifi kabul etmemişti. Ruslar ise konferansa ret cevabı verilirse Osmanlılara savaş açacağını söylemiş ve 24 Nisan 1877'de Eflak ve Boğdan'a girerek Osmanlılara savaş açtı. Kısa bir süre sonra da tam bağımsızlığını kazanmak isteyen Rumenler savaşa Rusların safında katıldı. Bulgar isyancılar ve Sırplar da Osmanlılarla savaşan Ruslara ve Rumenlere katıldı. Lan oğlum gerilimi azaltın diye gidin dedik siz savaş başlattınız! Hünkarım rahat olun! Ya oğlum sizin yüzünüzden yarın öbür gün en çok toprak kaybeden padişah diye adım çıkacak! Ya elin gavurunun karşımızda şansı yok diyorum hünkarım! Niye rahat olmuyorsunuz? Belki de askerlerimiz şu an Moskova'da iskender yiyorlardır. Şey Hımm Mithat Paşa, ne oldu? Ruslar! Romanya'ya girmişler! Aynı zamanda hızla İstanbul'a doğru geliyorlar! Daha da kötüsü Sırplar ve Rumenler de onlara katılmış! Hünkarım! Lan defol git! Duymadın mı lan adamı? Defol git! Evet beyler savaş taktiğimizi belirlememiz lazım! Amacımız İstanbul'a kadar hızlı bir şekilde ilerlemek! O yüzden doğu ve batıdan yani iki cepheden hücum edeceğiz! Tamam da ya bağımsızlığımız? Tamam hele şu savaşı kazanalım da o kolay! Hemen olmaz mı? Oğlum sen de hem ayranım dökülmesin hem de popom öpülmesin diyorsun! Ne ayaksın lan sen? Bu an'dan itibaren herkesin gözü Osmanlı İmparatorluğu'ndaydı. Zira herkes son ana kadar bu savaşı istemiyordu. Bilhassa İngiltere. İngiltere gibi Sultan II. Abdülhamid de savaşı istemiyordu. Çünkü her ikisi de Rusların süper güç olduğunu biliyordu. Görünüşe göre Rusya Kırım'ın intikamını almak için fırsatı eline geçirmişti. Ayrıca bu savaşın başlamasıyla İngiltere Osmanlı ilişkileri bozulmuştur. Osmanlı İmparatorluğu'nu hem doğudan hem de batıdan kıskacı almak isteyen Rusya 24 Nisan 1877 tarihinde Osmanlı Devleti'ne bağlı Romanya'ya girdiği gibi 3 gün sonra da Osmanlı Devleti'nin Doğu sınırındaki Doğu Beyazıt'a girdi. Osmanlılar böylece Kafkasya ve Tuna olmak üzere iki cephede kendilerinden silah ve asker gücü bakımından çok daha üstün durumdaki Rus ordusuna karşı zorlu bir savunma savaşı vermek zorunda kaldı. Görünen o ki Osmanlılar saldırı hattı değil de savunma hattı kurarak savaşı sürdürecekti. Daha hiçbir şey belli olmasa da bu savaşın çok büyük sonuçlar vereceği ortadaydı. Peki bu korkunç olaylar hangi tarafın başına gelecekti?



