[0:00]eee vermişti. Eee bir petrol gelirlerinden elde edilen küçük bir bölümü işçi sınıfına vesaire aktara halkın refahını ufak ufak arttırmaya başlamıştı vesaire. Ama en kritik mesele toprak reformuydu.
[0:17]Ülkedeki özellikle ulema sınıfının ve dinci yapının, bizim tarikat cemaat tabir ettiğimiz yapıların elindeki başıboş topraklara el koyup
[0:27]bunlara yoksullara barınma konut anlamında kullanmaya başlamıştı. Humeyni bu fırsatı kaçırmadı. Çünkü aynı bizdeki Köy enstitüleri döneminde olduğu gibi toprak reformu başlayınca
[0:39]köylünün refahı, köylü çocukları okumaya başlayınca eee ulema sınıfı ve aşiretler buna ayaklanmıştı.
[0:50]Aynısı İran'da da oldu. Din elden gidiyor diye bir kampanya başlattılar. Aynı zamanda tabii Şah'ın böyle şatafat içinde yaşaması
[1:00]umutsuz ve mutsuz ve yoksul kitleleri de Humeyni'nin etrafında topluyor. E şimdi tabii CIA'in vesaire bundan haberinin olmaması mümkün değil.
[1:09]Ne oldu? Bunu tık diye tuttukladılar. 1962 yılında Humeyni'yi tutukladılar, hapse attılar.
[1:17]Bir buçuk yıl hapis ettiler. Savak denilen gizli istihbarat örgütü şakır şakır adam öldürüyordu. Şah'ın karşısında olan, Şah'a direnen herkese
[1:28]ölüm cezaları veya eee yargısız infazlar vesaire yapılıyordu.
[1:33]Dolayısıyla Humeyni'yi de 1962'nin şartlarında eee hapishanede öldürebilirlerdi. Ya da hastalandı, öldü falan diyebilirlerdi.
[1:43]1962'nin o ilkel iletişim şartlarında hele İran'da öldüğünden bile kimsenin haberi olmazdı ya da öldüyse de Allah rahmet eylesin denirdi. Ama öyle yapmadılar.
[1:55]Şimdi İran'ı, bugünkü İran'ı anlayabilmek için bunu çok iyi görmek lazım.
[2:02]Öyle yapmadılar. 1964 yılı Kasım ayında
[2:07]Humeyni'yi cezaevinden çıkardılar. Savak ve yani CIA
[2:14]Tahran Havalimanına getirdiler. C130 askeri nakliye uçağına bindirdiler. Eline de pasaport verdiler, Ankara'ya gönderdiler.
[2:24]Şimdi Şah'ın bir numaralı rakibi olan adamı bütün rakiplerini imha ederlerken, mesela bakın bugün dikkat edin İran'da olanlara ne yapıyorlar?
[2:37]İran'ın lider kadrosunu yok etmeye çalışıyorlar.
[2:40]Yani değil mi Hamaney'i yok ediyorlar, Genelkurmay Başkanı, Cumhurbaşkanı, bütün potansiyel adayları vesaireyi yok ediyorlar.
[2:47]Yani Humeyni'yi yok edeceklerine hele ki 1960 şartında tam tersine eline pasaport vererek CIA kontrolünde Ankara'ya gönderdiler.
[2:59]1964 Kasım ayı Humeyni Ankara Esenboğa Havalimanına indi. İran Hava Kuvvetlerine ait C130 askeri nakliye uçağıyla.
[3:08]Orada Savak ajanları tarafından bizim Milli İstihbarat Teşkilatına emanet edildi.
[3:16]Milli İstihbarat Teşkilatı 1964 Kasım Humeyni'yi aldı.
[3:22]Biz Humeyni'yi aldığımız dönemde 64'te ülkenin Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel. Ne yapmış? 60'ta darbe olmuş.
[3:31]İşte yeni eee siyaset olmuş gibi mesela o sırada Başbakan İsmet İnönü ama aslında hükümet falan diye bir şey yok. Herkesi şey yönetiyor.
[3:40]Darbenin oturtulmuş başına Cumhurbaşkanı oturtuyor ve o sırada CIA ekibinden Savak'tan Humeyni'yi teslim alan eee MİT'in
[3:51]o ve Humeyni'nin Türkiye'de kaldığı dönemde MİT'in başında iki kişi var. Biri efsane Fuat Doğu, öbürü de efsane tabir edilen Ziya Selışık. Her ikisi de asker kökenli.
[4:05]Hatta Fuat Doğu MİT'ten önceki eee Teşkilat-ı Mahsusalı Teşkilat MAH'ın da başkanı hem MAH'ın hem MİT'in başkanıydı ve MİT'in eee maddi imkansızlıkları nedeniyle CIA'den para aldığını söyleyen
[4:18]MİT müsteşarıydı. Şimdi bu şartlarda Humeyni'yi Türkiye'ye getiriyorlar. Bizim Milli İstihbarat Teşkilatı Humeyni'yi CIA'den Savak'tan teslim alıyor
[4:30]ve eee Çankaya'da Ankara'da eee bu fotoğrafını gördüğünüz Bulvar Palas Oteli'nin 514 numaralı odasına yerleştiriyor.
[4:41]1964'te Ankara'nın en popüler oteli Bulvar Palas. O zaman Hilton Oteli, Sheraton vesaire yok.
[4:50]Aslında işte böyle dört katlı, 33 odalı küçük bir otel.
[4:55]Hı hı. Karşısında galiba değil mi? 1961'de Meclis yeni yerine taşındığında karşısında oluyor. 1954'te kurulmuş bir otel.
[5:05]1957'de şimdi çok orası da çok enteresan. Bu otelin büyütülmesi için gerekli olan krediyi
[5:23]Amerikan Pan-American Havayolu Şirketi veriyor. Pan-American Pan Am denilen şirket o yıllarda
[5:33]dünyanın en büyük havayolu şirketi ve Amerika'nın resmi olmayan bayrak taşıyıcısı, yani Coca-Cola gibi
[5:41]Amerikan Devleti'nin dünyadaki küresel en önemli markalarından biri. Şimdi bizim başkentimiz Ankara'daki otelin
[5:51]kredisini Pan Am veriyor. Ve bunun içinde çok şık bir restoran oluşturuluyor. Çok şık bir kulüp oluşturuluyor.
[5:59]Kulübe girebilmek için üye olman gerekiyor. Ankara'da görülmüş işler değil bunlar. Dolayısıyla Ankara'nın bütün çekim alanı burası oluyor.
[6:08]Diplomatlar, bakanlar, milletvekilleri, gazeteciler, iş insanları, herkes burada kalıyor veya bunun kulübünde takılıyor vesaire. Parti kulisleri, parti toplantıları hep burada yapılıyor.
[6:21]Ve anlaşılıyor ki buradan da Milli İstihbarat Teşkilatının da kullandığı bir otel. Çünkü Humeyni'yi getiriyorlar,
[6:27]direkt oraya koyuyorlar. Direkt buraya koyuyorlar. Hatta Humeyni burada kaldığında ilk gün oğluna mektup, ailesine mektup yazabilirsin diyorlar.
[6:38]Humeyni buradan oğluna mektup eee yazıyor. Eee çok üzgün olduğunu söylüyor, çok şaşkın olduğunu söylüyor. Çünkü
[6:47]Mustafa Kemal Atatürk Cumhuriyeti'nden nefret ediyor.
[6:51]İslam şey çünkü. Laik Cumhuriyetten nefret ediyor. Hayatı boyunca İran Türkiye gibi olmasın diye mücadele eden bir adamı
[7:03]pakleyip Ankara'ya Mustafa Kemal Atatürk'ün ülkesinde başkentine getiriyorlar. Neden buraya getirdiklerini bilmiyor.
[7:12]Şaşkın olduğunu ama iyi olduğunu, kendisine iyi davrandıklarını eee söylüyor. Bu tür detayları biz nereden biliyoruz?
[7:19]Bu tür detayları İranlı yazar Bakir Moin'in eee yazdığı kitaptan biliyoruz.
[7:27]Kitabın orijinali bu. Kitabın Türkçesi bu. Orijinalinde işte eee Ayetullah eee Humeyni'nin hayatı, biyografisi gibi bir kitap.
[7:38]Ama Türkiye'de Son Devrimci falan diye bir başlıkla yapıyorlar. Burada Humeyni'nin hayatı anlatılırken buraya kadar anlattığım ve bundan sonra anlatacaklarım bir bölümü bu kitapta yer alıyor.
[7:54]Humeyni'yi eee Ankara'da bu otelde gazeteciler sık sık gelip gittiği için Humeyni'nin gelmiş olduğu vesaire duyulunca MİT bir adres değişikliği yapmaya eee karar veriyor.
[8:10]Çünkü duyulacak vesaire, belli ki gazetelerde haber olacak. Bunu buradan hemen ikinci gün çıkarıyorlar.
[8:18]Ankara'da benim de adresini bilmediğim işte MİT'in muhtemelen güvenli evlerinden birine eee götürüyorlar. Bir dört beş gün civarında orada kalıyor.
[8:27]Hatta yine bu kitaptan öğrendiğimiz kadarıyla eee Humeyni eee Ankara'yı gezmek istiyor.
[8:36]Diyorlar ki gezebilirsin. Evet sıkılıyor, bütün gün evinde Kur'an okuyarak vakit geçiriyor vesaire.
[8:43]Gezmek istiyor. Tamam diyorlar ama bu şekilde bu kıyafette gezemezsin diyorlar. Çünkü İran'dan Türkiye'ye geldiğinde üstünde siyah bir cüppe eee var.
[8:52]Humeyni'ye bir pantolon, bir gömlek, bir de pardösü eee veriyorlar. Humeyni bu kıyafetleri yani pantolon ve pardösüyü ulemalığına hakaret olarak kendisine aşağılamak için bunu yaptıklarını vesaire eee düşünüyor ve bunu kabul etmiyor.
[9:08]Çıkmıyordu dışarı. Çıkmıyordu hiç. Bir hafta kadar sonra toplam Humeyni'yi bu sefer Bursa'ya götürüyorlar.
[9:18]Bursa bölümü enteresan ötesi bir şey. Çünkü Bursa'da eee Ali Çetiner isimli MİT mensubu bir Albaya
[9:28]teslim ediyorlar. Neden? Ali Çetiner aynı zamanda Farsça biliyor. Çok iyi bilen bir kişi. Ama aynı zamanda evli, iki tane de çocuğu var. Biri kız, biri oğlan ve Humeyni
[9:41]Ali Çetiner Çetiner ailesiyle beraber yaşamak üzere Bursa'ya götürülüyor. Bursa'da müstakil bir ev.
[9:48]Hatta o aile de Ali Çetiner ve ailesi de 1987'de Milliyet Gazetesi'ne ve o dönemin Erkekçe dergisine vesaire röportajlar vererek Humeyni'yi anlatıyorlar.
[10:03]İlk geldiklerinde ilk karşılaşma anı çok enteresan. Çünkü Melaat Hanım Ali Çetiner'in Albayın eşi işte mutfakta sofra hazırlıyor vesaire.
[10:14]Humeyni eve geliyor. Yanında eee eşi var Ali Çetiner. Yanında başka mensup İranlılar var.
[10:23]Hatta benim bildiğim bir İranlı albay istihbarat subayı var ama bugün beni uyardılar onun binbaşı olduğunu da söylediler.
[10:30]Eee bir istihbarat subayı İranlı vesaire de var. Eve yaklaştıkları sırada Humeyni bir anda bağırmaya başlıyor.
[10:39]Bağırıyor falan bir şeyler Farsça falan. Melaat Hanım Farsça bilmediği için ne olduğunu anlamıyor ama
[10:48]İranlı albay Türkçeye tercüme ediyor. Diyor ki eee kadın evde bulunmasın başı açık kadın oradan gitsin.
[10:56]Bunun üzerine hatta Melaat Hanım eee çok şiddetli bir tepki gösteriyor. Eee diyor ki burası Türkiye Cumhuriyeti.
[11:04]Sen kimsenin saçına karışamazsın. Eee hükümetimiz bize talimat verdi. Misafir olarak seni bu evde ağırlayacağız ama ben bu evin hizmetçisi değilim. Ben bu evin ev sahibiyim.
[11:15]Dolayısıyla bizle yaşayacaksın, bizim kurallarımızla eee yaşayacaksın diyor. Humeyni'ye bunu çeviriyorlar ve Humeyni sakinleşiyor mecburen.
[11:26]Ama Melaat Hanım eee böyle kalmıyor. gidiyor yatak odasına. eee Kendi kendine tartıyor, diyor ki misafir neticede biz de ev sahibiyiz madem devlet bize böyle bir görev vermiş.
[11:39]Biz de gereğini yapalım. Başına şöyle bir örtü atıyor ve Humeyni'nin yanına öyle geliyor. Humeyni bunu böyle görünce hatta eee yani eee başıyla teşekkür etme manasında bir işaret veriyor ama
[11:51]Melaat Hanım eee kendisi hakkında böyle bir jest yaparken kızı hakkında asla taviz vermiyor. Kızı eee 12-13 yaşında o yaşlarda.
[12:00]Hatta Humeyni kızı göster, kız kız diyor yani kızı da buradan atın. Hayır diyorlar ve eee Çetiner ailesinin kızı ve küçük oğlan dört kişilik aile ve Humeyni 3 ay boyunca o evde yaşıyorlar.
[12:17]Aynı sofraya oturuyorlar ve kız başını örtmüyor ve Humeyni hiç sesini eee çıkarmıyor. Hatta o istihbarat albayından öğrenildiğine göre
[12:28]Humeyni'nin elbette kadınlara falan saygısı vesaire söz konusu değil. Yüzüne bile bakmayan bir yapı ama bu 3 ay zarfında öyle bir hale geliyor ki Melaat Hanım odaya girdiğinde Humeyni ayağa kalkıyor.
[12:41]Bu hiç onun hayatında olmayan bir şey. Hatta daha da enteresanı 3 ayın neticesinde bu kültürel çatışma öyle bir hale geliyor ki 3 ayın sonunda vedalaşırlarken başka bir adrese vesaire gitmek üzere
[12:56]neredeyse gözleri doluyor, gözleri. Şimdi Bursa'dayken
[13:02]biraz daha uzun kalsa belki Humeyni de değişir. Yani adamı laik yapacaktı herhalde. Eee şeydeyken, Bursa'dayken eee şehri gezmek istiyor.
[13:13]Tıpkı Ankara'da olduğu gibi. Ali Çetiner'e diyor ki şehri gezebilir miyim? Eee tabii diyorlar yapabilirsin. Ama aynı Ankara'da olduğu gibi yine bu kıyafette gezemezsin diyorlar.
[13:23]Pantolon, gömlek ve pardösü veriyorlar. Humeyni bu defa itiraz etmiyor. Çünkü bu olan bitenin aslında kendisiyle ilgili bir şey olmadığını anlıyor.
[13:36]Ve şu fotoğraf eee belki de çok kişi hayatında ilk kez görmüş olabilir. Humeyni Bursa Ulucami'yi gezerken bu fotoğraf çekiliyor.
[13:48]Ayetullah Humeyni 1964 yılında Bursa'da.
[13:55]Bursa'nın çeşitli bölgelerini geziyor bu gördüğünüz eee kıyafetle. Hatta bu fotoğraf çekilirken de tepki gösteriyor.
[14:04]Fotoğraf çekilmesin, fotoğraflar imha edilsin istiyor. Çünkü bu fotoğraf yanlışlıkla İran'a gönderilirse ben ne biçim ulemayım benle eee bütün otoritem sarsılacak diye.
[14:16]Ama Milli İstihbarat Teşkilatı bunu kabul etmiyor. Fotoğrafları çekiyor, kendi arşivine koyuyor. Hatta 1979 İran devriminden sonra da işte Türk basınında da bu fotoğraflar yer alıyor.
[14:30]Ayetullah Humeyni belki de hayatında ilk kez sivil kıyafetle Türkiye'de Bursa'da Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından bu fotoğraf çekiliyor. Hatta eee İslam Bursa'dayken yine İstanbul'a gezmeye götürüyorlar.
[14:44]İstanbul'da da işte camileri vesaire. İran'dan akrabaları, adamları vesaire geliyor. İran İstanbul'da hatta yemek yemek için Taksim'i gezerken alkolsüz bir mekan arıyorlar.
[14:55]İstiklal Caddesi'nde alkolsüz bir mekanda yemek yiyor. Florya'da piknik yaptırıyorlar. Ayetullah Humeyni hayatında ilk ve son kez ve tek kez Florya'da denize giriyor.
[15:12]Ayetullah Humeyni eee yine Bursa'dayken İstanbul gibi İzmir'e de götürülüyor. Ama bizim İzmir'in havası adamı bozar.
[15:23]Bu eee her yerde buna eee alkolsüz eee restoran aranırken İzmir'de alkolsüz restoran falan aramıyorlar.
[15:32]Kemeraltı'nda bizim meşhur Şükran Oteli vardır ve altında Şükran Lokantası vardır. O zaman da içkili müzikli vesaire falan.
[15:40]Ayetullah Humeyni'yi Şükran Lokantası'na götürüyorlar. Bugün de hala var. İzmir'in en eee nostaljik ve kaliteli restoranlarından biridir.
[15:51]Ben de çok severim. Eee Şükran Lokantası'nda Ayetullah Humeyni yemek eee yiyor.
[15:59]3 ay sonra Ayetullah Humeyni ile ilgili Ali Çetiner ailesine konu komşudan sorular gelmeye başlıyor. Hatta Melaat Hanım çok eee tatlı bir kadın.
[16:09]Eee Humeyni'nin komşular çok merak edince kayınpederi olduğunu söylüyor. Urfa'daydı. Kayınvalidem de ölünce yalnız kaldı biz yanımıza aldık falan diyor ama iş ufak ufak ayyuka çıkmaya başlayınca böyle olamayacağı anlaşılıyor.
[16:25]Eee yine Bursa'da 3 ay o evde kaldıktan sonra yine Bursa'da eee bir bahçe içinde, içinde iki tane böyle ev bulunan bir yere geçiliyor.
[16:37]Humeyni ile aile de birbirine çok yaklaştığı için Humeyni de artık rahatladığı için bir evde Humeyni kalıyor.
[16:47]Bir evde Ali Çetiner ailesi kalıyor. Tek şart var. Yanında Ali Çetiner olmadan sokağa çıkması yasak. Burada enteresan ötesi olan bir başka durum şu.
[16:57]Bu evde ve bu evdeyken İran'dan gelen giden sayısında inanılmaz bir artış oluyor.
[17:07]Güya sürgüne gönderilen Ayetullah Humeyni'nin Türkiye'de MİT kontrolünde örgütlenmesine izin veriliyor.
[17:20]Hatta İstanbul'da gelen giden sayısı o kadar fazla ki Bursa'da da artık göze çarpmaya başlıyor.
[17:27]İstanbul'da bir başka ev ve evler tutuluyor. İran'dan gelenler önce İstanbul'daki evlere yerleştiriliyor.
[17:36]Oradan sırayla ve gruplar halinde, küçük parçalar halinde Bursa'ya getiriliyor ve Ayetullah Humeyni ile görüşmeleri sağlanıyor.
[17:46]Şimdi bu ne biçim sürgün değil mi? Evet. Böyle bir durum oluşuyor.
[17:52]11 ay Ayetullah Humeyni Bursa'da ve Türkiye'de kalıyor. Ve örgütleniyor. Örgütleniyor.
[18:02]Sonra neden Türkiye'ye getirildiğini bilmediğimiz gibi, neden CIA tarafından MİT'e teslim edildiğini bilmediğimiz gibi,
[18:11]11 ay sonra Türkiye'den alıyorlar. Önce Irak'a götürüyorlar, Necef kentine. Orada da örgütlenmesine devam ediyor.
[18:22]Oradan da alıyorlar. Bu defa Fransa'ya, Paris'e götürüyorlar. Paris'in banliyösünde benzer bir eve yerleştiriliyor.
[18:32]Aynı şekilde orada da bu sefer Fransız İstihbarat Teşkilatının kontrolünde örgütlenmesine izin veriliyor.
[18:44]Ve yani hayatın eee tesadüflerine bakın ki tıpkı Musaddık'ı Ayax operasyonuyla devirdikleri gibi, yerine Şah'ı getirdikleri gibi yine birtakım halk hareketleri başlıyor İran'da.
[19:00]Çünkü 1979 dünyada Sovyetlere karşı bir yeşil kuşak projesi oluşturuluyor.
[19:12]İran'ın da benzer bir şekilde bu yeşil kuşağın koçbaşlarından biri olması gerekiyor.
[19:20]Halk hareketleri başlıyor ve Ayetullah Humeyni, bakın burada ne yazıyor?
[19:27]Air France.
[19:30]Air France. Fransız Devleti'nin bayrak taşıyıcısı Havayolu Şirketi tarafından taşınarak bu şekilde
[19:39]Tahran'a indiriliyor.
[19:44]Ve o Humeyni'nin İslam devrimi gelişi çok meşhurdur. Evet. O şekilde de karşılanıyor da değil mi?
[19:52]Air France tarafından, Fransız İstihbaratının kontrolünde, Fransız Havayolları tarafından Tahran'a indiriliyor ve deniyor ki İran'da devrim oldu.
[20:04]Bunun çok daha enteresan devamı da var. Eee
[20:08]devamı da var ama son dakikalardan sonra istersen onu konuşalım.



