[0:00]hamd ederken kimleri reddetmemiz, kimleri zerm etmemiz gerektiğini de bileceğiz. İşte bugün nice Müslümanlar öylesine bir garabeti yaşıyorlar. Namazda Allah'a hamd ederken kamusallığı Allah'tan başkalarına hamd edebiliyorlar. Kimin ekmeğini yiyorsak onun kılıcını çalacaksın diyorlar. Seccadede Allah'a hamd ederken Kur'an'ı açtığında Allah'a hamd ederken ama Kur'an'ı kapattıktan sonra bir an önce Allah'a övenler sanki onlar değilmişçesine Allah'tan başka güçleri de siyasi otoriteleri de çok rahat övebiliyorlar.
[0:51]Bazı güçlerin vazgeçilmezliğinden bahsedebiliyorlar. Onların da hayatın olmazsa olmazı olduğunu yüzleri kızarmadan savunabiliyorlar. İşte burada Allah'a hamd etmenin ve arkasında yaşanan çelişkinin müminlerin hayatında ne büyük parçalanmaları beraberinde getireceğini idrak etmemiz lazım.
[1:22]Dili ile Allah'ı övenlerin eli ile zalimlere alkışlayanların tezatını nasıl izah edebiliriz?
[1:52]Yere göğe sığdıra sığdırılamayan nice siyasi ve ruhani liderler. Şöyle bir tasavvur ediniz. Kimler tarafından bunlar gerçekleştiriliyor? Fetişleştirilenler, nice faniler, monarklar, yüceltilen cüceler, kan ve çamurdan oluşan insana insanüstü özellikler yükleyenler, öyle sıfatlar atfedenler Fatiha ile zıtlaştıklarını bilmem fark etmiyorlar mı? Fark edemiyorlar mı? Allah'a hamd eden, Allah'ı öven nasıl böyle bir çelişkiye düşebilir? Gerçekten insanın anlaması çok zor. Ve biz kendi gerçeğimize dönüp bakacağız. Bir tarafta nesillerimizin hafızasına, zihnine Fatiha'yı yerleştirirken, mini mini yavrularımız Fatiha'yı ezberlesin diye çırpınırken zihinlerinde Fatiha'yı yüklediğimiz, Fatiha'yı taşıyan nesiller şayet gönüllerinde onların gönüllerinde taht kuran starlar, seçkinler, siyasiler, sanat yıldızları, şöhretler şunu bakayım. Onları nasıl bir ikilemle karşı karşıya bırakıyorlar? Zihinlere yüklenen Fatiha ile gönüllere yüklenen meşhurlar, şöhretler, sanatkarlar vesaireler vesaireler. Bu çocuklara bu ikilemi yaşatmaya hakkımız var mı? Bu yaştayken öyle bir çelişkiyle karşı karşıya bulundurmanın çelişkisini nasıl atlatabileceğiz ve bu sorumluluğun altından, bu yükün altından nasıl kalkabileceğiz?
[4:14]ve gerçekçi olmamız lazım. Biz kimi ne kadar övüyoruz? Elhamdülillahirabbilalemin dedikten sonra bir de reel hayatımızda öve öve bitiremediklerimiz. Paraya, güce, yine, iktidara bel büken, serfuru eden hakikatte düşünüyor. Tüm övgüleri kime tahsis etmiştir? Bunlar acı sorular. Belki ağır sorular ama Allah'a hamd etmek istiyorsak bu sorulardan da kaçamayız. Bu sorularda mutlaka netleştirmemiz lazım. Çünkü hamdimizle çelişirsek, bu çelişkiyle Allah'a gider isek, bunun hesabını vermek kolay olmayacak. Allah'a hamd ederken hayatımızda övmeye durduğumuz her şeyi Fatiha'nın kıssası ile, Fatiha kriteri ile düzenlemeye almamız lazım. Şayet tüccar isek, malımızı övmemiz gerekiyorsa, malımızı övürken hileye, hurdaya, aldatmaya gidecek tarzda yani sonuçta da övdüğümüz mal ile övdüğümüz Allah'la karşı karşıya bizi bırakmayacak bir ticari ahlakı yakalamamız gerekir. Kızımızı, oğlumuzu baş göz edeceğiz.
[5:58]Onları övmeye durduğumuz zaman onların kusurlarını, zaaflarını gizleme yoluna gidip de olmayan vasıflarla övdüğümüz zaman karşıda bilgi isteyene nasıl bir yanlışlık yaptığımızı nasıl bir ihanete tevessül ettiğimizi düşüneceğiz. Övgülerimizi evladımız da olsa överken adaletle ahlaktan kopmayacağız. Çünkü biz elhamdülillah Rabbilalemin dedik. Başkasına överken de Allah'ın ölçüsünden hareketle ancak övebileceğiz. Yoksa övgümüz başımıza bela olacaktır.
[6:50]Ve en önemlisi insan en çok kendisini övmek ister. Bir başkasının da kendisini övmesini ister. Enaniyetin okşanmasına çok düşkündür.
[7:07]Acaba bir yerde benden bahseden yok mu? Beni öven yok mu? Mes olur. Dört köşe olur ve kendinden geçer. İşte o anlarda Elhamdülillahirabbilalemin demek kendi aciziyetimizi idrak etmek Nefsin bu yöndeki taleplerini dizginlemek.
[7:33]Enaniyetimizi ayaklarımızın altına alıp Allah karşısındaki hiçliğimizi idrak ederek varoluşumuzu böylece tamamlamak bize düşer.
[7:48]Nasıl peki Allah'a hamd edeceğiz? Kur'an-ı Kerim'de bunun örnekleri vardır.
[7:56]Hamd öylesine hayatımıza girmeli ki Kur'an-ı Kerim'de sunulan karelerle bize ithaf edildiği gibidir. Hazreti İbrahim Aleyhisselam'dan bahsediyor. İbrahim Suresi 39. ayette Allah Azze ve Celle Elhamdülillahirabbilalemin İsmail ve İshak İnne Rabbilası duası Sadakallahulazim. Elhamdülillah diye başlıyor ayeti kerime. İbrahim 39. ayet. Hamd Allah'a aittir ki Hazreti İbrahim bunu söylüyor İbrahim Suresinde. Hamd Allah'a aittir ki o bana ihtiyarlığıma rağmen İsmail'i ve İshak'ı armağan etti. Şüphesiz Rabbim gerçekten duayı işitendir.
[9:05]Dualara icabet edendir.
[9:11]Hazreti İbrahim Aleyhisselam Allah'a hamd ediyor. Çok ileri yaşlarında Allah kendisine İsmail'i ve İshak'ı nasip etti. Peki Hazreti İbrahim Aleyhisselam'ın hamdi yalnız dil ile telaffuz edilen iki kelimelik bir şey miydi? Elhamdülillah deyip geçti mi? Hazreti İbrahim Aleyhisselam bize nasıl hamd edeceğimizi öğretiyor.
[9:47]Ancak Hazreti İbrahim Aleyhisselam'ın hamdi yalnızca kavli bir telaffuz değildi. Gün geldi, Allah



