[0:00]Ormanın küçük kahramanları. Sonbaharın sert rüzgarları, ağaç dallarını salladıkça, altın renkli yapraklar yavaş yavaş yere düşüyordu. Yeşil ormanın en azimli sakinleri sincaplar hiç durmadan çalışıyordu. Küçük patileriyle dallardan dallara zıplıyor, kar yağmadan yeterince palamut toplamak için çabalıyorlardı. Aralarında en heyecanlısı Fırfır, en meraklısı Puffy ve en sakini Kiki'ydi. Her sabah erkenden toplanır, minik sepetlerini sırtlarına takıp başlarlardı yiyecek aramaya. Bugün daha da uzaklara gidelim dedi Fırfır gözleri ışıl ışıl parlarken. Puffy hemen atıldı. Daha uzağa mı? En son uzaklara gittiğimizde Baykuşu görünce donup kaldığımı hatırlamıyor musun? Kiki gülüp elini Puffy'nin omzuna koydu. Merak etme dostum. Biz de yanındayız. Hem orada daha büyük ve lezzetli palamutlar oluyor dedi. Diğerleri de ona hak verdiler ve yolculuk başladı. Üç sincap büyük meşeyi geçip patikanın sonundaki yabani palamut ağaçlarının olduğu bölgeye ulaştılar. Topladılar, topladılar. Hatta Fırfır koskocaman bir palamut bulunca sevinç çığlıkları atıp minik kuşların korkudan uçup gitmesine neden oldu. Soğuk kış günlerinde rahat edeceğiz dostlarım dedi kendiyle gurur duyarak. Sepetleri yeterince dolunca karanlık olmadan yuvalarına dönmeye karar verdiler. Yuvalarına geldiklerinde gözlerine inanamadılar. Depoları yarı yarıya boşalmıştı. Puffy titreyen sesiyle fısıldadı. Yok artık. Yine o mu yaptı? Kiki kaşlarını çattı. Evet, yine o rakun olmalı. Her gece geliyor topladığımız palamutları alıyor. Ama ne yapabiliriz ki biz? Sincaplar Rakun'dan çok korkardı. Büyük patileri geceleri parıldayan gözleri ve sinsi sinsi dolaşması onları oldukça endişelendiriyordu. Bu yüzden her defasında hiçbir şey yapmadan tekrar yem aramaya çıkarlardı. Birkaç gün boyunca her zamankinden çok çalıştılar. Çünkü soğuk kış günlerine çok az kalmıştı. Soğuk gölün çevresinde ceviz aradılar. Çam ağaçlarının tepelerinden minik kozalaklar topladılar. Hiçbir şey olmamış gibi sohbet ederek yorgunluklarını unuttular. Fırfır bazen içimden keşke bizim de Rakun gibi uzun parmaklarımız olsa diye düşünüyorum biliyor musunuz? Puffy yo ben istemem. Onun gözleri çok ürkütücü. Hem korkutucu olsa da o da bizim yapabildiğimiz birçok şeyi yapamaz. Kiki Gözlerinin ürkütücülüğü hiç önemli değil bir kere. Biz birlikteyiz. O tek başına. Birlikte sohbet ederek yavaş yavaş yuvalarına döndüler. Ama yine, yine yiyecek depoları boşalmıştı. Sincaplar çaresizlikte birbirlerine baka kaldılar. Artık pes etmeye hazırdılar. Tam o sırada Kiki ayağa kalktı ve konuşmaya başladı. Biz birlikte palamut topluyoruz, birlikte yiyoruz, birlikte oyunlar oynuyoruz ama korktuğumuz için tek bir rakuna bile karşı gelemiyoruz. Oysa beraber hareket edersek onu korkutabiliriz. Bunu denemek zorundayız. Bu orman bizim de yuvamız. Puffy ve Fırfır önce şaşırdı. Sonra gözleri parladı. Fırfır ellerini beline koyup. Haklısın dostum. Bu sefer saklanmak yok. Puffy bile titreyen ince sesiyle Evet, birlikte bunu başarabiliriz dedi. Heyecanla hemen bir plan yapmaya başladılar. Herkes kendi fikrini söyledi ve en iyi fikri seçip hazırlıklara başladılar. Hem korkuyorlardı hem heyecandan elleri titriyordu. Bir yandan da artık yiyeceklerinin alınmadığı güzel dünlerin hayalini kurup gülüyorlardı. Hazırlıklar tamamdı. Gece olunca tüm sincaplar yuvalara saklandı. Yaprak yığınlarının arasına ip gibi uzanan ince dallar yerleştirmişlerdi ve bu dallara rakun basınca büyük bir haşırtı çıkacaktı. Bu son derece sessiz bir ormanda korkulacak bir şeydi. Rakun her zamanki gibi sinsi sinsi yaklaştı. Puffy'nin kalbi küt küt atıyordu. Bir adım, bir adım daha sonra Fış! Fış! Yapraklar devasa bir gürültü çıkarıp her yere savruldu. Tam o anda bütün sincaplar her taraftan hep bir ağızdan bağırdı. Uzak dur bizim yiyeceklerimizden. Bir daha sakın buraya gelme yoksa gününü görürsün. Rakun panikle geriye sıçradı. Bu kadar sincapla karşı karşıya kalacağını beklemiyordu. Sessizce hareket edemezse hiçbir gücü olmayacağını biliyordu. Pes etmişti. Geri geri yürüdü ve kuyruğunu kabarttı. Hızla karanlığa doğru gidip gözden kayboldu. Bir daha da geri dönmedi. O günden sonra sincaplar yiyecek depolarını neşeyle doldurdu. Fırfır en büyük palamutu en üst rafa yerleştirdi. Mutfağı çok güzel olmuştu. Puffy yuvasına dışarıyı görebileceği bir pencere yaptı. Manzara izlemeyi çok severdi ve artık korkacak bir şeyi yoktu. Kiki ise kurumuş odunlarla güzel bir koltuk yapıp akşamları rüzgar sesi eşliğinde kitap okudu. Kış geldiğinde herkes sıcak ve güvenli yuvasında sakladıkları palamuk ve fındıkları afiyetle yedi. Ve artık her biri biliyordu. Korku yalnızken büyüktür ama birlik olunca küçücük kalır.
Watch on YouTube
Share
MORE TRANSCRIPTS



