[0:00]Selamlar sevgiler kanalımıza hoş geldiniz. 10. sınıf ders çalışmalarımız kaldığı yerden tam gaz devam ediyor. Ve geldik destan ünitesine. Destan ünitesinin ilk konusu da tabii ki destan olacak. Destanı tüm ayrıntılarıyla şimdi sana aktaracağım. Hem destan özelliklerini göreceğiz, hem destan çeşitlerini göreceğiz, hem de Türk edebiyatındaki önemli destanları böyle içerikleri sana aktaracağım. Ne diyoruz? Bir kere öğreneceksin ve bir daha öğrenmek zorunda kalmayacaksın. Peki bu anlatımı nereden yapacağım? Şu elimde tuttuğum 10. sınıf edebiyat video ders notları kitabından yapacağım. Ve bu kitabı ücretsiz olarak bu videonun açıklamalar kısmındaki linklerden indirebilirsin unutma. Aynı zamanda kitabın sonunda ben güncel yazılı sorularını ekledim. Yani bu sene sınavlara da yine bu kitaptan hazırlanmış olacaksın. Hedefimiz her zamanki gibi 100 olacak. Bundan önceki senelerde aldığımız gibi yine 90, 95, 100'leri ben yorumlarda görmek, duymak istiyorum. Bunu başaracağız. Bu arada bu kitap dediğim gibi ücretsiz bir şekilde bu videonun açıklamalar kısmında linklerde var. İndiriyorsun ve senden tek beklentim var, bu kitabı tüm arkadaşlarına paylaş. Daha fazla kişiye ulaşalım. Deniz Hoca'nın yanında yürüyen öğrencilerin sayısı fazla olsun diyorum. Hadi bakalım, ekranımız değişecek ama unutma Deniz Hoca kanalındasın. Bir isim olarak buradasın. Ahmet, Ayşe, Fatma ama biz bu isimden büyülü bir hikaye oluşturacağız. Bu hikaye senin başarı hikayen olacak. Hadi gel sözcükten büyülü hikayeye dönüşmen dileğiyle hikayen başlasın bakalım. Evet, destan konusuna giriş yapıyoruz. Destan nedir? Öncelikle tanımla başlayalım, tamam mı? Bu tanım önemli. Şöyle eğer bu soru karşına gelirse, hocan da sorarsa diyeceksin ki: Bir milleti derinden etkileyen ve uzun yıllar o milletin üzerinde büyük bir iz bırakan, mesela bir savaş, doğal afet, göç, yiğitlik gibi durumların uzun bir şekilde manzum olarak anlatılmasına biz destan deriz. Yani demek ki destan için şu gerekiyor: Bir, bir milleti derinden etkileyecek bir olay olmalı, sıradan bir olay olmamalı. İki, bu dilden dile yüzyıllarca anlatılmalı ve manzum olarak oluşmalı yani şiir şeklinde oluşmalı, halkın arasında kendiliğinden oluşmalı. İşte biz bu anlatılara ne diyoruz? Destan diyoruz. Aslında destanın özelliklerini de bu tanımda görmüş oldum. Şimdi gel bakalım. Destanlar bir milletin en eski edebi ürünlerini oluşturur. Yani Türkler için böyle midir? Evet. Mesela Türk edebiyatına bakıyorum, gidebildiğimiz kadar eskiye gidiyorum ve şunu görüyorum ki en eski ürünlerimiz destanlardır. Peki sadece Türkler için mi geçerli? Hayır. Bak Yunanlılara bak, Almanlara bak, Fransızlara bak, İngilizlere bak, Ruslara bak, ne bileyim Japonlara, İspanyollara, en eski ürünleri destanlardır. O yüzden bunun yanına yıldız bıraktık. İki, destanlar milli özellikler gösterir. Bak, bu çok çok önemli bir madde. Bunu aklından çıkarmıyorsun. Destanlar millidir. Yani ait olduğu toplumun geçmişini, onun geleneklerini, kültürünü, yaşantısını yansıtmaktadır. Biz bu destanlar sayesinde aslında aynı zamanda tarihimizi de öğrenebiliyoruz. Mesela Göktürk dönemine gittik. Hangi destanlar var? Ergenekon ve Bozkurt destanları. Bu destanlara baktığımız zaman o dönemin ruhunu, tarihini anlayabiliyoruz. Atıyorum Sakalar dönemine gittik, Alper Tunga destanı, şu destanı, yine bunlara bakarak o dönemin tarihini anlayabiliyoruz. İşte bu yüzden unutma, en eski ürünlerimiz olan destanlar aynı zamanda millidir ve bizim milli tarihimizi gösterir. Uzun yıllar sözlü gelenek yoluyla yaşamını sürdürdüğü için olağanüstü özelliklerle süslenmiştir. Ben diyorum ki mesela sınıfta kulaktan kulağa oynuyoruz. Hemen öğretmenler masasının önündeki öğrencime bir şey söylüyorum. O yanındakine söylüyor, o yanındakine, o yanındakine gidip de dolaşıyor ve 30, 35 öğrenci sonrasında çok başka bir cümle ortaya çıkıyor. İşte destanlar da böyledir, sözlü ürünler. Yani dilden dile anlatıldığı için, anlatan bir şeyler kattığı için, sevmediği yerleri silip kendince güzel yerler eklediği için, sürekli bir değişim halindedir ve bu değişim sırasında da inanılmaz derecede abartı katılır. O yüzden destanlar olağanüstü özelliklerle bezenmiştir diyoruz. Bu da yine çok çok önemli abartı kısmı da buradan geliyor. Halk anlatmayı sever, abartmayı fazlasıyla sever. Anonimdir diyoruz, yani söyleyeni belli değil. Tabii ki ilk başta birisi anlatmıştır diye düşünüyorum ama zamanla artık kimin oluşturduğu kayboluyor, belli olmuyor. O yüzden anonimdir diyoruz. Genellikle manzum olarak oluşturulmuşlardır. Yani destanlar düz yazı şeklinde değil, şu şekilde bak, göstereyim. Şiir şeklinde dizelerle alt alta sıralanır, sıralanır, sıralanır anlatılır. Ya dörtlükler halinde, tamam mı? Genellikle dörtlükler halinde mesela bizim edebiyatımızda anlatılır ama daha sonra tabii düz yazıya çevrilmiş, dönüştürülmüş destanlar da vardır ama başlangıç noktası manzumdur yani şiir şeklindedir unutmayacaksın. Herkesin anlayabileceği sade bir dile sahiptir. E çünkü halk bizzat kendisi oluşturuyor. E anlaşılmaz ağır bir dil olur mu? Kesinlikle olmaz. Son derece sade, anlaşılır bir dili vardır. Ve Batı edebiyatına biz destanlara 'epope' adının verildiğini görüyoruz. Yani literatürde destanın adı epopedir unutma. Oradan da epik şiire yönelmiştir, yani epik şiirin de aslında çıkış noktası bu epopedir. Epope eşittir destan şeklinde aklında kalacaksın ama biz destan diyoruz derslerimizde. Ve kahramanlar seçkin kişilerden oluşur ve bu kişiler olağanüstü özelliklerle kuşatılır. Neden seçkin kişiler? Çünkü sıradan insanların kahramanlık hikayeleri anlatılmaz. Seçkin insanlar olması gerekiyor değil mi? Prensler gibi, krallar gibi, padişahlar gibi vesaire, hakanlar gibi. Dolayısıyla seçkin kişiler kahramanlarımızı oluşturur ve geldik en önemli yere. Destanlar doğal ve yapay olmak üzere iki başlıkta incelenir. Doğal destana bakalım. Bak, adı bize ipucu veriyor. Kendiliğinden halkın içerisinde doğal bir süreçte oluşmuş destanlar aslında doğal destandır. Bakalım. Doğal destanlar toplumların tarihinde derin izler bırakan olaylar sonrasında sözlü gelenekte kendiliğinden oluşan ve üç aşamadan geçen destanlardır.
[5:41]Yani üç aşamaya sahip olmaları gerekiyor. Bu birinci aşama şudur: Oluş safhası. Şimdi öncelikle bir olayın meydana gelmesi gerekiyor değil mi? Mesela savaş oldu. Büyük bir savaş. Tamam olay oldu. İki yayılış safhası. Bu da ikinci safhadır. Yani olay oldu, kazandık. Büyük bir kahramanlık gösterdik. Ne olacaktır? Halkın arasında bu dilden dile yüzyıllarca aktarılacaktır. İşte bu da yayılış safhasıdır. Ve son olarak derleniş safhası. E birisi çıkacak ve diyecek ki ya şu bölgede şöyle bir destan anlatılıyor. Ben ne yapayım arkadaşım? Alayım bu destanı yazıya aktarayım ki kaybolmasın. İşte o da derleniş safhasıdır. Üçüncü safayı oluşturur. Doğal destanlar böyle üç safhadan geçerler. Peki dünyada bilinen bazı doğal destanlara göz atalım, sonra en sonunda bizim edebiyatımızdaki destanlara göz atacağız. Şimdi İlyada ve Odysseia destanı Yunan edebiyatına ait önemli bir destandır. İranlıların Şehname'si vardır. Fin Kalevala'sı vardır. Fransızların Chanson de Roland'ı vardır. Almanların Nibelungenlied destanı vardır. Sümerlerin Gılgamış destanı vardır. İngilizlerin Beowulf'u vardır. İspanyolların Le Cid'i vardır. Rusların Igor destanı, Hintlerin Ramayana ve Japonların Shinto destanı var. Bunlardan ziyade Türk destanlarını bilmek daha mantıklı olur diye düşünüyorum. Şimdi gelelim yapma ya da yapay destanlara. Herhangi bir tarihi olayın bir ozan tarafından destan kurallarına uygun olarak yazılmasıyla oluşan destanlara yapma destan denir. Yani olay meydana geldi. Bu oluş safhasıdır. Hiç yayılmadan bir ozan çıktı, şair çıktı. Bu olayı destan şeklinde eserine çevirdi. İşte bu nedir? Yapma destandır. Bu. Bu kadar basit. Bakalım. Anonim değildir. Yazarı bellidir ama doğal destanlar anonimdir unutma. Yakın bir tarihte yaşanmış bir olay anlatılabilir. Mesela doğal destanda olay meydana geldi, onun destana dönüşmesi için yüzyıllara ihtiyacımız vardır değil mi? Öyle bir yılda, iki yılda oluşmaz. On yıllar geçmesi lazım ki bir destan haline gelsin. Ama yapma destan öyle değildir. Olay meydana geldi, birisi gördü, şair buna tanıklık etti ya da döneminde meydana geldi. Hemen onu destanlaştırabilir. Arasındaki bir diğer fark da bu ve üç oluşum safhasından geçmez. Sadece oluş safhası vardır. Şimdi gel dünyada yapma destan örneklerine bakalım meşhur olanlara. Mesela İtalyan edebiyatında Kurtarılmış Kudüs vardır. Tasso tarafından yazılmıştır. İlahi Komedya Dante'nindir ve Çılgın Orlando vardır, o da Ariosto tarafından yazılmıştır. Latin edebiyatında Vergilius'un yazmış olduğu Aeneis vardır. İngiliz edebiyatında Milton, Kaybolmuş Cennet adlı bir yapma destan örneği vermiştir. Şimdi gelelim asıl önemli noktaya, bizim edebiyatımızdaki önemli yapma destanlar. Çok başarılı, çok önemli destanlar var. Mesela Kuvay-ı Milliye Destanı, edebiyatımızdaki en önemli destanlardan bir tanesidir. Ya da bir diğer ismiyle Kurtuluş Savaşı Destanı olarak da çıkabilir karşına unutma. Nazım Hikmet tarafından yazılmıştır. O kadar güzel bir destandır ki yani okuduğunuz zaman ya da dinlediğinizde o savaşı aynı şekilde gözünüzde, zihninizde canlandırabiliyorsunuz. Bu kadar başarılı bir eserdir. Bunun dışında Fazıl Hüsnü Dağlarca yine destanlarıyla ön plana çıkan bir isimdir. Zaten destan şairi olarak da bilinir. Onun Üç Şehitler Destanı, Çakır'ın Destanı, 19 Mayıs Destanı vardır. Birçok destanı daha vardır ama en önemlileri bunlar. Mehmet Akif Ersoy'un Çanakkale Şehitleri Destanı vardır ve Cahit Külebi'nin Atatürk Kurtuluş Savaşı'na adlı bir yapma destanı vardır. Bunları en azından genel kültür olarak bil, çünkü ilerleyen yıllarda yine karşına çıkacak. Şimdi gel biz Türk edebiyatında bazı destanların özelliklerine bakalım. Şimdi her toplum gibi bizim de edebiyatımızda destanlar olmuştur ve en eski ürünlerimiz destanlardır. Şimdi Türk destanlarına baktığımız zaman at, ışık, ağaç, ok, bozkurt gibi mitolojik ögelerin sıklıkla kullanıldığını görmekteyiz. Yani bunlar motiflerdir. Yani Türk destanlarında sen atı görüyorsun, ışığı görüyorsun, ağacı görüyorsun, oku görüyorsun, bozkurdu görüyorsun. Bozkurt önemli bir mittir. Türk destanlarının sıklıkla karşımıza çıkar. Türkler için önemlidir zaten biliyorsunuz Bozkurt motifi. Bununla birlikte ok, savaşlı bir toplumdur. Ağaç mesela Oğuz Kağan destanında sevdiği kadını ya da evleneceği kadın diyelim, bir ışık içerisinde şöyle iner gökyüzünden, bir ağaç kovuğuna iner. Bak, ağaç ve ışık burada ön plana çıkar. E at da zaten yine Türkler için son derece önemlidir. Bununla birlikte mesela yada taşı vardır değil mi? O da yine destanlarda karşımıza çıkan bir motiftir. Unutma. Neyse. Şimdi destanlarımız Türk tarihini ve kültürel özelliklerini yansıtması bakımından önem arz eder. Yani Türk destanlarına baktığımız zaman biz binlerce sene öncesindeki hatta yüzlerce diyelim, Türk tarihini görebiliyoruz, kültürünü görebiliyoruz. Bu bakımdan önemlidir Türk destanları. Ve Türk destanlarına bakacak olursak iki ana grupta toplayabiliriz. Bir, İslamiyetten önceki Türk destanları, iki, İslamiyet'in kabul edilmesinden sonraki Türk destanları. Şimdi gel biz İslamiyet'in kabul edilmesinden önceki Türk destanlarına bakalım. Burada Altay, Yakut döneminde Yaratılış destanı var. Sakalar döneminde Alper Tunga ve Şu destanı çok çok önemli. Hun döneminde Oğuz Kağan destanı. Göktürk döneminde Bozkurt ve Ergenekon destanı ve Uygur döneminde ise Türeyiş ve Göç destanı karşımıza çıkıyor. Bunlara kısaca değinelim. Mesela Yaratılış destanında biz dünyanın, evrenin yaratılışını görüyoruz. Yani bir tanrı var ve evreni yaratıyor. Bu destanda da bu yaratılış süreci anlatılıyor. Zaten isminden de anlıyoruz. Alp Er Tunga destanı yine çok çok önemlidir. Biliyorsunuz ki sagusuyla meşhurdur. Hani Alp Er Tunga öldü mü? Issız acun kaldı mı? Ötlek öcünü aldı mı? Emdi yürek yırtılır şeklinde bir dörtlük vardı ya Sagusu. İşte oradaki Alp Er Tunga'dan bahsediyoruz. O da Saka hükümdardır. İranlılarla bir mücadele içerisinde girmiştir ve onun kahramanlığı bu destanda karşımıza çıkarılır. Yine Sakalar döneminin bir başka destanı şu destanıdır. İmparator şu yu anlatır. Büyük Makedonya kralı biliyorsunuz İskender yürür doğuya doğru. İşte onunla mücadelesi bu destanda karşımıza çıkarılır. Oğuz Kağan destanına bakalım. Oğuz Kağan'ın ki Hun hükümdarı olan Metehan olduğu düşünülmektedir. Yani aslında Oğuz Kağan'ı sen Metehan olarak düşünebilirsin, kaynaklarda böyle geçer. Oğuz Kağan üzerinden Metehan'ın anlatıldığı ifade edilir. Neyse Oğuz Kağan ve onun maceraları üzerinden Türklerin o dönemdeki yaşamı ve yaptıkları mücadeleler anlatılır. Bir diğer destan Bozkurt destanıdır. Burada da baskına uğrayan ve herkesin öldürüldüğü Göktürklerden geriye kalan bir yaralı gence kurdun yardım etmesini anlatan bir destandır. Önemli bir destandır. Tekrar söylüyorum Bozkurt motifi zaten çok çok önemlidir. Şimdi burada bir şey daha ifade etmek istiyorum. Bu bence AYT edebiyat için de çok çok önemli. Yani iki sene sonra sınava gideceksiniz, orada da bilmeniz gereken bir şey. İşte Bozkurt destanında da bir kurt vardır, Türeyiş destanında da bir kurt vardır. Aslında aynı durum vardır ama şöyle bir fark var. Bozkurt destanında kurt dişidir unutma ama daha sonra birazdan anlatacağım Türeyiş destanında erkek kurt karşımıza çıkacak. Neyse Bozkurt destanında dişi kurt gelir gence yardım eder ve Türkler tekrar soyunu devam ettirir. Ergenekon destanında bir savaş sonrasında sağ kalan iki Türk ailesinin Ergenekon Dağı'na sığınması ve orada uzun yıllar kalmaları ve nüfuslarının artıp Ergenekon Dağı'na demirden madeni yakıp eritip tekrar ovaya inip ikinci kez devletlerini kurması anlatılır. Türeyiş destanı. Az önce bahsettim, Uygurların türeyişini anlatan bir destandır. Orada da Tanrı'nın bir erkek kurt suretiyle yeryüzüne indiğini ve iki güzel Türk prensesiyle evlenip Türklerin soyunu devam ettirmesini sağlaması ifade edilir. Burada erkek kurt devreye girmiş oldu. Göç destanında da kuraklık ve kıtlık sonrası Uygur Türklerin yurtlarını göç etmelerini anlatan destanlardır. Daha doğrusu yurtlarından göç etmelerini anlatan bir destandır. Burada da yada taşı devreye giriyor. Çünkü yada taşı Türkler için son derece kutsal bir taştır. Bu taşı Çinliler bir şekilde Türklerden alır. Güzel bir prenses de evlendirirler Türk hakanını ve derler ki yada taşını verir misiniz bize? Alırlar o taşı parçalarlar ve Tanrı tarafından Türkler cezalandırılır kıtlık ve kuraklıkla ve yurtlarından göç etmek zorunda kalırlar. Bu destanda da bu anlatılır. Bu destanlar son derece önemli, aman dikkat. Şimdi gelelim İslamiyet'in kabulünden sonraki Türk destanlarına. Buna da isim olarak değinelim. Mesela Karahanlı döneminde Satuk Buğra Han destanımız var. Şimdi Satuk Buğra Han kimdir? Satuk Buğra Han ben hemen ifade edeyim. İslamiyet'i kabul eden ilk Türk devleti Karahanlılar'dır. Biliyorsunuz devlet olarak kabul eden ve onların hükümdarı da Satuk Buğra Han'dır. İşte onun destanı burada anlatılmıştır. Kazak Kırgız dairesinde ise Manas destanı ön plana çıkar, dünyanın en uzun destanlarından bir tanesidir, hatta en uzundur diyebiliriz. Manas Kırgız destanıdır, çok çok önemli. Aklında tutuyorsun. Türk Moğol kültür dairesinde ise Cengizname'yi görüyoruz. Tatar Kırım bölgesinde ise Timur ve Edige destanları önemlidir. Ama şimdi bence daha da önemli bir noktaya geldik. O da Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı dönemleri Türk destanları. Bunun bir özelliği var. Bu destanlar bir şekilde Anadolu'da oluşmuş destanlardır, bu önemlidir. Yani Anadolu'yu anlatan, Anadolu'da oluşmuş olan destanlarımız üç tanedir. Birincisi Seyyid Battal Gazi Destanı, bir diğeri Danişmend Gazi Destanı ve son olarak da Köroğlu Destanı. Burada Seyyid Battal Gazi ile ilgili ben biraz konuşmak istiyorum. Aslında Seyyid Battal Gazi Türk değildir. Biliyorsunuz ki Araplar Anadolu'ya Türklerden çok çok daha öncesinde gelir. Bizanslılarla bir savaş içerisine girerler. Gaziler parlarlar yani cihat için savaşırlar. O sırada Battal Gazi adındaki bir Arap asker kahramanlık gösterir. Hayatını kaybeder, şehit olur. Onun hikayesi Araplar arasında anlatılır. Neyse aradan yıllar geçer, Türkler Anadolu'ya gelir. Biliyorsunuz Anadolu'ya yerleşmeye çalışırlar ve Bizanslılarla mücadele ederler. Zorlu bir mücadeledir ve bu mücadele sırasında Araplardan böyle bir destanı, böyle bir hikaye dinlerler. Ve sahiplenirler. Şimdi mücadele ettikleri kişiler aynı, Bizanslılarla mücadele ediyorlar, din savaşı veriyorlar vesaire. Dolayısıyla Seyyid Battal Gazi'yi alırlar, kendilerine sahiplenirler ve hikaye eklemeler yaparlar ama çıkış noktası budur. Bunu unutmayacaksınız. Danişmend Gazi destanında da Danişmend Bey'i olan bu Danişmend Gazi'nin hikayesi anlatılır. Köroğlu destanında biliyorsunuz Bolu Bey'ine meydan okuyan Köroğlu'nun hikayesini anlatılır. Bazı kaynaklarında bu üç destanı biz halk hikayesi olarak da görebiliriz, çünkü yer yer halk hikayesine benzer, yer yer destan özelliği gösterir. Dolayısıyla ikisinin arasındadır. Yani yavaş yavaş destan kaybolacak, yerine halk hikayelerini bırakacaktır. Dolayısıyla biz burada da bu eserlerin ikisinin tam ortasında olduğunu söyleyebiliriz. Diyorum ve böylelikle bu dersimizi bitirdik. Güzel bir ders oldu ve destan konusunu çok güzel bir şekilde bitirdik bence. Artık bitti. Dediğim gibi ne demiştim başta? Bir kere öğren, bir daha öğrenmek zorunda kalma. Artık öğrenmek zorunda kalmayacaksın. Her şey zihninde, bilmen gereken her şey burada. Hatta bunu üniversite sınavı için de kullanabilirsin. Yani buradaki bilgilerle üniversite sınavına girdiğin zaman soru gelirse ki gelme ihtimali yüksek, hemen bir neti cebine koyacaksın. Böyle dolu dolu çok önemli bilgilerin altını çizdiğimiz bir ders oldu. Peki anlatımı nereden yaptım? Şu elimde tuttuğum 10. sınıf Edebiyat video ders notları kitabından tüm anlatımı yaptım. Bu kitabın içerisinde aynı zamanda yazılı soruları var. Yani mesela birinci dönem ikinci yazılısına yine buradan hazırlanacağız. Güncel sorular burada, ücretsiz indir. Nerede? Videonun açıklama kısmında. İndir. Renkli bir şekilde indir. Kitabı tam olarak indireceksin. Ve dediğim gibi senden tek beklentim var. Lütfen arkadaşlarına paylaş. Daha fazla kişiyle biz yol yürüyelim. Öyleyse bu videoyu da beğendiysen kanalıma da abone olduysan, düşüncelerini yorum olarak paylaşacaksan her şey tamamdır. Yeni bir derste yani efsane konusunda görüşmek üzere. Şimdilik kendine çok iyi bak.



