Thumbnail for Fenomenoloji Nedir? - Dr. Faruk MANAV by Düşünce Platformu

Fenomenoloji Nedir? - Dr. Faruk MANAV

Düşünce Platformu

3m 58s411 words~3 min read
Auto-Generated

[0:06]Fenomenoloji, Grekçede görüngü ya da görünüş anlamına gelen fenomenon ile akıl, söz, bilgi, konuşma gibi anlamlara gelen logos kelimelerinin bir araya gelmesiyle oluşturulmuş bir kavramdır. Yani fenomenoloji, fenomen üzerine gerçekleştirilen bir sorgulama ve araştırma çabasına karşılık gelmektedir. Bu nedenle öncelikle fenomen kavramının açıklanması yararlı olacaktır. Fenomen insanın duyu organları yoluyla algılayabildiği her türlü nesne, varlık, nitelik, olay ve olgu gibi şeylere karşılık gelen felsefe kavramıdır. Bu anlamıyla fenomen insanın doğrudan doğruya ve aracısız bir şekilde deneyimlediği şeylere karşılık gelmektedir. Fenomen kavramı felsefe tarihi boyunca farklı filozoflarca farklı şekillerde kullanıla gelmiştir. Örneğin Platon'a göre fenomen, görünüşler dünyasındaki değişim gösteren varlıklara yani görünüşlere karşılık gelmektedir. Kant da fenomeni insanın bilme sınırlarını oluşturan varlık alanı olarak tanımlamaktadır. Edmund Husserl'e göre ise fenomen bilindik klasik anlamın dışına çıkmış, hatta karşıt bir anlamda tanımlanmıştır. Buna göre fenomen insanın duyuları yoluyla algıladığı, değişim içindeki şeylerin bilinçteki değişmeyen özlerine karşılık gelmektedir. Bir felsefe anlayışı, bir felsefe akımı ya da yöntemi olarak fenomenoloji ise 20 yüzyılda Edmund Husserl tarafından kurulmuştur. Fenomenoloji insan deneyimlerinin bazı bilimlerde yapılan nedensel ve nesnel açıklamalar yerine bu açıklamalardan bağımsız bir şekilde betimlenmesini amaçlayan bir felsefe anlayışıdır. Bu anlayış insan bilincinde açığa çıktığı şekliyle fenomenlere odaklanmaktadır. Dolayısıyla fenomenolojide amaç fenomenlerin özünü kavramaktır. Bu amacı gerçekleştirmenin yolu ise Husserl'in belirttiği şekliyle doğal tavırdan kurtularak fenomenolojik bir tavır almaktan geçmektedir. Doğal tavır içinde bulunduğumuz dünyanın olduğu gibi sorgulamaksızın kabul edilmesi demektir. Özlerin açığa çıkması da böyle bir tavır içerisinde olanaksızdır. Çünkü özler sadece fenomenolojik tavır ile açığa çıkarılabilmektedir. Fenomenolojik tavır ise doğal tavır almayla ilgili tüm yargıları askıya almakla gerçekleşmektedir. Husserl bu işleme fenomenolojik epoke ya da paranteze alma, askıya alma adını vermektedir. Bu işlemle herhangi bir nesne ya da varlıkla ilgili her türlü anlam, belirlenim ve yorum dışarıda bırakılmaktadır. Böylece varlıklara ilişkin tüm önyargılar devre dışı kalmaktadır. Her şey askıya alındıktan sonra geriye sadece bu işlemden etkilenmeyen bilinç kalmaktadır. Bilinç bu safhadan sonra yönelimsellik ilkesiyle hareket ederek varlıkları ya da nesneleri anlamlandıracaktır. Yani belirli bir amaçla bir nesneye yönelerek o nesneye anlam verecek ve bir bakıma var edecektir. Dolayısıyla her bilinç deneyimi belirli bir şeye ya da nesneye ilişkin olmak durumundadır. Söz gelimi düşünmekte bir şey düşünülür. Örneğin Ankara'yı düşünüyorum ya da evimi düşünüyorum gibi. Sevmekte bir şey sevilir. Örneğin Nazlı'yı seviyorum ya da arabamı seviyorum gibi. Böylece Husserl gerçekliğin kendinden var olan bir şey olmadığını, onun ancak kendisine yönelim gösterildiği ve bilincine varıldığı zaman keşfedildiğini göstermek istemiştir. Özetle fenomenoloji her şeyi açıklamak yerine şeyleri ya da nesneleri betimleme amacı güden bir felsefe anlayışına denk gelmektedir.

Need another transcript?

Paste any YouTube URL to get a clean transcript in seconds.

Get a Transcript