[0:00]Günahkar da olsan o günahla beraber namaza başla. O namaz hürmetine Allah seni kurtarabilir. Namaz kılmazsan ümidin yok zaten. Kul ile randevuyu bile ertelediğiniz zaman itibardan düşüyorsunuz. Allah ile randevuyu ertelemenin edepsizliğinin derecesini bir düşünün. Ya Rabbi bekle ben sonra kılacağım demektir. Namaz, Müslüman olmanın beş mecburiyetinden biri. Yani Müslüman namaz kılacak. Kaçınılmaz bu. Mazereti falan yok. Sadece üç kişi namazın dışında olabilir: Ölü, deli, bebek. Öldükten sonra namaz yok. Akıl yoksa namaz yok. Mesuliyet yok zaten. Bir de bebeklere namaz yok. Bunun dışında hiç kimse namazdan kurtulamıyor. Ayakta kılamıyorsa oturarak, olmuyorsa uzanarak, olmuyorsa ima ile ama namaz var. Namazsız din olmaz. Nitekim çok meşhur hadis-i şerifte Resulullah Aleyhissalatu vesselam Efendimiz buyuruyor: Namaz dinin direğidir. Bu hadisin devamı da var, o çok bilinmiyor. Devam ediyor. Namazı olmayanın dini de yoktur. Hadis böyle. Ve yine çok şiddetli bir hadis. Bilhassa Şafi mezhebinde çok temel kabul edilir. Men tereke salatü müteamiden fekat kefere. Namazı mütemidden terk eden, kasten bilerek terk eden neredeyse kafir olur. Dininden çıkar. İslam'ın beş şartından biridir. Kur'an-ı Kerim'de defaatle Allahutaala, öyle bir kere değil, defalarca namaz emredilmiştir. Efendimiz Aleyhissalatu vesselam Efendimizden önceki ümmetler ve peygamberlerde de namaz vardı. Ancak şu fark var: Önceki ümmetler zamanında namaz sadece nebiye farz, peygambere farz. Diğerleri isterse kılar. Ancak son peygamber, bütün insanlığın ve diğer peygamberlerin de peygamberi, onun ümmeti de derece bakımından çok yüksek olduğu için son peygamberin ümmetini, yani bizleri Allahutaala fert fert huzurunda istiyor. Hepimize farz. Önceki peygamberler döneminde namaz günde üç kez, son peygamber zamanında miraçtan sonra namaz beşe çıkarılmıştır. Ve yine önceki peygamberler zamanında namazda okunan, tekrar edilen, zikredilen sözler son peygamber zamanında Allah tarafından değiştirilmiştir. Sübhanallahi azim rükuda ve secde Sübhanallahi ala sözlerinin tekrar edilmesi son peygamber zamanında olmuştur. Namaz cami bir ibadettir. Bir insanın yapabileceği bütün ibadetleri içine alır. İslam'ın diğer şartları da yine namazın içindedir. Mesela namazdayken bir şey yiyemezsiniz. Oruç var. Namazdayken beden kalori sarf eder, zekat var. Namazdayken kıbleye yöneliyoruz, hac var. Namazdayken bazı şeyleri durmadan tekrar ediyoruz, zikir var. Namazdayken Fatiha okuyoruz, zammi sure okuyoruz, Kur'an okumak var. Bir insanın Allahutaala'ya kulluk anlamında yapabileceği her eylem namazın içinde toplanmış. Bu nedenle namaz, Efendimiz Aleyhissalatu vesselam tarafından ısrarla, şiddetle defalarca emredilmiştir. Kur'an-ı Kerim'de de yine defalarca namaz kılınması öngörülmüştür. Namaz Müslüman olup da namaz kılmamak imkansız. Namazdan kaçış yok. Namazdan kaçış yok. Şimdi günümüzde en çok, ıı, gelen sualler, en çok gelen itirazlar şu: Birincisi şu: Ben bunca günahla nasıl namaz kılayım? Önce günahları terk edeyim sonra başlarım. Bu şeytanın oyunu. Önce günahları terk edemezsin. Yani melek olup ondan sonra namaz kılamazsın. Önce evliya olayım, sonra namaz olayım. Bu yok bu yanlış. Biz namaz da kılarız, günah da işleriz. Biz beşeriz. Namaz kıldık diye melek olmuyoruz. Namaza başladık diye hemen evliyalık makamına, masumiyet makamına çıkmıyoruz. Şeytan ve nefis yine bizimle beraber. Namaz da kılarız, günah da işleriz biz. Bir. İkincisi, namaz kılacaksam dört dörtlük başlamak istiyorum. Dolayısıyla erteliyorum. İleride başlarım. Yanlış, şeytanın oyunu. Erteleyen hiç kimse ileride başlayamamıştır. Kul ile randevuyu bile ertelediğiniz zaman itibardan düşüyorsunuz. Allah ile randevuyu ertelemenin edepsizliğinin derecesini bir düşünün. Ya Rabbi bekle ben sonra kılacağım demektir. Allah korusun, feci bir küstahlıktır. İman etmişiz, dünyaya geldiğimiz zaman ilk dünya kelamı olarak duyduğumuz şey ezan. Kulağımıza ezan okundu. Ve ilk dünya kelamı olarak emir kipinde bize söylenen şey Hayya Ala Salah. İlk bunu duyduk. Haydi namaza! Bebek bunu duyarak dünya hayatına başlıyor. Ve vefat ettiğimiz zaman da cenaze namazı. İki namaz arasında ömrümüz. Dünyaya gelir gelmez haydi namaza sözüyle başlayan hayatımız dünya hayatını bitirdiğimizde de cenaze namazıyla noktalanıyorsa, ortadaki ömrün bomboş geçmesi hiç kabul edilir şey midir? Hadis-i şerif: Kabirden ilk sual namazdandır. Bakın kabir henüz mahşer değil, hesap günü değil. Mezara koydular bizi. İlk melekler gelecekler, ilk sordukları şey namaz. Yani daha büyük mahkemeye çıkmadan önce nezaretteki sorgunun ilki namaz. Hadis devam ediyor: Namazı sağlamsa diğer günahlarından geçilir. İlk sorulacak şey namaz. Ve yine hadis-i şerif Resulullah Aleyhissalatu vesselam Efendimiz buyuruyor: Sizden biriniz evinizin önünde akmakta olan bir ırmakta günde beş kez yıkanırsa onda kir kalır mı? Sahabi kalmaz ya Resulullah deyince aynı şekilde günde beş kez Allah'ın huzuruna çıkan, el bağlayan, boyun büken insanda da günah kalmaz. Şanına yakışmaz ki o kulunu temizlemesin. Hakikaten de öyledir. Düşününüz ki bir kişi sizi ne kadar incitmiş olursa olsun, ne kadar kırmış olursa olsun günde beş kez geliyor, yüzünü gözünü yerlere sürüyor. Kul iken bile dayanamaz affedersiniz, değil ki merhameti sonsuz olan, rahmeti sonsuz olan Allah günde beş kez kendisinin huzuruna boyun büküp duran kulunu affetmemiş olsun. Namaz temizler, namaz piyango. Namaz Allahutaala'nın bizi öbür taraftaki ebedi, sonsuz aleme götürmek için uzattığı bir ip, bir kanal, bir koridor. Oradan geçince kurtuluyoruz. Ne olursa olsun namaz terk edilmemeli. İşte en çok şeytanın oyunu bu. Efendim günahkarım, vazgeçemediğim günahlarım var, terk edemediğim günahlarım var, nasıl namaz kılayım? Önce melek mi olmak niyetindesin de öyle namaza başlayacaksın? Günahkar da olsan o günahla beraber namaza başla. O namaz hürmetine Allah seni kurtarabilir. Namaz kılmazsan ümidin yok zaten. Allahutaala demiyor ki günahkar olan namaz kılmasın. Öyle bir şey yok. Namaz kılmamanın iki yeri var: Bir, sarhoşken namaza yaklaşmamamız lazım. Bir de hanımların halinde namaz kılınmaz. Bunun dışında ne yaparsan yap, cinayet bile işlesen, en büyük günahları bile işlesen namaz kılacaksın. Çünkü namaz ben günahsızım demek değil. Namaz sen Allah'sın ben kulum kabul ettim demek. Günahkar olabilirim. Ya Rabbi senin bazı emirlerini yapmayabilirim. Senin yasaklarını çiğniyor olabilirim. Ama ben senin kulunum, bunu kabul ettim. Namaz bunun ifadesi. Günahkar da olsan, ne olursan ol yine gel demiyor mu Mevlana? İstersen 100 kere tövbeni bozmuş ol yine gel. Nereye gel? Allah'a gel. Allah'a gelmek nasıl olur? Allahu Ekber. Böyle olur. Dolayısıyla türlü bahanelerle namazı ertelemek felakettir. Allah tamamen elimizden alabilir. Nasip etmeyebilir, bizi layık görmeyebilir. Namazsız bir şekilde, Nauzubillah, Allah'a sığınırız.
[8:04]Onun huzuruna varmanın hesabı var, azabı var, ateşi var, cezası var. Baştan fırsat elimizdeyken, henüz nefes alıyorken iman etmişiz, Allah birdir. Ve Hazreti Muhammed Aleyhissalatu vesselam onun elçisidir. Bunu kabul ettik teslim olduk. İlk yapacağımız şey namaz. Namazsız din olmaz. Ve namaz kılan kişinin iki namaz arasındaki günahları da affolunur. Namaz sabah namazını kıldı, öğlene kadar bir takım hatalar yaptı. Öğle namazında bir daha Rabbin huzuruna durdu. Allahutaala siliyor. Bunu hadislerle bize bildirmiştir. Öğle ile ikindi arasında hataları oldu. İkindiye durur durmaz onlar yine silindi. Bu şekilde 24 saat içine dağıtılmış olan namaz vakitleri aynı zamanda bizi günahlardan temizlemek için bir nur banyosu yaptırıyor bize. Cenabı Hakk'ın huzuruna namazla çıktığımız zaman Allahutaala'nın büyüklüğünün şanına yakışmaz ki o suçu bize yapıştırsın, onu temizliyor. Her şey namazla mümkün. Onun için Allahutaala ayet-i kerimede diyor ki namaz ve sabırla benden isteyiniz. Namaz ve ne sabredeceğiz? Her kul üç sabırla mükelleftir. Herkes üç sabırla imtihan olunuyor. Bir, bela ve musibetlere karşı, hayatın olumsuzluklarına karşı sabır lazım. Niye lazım? Çünkü Allah sabredenlerle beraber. Allah benimle olacaksa daha ne isterim ben? Allah sabredenlerledir ayet, bildiriyor bize. İki, neye sabır göstereceğiz? Günaha girmemeye karşı sabır. Nefsimiz emmare. Allah'ın yapma dediği çok her şeye karşı iştahlanıyor. Allah'ın haramlarına karşı nefis müthiş arzular duyuyor. Sabredeceksin. Tutacaksın onun hatırı için o kırmızının çizgiyi geçmeyeceksin. Bu boşa gitmez. Allah görüyor. Allah kendisinin hatırı için bazı şeyleri yapmadığının farkındadır. Ve Allah hiçbir şeyin altında kalmaz mutlaka öder. Onun hatırı için haramdan gözünü çeviren genç Allah tarafından öyle ödüllendirilir ki o bakmak istediği haram onun yanında sıfır ne huriler verir Allahutaala. İkinci sabır gösterilmesi gereken şey günahlara karşı sabır. Ve üçüncüsü ibadetlerde sabır. İbadetlerin meşakkati vardır. Allahutaala'nın emrettiği şeylere karşı nefis son derece isteksiz ve üşengeçtir. Onda da sabır göstererek Allah emretmiş yapacaksınız. Bunların başında namaz geliyor. Namaz, İslam'ın beş mecburiyetinden, Müslüman olmanın beş mecbur zorunluluğundan birisidir. Namaz Müslüman olmakla kafir olmak arasındaki tek çizgidir. Çok tehlikeli bir şeydir namazı terk etmek. Hele hele bile bile mazeretsiz. Mazereti olmaz ya neyse. Tamamen terk etmek kasten reddedercesine terk etmek Allah korusun, dinden çıkmaktır. Ve Kur'an-ı Kerim'de Allahutaala kafirlerden bahsederken Muhserat Suresi'ydi yanlış hatırlamıyorsam. Kafirlerden bahsederken onlar namaz kılmazlar buyuruyor. Namaz kılmamayı kafirlerin bir özelliği olarak Allahutaala zikrediyor. Son derece tehlikelidir. Vaziyetimiz, durumumuz, halimiz ne olursa olsun. Tepeden tırnağa günaha bulanmış olsak bile namaz kılınacak. Çünkü Allah'ı kabul ettin mi ettin. Peygamberini de ettin, artık bu çare yok namaz kılınacak. Namazdan kaçış yok. Ertelemek büyük tehlikedir. Şeytanın oyunudur. Şeytan direkt doğrudan gelip namaz kılma demez. Çünkü dediği an tahrik olup hemen namaza başlayacağını bilir. Dolayısıyla sonra kılarsın. Emekli olunca kılarsın. Mezun olunca kılarsın, evlenince kılarsın gibi bir takım uyduruk engeller önüne koyar. Aldanmaz, aldandın mı sonra da kılmazsın. Allah vermez, huzuruna almaz. Namazı nasip eden Allah'tır. Ve namazı terk etmenin başlangıcı da sabah namazını kılmamaktır. Bu çok önemli. Sabah namazı zor. Günün en uykunun en tatlı olduğu, hele hele gençlik çağında o uykuyu sıcak yatağı bırakıp kalkacak. Adeta idama gider gibi benim gençliğim böyleydi. Abdeste gidecek. Ondan sonra Rabbin huzurunda bir an önce bitsin de bir daha uyuyayım diye namaza duracak. Bu çok kıymetli. Bu haldeyken bile muazzam ücret alır. Sevap kazanır. Şahitlidir sabah namazı. Tövbelerin ve duaların kabul zamanı sabah namazıdır. Kılınması en sevap olan namaz sabah namazıdır. Sabah namazıyla başlayan gün, düşünün bir genç kalktı sabah namazını kıldı, 24 saatine onunla başladı. Sana o 24 saati verene secde ederek güne başladın. Dikkat ettiysen o gün diğer günler gibi değildir. Diğer günlerden çok farklıdır. Sabah namazı kılınarak başlanan gün diğer günlere benzemez. Çünkü sen o günü başlatana secde ederek o günkü ömrüne başladın. Sabah namazıyla başladın. Kılınması en sevap olan namaz sabah namazı. Geçirilmesi en günah olan namaz ikindi namazı. Çünkü ikindi hakkında, orta namaz hakkında ayrı ayet vardır. Aman ikindiyi geçirmemeli. Şu oldu, bu oldu namaz geçti. Olabilir, beşeriz, kuluz, tembeliz, gafletteyiz, namazı geçirdik. Şu oyuna gelmemeli. Ben namazı geçiriyorum öyleyse kalsın ileride tam başlarım. Bu şeytanın oyunu asla ileride başlayamazsın. Bir namazı geçirdin mi ötekine yapış. Ötekini bari geçirme. Öğleyi mi geçirdin? İkindiyi kıl. İkindiyi mi geçirdin? Akşama yetiş. Ve geçirdiğin namazı da mutlaka kaza etmeyi adet haline getir. Kaza etmek o namazın özrüdür. Namazı geçirdin bari hiç değilse kazayı geçirme. Kazayı da bekletmek Ya Rabbi bekle ben sonra kılarım demektir. Feci bir edepsizliktir. Allah namazı elinden alır.
[14:14]Nasip etmez, huzuruna almaz. Birçokları namaz kılmadıklarını sanıyorlar. Aslında Allah huzuruna almıyor. Allah nasip etmiyor. Mevlana Celalüddin-i Rumi Hazretleri'ne sordular. Dediler ki Allah katında güneş mi daha makbuldür, insan mı? Güneş Cenab-ı Hakk'ın sekiz isminin tecellisi, nuru. Güneş. İnsan mı daha kıymetli, güneş mi deyince Mevlana buyurdu ki: Hiç güneş kıymetli olsaydı Allah güneşten evvel sabah namazında insanı huzuruna çağırır mıydı? Güneşten önce, güneş doğmadan. Güneş doğması namazın geçmesi demek, değil mi? Güneş vakti. Sabah namazı vakti bitti. Güneş doğmadan Allahutaala huzuruna çağırıyor. İnsan güneşten daha kıymetlidir. Dediler ki efendim biz o vakitte uyanamıyoruz ama sonra kaza ediyoruz. Kuşluk vaktinde kalkıp kılıyoruz deyince kızdı mübarek. Adı üzerinde kazaen geçecek namaz. Senin elinde olmadan geçirecek, buna kaza denir. Yoksa bile bile ben zaten kılmayacağım diye yatarsan sonra kaza etsen de o kazanın şeyi ona göredir. Mevlana buyurdu dedi ki, güneş doğduktan sonra köpekler de uyanıyor artık. Bu kadar da aşağılayıcı. Gerçek mümin yiğit adam, bunu bir cinsiyet anlamında söylemiyorum. Yiğit adam o vakitte uykuya, sıcak yatağa, her şeye set çekip Allahu Ekber deyip Rabb'ine dönendir. Namaz kılarken harekete dikkat edin. Erkekler için söylüyorum, kadınlar daha aşağıda durur. Bir şeyi geriye atıyoruz, farkındaysanız. Allahu Ekber nedir geriye attığımız? Allah'tan başka her şey. Allahu Ekber dediğiniz zaman onun dışında her şey arkada kaldı artık onun huzurundasınız. Hemen bir soru. Hocam namazda benim aklıma çok şeyler geliyor. Ben namaz kılarken çok vesvese sıkılıyorum. O yüzden namazı terk ettim. Şeytanın oyununa geldi. Oyuna geldin, çelme taktı ve düşürdü seni. Aklına ne gelirse, daha önce vesvese bahsinde demiştik. Aklından geçen şeylerden sorumlu değilsin. Aklından ne geçerse geçsin sen Allah'ın emrini yerine getir, gerisine karışma. Oldu mu olmadı mıya bırak. O kabul ederse sen sıkıntılı da kılsan, vesveseli de kılsan eder ve daha da ücreti çoktur. Çünkü sıkıntıya rağmen, meşakkate rağmen, nefis, şeytan, gençlik, uyku, dünya bütün bunlara rağmen hepsini elinin tersiyle itip Allahu Ekber huzuruna duruyorsun. Bu az şey midir? Bu onun katında hiç kaybolur mu? Neler kazandığınızı bilseydiniz diyor, hadis-i şerif. Resulullah Aleyhissalatu Vesselam diyor, Allah'ın en sevgili kulu söylüyor ki, o ağızdan asla eğri bir şey çıkmaz buyuruyor. Siz sabah ve yatsı namazlarını cemaatle camide kılmakla neler elde ettiğini size bir gösterilseydi eliniz ayağınız olmasaydı yüzüstü sürüne sürüne camiye gelirdiniz. Bir gösterilseydi neler kazanıyorsunuz. Eliniz ayağınız olmasaydı yüzüstü sürüne sürüne yine de camiye gelirdiniz kaybetmemek için. E şimdi imtihan dünyasıdır. Allah kitabını indirmiş. Peygamberiyle bize söyletmiş. Bununla yetinmemiz lazım. Yok bize göster. Bize ispat et. Bu şımarıklık, böyle şey olmaz. Ey iman edenler diyor. İman etmek ne demek? Emin olmak, itimat etmek. Ey iman edenler diyor. Eğer sabah namazında ve yatsı namazında neler kazanacağını kazandığınızı elde ettiğiniz size bir gösterilseydi sürüne sürüne gelirdiniz diyor. Şeytan, nefis, dünya hayatıdır, elbette namazı bize sıkıntılı gösterecektir. Çok da sıkılacağız. Meşakkat olacaktır. Unutmayın ki en sevap kazandığınız, en ücret aldığınız namaz o sıkıntılı namazlarınızdır. Coşkunluk içinde, cezbe içinde, ağzına bal sürdükten sonra herkes namaz kılar. Herkes biz melek değiliz ki insanız. Önümüzde iki basamak var, şeytan ve nefis. Onlara basa basa Allah'a çıkıyoruz biz. Namazımız da bazen keyifli olacak, bazen sıkıntılı olacak ama olacak. Namazdan vazgeçilmez. Namazsız din olmaz. Allah'tan bir şey isteyecekseniz evvela namaz kılacaksınız. Hoşuma giden bir söz vardı geçen yıllarda epey dolaşıyordu ortalıkta. Anneciğim bana dua et, babacığım, dedeciğim bana dua et. Edeyim de evladım o nerede dersen ne diyeyim? O nerede? Sen namaz kılmadıktan sonra, namazın yoksa hangi yüzle dua istiyorsun? Sen nefsini günde beş kez Allah'ın huzuruna gelmeye bile razı edememişsin. O kadar sıkıntıya giremiyorsun, rahatını bozmuyorsun. Ben uyuyayım siz bana dua edin. Allah bunu görmüyor mu? Ona göre de ciddiye alınırsın. Ve bütün namaz vakitlerini toplasanız günde bir saati bulmaz. Hepsi bir saat. 24 saati bu dünya hayatına harcıyorsun kendi keyfine. Kendi işine gücüne harcıyorsun. E bir saati de yerleri, gökleri ve seni halk edene ayırman lazım. Düşün ki üstüne gökleri çekmiş. Altına yerleri çekmiş, ortaya seni koymuş, seni sana vermiş, seni yoktan var etmiş. Bir bardak su istediğin zaman teşekkür eden sen bu kadar çok her şeyi verene karşı hiç umursamasan Bundan büyük aymazlık olur mu? Bundan büyük münasebetsizlik olur mu? Sen ki sana en ufak bir lütufta bulunana, hatta hal hatırını sorana teşekkür ediyorsun. Sana seni vermiş. Bir düşün seni sana vermiş, yoktan var etmiş. Niye böyle yapmış? Kul olasın diye. Senden kulluk bekliyor. Ve bu kulluğun da ona hiçbir faydası yok. Allah kendi kendine hiçbir şeye muhtaç olmayandır. Bütün kainat zerre zerre Allah'a ibadet etse Allah'a bir şey arttırmaz. Zerre zerre isyan etse Allah'tan bir şey eksiltmez. Ne yapıyorsan kendin için yapıyorsun. Seni sana vermiş. Yaşayasın diye bir alem halk etmiş, peygamberini göndermiş, kitabını göndermiş. Alimlerle, büyüklerle bir araya gelmeni sağlamış ve sana akıl vermiş. Böyleyken hala daha gevşeklik gösterirsen ona ibadette eksiklik gösterirsen onun adl isminin tecellisi olarak bunun hesabının sorulması kaçınılmaz. Bunun hesabı vardır. Bu dünya hukukuna göre düşünmeyelim. Kafamız bu dünyaya göre şekillendiği için kavrayamıyor olabiliriz. Ama öbür tarafın hukuku hesabı çok farklıdır. Çok değişiktir. Biz onu bilemeyiz. Gencin birisi geldi Resulullah Aleyhissalatu Vesselam Efendimiz'e. Ya Resulullah ben çok büyük bir günah işledim. Helak oldum. Benim için dua ediniz. Deyince Efendimiz buyurdu: Ne yaptın ikindiyi mi geçirdin? Genç hayretler içinde: Hayır ya Resulullah. Öyleyse tövbe et, Allah affeder. Ama dikkat edin, ne yaptın ikindiyi mi geçirdin? Geçirilmesi en günah olan namaz ikindi namazıdır. Namazda elbette bir lezzet vardır. Ancak bu hemen olmaz. Bütün bir ömrü ona vakfedeceksin ki Cenabı Hakk'la vuslat, Cenabı Hakk'la buluşmanın idrakini Allah sana bahşetsin. Ve bu hale geldikten sonra da öyle vazgeçemezsin. Öyle meftun olursun ki Abdülhakim Arvasi Hazretleri'nin sözü, mübarek der ki: Bir vakit namazı geçirmektense 100 kere ölüm azabını tercih ederim. Abdülhakim Arvasi Hazretleri'ni düşünün. Düşünün o namazdan ne alıyor ki 100 kere ölmek bunun yanında bir şey değil. 100 kere ölmek azabını bir vakit namazını geçirmektense tercih ederim diyor. Ve Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam gelen haberlerde iki kere namaz geçirdiği rivayet ediliyor. Birincisi savaşta. Kısa günler kış günleri, hendek savaşı galiba. Düşman çok savletle saldırıyor. Bir türlü fırsat bulup namaz kılamıyor ikindi geçiyor. Ve Efendimiz hayatında ikinci kez orada beddua ediyor. Alemlere rahmet. Kendisine ya Resulullah bu kafirlere beddua edin denildiği zaman ben alemlere rahmet olarak gönderildim. Lanet edici beddua edici olarak değil diyerek kafirlere bile beddua etmeyen Allah Resulü ikindi namazına mani oldukları için buyuruyor: Allah karınlarına ateş doldursun namazımıza mani oldular. İkinci namazın o da yine Allah'ın hikmetidir. Çünkü kendilerinde masumiyet var. Bize rehber olsun diye bunları Allahutaala ona yaşatıyor. İkinci namazın geçtiği ise bir sabah namazıdır. Bir gazveden dönülüyor. Oldukça yorgun argın gece bir yerde mola veriyorlar. Develerden inip hemen yere seriliyorlar. O kadar yorgunlar. Efendimiz uyarıyor, diyor ki sahabelere: Uyumayın bekleyin sabah namazına az kaldı. Onu da kılalım öyle dinlenelim.
[23:40]Diyor, bunun üzerine herkes uzanıyor uyuyor. Efendimiz de aynı şekilde. Bilal-i Habeşi de nöbet tuttuğu yerde uyuyakalıyor. Bir uyanıyorlar ki aman Allah'ım güneş doğmuş, namaz geçmiş. Hazreti Ömer kükrüyor Hazreti Bilal'e karşı. Hani sen bizi kaldıracaktın? Daha Bilal cevap vermeden Efendimiz diyor sakin olun herkes kaza etsin. Tek kaza namazı bu demek kaza var. Bu yaşatılıyor ki kazanın olduğunu da öğrenelim. Bu kadar. Başka hiçbir şekilde savaşta, hicrette, açlıkta, efendim, akla gelebilecek her türlü meşguliyette bile Allah Resulü namazını geçirmemiş. Başkalarını da geçirttirmemiş. Namaz yine kılınacak. Çünkü namaz kulun Allah'a yönelmesi demektir. Seviniriz şükür namazı kılarız. Bir şey isteriz hacet namazı kılarız. Bayram olur, bayram namazı kılarız. Cuma olur, cuma namazı kılarız. Ve günde beş kez farz olan İslam olmanın Müslüman olmanın mecburiyeti olan namazımızı kılarız. Ömür bunlarla dolu olmalı ki o ömür gül bahçesi olsun. Çiçekler açsın. Ve ömrümüz kabrimizde önümüze serildiği zaman hesap günü kitap şekline o ömür kitaba dönüştürülüp önümüze açıldığı zaman namazlarla iftihar edelim. Ayet-i kerime diyor ki öyle övünürler ki okuyun kitabımı bakın neler var derler. Orada övünmek var. Çünkü dünya hayatında övünmek kötü kibir. Oradaki kibir değil. Bir ömür namazlarla çiçeklenmişse ve Allahutaala da bak bunları yaptın kulum diyerek onu kitap haline önüne koymuşsa bundan daha şeref duyulacak şey olur mu? Bundan daha büyük iftihar olur mu? Ne olursa olsun namaz kılınacak. Özellikle gençlere ve evlatlarıma tavsiyem namaza yapışın. Namazla tutunun. Dünya hayatının ve gençliğin 1001 teşvişesi, bıktırıcı şeyleri işte efendim yoldan çıkarıcı cazibeleri sizi namaza tutunmakla ancak siz bunlardan korunabilirsiniz. Namaz gitti mi her şey gitti. Namaz olmayınca üstünde kapağı olmayan bir kase açık bal gibi her türlü sineğin hücumuna açık hale gelirsiniz. Çünkü namazınız yok, sizi koruyan yok. Namaz kötülüklerden alıkoyar. Bu ayeti kerime. Namaz kötülüklerden alıkoyar. Yanlış anlaşılmamalı. Namaz kıldım diye artık ben melek oldum hiçbir günah öyle bir şey yok. Namaz kötülüklerden alıkoyar diyor. 1001 derecesi manası vardır bu ayetin. En azından namaz esnasında günaha girmiyorsunuz. Bu en düşüğüdür. Ayrıca namaz hakikaten sizi günahlardan uzak tutar. Nasıl tutar? Siz namaz kıla kıla günahı sevmemeye başlarsınız. Allah içinizden engeller. Günahın cazibesini yok eder. Ve kendinize hakim olamayan siz namaz kıla kıla o günahtan kurtulursunuz.



