Thumbnail for Ne Ekersek Onu Biçiyoruz.  by Özlem'le Sohbetler

Ne Ekersek Onu Biçiyoruz.

Özlem'le Sohbetler

13m 57s1,794 words~9 min read
Auto-Generated

[0:00]Selam herkese. Bakın bugün şundan bahsedeceğim. Başınıza gelen her türlü olay, kaza, eee işte kafana vurman bile yani. Bakın bu kadar basit düşünün. Bir şey ayağınız takıldı düştünüz, bir yerde kaza geçirdiniz ya da çocuklarınız bir şey geçirdi, kaza geçirdi, bir şey yani. Sonuçta biz işte dolandırıldınız. Eee trafikte birisi size saldırdı. Bakın yani hayatın içerisinde her türlü olay, kaza, musibet bunların hepsi sizinle alakalı. Eee nasıl benden alakalı dediğinizi duyuyorum. Şunla şöyle alakalı. Yaptığınız bu takım yani başınıza bir şey geldiği zaman, bir olay geldiği zaman ya da aile eşrafının başına bir şey geldiği zaman eee kendinizi sorgulayacaksınız. Tasavvufta bir laf vardır. Çok severim. Ayağına taş takılırsa kendinden bil. Bu benim yıllarca destur yani bu benim yani böyle hayat şeyim olmuştu yani bir şey takıldı, bir şey yaptığında Ya diyorum ki acaba şu an ne oldu da yani bu bana ne göstermeye çalışıyor? Ne anlatmaya çalışıyor? Niye başıma geldi diye ben her zaman sorgularım. Bakın şimdi ufak tefek şeyler bile size örnek olsun diye anlatıyorum aslında bunu. Şimdi bu sitede ambulans park yeri var dışarıda, yolun kenarında. Orayı boş bırakıyoruz ki oraya hani ambulans geldiği zaman, acil bir durumda rahat yanaşsın, dakika kaybı olmasın, işlerini görsünler diye. Ama sitedeki arkadaşlardan bazıları gidiyor yer bulamadım diyor, gidiyor oraya koyuyor. Şimdi eee hani uyardığımız zaman da yok diyor yani yer bulamadığım için oraya koymak zorunda kalıyorum diyor. Başka bir araç diyor iki kişilik yer koymuş diyor falan. Kendi kendine bahaneler üretiyor. Bakın insanların bilinç seviyesi bile yaptıkları hareketler ve açıklamalardan o kadar net belli oluyor ki yani ben herkesin bilinç seviyesini görüyorum zaten. Bakın o kimse kimseye kötülük yapmıyor aslında. Bu arkadaş kendisine aslında kötülük yapıyor ama farkında değil. Benim onu uyarmaya da ihtiyacım yok. Gerek yok herkesin kendi tekamülü, herkes birtakım şeyleri yaşayarak öğrenecek. Şimdi mesela şey eee nasıl kendisine düşmanı düşmanı karşıda başka bir yerlerde arıyoruz ya arkadaşlar bu sistemin içerisinde düşman yok. En büyük düşman sizin kendiniz. Bilinçli olmadan, farkındalıklı olmadan yaptığınız eee cahilce diyeyim yani, cahilce yaptığınız, oraya kendinize saçma sapan egoya girip hak gördüğünüz şeyler dönüyor dolaşıyor ve sizin düşmanınız oluyor. Sistem, buradaki sistem bu şekilde çalışıyor. Mutlaka o yaptığınız, yediğiniz hak başkasının hakkına girmeniz, kendi kul hakkına girmeniz, sizi bakın kendi kul hakkına girmeniz yani başkasını bırakın. Bir de kendi kul hakkına girmeniz bile dönüyor dolaşıyor, sistem size onun hesabını soruyor arkadaşlar soruyor. O yüzden yani ufacık bir park yeri bile diye düşünülüp de hani egodan ya da şeyden hareket etmeyin. Yani alternatif çözüm yolları bulabilirsiniz ona. O oraya koyun, oranın olmadığını düşünün ne yapacaksınız mesela? Gideceksiniz başka yan sokağa koyacaksınız, illaki bir yer bulunuyor. Ama siz onu hak görüp başkasının hakkını ihlal ettiğiniz zaman sistemde geliyor, o ihlal ettiğin hakkı er ya da geç demiyorum artık çünkü artık er oluyor yani hemen oluyor artık sistem değişti hızlandı. Hemen tak diye sistem çalışıyor ve sizi eee başınıza eee birtakım şeyler gelebiliyor yani. Dolayısıyla bakın bunları, bunları fark edin istiyorum. Bu konuşmayı yapmamın sebebi fark edin. Şimdi her şey başınıza gerçekten hep ben ayağıma taş takıldığı zaman kendimden biliyorum. Bakın şeyde yani en büyük düşman kendinizsiniz. Yani dışarıda suçlu aramayı bırakın artık yani. Dışarıda suçlu muçlu yok. İlk önce başınıza bir şey geldiği zaman ben ne yaptım? Kimin hakkını yedim? Kendi hakkımı mı yedim? Kimin hakkını yedim? Neden bu kaza başıma geldi? Neden düştüm? Neden dolandırıldım? Neden neden neden yani? Bunu ama isyan şeklinde değil. Bunu idrak etmek, okumak, o olay size ne anlatıyoru anlayabilmek için soracağınız şeyler, sorular. Dışarıda size bir zarar veren kimse yok arkadaşlar bu sistemde. İlk önce buna bir şey ayar mıyız hep birlikte? Yani hep kendimizi sorgulayacağız bu yolculuk böyle bir şey. Hep kendi sorgulayan bir yolculuk. Bakın buradan da şuna geleceğim. Şimdi eee 6 sene önce falan bir Ramazan ayında yazın olduğu bir Ramazan ayında şeyde ehliyetli araba kullanıyorum. Şimdi ben de o dönemlerde Esma çekiyorum. Tamam mı? Halim Esması'nı çekiyorum. Halim Esması da böyle insana sakinlik veren bir Esma. Ben de o zamanlar böyle işte çıkışlarım var, fevri çıkışlarım var. Kontrolsüz hareket ediyorum, kontrolsüz çıkışlar yapıyorum ama çabadayım. Kendimi değiştirmeye çalışıyorum, otomatik hareketlerden çıkmaya çalışıyorum falan. Halim Esması da halimlik, salimlik veren, dinginlik veren bir Esma. Ben sürekli elimde şey tesbih halim halim halim halim halim çekiyorum. Bir gün arabadayım yine arabada tesbihim var, zikirlerim var tıkır tıkır halim halim halim Esması çekiyorum. Sarı Hacet ışıklara geldim. Eee pardon Sarı Hacet'e de geldim, yol boş yani. Arkamda da bir araba var ama çok uzakta böyle bir servis aracı var. Ben sol şeritte orta şeritteydim, sol şeride kırdım. Arkamda uzakta olan o servis aracı selektör atıyor arkamdan biliyor musunuz? Deli gibi ama delirdi yani delirdi. Benim de Halim Esması'nın verdiği böyle bir sakinlik var. Müthiş böyle şeydeyim. Sakinim hiç aynadan bile bakmıyorum. Muhatap bile olmuyorum yani çocukla. Evet sinyal vermeden geçilmemesi lazım. Orada haklı ama onu tehlikeye sokacak herhangi bir şey yapmadım yani çok uzaktaydı o. Ama hırslandı. Bir şey yani işte Ramazan herhalde oruç, moruç neyse. Dibime kadar geldi bana saydırıyor camdan. Cam da açık yaz. Ah işte şöylesin sen şöylesin sen böylesin. Ben de ama arkadaşlar hiç tepki yok. Bakın normalde şöyle bir tiptim. Eee arabayı onun önünde durdurup ya gerçekten böyleydim. Arabayı onun önünde durdurup arabadan inip sen kime bir şey söylüyorsun derdim. Tamam mı? Ama Halim Esması'nı yani çalışıyorum üzerime sakinleşiyorum böyle mutlu şey huzurlu bir ortam falan hiç oralı bile olmuyorum. O saydırıyor, ana avrat gidiyor yani. Neyse sonra bu hırsını alamadı, geldi soldan beni sıkıştırdı, bana çarptı. Ben de çarptığı an bak sadece şöyle kafamı kaldırırım onun aracı yüksek ya. Bir şeyler söyledim ki bekle dedim, polisi aradım dedim. Ben hemen polisi aradım. Polis gelsin. Çünkü böyle yoldan çıkmış yani azmış yani kudurmuş. Bu dinlerse de bu şeyi yazar belki. Sonra eee polisi çağırdım. Bu işte indi arabaya abla dedi kusura bakma dedi ya. Gel dedi arabayı şöyle. Hayır dedim arabayı öyle almayacağız. Polisi çağırdım, polis gelecek birlikte bakacağız dedim. Neyse işte bu sonra anladı işte abla dedi kusura bakma çok özür dilerim dedi. Ama ben çok sakinim hiç sinirlenme yok bende. Abla dedi kusura bakma dedi çok şey eşeklik ettim ben dedi orucum dedi. Dedim ki ben de orucum dedim. Oruç tutma bile dedim. Ya anlamı anlamayan bir şey kitle var dedim yani. Oruç tutmak sadece yemek yemek değil dedim yani nefsini terbiye etmektir aslında gerçek oruç dedim yani. Neyse bu yalvarıyor ama. Sonra kıyamadım. Dedim hadi tamam çekelim. Çektim. Binlerce kez özür diliyor falan. Neyse işte tutanak mutanak falan fıstık çıktım ben arabaya bindim. Dedim ki Allah Allah dedim. Ne oldu dedim şimdi bu benim başıma neden geldi dedim. Bir yandan da şimdi Esma'ların böyle sınavı olduğunu da bilmiyorum. Diyorum ki Allah Allah diyorum ya. Bu diyorum çektiğim Esma'nın bir sınavı mıydı diyorum. Sonra dedim ki ya diyorum birisinin hakkını mı yedim ben diyorum bilmeden farkında olmadan birisine zarar mı verdim? diyorum. Böyle sorguluyorum. Eve gelene kadar ben bunu sorguladım. Bakın dedim ya yani bir şey sorgulamaya başladığınız zaman cevap gelmek zorunda. Geldim o akşam Instagram'da o zamanlar pandemi işte herkes yayın açmaya başlamış falan bir tane tasavvufçu astrolog var Güçlü Metin bilirsiniz belki. Onu dinliyorum. İkayla İka bu aralığıyla bir şeyi vardı programı vardı. Bakın Esma'lardan bahsediyor. Dedi ki mesela dedi şimdi dedi dedi Esma'ları çekiyorsunuz dedi. Her Esma'nın dedi bir sınavı vardır dedi. Siz dedi Halim Esması'nı çekmeye başladınız dedi. Elinizde dedi tesbih dedi halim halim halim halim çekiyorsunuz dedi. Şimdi dedi arabadayız dedi. Elinizde tesbih çekmeye başladınız dedi. Bakın dedi sistemsel kurgu başlar dedi. Siz dedi yolda giderken dedi arkadan dedi bir araba sizi sıkıştırır, size çarpar dedi. Bakın yani bunu örnek olsun diye sistemin nasıl işlediğini idrak edin diye anlatıyorum bu örneği. Araba gelir dedi size dedi çarpar dedi. Eğer dedi siz dedi o çarptığı an dedi büyük bir öfkeyle büyük bir şeyle nefretle, öfkeyle, kızgınlıkla hareket ederseniz dedi Halim Esması'nın sınavını kaybettiniz dedi. Ama sakin kaldıysanız Halim Esması sizde aktive olmuştur dedi. Ben böyle yani dinlerken gerçekten tüylerim diken diken oldu ve inanamıyorum. Diyorum ki yani birebir yani bu birebir şu an bugün benim yaşadığım olayı birebir nasıl anlatabilir ya? Diyorum ki o zamanlar da yani evet birtakım şeylerin farkındayım ama hani bu kadar her şeyin senkronize çalıştığını farkında değilim. Yani bir anda böyle önüme aynı olak olay aynı şey gelince şoka girdim. Neyse arkadaşlar eee yani sonuç itibariyle bakın orada ne oldu? Bana cevap geldi aslında. Yani ben Allah Allah bu şimdi başıma niye geldi? Mutlaka bir şey yaptım yani mutlaka bir şey oldu da bu benim başıma geldi diye sorgularken aslında zaten cevabı da içsel olarak bana geldi. Ama bilmediğim için a dedim acaba Esma'dan kaynaklı bir şey miydi bu? çektiğim Esma'nın sınavı falan mıydı acaba dedim ama bilmiyorum yani Esma olaylarına hakim değilim. Sonra arkasından da eve geldim ve cevap geldi. Bakın sistem böyle çalışıyor. Birisine zarar verdiğin zaman bilerek ya da bilmeyerek fark etmiyor. Bilsen de bilmesen de onun size dersi geliyor. O yüzden ufacık tefecik şeyler diye gördüğünüz şeylerde bile lütfen arkadaşlar ilk önce kendinize sonra başkalarına eee saygılı olup hak yemeyin arkadaşlar. Mutlaka ve mutlaka o bir şekilde dönüyor dolaşıyor. Evlatlarınız, eşiniz, dostunuz kimse her kimse. Çünkü dışarıda bir düşman yok. Sizin o yaptığınız her şey evrensel kanun gereği size geri dönüyor. Ve şu an arkadaşlar ahir zamandayız. Zaman hızlandı. Şu an o daha önceden bir iki sene sonra size yaşatılan o senaryo şu anda tak diye yaşatılıyor. O yüzden ne yapıyoruz? Güzel insan oluyoruz. Bilinçli hareket ediyoruz. Bilinçli düşünüyoruz. Otomatik pilotta değil, egodan değil, eee kibirden değil. Yani farkındalıkla seçimler yapacağız, farkındalıkla hareket edeceğiz. Yani işte olayların karşısındaki nasıl tepki hani o bizden yönetimden öyle bir şey gittiği zaman mesela a tamam ya kusura bakmayın hani o gün yer bulamadım park ettim ama bir daha şey yapmayacağım da demek bir seçim. Ve koymamak da bir seçim. A kusura bakmayın yer bulamıyorum. Ben istediğim zaman oraya koyarım demek de bir seçim. Bakın ona göre bir olasılık ağ yaratılıyor. Şimdi buradan bir olasılık buradan bir olasılık ve mutlaka sistem size onu hesabını sorar. Bu yüzden çok dikkatli olalım arkadaşlar. Gerçekten bu işin şakası yok. Evrensel kurallar var. Herkes için geçerli. Ona torpil geçeyim, buna torpil geçeyim demiyor. Ay Özlem işte belli bir frekans aralığında titriyor ona torpil geçim demiyor. Aynı şeyi ben yaptığım zaman bana da onun hesabı soruluyor. O yüzden hiçbir şey yapmayalım arkadaşlar. şey eee güzel erdemli ahlaklı egolardan hareket etmeyen. Kibirden değil, o içimizdeki o değersizlik duygusundan eee yetersizlik duygusundan, işte öz değer eksikliğinden, ne derseniz deyin hareket etmeyi onlara çalışıyoruz. Onları dönüştürüyoruz ve güzel hareket ediyoruz. Kimsenin hakkını ve kendi hakkımızı yemeden arkadaşlar. İnşallah bu örnekler, bu anlattığım şeyler size katkı olsun. Her hareketiniz ayağınıza taş takılırsa lütfen kendinizden bilin ve sorgulayın. O cevap size gelecek merak etmeyin. Bunu ben neden yaşıyorum? Ne oldu acaba? Birisinin hakkını mı yedim? O kalpten o güzel iyi kalpten onu sorduğunuz zaman mutlaka cevabı gelecek. Sevgiler.

Need another transcript?

Paste any YouTube URL to get a clean transcript in seconds.

Get a Transcript