Thumbnail for 17. yy Osmanlı'da Kudüs - Kudüs Biyografisi 18. Bölüm by DiyanetTV

17. yy Osmanlı'da Kudüs - Kudüs Biyografisi 18. Bölüm

DiyanetTV

26m 32s3,009 words~16 min read
YouTube auto captions
Transcript source

YouTube auto captions

This transcript was extracted from YouTube's auto-generated caption track. The transcript below is server-rendered so it can be read, searched, cited, and shared without opening the original YouTube player.

Timestamped outline
Pull quotes
[0:25]Tekrar Kudüs Çalışma Odası'ndan bir Kudüs Biyografisi programıyla tekrar sizlerle birlikteyiz.
[0:25]Profesör Doktor Mustafa Güler hocamız Afyon Kocatepe Üniversitesi'nden hocamızla Osmanlılar döneminde Müslümanların Kudüs'e Haccını.
[0:25]Eee tabii Kudüs hac açısından Müslümanlar nazarında nasıl bir yerde bulunuyordu?
[0:25]Müslümanların zihni, eee mantalite olarak Kudüs'e nasıl bakıyorlardı Osmanlılar açısından baktığımızda.
Use this transcript
Related transcript hubs

[0:25]Merhabalar değerli izleyicilerimiz. Tekrar Kudüs Çalışma Odası'ndan bir Kudüs Biyografisi programıyla tekrar sizlerle birlikteyiz. Bugün tabii Kudüs bir Hac merkezi. Dolayısıyla Müslümanların haccını da konuşmamız gerekir. Profesör Doktor Mustafa Güler hocamız Afyon Kocatepe Üniversitesi'nden hocamızla Osmanlılar döneminde Müslümanların Kudüs'e Haccını. Haç yolunda önemli duraklardan birini Kudüs'ü konuşacağız. Hocam hoş geldiniz öncelikle. Eee tabii Kudüs hac açısından Müslümanlar nazarında nasıl bir yerde bulunuyordu? Müslümanların zihni, eee mantalite olarak Kudüs'e nasıl bakıyorlardı Osmanlılar açısından baktığımızda. Evet hocam teşekkür ediyorum ben de. Hemen başlangıçta eee bir izah yaparak başlayalım. Malumunuz bizim hac mekanımız Mekke-i Mükerreme eee ve Arafat eee bölgesi. İşte Arefe gününden eee başlayarak Bayramın şeyle yani Zilhicce'nin eee işte 10. veya 9, 10, 11., 12. günleri, 9, 10. ve 11. günleri diyebiliriz. Bu dönemde gerçekleşiyor Mekke-i Mükerreme'de. Eee ama Kudüs'te bu hac ziyaretleri hatta Umre ziyaretleri noktasında Müslümanların önemli uğrak noktalarından birisi. Hristiyanlar için evet eee onların haccının önemli mekanlarından rükünlerinden bir tanesi eee Kıyamet Kilisesi'ne eee gitmek ve o bölgede bulunmak. İşte Hazreti İsa'nın yürüdüğü çile yolundan yürümek vesaire. O bu konu olmadığı için ama Müslümanlar eee noktasında haccın menasiki Mekke-i Mükerreme'de eee gerçekleşiyor. Eee tamamı Mekke-i Mükerreme'de. Hatta Medine ziyaretleri bile adetten eee sayılıyor bu noktada. Ama tarihi çerçeveye bakarsak Müslümanlar bazı saiklerle bazı önemli saiklerle eee Kudüs'ü de çok erken dönemlerden itibaren. Tabii ben hep eee bu hac ziyaretlerini Mekke-i Mükerreme'ye, Medine-i Mükerreme'ye yapılan hac ziyaretlerini anlatırken eee birazcık böyle geriye insanları götürüyorum. Çok uzağa değil. Mesela 100 yıl hatta 150 yıl öncesine gidecekseniz gideceğiniz nereden dünyanın neresinde yaşıyorsanız yaşarsanız yaşayın iki yolunuz var demiryoluna kadar. Bunlardan bir tanesi ya gemiyle deniz yolunda limanlara ulaşacaksınız. Eee işte bütün İslam dünyasını esas alırsanız Hint İslam coğrafyası Hindistan'dan eee ya da Açe'den eee ya da diğer limanlardan gemiye binecek. Orta Asya İslam coğrafyası eğer Hindistan'a inerse yine gemiyle gelecek. eee ve Anadolu'dan gidiyorsa Beyrut üzerinden ya da Mısır üzerinden gemiyle sonra karayoluyla ulaşacak. Yani ulaşımın iki yolu vardı. Bir karayolundan, ikincisi de deniz yolundan. Hangisiyle giderseniz gidin aylar hatta yıl alabilecek bir eee zaman idi. Mesela İstanbul'u mesela ele alalım içinde şu anda bulunduğumuz İstanbul'u ele alalım. Recebi Şerif ayının 20'sinde eee 24 25'i gibi başlıyor. Eee şey hac ziyareti ve diğer senenin sefer ayında eee bitiyor. Recep, Şaban, Ramazan, Şevval, Zilkade, Zilhicce, Muharrem, Sefer 7 ay İstanbul için. Bosna Hersek'i ele aldığınız zaman 4 ay daha koyun 11 ay. Orta Asya'yı ele aldığınız zaman yılı geçiyor zaman zaman. Yani hac yolculuğuna başladıkları dönemde eee aynı yıl varamıyorlar belki daha sonraki yıl var. özellikle karayolundan eee geliyorlarsa. Dolayısıyla bu mantık çerçevesinde Kudüs ziyaretleri de bütün bu meşakkatlere rağmen çok erken dönemlerde yapıldığını eee biz görüyoruz seyahatnamelerden. Aslında o da uzatıyor biraz. Tabii uzatıyor. Ona eee yani isterseniz madem sorunuz oraya geldi ona gelelim. Şimdi bir Müslüman. Mesela işte 16. yüzyıl 17. yüzyıl bir tarih verim. 1750 yılında hac ziyaretine eee niyetlendi ve Kudüs'e de eee gidecek. Nereden? İstanbul'dan. İstanbul'dan gittiği zaman iki yolu var. Ya Beyrut'a kadar gemiyle gidecek. Kudüs'ü ziyaret edecek ve Kudüs ziyaretinden sonra ya Mısır hacılarına katılacak ya da Şam hacılarına katılacak. İki yol var zaten. Tabii bir de şöyle bir şey yok. Arabama bindim gidiyorum. Hadi ben niyetlendim gidiyorum. Ben ilk gittiğimde 2011'de niyetlendim bir bilimsel çalışma vesilesiyle Kudüs'e gittim eee yani Akka'ya, Berşeva'ya, Kudüs'e, Halilürrahman'a gittim. Kendim döndüm böyle bir şey yok o zaman. Gittim dönüyorum değil mutlaka bir kafilenin içinde olacaksınız ki güvenliğiniz olacak. Yolculuk için eee ben çıktım yola İstanbul'dan ata bindim gidiyorum. Çok kolay bir şey değil mümkün ama kolay değil. Çok büyük cesaret isteyen eee bir şey. O yüzden eee hac ziyaretiyle bağlamak için söylüyorum. Genelde Kudüs ziyaretleri hac yolculuğuna çıkan insanlar arasında kafileler veya bireysel anlamda gidenler genelde hac ziyaretiyle bunu entegre etmişler birleştirmişler bu eee meseleyi. Yani şöyle İstanbul'u yine ele alalım. İstanbul'dan büyük hac kafilesiyle yola çıkan bir Müslüman önce de çıkabilir. Aynı anda da çıkabilir. Şam'a vardıktan sonra 40 gün bir bekleme süresi var. Şam'da gidecek. Şam'da bu 40 gün bekleme süresince eee Cisr-i Yakup üzerinden eee şeye şey Kudüs ziyaretini yapar ve hac kafilesi eee Zilkade ayının eee ortalarında şeye çıkmadan Hı hı. Mekke-i Mükerreme yolculuğuna çıkmadan geri Şam'a döner ya da Kudüs'e gelir. Hı hı. Hac kafilesini Maan'da Ürdün'den bugünkü. Yani eğer evet bugünkü Ürdün'ün eee son Arabistan sınırındaki son şehri Maan'da yakalar ya da Mısır hac kafilesine eee katılır. Durum böyle. Öyle ya da eee döndükten sonra dönüş yolunda o tehlikeli yani tehlikeli ve masraflı onun bayağı bir masrafı var. O işte büyük imkanı olan ticari Parası olanlar onu yapabilir. Çünkü yanında bir maiyetiyle gidecek. Tek başına o özellikle Ürdün Dağı'nın Ürdün dağlarından Şeriye Nehri'nden aşıp geçmesi eşkıya tehlikesi. Bedeviler. Bedevi tehlikesi eee işte vahşi hayvan tehlikesi, tabiatın zorluklarını aşması çok kolay değil. Yani yollar otoban değil, araba yok. Atla, ya katırla ya da yürüyerek yapacak. Şimdi sorunuza biraz buraya geçtik ama sorunuza gelecek olursak hocam eee Kudüs ziyaretini besleyen tabii çok önemli unsurlarımız var bizim hala daha. Yani ben tarihi tecrübeden daha çok günümüzü önemsiyorum ama tarihi tecrübede de Kudüs ziyaretini besleyen çok önemli unsurlarımız var. Şimdi Kudüs'e gidenler ya da Yahudiler ya da Hristiyanlar ya da Müslümanlar işte Mescid-i Aksa'yı, Kubbetü's-Sahra'yı, eee Büyük Aksa Külliyesi'ni, tarihi Kudüs şehrini bütün İsrail'in yıkımlarına rağmen ne yazık ki hep böyleymiş gibi görüyorlar. Ama ben sizi bir 637 tarihine götüreyim. Hz. Ömer Efendimiz malumunuz Kudüs'e geldiğinde eee Kudüs'e girdi. Eee Kıyame Kilisesi'nde Kudüs'ün anahtarlarını teslim aldı ama onun da kafasında bir şey var. Yani bizim için Kudüs'teki en önemli hadise İsra Miraç hadisesi. ayeti-i kerimede açık ve net bir şekilde Cenabı Hak'ın Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem Recebi Şerif'in 27. gecesinde Kudüs'e eee yürüttüğünden eee bahsediyor ayet-i kerime. Hepsinin kafasında bu var. Ama dikkatinizi çekerim o günkü Kudüs'te ne Mescid-i Aksa var. yapı olarak Mescid-i Aksa var ne de Kubbetü's-Sahra. Sadece o bölge var. Sadece mekan var. Tabii bu da şu çok önemli. Ben bunu da çok önemsiyorum. Mekanın kutsallığı önemli. Yoksa yapının kutsallığı çok ön planda değil. İşte biz onu çok ayırt edemiyoruz hocam. Genellikle o yapıları kutsal zannediyoruz ama asıl orada harem olan asıl. Evet. Yani işte Batı duvarından filan bir şeyler kaldı. Ben tahmin etmiyorum çünkü öyle bir şey olsa Hz. Ömer Efendimiz bulur onu. Yani

[9:23]Daha daha rahat bulur. Tabii Sahra ile Batı duvarının arası ne kadar? Yani 300-400 metre bile değil. Yoktu o da yoktu ve Müslümanlar Hz. Ömer Efendimizin orayı fethetmesiyle önce Sahra'nın üzerine bir eee küçük güneşlik gibi bir yer ve bugünkü Hac Mescidi'nin olduğu yere bir mescit inşa ettiler. Emeviler döneminde bu mescit eee şeye virüs böyle anıtsal yapıya dönüştü. Bugünkü Mescid-i Aksa'nın şey Sahratullah'ın yapısı ve Mervan Mescidi dediğimiz Mervan Mescidi'yle daha büyük hale dönüştü. Ve Müslümanların kafasında o soyut olan Mescid-i Aksa somuta dönüştü. Yani bir eee büyük orada anıtsal yapı bu yapı eee Kıyame Kilisesi'yle yani Kutsal Kabir Kilisesi'yle boy ölçüşebilecek bir yapı hala öyle ve Kudüs'ün bugünkü sembolü. Yani bütün Müslümanlar nazarında da Hristiyanlar nazarında da sembolü. Yani Yahudiler yatsın kalksınlar dua etsinler. Hz. Ömer Efendimiz onu bulmasaydı. O taşı ortadan kaldırsa idi. Yerden bulacaklar. Onu çok kolay bir şey değil. Şimdi o muallak kaya yani bizim şeyde var. yani literatürümüzde var. Tabii literatürümüzde Peygamber Efendimiz anlatıyor malumunuz onun üzerine bastığı hatta ayak izi olduğu rivayet edilen bir iz de orada var. Dolayısıyla birinci kaynak İsra Miraç hadisesi. İkincisi de Hz. Ömer Efendimiz döneminden itibaren Memlüklerin, Emevilerin, Selçukluların ve özellikle Selahaddin Eyyubi'nin daha sonra Memlükleri tabii tarihsel olarak gidersek Osmanlıların inşa ettikleri bir eee yapı ve yapı grupları var orada. Gittiğinizde artık dolu dolu bir Kudüs'ü yaşıyorsunuz. Ama hep öyle değildi. Ve malumunuz bu Fezailü'l-Kudüs kitaplarında bunları yazarlarken eee bizim yazarlarımız okuyan insanlar da oraya bir aşk ve özlem duyuyorlar. Ben hatta bugün anlatırken şunu söylüyorum. Sanat tarihi çalışacaksanız mimarlık mimarlık tarihi çalışacaksanız da sosyoloji çalışacaksanız Kudüs'ü gezsin. Her yeri bir sanat ve bunu biz sağladık. Bunlar yoktu. Yani bunlar milattan önce Milattan sonra 70 yılında dümdüz edilmiş ve milattan sonra 313 yılında Hristiyan medeniyetinin yükselmesiyle yeni yeni binalar eee yapılmaya başlamıştı. Ve bugünkü tarihi Kudüs'te ne varsa hepsi Hz. Ömer'den bugüne kadar ve daha çok Selahaddin Eyyubi'den canlı yapı olarak bugüne kadar ve korunma noktasında Memlükler arkasından Osmanlılardan bugüne kadar yapılar. Bütün bunları oraya gittiğinizde zaten mesela Mescid-i Aksa Külliyesini gezerken bu tarihi silsileyi çok rahat bir şekilde görebiliyorsunuz, yaşayabiliyorsunuz. Hasılı Müslümanların Kudüs eee ziyaretini besleyen unsurların tamamı soyut unsurlar. Evet. Hz. İbrahim Efendimiz de oraya geldiği meselesi, Hz. İsa Efendimizin, Hz. Musa'nın, Hz. Zekeriya'nın, tüm. Hemen hemen pek çok peygamberin İsrail peygamberlerinin eee oraya geldikleri, orada zaman geçirdikleri, oraya dair hatıralar var soyut mantıkta. Ama somut mantığa baktığınızda Hz. Ömer'den itibaren inşa edilen eee tüm yapılar Müslümanların kafasındaki ziyaret mantığındaki Kudüs'ü oluşturan en önemli eee unsurlar. Hatta ben şunu söylüyorum. eee bugün Mekke Medine'de eee Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi dışında otantik yani eskiden kalan bir şey yok ama Kudüs'ün her sokağında, her caddesinde, her noktasında yani özellikle Mescid-i Aksa Külliyesi bir eee İslam tarihi müzesi açık İslam tarihi müzesi gibi hocam. İslam medeniyeti müzesi gibi. İşte kubbeler, medreseler, mescitler, makamlar. Ve her dönemden. Her dönemden yani sadece Kıble Mescidi'ni esas eee ele alın. Kıble Mescidi, Hz. Ömer Mescidi aşağıda, Mervan Mescidi bir tarafta. Eee yukarıda işte yeni Eyyubiler'den yapılan mescit ve yeni tamirler. Eee minber işte Selahaddin Minberi dediğimiz Zengi Minberi dediğimiz minber ki onun yeni biz eee Türkiye'de yeniledik. Dolayısıyla ilk dönemden itibaren bu hatıralar, bu mantık Müslümanların nazarında hem soyut hem de somut olarak var. Yani şöyle Kudüs Müslümanları bütün bu yapılarıyla bu tarihi hatıralarıyla oraya çağırıyor hocam. Hocam inşallah tabii eee belki programın sonunda biraz geleceğini de konuşacağız. Biraz bu Surre-i Humayun ve bir hac yolculuğu nasıl yapılıyordu Osmanlı döneminde. Onu anlatabilir misiniz? Hocam şimdi tabii konuyu ben eee burada şey yapayım. Bunlardan bir tanesi Surre-i Kudüs Surresi. Eee Osmanlı Devleti malumunuz Mekke Medine için Emeviler döneminden itibaren bir Surre eee gönderdiğini biliyoruz biz çok erken dönemden itibaren. Abbasiler döneminde. Abbasiler döneminde. Abbasiler döneminden itibaren gönderdiğini biliyoruz. Ama Kudüs Surresi'nin eee ben yaptığım çalışmalarda ne Emeviler döneminde ne Eyyubiler ne de Abbasiler döneminde gönderdiğine dair bir kayda rastlamadım bilmiyorum hiç. Yani ben de rastlamadım hocam. Bu şeref biraz Osmanlılara ait gibi gözüküyor. Evet. Kudüs'le ilgili Osmanlılara eee ait. Eee Osmanlı Devleti ilk dönemden daha ilhak yapılmadan eee önce II. Murat eee döneminden itibaren Kudüs için tahsisat yapmaya başlıyor.

[15:00]Ve malumunuz ilk eee çok eski bir Osmanlı eseri Osmanlı medresesi diye bilinen İspanşah Hatun Medresesi'ni de ta 1420'lerde 27 yanlış hatırlamıyorsam 1427 Osmanlı Devleti inşa ediyor. II. Bayezid'in eee çevresinden de Kudüs'e için vakıf yapanlar var ve Fatih Sultan Mehmet'in de Kudüs tahsisatlarının olduğunu biz eee biliyoruz. Tabii Yavuz Sultan Selim eee döneminde ve Yavuz Sultan Selim'den itibaren bunun periyodik hale geldiğini Sultan Selim'in Kudüs'ü ilhakından itibaren bu Surre'nin periyodik hale geldiğini eee görüyoruz.

[15:32]Ben yeni bir çalışma yapıyorum. Abdüsselam Bey Osmanlı'nın eee defterdarlarından Yavuz ve Kanuni dönemi defterdarlarından birisi 1525 tarihli vakfiyesinde Kudüs'e Surre tahsisatında yani vakıf tahsisatında. Bu vakfın da Sadaka-i Sultaniye ile yani Sultan tahsisiyle. Bu tespit edebildiğimiz ilk tarih mi hocam? İlk. İlhak'tan sonraki ilk tarih. Şu ana kadar ilhak'tan sonraki ilk şey. Mevcut belgeler açısından 1517'den sonraki ilk şey ve oradaki vakfiyedeki ifade çok önemli. Tarihi kaç dediniz hocam? 1525 tarihli vakfiye. Çok erken. Çok erken tarihli. Ve Sadaka-i Sultaniye ile gönderilsin eee Kudüs'e de Mekke'ye de Medine'ye de diyor. Ve güzel bir tarafı bu vakfiye Haremeyn vakfiyesi olarak Osmanlı'nın sonuna kadar eee varlığını sürdürmüş bir vakfiye. Böyle bir de özelliği var. Eee hasılı Osmanlı Devleti hem ilhak'tan önce hem de ilhak'tan sonra Mekke Medine kadar yoğun olmasa da bunun da tabii sebebi Kudüs'ün kendi ticari imkanlarının Mekke Medine'ye göre çok daha avantajlı eee olması. Çevresinin daha verimli olması, limanlara yakın olması gibi hususlardan dolayı. Yani en azından çölden gitmiyorsunuz yani. Tabii yani işte Mekke Medine'ye yıllık gönderdiği eee miktar 40.000 altınsa Kudüs'e 4-5.000 altın civarında eee gönderiyor. Biraz daha sembolik ama sahiplenme noktasında eee önemli. Bu Surre Kudüs'e şöyle eee gidiyor. Eee İstanbul'dan çıktıktan sonra Şam'a kadar geliyor. İşte o az önce daha önce bahsettiğimiz eee Şam'da hac kafilesinin 40 günlük bekleme süreci sırasında heyet Kudüs Kadısı'na teslim etmek üzere Şam'dan bir Surre Emini'nin yardımcılarından birinin vasıtasıyla Kudüs'e gidiyor. Surreleri teslim ediyor. Zaman zaman bu teslimat gerçekleşmeyince Osmanlı Yafa Gümrüğü'nün gelirlerinden toplam Surre kadar miktarı Kudüs halkına dağıtılması için eee gönderiyor. Tabii Kudüs halkı için Surre almanın maddi eee bir boyutu var. 1 altın, 2 altın, 3 altın neyse yıllık. Ama bu tabii geçimini sağlamıyorum. Bu biraz daha sembolik. Yani Osmanlı tarafından eee korunuyorum, kollanıyorum mantığı. Devletin güvencesinde. Onunla ilgili bir eee seyahatimiz esnasında ben eee hac yolunun kadim hac yolunun yani demiryolundan önceki hac yolunun seyahati eee sırasında Medine-i Münevvere'den Kudüs'e eee kuzeye doğru bir yolculuk eee yapmıştım. El-Ula'ya kadar. eee zannediyorum muazzam şey eee Medain-i Salih ya da El-Ula arasında eee bir ahalinin şunu söylediğini de bana rehberlik yapan arkadaş anlatmıştı. Osmanlı bize sıcak ekmek gönderiyordu. Hatta şunu söylüyor söylüyormuş o. Ben de duydum aynı şeyi. Osmanlı bize İstanbul'dan sıcak ekmek gönderiyordu. Ya olmaz abi bu dedim yani Osmanlı İstanbul'dan sıcak ekmek gönder. Aylar alır. Bu şudur. Eee yol üzerinde hac kafilesine destek sağlayanlara eee o bölgedeki fırınlardan birinden Nana-ı Aziz güzel sıcak ekmek gönderilmesidir. Yoksa İstanbul'dan ekmek. Avrupa'ya çok önemli. Ama insanlar bunu şöyle algılıyorlar. Osmanlı bizi sahipleniyor. Kudüs Surresi'nin de biraz mantığı eee bu. Yani hatta bunu zaman zaman eee paylaşıyorlar. Ayniler paylaşıyorlar eee Surre'yi ve Kudüs Surresi de 1517'den eee itibaraen eee gönderildiğini ve 1914'ü hatta 15'e kadar da bu Kudüs Surresi'nin ulaştırıldığını biz biliyoruz. Defterlerden eee takip eee edebiliyoruz bu eee meseleyi. Zaten Surre defterleri çok fazla sayıda olan belgelerden bir tanesi. Kudüs'tü aynı. Yani Mekke Medine gibi yani bir müstakil Kudüs Surre defterleri var. Bir de Mekke Medine yani Haremeyn-i Şerifeyn defterlerinin içerisinde tahsis edilen Surre tahsisatı var. Surre'nin gitmesiyle beraber Kudüs'ü ziyaret eden bir eee kişi Kudüs'e nasıl gidiyor? Kudüs'ten nasıl eee dönüyor mantığı. Hocam nereleri ziyaret ediyorlar? Bu konuda yani Mescid-i Aksa dışında ziyaret ettikleri bir yer var mı? Şimdi ben onu öncelikle şeyi söyleyeyim. Mesela Şam'dan geldiğini düşünürseniz Cisr-i Yakup yani Hazreti Yakup Köprüsü'nün üzerinden eee Kudüs'e eee varıyor. Kudüs'e ulaşıyorlar. Yani kuzeyden eee geliyorlar genelde. Ve giderken de aynı yolu takip ederek Şam'a ya da Maan eee üzerinden ya da çok nadiren de Gazze üzerinden Mısır kafilesine katılabiliyorlar. Nereyi ziyaret ediyorlar? eee Tabii geldiklerinde bir konaklama meselesi var. Konaklama için eee Kudüs'ün eee Ribatları tekkeler. Özbek Tekkesi, Hintliler Tekkesi, Magaribe Tekkesi, eee o bölgede oralarda. Mevlevilerin. Mevlevi Tekkesi oralarda genelde Anadolu'dan gelenler ya da Ortadoğu'dan gelenler ya da Hindistan'dan gelenler ya da Kuzey Afrika'dan gelenler. Kuzey Afrika'dan gelenler genelde Magaribe Mahallesi'nde halkın eee yanında ya da eee bu tür tekkelerde ya da medreselerde misafir oluyorlar. Malumunuz Hasiki Sultan Külliyesi çok önemli orada. Eee imareti de eee çok önemli. Tekkesi de öyle. Büyükçe bir yapı. Buralarda eee konaklıyorlar ve genelde ziyaret ettikleri mekan Mescid-i Aksa ve çevresi. Yani Sahratullah, Kıble Mescidi, Burak Mescidi, eee işte bugün Hz. Ömer ve Mervan Mescidi dediğimiz eee kısımlar. eee Rabiatü'l-Adeviye'ye eee gidiyorlar. Eriha yolunda Hz. Musa eee Külliyesi'ne. Nadiren İsmail Aleyhisselam dedikleri eee bu eee kuzeye doğru çıkınca o bölgeye de gidenler var. Halil'e uğruyorlar. Evet. Halil'i zaten kaçınılmazdır. %90'ı Kudüs'e giden ziyaretçilerin %90'ı Halilürrahman'a eee uğruyorlar hocam. Halilürrahman'a gidiyor bu ziyaretçiler. Eee daha sonra da eee makul bir sürede hac bitmişse kafileyle birlikte memleketlerine. Bitmemişse hac kafilesine katılarak Mekke'ye ve Medine'ye gidiyorlar. Hocam son 3-4 dakikamız içerisinde şimdi gelelim modern yani bir mesaj da verelim. Yani şu anda tabii bölge çok zor durumda. Filistin, Gazze, Kudüs ve Kudüs ziyaretleri de özellikle Türklerin ziyaretleri çok önemli. Buyurunuz hocam. Hocam siz de gitmişsinizdir. Gidenler de görmüştür görmüştür. Mutlaka ya o insanlar Türkiye'den gelenlere karşı çok sıcaklar. Ben ilk tek başıma gittiğimde de eee bir şoförle olan hatıramı anlatayım. eee Hatta otele indim. Otele dedim ki Arapça mı konuşayım, İngilizce mi? Bir Müslüman oteli. eee Şam kapısının hemen yanında. ismini söylemeyeyim şimdi şey olmasın. Arapça mı, İngilizce mi konuşayım dedim. İngilizce konuş dedi. Neyse anlattım İngilizce derdimi. eee Ertesi gün baktım çocuk Arapça konuşuyor. Otelin görevsi. Ya sen bana neden öğrendin? E ben de dedim biraz amice konuşuyorum falan. Neyse ertesi günü eee bir taksi şoförüne gittim dedim ki beni biraz dolaştır. taksiyle şehir çevresinde. Ama Arapça konuşacaksın eee benim anlayacağım şekilde. İşte biz fakültede okuduğumuz için biraz daha kelimelere tam fusah. Yani tam ona da fusah denir mi de bilmiyorum da kuralına uygun. Standart. Yani ha. Fiil, fail, meful mantığıyla eee gidiyoruz. Tamam dedi. Ben sana dedi öyle anlatacağım. Sağ olsun Allah razı olsun. Hiç ismini ve şeyini almadım. Şam kapısının yanından tutmuştum o şoförü de. O kadar güzel anlattı ki bana o İsrail'in 1948'de 1948 sonrasında işgal ettikleri eee yerleri. Neyse gezdik akşama kadar para almayacağım. Ya olur mu bak ben seni akşama kadar tuttum. Benim param da var. Ben parayı da şöyle ikna ettim. Ben parayı projeden alıyorum. Kendim vermiyorum. Dedi eğer projeden almasaydın dedi sen senden almayacaktım dedi. Yani böyle insanlar yani bizi çok önemsiyorlar. Dolayısıyla Kudüs'ün aslında biz bu anlamda ha biz ilk gittiğimizde ve sonraki gittiklerimizde şunu çok orada gördük. Yani Hristiyanlar Kudüs'ü çok ziyaret ediyorlar. Yahudilerin zaten niyetleri belli.

[25:00]Ama Müslümanlar hala daha İslam dünyasının eee büyük nüfusa sahip ülkeleri Mısır. Yani gittiğiniz zaman Mısırlı göremiyorsunuz neredeyse. Yani 90 100 milyona yakın nüfusu var. Türkiye biraz var. Özbekistanlılar bu anlamda biraz fazla. Mesela Pakistanlılar, Bangladeşliler, Hint Müslümanları, Malezyalılar, Ortadoğulular eee büyük ülkeler Kudüs ziyaretleri noktasında Umre, Afrikalılar. Umre noktasında Umre kadar veyahut da hac kadar önemsemiyoruz. Biz Dünya İslam Dünyasında şöyle bir şeyi yeniden canlandırmamız eee gerekiyor. Evet. Onu da bitirelim hocam. Yeniden canlandırmamız gerekiyor. Gerekirse destekleyerek, gerekirse reklamını ederek Türkiye'de mesela Diyanet bununla ilgili güzel bir çalışma yaptı. Umre ziyaretlerini. Kudüs bağlantılı Umre ziyaretleri. Umre ziyaretimizin başına ya da sonuna. Hac ziyaretimizin başına ya da sonuna mutlaka. Eski olduğumuz. Aslında eskiye rücu edelim. Eskiden olduğu gibi mutlaka bir Kudüs ziyaretini sadece ziyaret maksadıyla değil stratejik olarak ve siyasi eylem olarak da planlamalıyız. Ve ticari olarak oranın ve ticari olarak da Müslümanlara destekleme hatta yardımlar götürme noktasında da planlamalıyız diye düşünüyorum. Hocam çok teşekkür ediyoruz verdiğiniz bilgiler için. Eee seyirci sayın seyircilerimiz bugün de programın sonuna geldik. Eee portrelerle Kudüs bölümümüzde programımızı bitiriyoruz. Eee haftaya görüşmek üzere. eee Sağlıcakla kalın.

Need another transcript?

Paste any YouTube URL to get a clean transcript in seconds.

Get a Transcript