[0:00]Küçük Ayşe akşamüstü odasındaki minderin üzerine uzanmış, annesinin ona verdiği eski bir masal kitabının sayfalarını karıştırıyordu. Bu kitapta havada uçan sihirli bir halının hikayesi anlatılıyordu. Ayşe keşke benim de uçan bir halım olsa diye düşünürken gözleri yavaşça kapanmaya başladı. Birden odanın orta yerinde kalp desenleri kırmızı iplerle işlenmiş, püsküllü bir halı belirirdi. Ayşe o kadar şaşırmıştı ki önce ne yapacağına karar veremedi. Sonra gülümseyip heyecanla halının üzerine oturdu. Halı Ayşe'nin düşüncelerini okuyor gibiydi. Yavaşça havalanarak açık pencereden gökyüzüne süzüldü. Uçan halı önce kocaman ve yemyeşil bir ormanın üzerinde uçmaya başladı. Ayşe dikkatle aşağıya baktı. Hemen altında rengarenk tüylere sahip kanat çırpan kanaryaları gördü. Kanaryalardan biri yanına gelip, "Merhaba Ayşe, senin en sevdiğin meyve nedir?" diye sordu. Ayşe şaşkınlıkla, "Çilek," dedi. O anda Kanarya hemen uçup bir çırpıda topladığı çilekleri ona getirdi. Sonra halı yönünü uçsuz bucaksız masmavi bir okyanusa çevirdi. Burada kocaman ve güçlü kanatlarıyla suların üzerinde süzülen Albatrosları gördü. Bir Albatros Ayşe'ye okyanusun köpükleriyle nasıl baloncuk yapıldığını öğretti. Ayşe her yere yayılan baloncuklara hayranlıkla baktı. Yolculuk gittikçe daha da ilginçleşiyordu. Halı yine yönünü değiştirdi ve içinden dumanlar yükselen bir volkanın üzerinden geçti. O kadar sıcaktı ki Ayşe biraz korkmaya başladı. Tam o anda halı onu korumak ister gibi hızlı yükseklere çıktı. Ayşe aşağıya baktığında lavları gece parlayan nehirlere benzetti. Etrafına bakıp nerede olduklarını anlamaya çalışıyordu. Birden şaşkınlıkla gözlerini açtı. O da ne? Uçan halı şimdi de bembeyaz karlarla kaplı kutuplara gelmişti. Burada sallana sallana yürüyen penguenlerle tanıştı. Hatta bir buz parçasında tek başına kalmış yavru bir penguen kucağına alıp ailesinin yanına götürdü. Bütün bu maceralar muhteşemdi ama Ayşe artık çok yorulmuştu. Gözlerini açık tutmakta zorlanıyordu. Evindeki çörek kokusunu özlemişti. Dünyanın en yeşil ormanlarını, en mavi okyanuslarını görmüştü ama hiçbir yer kendi odası kadar güzel, kendi yatağı kadar yumuşak gelmiyordu. Halıya fısıldadı. Lütfen beni evime götürür müsün? Uçan bir halım olmasına, onunla her yeri gezmeyi sevsem de hep evime dönmek isterim. Halı birden yönünü değiştirdi. Pufuduk bulutların arasından geçti. Ayşe bir anda kendini yatağında hissetti. Tam o sırada kulağında sevgi dolu bir ses duydu. Uyan tatlı kızım, sabah oldu. Ayşe gözlerini açtığında babasının gülümseyen yüzüyle karşılaştı. Baş ucunda hala uçan halı masalının olduğu kitap duruyordu. Her şeyin bir rüya olduğunu anladı. Biraz hayal kırıklığı yaşasa da evinde güvende olduğu için çok ama çok mutluydu.
Watch on YouTube
Share
MORE TRANSCRIPTS



