[0:01]Miniko'nun büyük kahramanlığı. Bir varmış, bir yokmuş. Neşeli ormanın en parlak, en neşeli sakinleri olan Uğur Böcekleri, her sabah güneşin ilk ışıklarıyla birlikte yaprakların üzerinde uçar, bitki nektarlarını afiyetle yer, sonra da ormanın her yerini mutluluk dağıtırmış.
[0:24]Bu ormanda yaşayan yüzlerce Uğur Böceğinden biri, Miniko adında küçük bir Uğur Böceğiymiş. Miniko diğer Uğur Böceklerine benzermiş ama bir farkı varmış. Sırtındaki noktalar diğer Uğur Böceklerinden biraz farklıymış. Mesela bazıları kalp şekline benziyormuş. Bazıları da daha küçükmüş. Bazılarıysa tıpkı minik bir yıldız gibi köşeli dururmuş. Su ile yıkasa da, uzun saatler güneşte beklese de bu noktalar hiç ama hiç değişmiyormuş. Annesi ve babası Miniko'yu çok severmiş. "Sen çok özel bir Uğur Böceğisin" dermiş annesi. Her böcek aynı olsaydı orman hiç bu kadar güzel olur muydu? Babası da onu karşısına alır. Noktaların seni sen yapan en muhteşem şeyler dermiş. Ama Miniko büyüyüp ormanın oyun çimlerini gittiğinde, aslında her Uğur Böceğinin farklı olmadığını görmüş. Diğer yavru Uğur Böceklerine baktığında hep aynı yuvarlak ve düzenli siyah noktalara sahip olduklarını fark etmiş. Miniko'nun farklı benekleri de onların dikkatini çekmiş. Yine bir sabah hep birlikte oyun oynarlarken bir Uğur Böceği alaycı bir sesle: Hey, bakın Miniko'nun beneklerine bakın, hepsi yamuk yumuk! Diye baharmış. Sonra başka biri eklemiş: Sen uğur getiremezsin bir kere, şu noktalara bir bak! Mutluluk değil ama endişe getirebilirsin. Diğerleri gülmüş. Miniko'nun gözleri dolmuş, yüreği kocaman bir kaya gibi ağırlaşmış. Benim noktalarım böyle olduğu için kimse benimle oynamak istemiyor. Üstelik farklı olduğum için benimle alay ediyorlar diye düşünmüş. O günden sonra yeşil otların arasına saklanıp diğerlerinden uzak durmaya başlamış. Artık uçmak bile istemiyormuş. Özellikle de oyun alanına gitmekten kaçınıyormuş. Bir öğlen vakti annesi onu sessiz sessiz otururken bulmuş. Miniko, neden bu kadar üzgünsün? diye sormuş. Miniko fısıldar gibi bir sesle olanları anlatmış. Sonra da içinden keşke diğerleri gibi olsam diye düşünmüş. Ama annesi sanki onu duymuş ve demiş: Farklı olmak kötü değildir. Aynı ağacın bütün yaprakları birbirinden farklıdır. Her çiçek diğerlerinden farklı kokar. Hatta biliyor musun? Her kar tanesi bile birbirinden farklıdır. Ama hepsi de birbirinden güzeldir. Sen de öylesin. Çok ama çok güzelsin. Bir süre sonra neşeli ormanda büyük bir eğlence düzenlenmiş. Etkinliklerden biri de Uğur Böceği Uçuş Gösterisiymiş. Tüm Uğur Böcekleri önce ormanda dans ederek uçacak, sonra da en ışıltılı kanat gösterisi yapılacakmış. Miniko hiç gitmek istememiş ama annesi çok ısrar etmiş ve onunla birlikte uzaktan izlemeyi kabul etmiş. Eğlence başlarken ortalık sevinçle dolmuş. Uğur Böcekleri dönüyor, havada renkli şekiller oluşturuyormuş. Fakat birden gökyüzü kararmış. Büyük bir rüzgar çıkmış. Yapraklar üşüşmüş, dallar eğilmiş, Uğur Böcekleri sağa sola savrulmuş. Grubun en minik Uğur Böceği olan Papatya güçlü bir rüzgarın etkisiyle ağaç kovuğunun içine yuvarlanıp orada sıkışmış. Bütün Uğur Böcekleri ne kadar denese de küçük kovuğa bir türlü sığamıyormuş. Ya kanatları ya da benekleri onlara engel oluyormuş. Büyük bir endişe her yeri sarmış. Tam o anda Miniko annesinin farklı olmak kötü değildir sözlerini hatırlamış. Küçüğüm ve hafifim. Noktalarımın farklı olması burada benim işime yarar diye düşünmüş. Hemen kovuğun yanına doğru uçmuş. Miniko yıldız şeklinde olan noktalarının sayesinde içeri girmiş. Bu diğer Uğur Böceklerini yapamayacağı bir şeymiş. Kovuğa girdiğinde Papatya korkuyla titriyormuş. Korkma demiş Miniko. Seni buradan kurtaracağım. Kanatlarıyla Papatya'yı sıkıca tutup onu dışarı taşımış. Fırtına dinmiş, orman eski sakinliğine kavuşmuş. Tüm Uğur Böcekleri heyecanla Miniko'ya bakıyormuş. Bir zamanlar onunla alay eden Uğur Böceklerinden biri usulca yaklaşmış. Miniko, biz biz özür dileriz. Sen olmasaydın Papatya'yı oradan kurtaramazdık. Diğeri elini tutmuş. Noktaların farklı olsa da bu farklılık seni güçlü yapıyor. O an Miniko'nun yüreğine bir sıcaklık yayılmış. İlk kez noktalarına bakıp gülümsemiş. Ben eşsiz bir Uğur Böceğiyim ve bu çok güzel. Ertesi gün ormanın her yerinde Miniko'nun cesareti anlatılmış. Küçük Uğur Böcekleri onunla alay etmiyor, hatta onunla oynamak için yanına gidiyorlarmış. Miniko artık çimlerin arasına saklanmıyor, her an uçup oyunlar oynamak istiyormuş. Eğlence yeniden düzenlendiğinde Kraliçe Uğur Böceği Miniko'yu sahneye çıkarmış. Sen neşeli ormana bir ders verdin. Eğer herkes aynı olsaydı bu orman güçlü olmazdı. Farklılıklarımız bizim zenginliğimizdir demiş. Ve tüm Uğur Böcekleri Miniko için alkışlar gibi kanatlarını çırpmış. Artık Miniko sadece noktalarını sevmekle kalmamış, her gün ağaç dallarına konup şöyle demiş: Farklı olmak çok güzel. Çünkü beni ben yapan tam da bu. Ve neşeli ormanda arkadaşlık, saygı ve sevgiyle dolu mutlu günler sürüp gitmiş.



