[0:00]Sayın Başkanım, değerli konuklar. Açılış törenimiz Profesör Doktor Sayın İnayet Aydın'ın konuşmalarıyla devam ediyor.
[0:25]Etik kurulumuzun saygıdeğer başkanı, kurul üyeleri ve çeşitli kurumlardan açılışa teşrif etmiş bütün konukları saygıyla selamlıyorum öncelikle. Benim adım gördüğünüz gibi İnayet Aydın. Umarım bugünkü çalışmamla inayett olabilirim. Süremiz çok kısa. Onun için biraz hızlı ama biraz da size biliyorum acıktınız, yoruldunuz. Farkındayım bunun ama gene de hani kendimi dinlettirmeye çalışacağım. Umarım başarabilirim. Kamuda etiğin önemi diyeceğim ama önce biraz etikle başlayalım. Çünkü bu öyle bir kavram ki benim 25 yılımı aldı bu hala çalışıyorum. Her gün yeni bir şey okuyorum. Ve her gün okuduğumda kendi kendime kahrediyorum. Ben bunları niye daha önce öğrenemedim? Niye bilemedim diye. Yani bunu artık ben öğrendim, bildim, bitti diye bir durum yok. Çünkü etik insan demek. İnsan nasıl sonsuz derin bir varlıksa etik alanı da böyle bir alan. Lafı çok uzatmadan hemen başlayalım isterseniz. Hep bununla başlıyorum ben. Daha önce de tabii sunumlarıma katılanlar olmuştur ama çok önemli bir söz. Hiçbir yağmur tanesi kendini selden sorumlu tutmaz diyor. Herkes başkası etik olsun istiyor. Ama etik kendimizden başlar. Önce bizden başlar etik. Başkasıdan bekleme hakkımız sonra gelir. Bir sel varsa, bir tufan varsa, ortada hoşlanmadığımız bir şey varsa, bu ülkenin bir bireyi olarak hepimiz önce kendimizin bundaki sorumluluğundan galiba sorgulamak ve buradaki payımızı görmek durumundayız. Etik nedir? Tabii saatlerce konuşulabilecek ama çok kısaca üzerinde duracağım. Yine ünlü bir yazar Victor Hugo diyor ki: "Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür ama kimse kendisinden başlamaz" diyor. Ne dersiniz? Yine bireye atıf yaptık bakın. Dünyayı değiştirebilmek tabii ama önce kendimizi değiştirmemiz gerekmez mi? Resme bir bakar mısınız? Çok da uzak olduğumuz görüntüler değil bunlar değil mi? Çeşitli ortamlarda. Lafa baktığınızda herkes çok ahlaklı. Bir konuşulan ahlak var çünkü. Şöyle olmalı, böyle olmalı, böyle davranılmalı. Ama bir de arkamızda bıraktığımız yaşanan ahlak var. İşte yaşanan ahlakla konuşulan ahlakı biz nasıl bir araya getirebiliriz? Yaşattıklarımızı ve yaptıklarımızı nasıl sorgulayabiliriz? Etiğin bütün konusu bu. Çeşitli ahlaki anlayışları ve kabulleri sorgulatmak bizlere ve buradan da insan tutum ve davranışlarının iyi, kötü, doğru, yanlış açısından değerlendirilmesini yapma süreci. Etik bunun için önemli. Konuşmamın özü, etiğin önemi ise etik, sahip olduğumuz tutumların, davranışların, kabullerin iyi, kötü, doğru, yanlış açısından değerlendirilmesidir. Eğer bunları değerlendirmiyorsak, etik olma şansımız da zaten baştan kaybetmiş oluyoruz. Etiğin aradığı cevap aradığı bazı sorular var. Bunların başında iyi bir yaşam nasıl olmalıdır sorusu geliyor. Basit görünüyor ama ne kadar zor değil mi? İyi bir yaşam nedir? İyi bir yaşam nasıl olmalıdır? Hemen buradan bakın kendimize dönmek durumundayız. Nasıl yaşamalıyım? Nasıl yaşarsam iyi bir yaşam, doğru bir yaşam sürdürmüş olurum? Ve üçüncü soru: Yapmam gereken en doğru şey nedir sorusunu her karşılaştığım durumda nasıl cevaplayabilirim? Üç tane temel soru. Eğer etik nedir diye merak ediyorsak, etik bunlara verdiğimiz cevaplar ve bu süreçteki değerlendirmemizdir. Temel ilke öncelikle zarar verme. Hukukçu olarak zarar verme, belediye çalışanı olarak zarar verme, akademisyen olarak zarar verme, öğretmen olarak zarar verme, mühendis olarak zarar verme. Etiğin bize yüklediği birinci ve temel vazife öncelikle zarar vermedir. Onun için kulaklarımızda çınlaması gereken bir ilke bu. Öncelikle zarar verme. Üç şey önemli etikte efendim. Bunlardan bir tanesi niyet. Niyetiniz etik mi?
[5:42]Birazdan yasa etik farkından bahsedeceğim. Ben bir eylemi gerçekleştirmedikçe sırf niyetini kurdum diye yasa beni cezalandırmaz. Öyle değil mi?
[5:58]Ama etik niyetlerimizden sorumlu tutar. Çünkü niyet bozulursa eylem bozulur. Eylem bozulursa sonuç bozulur. Niyetlerle başlar her şey. Etiğin disiplinden farkı da budur. Yapmadan önce düşünmemizi, niyetlerimizi sorgulamamızı ve orada yanlışları ve kötüleri durdurmamızı ister. Onun için etikten bahsedeceksek hepimizin önce gerek kişisel gerek bir kamu görevlisi olarak niyetlerimizi sorgulamamız lazım.
[6:37]Çünkü eylemler ve sonuçlar niyetlere bağlı. Biraz da güldüreyim mi sizi? Bir karikatür var burada. Adam karısına sabah kahvaltı hazırlamış. Niyeti iyi mi? Gayet güzel bir niyet. Eylem kadını ayağıyla kaldırıyor. Şimdi oldu mu yani bu niyetle bu eylem uyuştu mu birbirine?
[7:07]Peki iyi bir sonuç çıkmaz fakat bazı kadın katılımcılar hocam yapsın da bu kadar yapsın da diyorlar. Bunu da söyleyeyim size. Niyet, eylem, sonuç etikte çok önemli üç tane değerlendirme alanı. Ve dolayısıyla karar verirken de bu üç öge üstünde durmamız çok önemli. Şimdi bir size durum vereceğim. Titanik batıyor. Bir tane filika var ve bu filikaya en fazla 10 kişi binebiliyor. 11. kişi de gördüğünüz gibi yaklaşmaya çalışıyor ki canını kurtarsın. Fakat 11. kişiyi alırsanız bu filika batacak ve 10 kişi de 11 kişi de aslında hayatını kaybedecek. Böyle bir durumda ne yaparsınız? Bu bir kişiyi filikaya alır mısınız, almaz mısınız, yoksa nasıl bir eylemde bulunursunuz?
[8:16]Buyurun efendim. Genellikle bu kararı bir kamu yöneticisi verseydi neyi tercih edecekti? Çoğunluğun yararına.
[8:47]Şimdi buradan gelelim temel etik teorilerin bize söylediklerine. Eğer faydacılık yani milin açısından bakarsanız burada bir karar verirseniz çoğunluğun maksimum faydasını gözetmek zorunda olduğu için bu bir kişiyi filikaya almamak herhalde daha faydalı görünüyor. Faydacı yaklaşım. Ama Kant öyle demiyor. Kant sonuca bakmaz. Niyete ve eyleme ödeve bakar. Siz 10 kişi ölse bile bir kişinin ölümüne yol açıyorsunuz onu almamakla. Yani sonuçta bir cana kıyıyor musunuz? Evet der. Sonuca bakmaz. Üçüncü bir yaklaşımda erdem etiği, karakter etiği de der ki: "Sana ne yakışıyorsa onu yap. Herkes kendine yakışanı yapar." Şimdi bakın, etik karar vermek o kadar kolay bir şey değil ve karşılaştığımız durumlar bizim kararlarımızı da etkileyecektir doğal olarak. Hadi biraz daha ilerleyelim. Etik dediğimizde biz bir kere her şeyden önce eylem, niyet ve eylem değerlendirmesi yapmak zorundayız. Doğal olarak sonucu da değerlendirmek zorundayız. Seçenekler oluşturmak, en doğrusuna karar vermek ve tüm bu süreçlerde de etik bir muhakeme kullanmak çok önemli.
[1:01:29]Biri bizden öyle istedi diye onu yapamayız. Biri talimat verdi diye yapamayız. Önce bir durup bir değerlendirme yapıp bunun etik açıdan uygunluğu konusunda bir muhakeme yapmak zorundayız.
[1:03:32]Ve bunu yaparken de bilinçli eylem göstermemiz lazım. Bunu özellikle söylüyorum. Sevgili hocamız İonna Kuçuradi'nin çok önemli üstünde durduğu bir şeydir bu bilinçli eylem.
[1:04:43]Bir insan doğruyu içinden geldiği için yapabilir ve bu doğrudur da sahiden. Ama önemli olan o değil. Niçin onu yaptığını etik olarak gerekçelendirebilmektir.
[1:05:57]Bana öğrencim hediye getirdi, almadım. Dedim ki almayacağım ben bunu. Pek bana uygun gelmiyor dedim. Evet bu doğru bir davranıştır.
[1:07:07]Ama hediyeyi niye almadığımı ben bir kamu görevlisiyim, bir öğretim üyesiyim. Eğer hediyeyi alırsam dışarıdaki öğrencilerimin gözünde tarafsızlığım bozulur. Performansım bozulur. Etki altında kalmış olurum. Miktarı küçük bile olsa başka öğrencilerimin kafasında bu hocanın odasına eli boş gidilmiyor diye bir yol açmış olurum. diyerek eğer bunu reddedersem o zaman bilinçli eylemde bulunmuş olurum.
[1:14:26]Yani bilmiyorum ikisi arasındaki fark sizin için bir anlam taşıyor mu? Bir şeyi istememekle neden istemediğini açıklayarak istememek arasında çok fark var. Ve bu benim dördüncü projem etik kurulla.
[1:19:48]2008'den beri eksik olmasınlar bana da yer verdiler bu projelerde ve ben de elimden gel geleni yapmaya çalıştım. Pek çok etik eğiticisinin yetiştirilmesine katkıda bulundum.
[1:21:10]Milli Eğitim Bakanlığı'nın etik eylem planını yazdım ve buradaki asıl amacımız bizim bilinçli eylemde bulunabilecek farkındalığı yüksek insan yetiştirmek.
[1:22:25]Bunu yapabilirsek sürdürülebilir kılarız. Çünkü bu durumda doğru görmediği bir şeyi başka bir durumda kişi doğru görebilir. İşte onun için ne lazım? Eylemlerimizin arkasına kılavuz olarak neleri alacağımıza bakmamız lazım. Bunları da değerler, ilkeler, kurallar ve standartlar olarak sıralayabiliriz.
[1:28:47]Bunları biraz yakından bakalım. Değer dediğimiz şey ne? Değer hepimizin için değerlerimiz çok önemli. Bütün davranışlarımızın arkasında değerlerimiz yatıyor. Çünkü değer önem atfetmekle oluşuyor.
[1:30:03]Kamuya ne kadar önem atfediyoruz acaba? Cumhuriyet kuşağının atfettiği değerleri biz yeni kuşaklar atfediyor mu?
[1:31:14]Yaptığımız mesleklere ne kadar değer atfediyoruz? Şimdi bir araştırma yapıyorum ben. Bir sorum şuydu. 700 kişi filan katıldı yaklaşık bu araştırmama.
[1:32:27]Öğretmenliği gençlere tavsiye eder misiniz diye sordum. Tahmin edin yüzde kaçı tavsiye etti? Yüzde 70'i tavsiye etti ama yüzde 30'luk bir dilim diyor ki asla tavsiye etmiyorum.
[1:34:06]Demek ki öğretmenlik mesleğine kendisi çok da fazla bir değer atfetmiyor. Bunun tabii bir sürü nedenleri olabilir, oraya girmiyorum ama değerler çok önemli.
[1:39:55]Değerler olgu ve değer farkı çok önemli. Burada üç tane resim gösteriyorum size bakın. Yukarıda yağmur resmi var. Yağmur olgudur değil mi? Gözümüzle görürüz, elimizi uzatırız, tutarız.
[1:40:57]Aynı köyde iki tane köylü var. Yaşlı teyze kadın çömleklerini yapmış, kurumaya bırakmış. En son istediği şey ne? Yağmur. Yağmura negatif bir değer yüklüyor hatta değil mi?
[1:42:25]Negatif değerler de vardır. Hastalık da bir negatif değerdir. Hiçbirimiz hasta olmak istemeyiz örneğin. İki bir genç çiftçi çocuk tarlasını ekmiş. Ne bekliyor? Yağmur.
[1:43:59]Şimdi bir kamu yöneticisi olarak yağmurun yağma ya da yağmama kararını verme yetkisi sizde. Ne yaparsınız? Neden? İki şansınız yok. Genelde kolaya kaçıyor insanlar. Teyzenin diyor çömleklerini toplarım, üstüne bir şey örterim. Öyle bir şansınız yok.
[1:50:00]Ya yağacak ya yağmayacak. Neden? Etik gerekçelendirme diyoruz buna da işte. Bütün kamusal alandaki eylem ve kararlarımızın arkasında çok sağlam etik gerekçeler olmak zorunda.
[1:51:17]Burada da genellikle çoğunluk neyi tercih ediyor? Yağmuru yağdırmayı yine faydacılıkla açıklıyor onu da. Çünkü diyor buna çok insanın ihtiyacı var. Eğer ekip ekin olmazsa insanlar aç kalır.
[1:53:29]Bir kişinin zararını bir biçimde tazmin edebiliriz ama bu kadar büyük bir zarar çok daha büyük sonuçlara yol açar diyebiliyor. Bu deminki duruma etik ikilem diyoruz. Yani şunu mu yapsam, bunu mu yapsam? Bu mu doğru, bu mu yanlış?
[1:54:50]Hele ki kamusal alandaki etik ikilemlerin içinden çıkmak için daha çok dayanacağımız kılavuzlara ihtiyacımız var. Ve bu da değerlerle ilgili çok önemli birkaç bilgiyi bize hatırlatıyor.
[1:56:04]Bir: değerler yarışır diyor. Bazı durumlarda değerli olan, bazı durumlarda değerini kaybeder, daha bir üstün değeri korumak zorunda kalırsın. Ne demek? Havuza girmek yasak ve tehlikedir diyor. Ne yapacağım? Havuza girmeyeceğim. Bu kurala uyma değerini benimseyeceğim bu durumda.
[2:01:49]Baktınız ki bir küçük çocuk düşmüş havuzda boğuluyor. Şimdi hangi değer üstün geldi? Kurala uymayı mı savunursunuz, o mu daha ahlaki olur? Yoksa insan canı değerini savunan bir yaklaşım mı?
[2:04:19]İşte bunu söylemek istiyor bize. Diyor ki aslında değerlerle yaşamak, üstün olan değeri koruyarak yaşamak, üstün olan değere uygun eylem göstermek ve sürekli sorgulama yapmamız gerektiriyor bu da bu anlamda.
[2:05:43]İkinci bir şey değerlerle ilgili kısacık söyleyeceğim. Değerler ikiye ayrılır. Bir amaç değerler vardır. Kendileri büyük değerdir. İkincisi de bizi o büyük amaç değere götüren araç değerler vardır.
[2:07:14]İşte burada Kant kendini gösterir. Amaç araç ilişkisi. Aslında bu tüketim toplumunda çoğumuz araç değerleri amaç değer haline getirmeye başlıyoruz.
[2:07:29]Kamusal alanda da bunu yaptığımızda başka sorunlarla çıkıyor karşımıza. Örneğin spor yapmanın kendisi bir amaç değer değildir aslında. Sağlıklı yaşama amaç değerinin araç değeridir. Ayağım yerden kesilsin diye bir araç araba sahibi olmak isteriz çoğumuz. Amaç bir yere ulaşmaktır. Araba da bunun aracıdır. Fakat öyle mi oluyor? Bir süre sonra arabanın kendisi ne oluyor? Amaç değer haline geliyor. Ve onun için biz hayatımızdaki pek çok başka değeri ne yapıyoruz? Onu edinebilmek için, onu alabilmek için. İşte o pozisyona ulaşabilmek için, onu satın alabilmek için. Ve günümüzün insanının değer karmaşası bu anlamda çok büyük bir etik problem halinde karşımıza çıkıyor.
[2:15:58]Ve bizim etiğin eğitimini yaparken üstünde durmamız gereken noktalar sanırım bunlar. Amaç değerlerle amaç diye araç değerleri birbirine karıştırmamayı sağlamak.
[2:27:03]Hediye meselesine gelelim. Çok bu kültürümüzde var. Şunu söylemek isterim. Bizim kültürümüz muhteşem kültürel motiflere sahip. Bundan hiç kimsenin kuşkusu yok.
[2:28:44]Ama sınır şu. Eğer kültürel kabullerimiz evrensel etik değerlerle, ilkelerle çatışıyorsa savunmamız gereken şey evrensel ilkelerdir. Kültürümüzde hediye var diye her geleni kabul edecek miyiz?
[2:30:00]Öyle bir şey yok. Sınır konulmuş. Sınırları dikkat etmek zorundayız. Yani bu çok önemli bir konu. Pakete giren her şey hediye midir? Bu hediye mi mesela? Ya da şu. Pakette geldi ne yapayım?
[2:33:55]Bıraktı gittiler kapının önüne diyor mesela kişi. Öyle bir şey yok. Şunu soracağız. Şimdi bu hediye ile ilgili asistanlarımla çok güzel bir makale yazıyoruz.
[2:36:20]Okullarda hediye kültürüyle ilgili. İnşallah yayınlanınca sizleri de haberdar ederim. hediye o kadar iyi niyetli bir şey değil. Çok kötü niyetli bir şey aslında. Borçlandırıyor.
[2:39:35]Belli bir ilişkide belli bir şekilde sizi davranmaya hazırlıyor ve itiyor. Bunun farkındalığında olmamız gerekiyor. Çok kötü niyetli olabiliyor hediye. Hatta zafer hediyeleri diyoruz ona.
[2:47:04]Kapınıza getirdi arabayı koydu. Her şey vermeye hazır. Yeter ki siz ona o hizmeti verin. Zafer hediyesi deniyor buna. Sizi tamamıyla esir alabiliyor. Kamu görevlisinin tarafsızlığını kararını ve performansını etkiliyor bu durum.
[2:50:06]Şu soruyu soracağız kendimize. Bu konumda olmasaydım bana bu verilir miydi? Büyük ihtimal verilmeyecekti zaten. Anahtar soru bu. Ben bu noktada olmasaydım bu bana verilir miydi?
[2:55:04]Eğer cevap hayırsa, gerçekten orada çok ciddi bir sorun var demektir. Son 10 soruyla bitiriyorum efendim, sabrınızı taşır mıydım?
[3:00:54]Herhangi bir davranış, karar, eylemden önce şu 10 soruyu kendimize soralım. Bir. Bu doğru mu?
[3:08:44]Doğruluğun ölçülürsünü koyduk. Değerler, ilkeler, kurallar açısından kabul edilebilir mi bu? Doğru mu bu yaptığım şey?
[3:09:47]İki. Bu adil mi? Bana yapılsa nasıl görürdüm bunu? Üç. Eğer gazetede yayınlansaydı ne hissederdin? Gazetede yayınlansaydı ne hissederdin? Kamuoyu testi diyoruz buna.
[3:10:49]Davranışım kamuoyuna yansısaydı ne hissederdim? Eğer en küçük bir rahatsızlık hissediyorsam o kesinlikle etik dışıdır. Dört. Eğer birisi zarar görecekse bu kim? Bunu hak ediyor mu?
[3:15:23]Bazen de hak etmeyenlere fayda sağlayabiliyor eylemlerimiz. Bunun analizini yapmak burada önemli. Aile testi. Çocuğuna, ailene, eşine, akrabana, annene bu yaptığını söyleyebilir miydin gönül rahatlığıyla?
[3:19:54]Eğer cevap hayırsa, orada da bir etik sorun var mıdır? Vardır. Herkes senin gibi davransaydı ne olurdu? Evrensellik ilkesi.
[3:22:23]En küçük bir rahatsızlık varsa, orada da dışarıda durmamız gerekiyor. Bir soruşturma geçirseydim bu yaptığımla ilgili ne olurdu? Bir de hesap verme boyutu var çünkü eylem ve davranışlarımızda. Ne olurdu?
[3:26:01]Başkaları seni görseydi bu şekilde davranabilir miydin? Başkaları bu davranışını görseydi bunu yapabilir miydim? Eğer başkalarının gözü önünde yapamayacağımız bir şeyse orada da bir etik sorun var mıdır? Vardır efendim. Kesinlikle.
[3:29:43]Bir şey daha burada söyleyeyim. Sunumuma almadım ama akvaryum teorisi diye bir şey var etikte. Kamu etiğinde. Akvaryum teorisi şu.
[3:30:52]Sanıyoruz ki başkaları bizim ne yaptığımızı ettiğimizi fark etmiyor. Kim görecek canım aman ne olacak? Öyle değil. Aynı akvaryumdaki balıklar gibi hepimizin her yaptığı aslında başkaları tarafından görülüyor ve biliniyor.
[3:35:10]Aynı bir akvaryumdaki balık gibi hepimizin. Etik zaten aslında herkes tarafından bilinen ama bilinmemezlikten gelinen. Herkes tarafından görünen ama görülmemezlikten gelinen şeylerle ilgili değil mi?
[3:47:04]Ve bu açıdan da bu gerçekten çok önemli. Kararının sonuçlarına katlanabilecek misin? Hadi yaptım bunu ama peki sonuçların altında kalırsam buna katlanabilecek misin?
[3:55:04]Son olarak da etikte sezgiler önemlidir. Pis kokular burnumuza gelmez mi? Burada bir tuhaflık var. Buradan bir şey alıyorum ben, seziyorum. Sezgilerimize de kulak vereceğiz ve bu sezgileri de ciddiye alacağız. Böylelikle eylem ve etkinliğimizi bakın daha yapmadan önce niyet aşamasındayken süzgeçten, filtreden geçirip ondan sonra da daha sağlıklı, daha etik, daha kabul edilebilir bir eylem ve davranışı gerçekleştirmek için kendimize çok önemli bir fırsat vermiş olacağız.
[4:34:00]Etik davrandık diye de öyle ödül, madalya, kırmızı halı filan beklemeyelim. Etiğin bir tek ödülü var, yine etik.
[4:44:50]En büyük güzellik, en büyük tatmin bu. Ve ben gerçekten aç ve yorgun bir şekilde bana katlandığınız, ilgi gösterdiğiniz ve dinlediğiniz için hepinize çok teşekkür ediyorum.
[4:59:58]Projenin ülkemize hayırlı ve çok başarılı olmasını diliyorum efendim. Afiyet olsun.



