[0:08]Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Saad bin Muaz'a öğütle dedi ki: İlem ya Muaz. Sana isabet eden seni zaten ıskalayacak değildi. Seni ıskalayıp geçen, teyit geçende zaten sana isabet edecek değildi. Ama sen buradan bakınca seni teyet geçmiş. Aslında gelebilirdi. O bana gelebilirdi. O benim olabilirdi düşüncesinden depresyon üretebiliyor insanlar. Bu kadar yakınından geçen bir nimetin kıl payı onu ıskalaması onu bir anda büsbütün karamsarlığın, sıkıntının içerisine düşürebiliyor. Ama iman eden ve akleden bir kimse atom ve atom altı parçacıkları düzeyinde bile hayatı yaratmış ve sistemini kurmuş yüce yaradanın her şeyi isabet eden ne varsa düşen bir yaprak dahi olsa ancak onun izni ve iradesiyle hükmüyle olduğu bilincinde olacağından böyle bir düşüncenin içerisine girmez. Bilir ki o zaten bana gelecek değildi. O benimle onun arası yerle gök arası kadar, doğuyla batı arası kadar zaten uzaktı. O Allah Azze ve Celle'nin tam da o isabet ettiği, tayin ettiği kişiye ulaştı. O yüzden Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunu kendisine ve etrafındakilere hatırlatması bakımından namazlardan sonra Allahümme la ma a tayta. Allah'ım senin verdiğini engelleyecek bir kimse yoktur. Senin vereceğini engelleyecek bir kimse yoktur. Allahümme la ma ayta. Senin engellediğini de verecek hiçbir kimse yoktur. Dolayısıyla Allah Azze ve Celle vermeyi murad ederse bir şeyi onu hiç kimse engelleyemez. Elimize geçmedi diye falanca mı araya girdi, filanca mı mani oldu, ötekiler mi hakkımızda şöyle dediler, berikiler mi bir problem oluşturdular da bu umduğum hayır elime geçmedi diye karamsarlığa, üzüntüye, kedere düşen kimse. Bir de böyle düşün dediğimizde şimdi format atıyoruz kendimize Allahümme la ma ayta. Bu kez gelişmelerin Cenabı Hakk'ın eliyle ki yaratan o olduğu bilinciyle ey Allah'ım senin vermek istediğine mani bir kimse yok. E olmadı beklediğimiz şey birileri engelledi gibi gözüküyor. O zaman diyoruz ki bunu zaten Allah bize vermeyi dilememiş. Görünürdeki engeller onlar sadece sebeplerden ibaret. Allah Azze ve Celle vermek istemediğinde gökler ve yer dolusu kadar sebep engel yaratır. Göklerin ve yerin orduları onun elindedir. Hakkımızda kötülük besleyenlere fırsat verir, onları bir şekilde araya sokar ama bizim bize bakan yüzüyle ele geçmeyen bir hayır ancak Cenabı Hakk'ın istemesiyle olur. Yoksa o verecek olsaydı hiç kimsenin engeli Allah Azze ve Celle'nin vermek istediği bir şeye men edemezdi. Buyurdu ki Cenabı Hak ayeti kerimede Ve in yuridke bi hayrin seni Allah bir hayır ile murad ederse la radde fadlihi. Onun fazlını geri çevirecek hiç kimse yoktur. Allah Azze ve Celle Hazreti Musa'nın Medyen'de evleneceği hanıma Hazreti Musa'yı murad etmiş. Hazreti Musa'nın başına Mısır'da gelen nice olaylar adeta bu işin sebebi ve bahanesi gibidir buradan baktığınızda. Musa'yı ansızın şehrin gaflette olduğu bir anda oradan kaçarcasına belirsiz bir istikamette yürüten Allah Azze ve Celle onu evlilik yapacağı o hanımefendinin ayağına kadar getirtmiş gibidir.
[4:22]Allah bir hayrı sana dilesin yeter ki. Ona hiç kimse engel olamaz. Bu açıdan hayatı Cenabı Hakk'ın verdikleri ve aldıkları onun adeta bir kitapçık gibi hayatı önümüzde sayfa sayfa açıp ama her halükarda bizim verdiğimiz tepkileri ölçtüğü, kaydettiği, yazdığı bir süreçten geçtiğimiz bilinci bizi hayatta mutmain, Cenabı Hakk'ın takdirine rıza gösteren ümidini de Allah Azze ve Celle'nin vaat ettikleri üzerinden geleceğe ufuğunu hayalini sonsuza sonsuz bir beklentiye yöneltmiş olarak heyecanı yüksek, beklentisi yüksek, motivasyonu yüksek olarak hayatı yaşar. Tıpkı yakın bir zamanda elde edeceği büyük bir şeyin hayaliyle hatta en basiti bile bizde mutluluk hormonlarını tetikliyor. Şöyle küçücükten bir şeyi satın alsanız bile onun kargoya verilmesi, yola çıkması, oradan oraya intikali, yakınlaşması bile kişide bir heyecan ve mutluluk oluşturuyor. Hele bir de kişi iman ile Allah Azze ve Celle'nin vaadine tutunur ve ona günbegün yaklaşmayı ve sonsuz bir mutluluğu Cenabı Hakk'ın kulunu mağfiret edip dahil edeceği, içine alacağı, sokacağı cennetlerde yaşayacağı beklentisi onu hayatının boyunca tamamıyla beklentili, mutlu ve elde etmeyi umduğu şeyin yanı sıra dünyevi büyüklüklerin hepsini küçük gördüğü, hafife aldığı bir duruma, bir anlayışa getirir ki bu anlayış kişiyi dünyada hani diyorlar ya tok satıcı. Aynı tok satıcı misali çünkü gözünü başka bir büyük bir büyüklükle doldurmuş. Hayalini ve gelecek arzusunu, rağbetini başka bir heyecanla kaplamış. Onu bu dünyada ele geçirecekleriyle eee çaldıramazsınız. Bu dünyadan elinden kaçırdıklarıyla bir başkasının şunun yahut bu şekilde eee çaresiz ve ümitsiz bırakamazsınız. Çünkü Allah Azze ve Celle'nin hayatı ona yaşattığı ve ona vadettiklerini umduğu bir biçimde deminki bahsettiğimiz formatı atmış ve artık düşüncesini iman üzere kurmuş bir kimsedir yaratılış ayarlarında. Cenabı Hak bu açıdan baktığınızda peygamberleri benzeri sıkıntılardan kimisine eldeki bir şeyi kaybettirerek yaşattığı sıkıntıyı anlatır. Mesela Hazreti Eyüp Aleyhisselam, Ve Eyyube iz nada rabbehu enni meseni durru. Sağlığını kaybetmiş. Cenabı Hakk'a nida ediyor. Bana zarar, bana sıkıntı değdi diye. Enni meseni durru ve ente erhammin. Sen rahmet edenlerin, esirgeyenlerin en esirgeyeni Allah'ım ey Rahman Cenabı Hak ile irtibat halinde yaşadığı durumun Allah Azze ve Celle'nin yönetiminin içinde olduğu bilinciyle Allah Azze ve Celle'den medet umuyor. Cenabı Hakk'tan bu sağlık sorunların giderilmesini, hastalığının şifa ile sonlandırılmasını umuyor. Allah Azze ve Celle ona ve keffna bihi min durin onun sıkıntısını giderdik. Efendim ve ona aldığımız malları, mülkleri ailesini bir benzeriyleyle tekrar geri verdik. Beklentisi karşılanmadığı için sıkıntıya giren ve bunun beklentisiyle eee yanıp tutuşan Allah Azze ve Celle Hazreti Zekeriya Aleyhisselam'dan bahsetti. Ve Zekeriya İnada rabbahu Zekeriya da Rabbine nida etti. Rabbi la tezerni ferden ya Rabbi beni fert bırakma, beni tek bırakma ve ente hayrul varisin. Sen varis kılanların ardından varis eee verenlerin çoluk çocuk anlamında, zürriyet anlamında en hayırlısın. O da beklentisini Allah Azze ve Celle üzerinden duasıyla Cenabı Hakk'ın hesapsız verebileceği, yaratmasında bir sınır olmadığı bilinciyle ki bunu da Hazreti Meryem'den öğrenmiştir. Eşinin kısırlığı dolayısıyla kendisinin de yaşlılığı dolayısıyla artık ümidini kesmişken Hazreti Meryem'in yanında bulduğu, gördüğü o olmama o vakit o dönem orada olmaması gereken yiyeceği, rızkı görünce veya meyveyi her neyse dedi ki Enneke. Bu senin için nereden? galet min. Bu Allah'ın katındandır diye cevap verdi Hazreti Meryem. Sonra dedi ki şaşırmasına mukabil innallahe men şai hisab. Allah dilediğini hesapsız rızıklandırır. Dolayısıyla Cenabı Hakk'a bağlılık ve Allah'tan ümit daha bu dünyaya bakan yüzüyle bile sınırları zorlayacak, olmazları olduracak düzeydedir. Yeter ki kul Allah Azze ve Celle ile bu bağlantıyı kursun. Bu bağlantıda duaları kabul olsa da bir kısmı kabul olmasa da diğerleri kul her halükarda mutmain, her halükarda huzurlu ve Allah Azze ve Celle'nin hayatı onun namına hayır üzere yaşattığı bilincinde ol. O yüzden istihare duası elime giren, çıkan, kaybettiklerimiz, umduklarımız her bakımdan Cenabı Hakk'ın ilmine sığındığımız bir şeydir. Bizi depresyonlardan çıkarır Cenabı Hakk'a bağlanmaya, tutunmaya iman ile hayatı doğru okumaya götürür. Kul der ki Allahümme inni. Allah'ım senin ilmine başvuruyorum. Senin kudretine başvuruyorum.
[10:47]Senin gücün yeter, benim gücüm yetmez. Sen bilirsin ben bilmem.
[10:57]Ey Rabbim eğer bu mesele benim hakkımda hayırlıysa dinim açısından geleceğim açısından, dünyam açısından her bakımdan eğer hakkımda hayırlı değilse onu bana mukadder kıl. Olması için dua eder ama tersi bir koşulla eğer hakkımda hayatım, ölümüm, akıbetim için hayırlı değilse onu benden gönder. Onu benden ırak eyle. Beni de ondan uzaklaştır. Gönlümü soğut, kalbimin ilişiğini kopar, bağlantımı kes. Düşünün ki Allah'a duyduğumuz, onun ilmine ve kudretine duyduğumuz tam bir güvenle her iki yönde de dua edebiliyoruz. Böyle bir kul depresyona uğrar mı? Hangi netice gerçekleşirse gerçekleşsin. Her iki durumda da duasının gerçekleştiğini bilir. Çünkü önden işini Allah'a havale etmiştir. Ama bütün işlerini üzerine yüklenen kimse her şeyi kendi başına sağlayacağı düşüncesiyle hareket eden kimse depresyon dediğimiz sıkıntıya kendisini gebe kılmış olacak. Bundan kaçışı olmaz. ve Estağfirullah ve lesin.



