Thumbnail for Cemre Baysel | Melis İşiten ile Zaten Şov by Garaj

Cemre Baysel | Melis İşiten ile Zaten Şov

Garaj

10m 1s1,368 words~7 min read
Auto-Generated

[0:00]E, herkes çok rahat, ne güzel. Ben çok gerginim şu an. Aa! Aa, yok be! Çok heyecanlıyım şu an. İşte bu! İşte bu! Hallo, Zaten Şov'a hepiniz hoş geldiniz!

[0:21]Ya, gelsin, gelsin, gelsin, gelsin dediniz. Bir davetimle kırmadı, geldi. Güzel gözleri, neşesi, enerjisi ve şahane oyuncularıyla Cemre Baysel burada.

[0:37]Hoş geldin. Nasılsın? Kendini nasıl hissettiğin bir dönemdesin? Yoruldum. Dizimiz bitti. Tatil dönemindeyim. Yeni hayatıma alışmaya çalışıyorum. Tatil olmaya değil mi? Evet, evet, aynen. Tatilde olmaya. İş bittikten sonra ne yaptığımı unutmuşum. Onlara adapte olmaya çalışıyorum. Yakındır. Yoruldunuz be. İyi çalıştınız. Çok tempolu çalıştık. Güzel çalıştık. Arada bir de sinema filmi yaptın. Yoğun bir seneydi. Evet, diziden önce filmimi çektim, vizyona girdi. Güzel geçmişti o da. Onun üstüne biraz dinlendim, biraz tatil yaptım. Sonra hemen burası oldu, dram işi oldu. Dramı özlemişim. Romantik komedilerden sonra Dram da yaptın. Çok ağladım. Her gün ağladım. Artık ağlatmayın. Bir süre ağlamak istemiyorum. Şimdi gerçekten öyle bir şey oldu mu Cemre mesela? Bu kadar dram bir işten çıktın ya şimdi bir sonraki tercihine inşallah umarım dram yapmam gibi bir yerde misin? Asla. Yine dram yapmak istiyorum. Yine ağlamak istiyorum. Çok iyi bir iş yaptık bence. 26 bölümde bunun bu dönemdeki kanıtıdır. Çünkü Kesinlikle öyle. Her şey bir başlıyor bitiyor, başlıyor bitiyor, başlıyor bitiyor. Bir şey başlamış ve bitmiş haberimiz olmuyor. O yüzden biz çok iyi gittik bence. Yine yaparım. Yapımcıya duyurulur. Yine hiç sıkıntı yok yani. 15 yaşından beri sektörde olmak gibi bir. Senin kaçıncı yılım? Vay be! Bir alkış olsun Cemre'ye. 10. yılım. Peki Cemre çok erken bir yaş yani başlamak için. Bu böyle şey merak ettiğim şu an söylemiyorum. O zamandan beri ne yaptın gibi değil. Herkes ne yaptığını biliyordur da burada ben aslında şunu merak ediyorum. O kadar genç yaşta çocuk denen bir yaşta Çocuk oyuncuyken, çocuk işi yani. E, başlamak bunun böyle zor tarafının tabii ki olduğu muhakkak ama böyle tavsiye ettiğin ve sana iyi gelen bir şey olarak mı kaldı? Yoksa yok ya çok zordu gibi mi sende? Anısı ne o kadar küçük yaşta başlamanın? Çok küçük yaşta başlamamın anısı, yani anısı derken bunun kolay geçme sebebi ailemin çok yanımda olmasıydı. Eee, yani ben sete annemle Gidiyordun. 20 yaşına kadar ben annemle gittim her setime yani. Hiç bırakmazdı beni. Şehir dışı işlerim oldu. Ben İzmir'deyim. İzmir'de yaşıyorum. İşte Evet 18 yaşına gelmedin değil mi? Türkiye'de mesela, Ada, Ada öyle yapıyor. Türkiye'den gidebilir miyiz? Kaçığa gitmek için? Kaça gitmek için. Ada hayatımı yaşarım, istediğim hayalime Kaça gitmek için. Eee, yani, eee, İzmir'deyim. Ödemiş, işte Balıkesir, Kocaeli, böyle yavaş yavaş hayalim zaten İstanbul'da yaşmaktı. Ha, adım adım mı geldiniz? Yaklaşa yaklaşa? Öyle mi? Adım adım. Yani ben bütün şeyimi böyle Ege'den Marmara'ya doğru tırmandım yani. Her işimde

[3:32]Onur: Arada yanlışlıkla Yozgat... Yozgat. Eee, şey oldu işte. Ben resim okuyorum. Güzel Sanatlar Lisesi okudum ve Mimar Sinan'da resim okumak istiyorum ve İstanbul hayalim var. İşte ailem o zaman nasıl yapacaksın, abim istemiyor İstanbul'da okumamı. Ben bir şekilde gideceğim dedim ve bu yolun oyunculuktan geçecek

[3:51]Olmamasını hiç düşünmemiştim. Yani ben zaten diziye başlarken ilk Yeşil Deniz'e başlarken her şey güzel gidiyor ve bana diyorlardı ki sen oyuncu olacaksın. Sen çok yeteneklisin, şöylesin. Hayır ben resim, ressam olacağım yani. Hayır bu işler bana göre değil oldum. Yani o zaman çok hedefim ressamlıktı sadece. Dediler ki bana bu sektör seni bırakmayacak, sen istesen istemesen de. Öyle de oldu gerçekten ve ben çok sevdim. Sonra 18 yaşında İstanbul'a geliyorken ailenle mi geldiniz? Yoksa onlar kaldı sen İstanbul'da tek başına bir hayat? İşte ben 18'de Kocaeli'deydim. İstanbul değildi. Öyle mi? Melis!

[4:34]18-19'da ben Kocaeli'deydim. Kocaeli'nden sonra İstanbul'da Elim Bırakma'yla İstanbul'a geldim ben. Evimizi tuttuk. Onun dışında hep git gel yapıyorduk. Haftanın üç günü çalışıyorsam dört günü İzmir'e gidiyordum. Annemle beraber. Ya çok güzel. Sonra İstanbul'da evimizi tuttuk. Artık tamam dedim ben buradayım. Elim Bırakma'yla beraber buraya yerleştim. Annen kaldı mı? Anne git gel yaptı yine ama anne kaldı. Annem şu an sete geliyor olsaydı

[5:10]Buradan anladığım özel ve kıymetli bir anne kız ilişkiniz var. Çok destekleyen. En büyük şansımız bence. Çok. Kesinlikle öyle yani. Arkadaşım, dostum, sırdaşım, her şeyim. İnşallah benim kızım da benim için böyle eder. Ona çabalıyorum. Kesinlikle öyle diyecek. Sen de öyle bir annesin çünkü. Evet. Peki, eee, resim yapmaya devam ediyor musun? Yani hobi olarak da olsa senin hayatında. Yani bu çok sıkı sıkısını bir şey oldu. Evet, ya çok özlüyorum resim yapmayı gerçek anlamda. Eskisi gibi resim yapmayı çok özlüyorum. Ama buna zamanım olmuyor, fırsatım olmuyor ve şey gibi. A, dudağına bir şey oldu.

[5:45]Hani İngilizce konuşmak gibi ne kadar konuştukça pratiğin artıyor ve daha iyi konuşuyorsun ya. Resim de öyle. El durması diye bir şey var bizde. Isınma gibi idmanlı olman gerekiyor ve ben bir şey yapmaya başladığım zaman eskisi gibi olmamızdan çok molüm bozuluyor. Motivasyonun da kırılıyor. O yüzden böyle çok küçük küçük şeyler. Hani evdeki bardağımı çiziyorum. Seni böyle bir otururken karalarım. Sete sette eskiz aldıklarım çok oldu hani yapıyorum ama böyle büyük anlamda tablolar, tualler artık yapamıyorum. Yapabildiğim kadarını yapıyorum şu an. Çok hobi hani karalama. Peki bu kadar yoğun. Ya çalışmaya başladığın zaman başrol oyuncususun sen yani. Yoğun çalışıyorsun yani böyle az sete gittiğin bir işin olmuyor. Böyle bir dönemde çok klasik bir soru gelecek ama gerçekten merak ettiğim için. Çünkü ben sırf bazen bu yüzden işe hayır diyorum yani. Ben halledemiyorum. O kadar çok çalışırken diğer tarafa yani eve, işte kıza, ben sosyal hayatıma çok düşkünüm. Aklım kalıyor gerçekten yani. Şu an dese bekliyor ki Allah'ım ben şu an ben neler yapıyor olabilirdim ve halledemiyorum. Bunun hayatı nasıl dengeliyorsun? Yapabiliyor musun yani? Mücadele mi ediyorsun yoksa gerçekten hepsini düzenli bir şekilde? Eee, yani çok erken yaşta başladığım için o ritme ayak uydurduğum. Ayak uydurmak zorunda kaldım o zamanlarda. Sonra bunu zaten çok sosyal bir insan değildim. O zaman da değildim yani. Okuldan eve giden biriydim. Okul set ev arası oldu yani.

[7:14]Şimdi de altı gün çalışıyorduk. Haftanın altı günü çalışıyorduk. Ve bir akşam dışarı çıkmayı hiç hayal etmedim yani. İşte benim sosyallik merakım beni götürüyor. Yok ben hiç sosyal biri değilim. Hiç değil. Ben orada kapalıyım. E, yani evet. Bir de senin evin hani çocuğun var Ada var. Yani benim. Ona rağmen düşün yani sosyalliği. Hani senin bölünebileceğin çok şey var. Ben öyle değil. O yüzden set ev benim için okeydi. Bir gün de de uyuyorum. Dinleniyorum. Süper güç gibi bir şey. Çok kuvvetli bir şey. Peki herhangi bir şeyin var mı? Bu set bu yoğun döneminde muhakkak kaçta gelirsem geleyim, kaçta gidersem gideyim gibi sete ait olmayan başka bir rutinin var mı kendine ait? Atıyorum yani yoga yapmak gibi. Attım bunu şu an. Hiç herhangi bir şeyin var mı? Hiç yok. Dönüp bakıyorum şimdi 26 hafta. Ne yaptım? Hiçbir şey yapmadım. Hani bunu muhakkak bunu yapmalıyım. Setimden gelirim, duşumu alırım, yatarım. Ertesi gün alınış saatini beklerim falan. E, muazzam. Dümdüz, çok normal yani hani hiç. Hiç çok sıkıcı. Peki bir de kamera arkasını çok sevdiğin gibi bir bilgi var bende. İşin bu tarafıyla ilgilenecek misin? Öyle bir hayal mi sadece merak mı? Yani, eee, şimdi Nadim Hoca'ya diyordum ki Hoca'm bu sahneyi ben çekebilir miyim? Eyvah! Yani çok birden. Çok. İstekler yani. Çünkü Nadim Hoca Reji grubuna her hafta seçtikleri bir sahneyi çektirme şansı vermişti. Evet. Ne şahane. Bana diyor ki Kızım onlar Yönetmen adayı. Sana ne oluyor? Hani ben de olacağım belki. Görürsünüz. Yönetmen olacağım. Hani böyle iddialarım oldu. Demet mi? Hayır, etmedi. Hayır. Çektirmedi. Sadece, eee, Barış abi, görüntü yönetmenimiz, o da bana söz vermişti. Bir planı sana çektireceğim diye. Ben de iki plan çektim setin son günü kamerayla beraber. Bir alkış. Evet. alkış. Evet. doğru. Hak ettin yani. O 40 kilo kamerayla şov yaptım ve herkes dedi ki sen mi çektin gerçekten? Monitörde oturanlar. Yani şöyle söyleyeyim. Eee, kamera arkasına ilgiliyim. Yönetmen olmak bir gün çok isterim. Ay, keşke ya! Yani evet. Bunu çok şey bir yerde tutuyorum. Hevesliyim, meraklıyım ve seviyorum. Oradaki o düzeni, o koşturmayı. Yani bir sete gitsem oranın şef asistanlığını yaparım diyorum. Hadi ışık, hadi, hadi demeyi çok seviyorum. Tezcanlı bir insanım. Seti hızlandırmak için. Bana şey diyorlar yani. Sen gerçekten çok iyi bir şef asistanı olursun hani. Yardımcı yönetmen olursun diye. Hadi bakalım. Hadi bakalım. Bilmiyorum öyle bir şeyim var. Bunun geyiğini yapmıştık. O oradan öğrendi herhalde bilmiyorum. Ama doğruymuş bak şahane. Çok şaşırdım. Tebrik ederim.

Need another transcript?

Paste any YouTube URL to get a clean transcript in seconds.

Get a Transcript