Thumbnail for DUYGUSAL BOŞLUK, ENDİŞE VE GÜVEN! by İMAN VE İNSAN

DUYGUSAL BOŞLUK, ENDİŞE VE GÜVEN!

İMAN VE İNSAN

19m 44s1,566 words~8 min read
Auto-Generated

[0:00]zamanı düşünmek, akışını düşünmek, ve sona doğru yaklaşılan süreci düşünmek, sonunda ne olacak? Elimize ne geçecek? Bu işten bize ne kalacak dediğimiz, kar mı zarar mı sonuçta? Bunlar biz insanların yapabildiği bir şey. Etrafta başka kimse bunu yapamıyor. Yani dağlar, taşlar bu işleri yapamazlar. Hayvanlar, kuşlar onlar da oturup bu devran ne zaman son bulacak, bulununca bize ne olacak? Ne kalacak, ne gidecek, kar zarar hesabı yapmazlar. Biz insanlar dünü düşünebildiğimiz gibi zamanda geleceği de düşünürüz zamanda. Bu zamanın kayıtlarından çıkabildiğimiz bir boyuttur. Halbuki hayvanlar sadece T0 anını yani üzerinden geçen zamanı, Arapçasıyla şuhud dediğimiz, şehadet, tanık olduğu anı yaşar. Ne geriye dönük hafıza ne ileriye dönük gelecek hazırlık düşüncesi ve kaygısı yaşamaz. An itibarıyla her şey yerindedir. O yüzden hayatı böyle ele almaya doğru kayanları Cenabı Hak hayvanlara benzetti. Bırak yesinler, yararlansınlar; (dünyevi odaklı, boş) emelleri onları oyalasın. İleride bilecekler. [HİCR S. 3] tıpkı hayvanlar gibi. Ama biz insanız ve geleceğe dair düşüncelerimiz var. Geçmişe dair de hafızamız var ve oradaki şeyleri acı olarak da biriktiriyoruz, tecrübe olarak da biriktiriyoruz. İçinde yaşadığımız modern çağın kimi araçlarımızı geliştirmiş olması biz insanların bu iç alemi geçmiş ve gelecek arasındaki yolculuğunda çok fazla bir şeyi değiştirmedi. Biz yine geleceği merak ediyoruz, yine geçmişi biriktirerek ilerliyoruz. İç dünyamızdaki boşluk hissi, manevi boşluk. Bugün öğlen saatlerinde gençlerle buluştuk. Onlara manevi boşluğu veya iç dünyadaki o boşluk hissini sorduğumda yani yaşları belki onların 15, 16, 17. Belki 14, 13 de olabilir. Şimdiye kadar çoktan envai çeşit tatmışlar.Öyle gördüm.Hepsi böyle kafayı sallıyor. Evet. Biliyoruz o hissi. Yani o günün anlamsız olduğu, yapacak bir şey bulamadığı, kendisini işe yaramaz hissettiği, ona heyecan verecek bir şeyler düşleyemediği sabahına, akşamına. İçini dolduracak bir heyecan bulamadığında insanın hani derler ya kös kös kaldığı, en nefret ettiğimiz duygu hali. Boşluk hissi. Bazen sevdiğini kaybettiğinde. Çünkü ona içinde yer açmışsın kocaman. Birdenbire hayatından çıkınca boşluk hissedersin içinde. Cenabı Hak Hazreti Musa'nın annesine Hazreti Musa'yı vermiş. Artık kaç ay, kaç gün yanında kaldı. Sevgisiyle ona bağlandıysan, sonra emretti ona. Onu (Musa'yı) sandığa koy ve ırmağa bırak; [TA-HA S. 39]

[4:17]..Biz onu sana geri döndüreceğiz ve onu Resullerden biri yapacağız. [KASAS S. 7] Biz sana onu geri getireceğiz. Cenabı Hak söz verdi. Biz onu elçilerden kılacağız dedi.Cenabı Hak. Hazreti Musa'nın annesi kutuya koydu, götürdü suya bıraktı. Ama bıraktıktan sonraki hali hiç düşündüğü gibi olmadı. Cenabı Hak o kısmını bize anlattı. Dedi ki Musa'nın annesinin gönlü bombuş kalıverdi. İnanıp güvenenlerden olması için kalbini rabdetmeseydik az kalsın durumu açığa çıkacaktı. [KASAS S. 10] Demek ki evladının sevgisiyle içi dolmuş öylece. Musa'yı alınca, çıkarınca yeri kocaman bir vakum, kocaman bir boşluk hissi. Kolay tahammül edilebilir bir şey değil. Onun oluşturduğu depresyon zorlu bir duygu. Musa'nın annesinin gönlü bombuş kalıverdi. İnanıp güvenenlerden olması için kalbini rabdetmeseydik az kalsın durumu açığa çıkacaktı. [KASAS S. 10] Gönlünü böyle bomboş hissedince tahammül edemedi.

[5:38]Neredeyse diyor Cenabı Hak, atılacaktı ortaya çocuğumu kurtarın kutuda suyun üzerinde diyecekti. Yani Cenabı Hakk'a olan itimadını bozacaktı neredeyse. Baştan itimat etti Cenabı Hakk'a. Onun biz sana geri getireceğiz demesine güvendi. Biz onu elçilerden kılacağız demesine güvendi. Ama Hazreti Peygamber'in bir sözü var. Diyor ki: 'Bir şeyin haberi, bilgisi, yaşaması gibi değildir.' Yaşadığın zaman başka şeyler oluyor. Öyle duydun teorik bilgi şöyle şöyle olur, böyle böyle yapılır. Güzel. Ama yaşamaya başladığında iç reaksiyonların kimyasal devreye girdiğinde sana yaşattıkları o tazikler, duygular onların etkisiyle bambaşka hissedersin. Yönetmesi zor olabilir. Kadın da Cenabı Hakk'a itimat edip koydu kutunun içerisine sonra bıraktı suya. Ama suya bırakmasıyla içinde oluşan boşluk onu neredeyse yaptığı bu işi aşikar edip kurtarın çocuğumu diyerek. Neredeyse atılacaktı ortaya, diyecekti. Peki ne yaptı Cenabı Hak? Biz onun kalbini raptettik. Rabb'i var bizde. Rabda bağlamak demek. Allah kadıncağızın kalbini üzerine raptetti sakinledi. Kuvvet buldu ve kendini yönetebildi.

[7:34]Korudu. Allah'ın vadine tutundu.

[7:49]Cenabı Hakk'ın vadine tutununca rahatladı.

[7:56]Allah onu koruyacak. İşin ilginci Musa'nın su yüzeyindeki kutu içerisindeki başlayan kıssası, Cenabı Hak koruyunca bir bebek kutuda suyun üzerinde o çalkantılı bir şey olmuyor. Bu kıssanın bitiminde bu kez Firavun koskoca adam ordusuyla birlikte suyun içerisinde boğuluyor. Allah boğmak istediğinde koskoca adam olanca hazırlığıyla çaresiz kalıyor. Cenabı Hak boğmak istemediğinde küçücük sabi kutunun içerisinde gideceği yere kadar gidiyor. Bizim kaygı dediğimiz, korku dediğimiz, boşluk hissi dediğimiz gelişmeleri izlerken, hayatın akışı içerisinde, sanki rastlantısal ilerliyormuş gibi sandığımız yerde her şeyin kontrolünde olan Cenabı Hakk'ı bilmez isek, Onunla irtibatı kurmaz isek, biz bu akışın altında kalırız, yeniliriz. Kaybettiklerimizden ötürü korkunç üzülürüz. Tersi kazandıklarımızdan ötürü de olağanüstü sevinir ve şımarırız. Her ikisi de bizim felaketimiz olur. Madem ki sistem Cenabı Hakk'ın kontrolünde ilerliyor. Sistemin sahibiyle tanışmak bu sistemin içerisinde yaşamanın güvencesi. En esenlikli, en güvenlikli yolu. Her şeyi tek tek kontrol eden Cenabı Hak. İster modern zamanlarda yaşayın, ister ilkel zamanlarda yaşayın. Sonuçta hayatla bir etkileşim içerisindesiniz. Beklentileriniz var. Yeri geliyor oluyor ya da olmuyor. Korkularınız var. Yeri geliyor başınıza geliyor, zarar veriyor ya da korunabiliyorsunuz. Hayatla etkileşiminizde korkularınız yine aynı. Hayatla etkileşimde beklentileriniz yine aynı. Dolayısıyla modern zamanlara özgü bir boşluktan bahsetmiyoruz. Eski zamanlarda insanlar boşluk hissi, manevi boşluk yaşamaz mıydı? Hayat esenlikliydi, güvenlikliydi, herkes gönlü tok, öyle bir şey yok. Ebu Cehiller, Ebu Lehebler şeytanın oyuncağı kimselerdi. Sabahında, akşamında onun verdiği tazik ile kaygılarını, korkularını full yaşarlardı. Hiç de modern zamanlar olmadığı halde hırsla dünyanın peşine koşarlardı. Güvence sağlamak, korunmak, oralarda kendilerine soluk bulabilmek için uğraşıp debelenip dururlardı. Dolayısıyla zamanın boyutu ve bu boyutun getirdiği teknolojik gelişmeler bu mevzunun temelli bir başlığı değil. Bu mevzunun temelli başlığı, esaslı tarafı kulun içinde yaşadığı hayatı, hayatın sahibi adına yaşayıp yaşamadığıdır. Kendisini boşlukta ilerleyen, rastlantısal gelişmelere maruz kalıp mağdur edilecek ya şans eseri talihli olabileceği, ya da çoğu zaman talihsizlikten ötürü bedbaht olacağı bir yolculukta görüyorsa bu seküler düşünce. Seküler düşünce içinde Cenabı Hakk'ın olmadığı düşünce, korkunç derecede vahşi bir düşüncedir. Şuradan çıktığımızda başımıza ne gelecek? Umduklarınız elimize geçecek mi, geçmeyecek mi? Beklentileriniz olacak mı, olmayacak mı? Hastalığınız düzelecek mi, düzelmeyecek mi? Evladınız olacak mı, olmayacak mı? Sevdiğinize kavuşacak mıyız, kavuşamayacak mıyız? Ne bileyim hayatta hepimizin ihaleyi alacak mıyız, almayacak mıyız? Arabayı satın alabilecek miyiz, alamayacak mıyız?

[12:35]Ev yaptırabilmek için ruhsat, ruhsat çıkacak mı, çıkmayacak mı? Herkesin de bir türlü böyle kafasında düşünceler var. Korkular var, beklentiler var. Bunların olup olmamasını, rastlantılar üzerinden düşünüyorsak bu seküler düşüncedir. Ve bu düşünceler korkunç derecede yıpratıcıdır, vahşidir, insanı yıkar. Sistem sahibini öngörmeden sistemin içerisindeki bir akış olarak düşünmek kendini. Muhtemelen en güzel dualardan bir tanesi şu olsa gerek: Allah'ım beni seküler düşünceden muhafaza eyle. Cenabı Hak bizi seküler düşünmekten muhafaza ederse o zaman bütün düşüncelerimizde Cenabı Hakk'ı düşünürüz. Bu işi Allah yapacak yahut yapmayacak. Resulullah kendisine soru soranlara yarın gelmem. Söylerim dediğinde bile Cenabı Hak dedi ki beni unutma. Ancak, "Allah dilerse yapacağım" de. Unuttuğun takdirde Rabbini an ve "Umarım Rabbim bana, doğruya bundan daha yakın yolu gösterir" de. [KEHF S.24] Allah dilerse dediğinizde yarına dair verdiğiniz söz bu sonuca yol açması kendisine bağlı olan Cenabı Hak üzerinden tanımlanır. Bütün işler sonunda O'na döndürülür. Öyle ise O'na kulluk et ve O'na güven! [HUD S. 123] Bilhassa bütün işler Allah'a bağlıdır. Bütün işler ona döner. Allah her konunun sonunda o konunun ne olması gerektiğini o söyler. Allah bitti demeden bitmez. Kul biz kendimizce ne kadar tedbire başvurursak başvuralım. Cenabı Hak sonuçlandırmayacaksa neticeye kavuşamayız. Hayatın bu kaygılarını ve akışı ancak Cenabı Hak ile teskin edilir sistemin sahibi üzerinden. Hazreti Lokman'ın oğluna bir öğüdü var. Dedi ki: "Ey oğulcağızım! İşlediğin şey bir hardal tanesi ağırlığında olsa da, bir kayanın içinde veya göklerde yahut yerin derinliklerinde bulunsa, Allah onu getirip ortaya çıkartır. Doğrusu Allah Latif'tir, haberdardır". [LOKMAN S. 16]

[15:28]Küçük büyük fark etmez. Hani büyükleri getiriyor, küçüklerin hepsini getirmiyor. O kadar uğraşmıyor. Eğer çok uzak düştüyse küçüklerinden de vazgeçiyor falan. Öyle değil. Eğer senin hayatında yer alacaksa, seninle ilişkilenecekse bu bir arabaysa, bu bir diplomaysa, bu bir kadroysa. Hayatta beklenti içerisine girdiğimiz her şey bu kapsam içerisinde. Küçük büyük fark etmez. Nasibüka yüsibüka. Sana dair ise sistem kapalı bir sistem. blok bir evrenin içerisinde yaşıyoruz. Ucu açık, kontrolsüz değil. Kapalı ve tamamıyla kontrol altında sana, senin hayatına girecekse, seninle ilişkilenecekse başka bir ihtimal söz konusu değil. Çok uzakta olması durumu değiştirmez. Yerin dibinde yahut göklerde olması değiştirmez. Bu sükunet demektir. Bu başlı başına insanın rahatlaması demektir. Allah onu getirir. Bundan adın gibi emin ol. O yüzden Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hayatta başına pek çok kaygı vesaire şeyler gelmesi özellikle gençler açısından bildiği için gençlere bu öğütte bulundu. İbn Abbas'a dedi ki, başka bir rivayette Said bin Muaz'a da benzerini söylemiş. Bilesin ki sana isabet edecek olan seni şaşacak değildi. Mümkün değil. Sana isabet edecekti ise şaşma ihtimali yok. İsterse gitsin dünyanın öteki taraflarını dönsün dolaşsın. Geleceği yersen. Sana isabet etmeyecek olan asla sana isabet edecek değildi. Biz kapalı bir sistemde, sistem sahibinin bize hayat sürecini hazırladığı bir sınav yolculuğunda yaşıyoruz.

[17:58]Allah Azze ve Celle kitabımızda şu kimseyle, şu zamanda şu işi alacak, verecek, ticaret yapacak. Falan filan kimseyle, şu zamanda iş arkadaşı olup onun üzerinden imtihan olacak. Başka bir kimseyle amir, memur olacak, onun üzerinden yoklanacak. Bir başkasıyla arkadaş olacak, sevgili olacak, eş olacak, onun üzerinden yoklanacak. sizi kiminiz için imtihan vesilesi yaptık.

[18:40]Dolayısıyla bütün iç boşluklarınız tıpkı Hazreti Musa'nın annesinde olduğu gibi Cenabı Hakk'ın her şeyin kontrolünde olduğu bilinciyle kalkar.

[18:57]Çünkü bizi psikolojik anlamda, manevi boşluğa, iç huzursuzluklarına, kaygıya, fobiye ve benzeri ruhsal hastalıklara sevk eden şey içinde bulunduğumuz sürecin kontrolsüz olduğu ve bizim talihsiz, basit nedenlerden ötürü bir şeyleri kaybettiğimiz yahut talih, ufacık talihlerden ötürü pek çok şeye kavuştuğumuzu sandığımız zalim, rastlantısal bir süreç düşüncesidir. Tesadüflerle ilerliyor, rastlantılarla ilerliyor. Denk gelirse ne ala, denk gelmezse süründürüyor. Hayır. Allah Azze ve Celle'nin yedi emindendir. Onun emriyle ilerliyor.

Need another transcript?

Paste any YouTube URL to get a clean transcript in seconds.

Get a Transcript