Thumbnail for Amerika’yı İsrail mi Yönetiyor? by 49W

Amerika’yı İsrail mi Yönetiyor?

49W

30m 28s4,002 words~21 min read
YouTube auto captions
Transcript source

YouTube auto captions

This transcript was extracted from YouTube's auto-generated caption track. The transcript below is server-rendered so it can be read, searched, cited, and shared without opening the original YouTube player.

Timestamped outline
Pull quotes
[0:00]Nasıl oluyor da İsrail bütün bu zulme ve insan hakları ihlallerine rağmen Gazze'de yaptığı hala ABD'den koşulsuz destek alabiliyor?
[0:23]Evet Ebu sen şimdi girişi yapınca ben komplo mu anlatacaksın bana gibi bir korktun antisemmit bir komplo mu diye.
[0:23]Bunlar 2000'lerde bir kitap yazdı İsrail lobisi üzerine ve bu kitap inanılmaz sükse yaptı çünkü çok önemli bir iddiayı ortaya atıyordu.
[0:23]Bütün çıkar grupları örgütlenip kendi istediği politikaların uygulanabilmesi için gidip yasa yapıcıyla pazarlık yapabiliyorlar.
Use this transcript
Related transcript hubs

[0:00]Bugün çok önemli bir konuyu konuşacağız Ebu. Çok da ilginç bir konu bence. Nasıl oluyor da İsrail bütün bu zulme ve insan hakları ihlallerine rağmen Gazze'de yaptığı hala ABD'den koşulsuz destek alabiliyor? Bu çok ciddi bir soru ve bunun cevabı aslında İsrail lobisinin gücünde yatıyor.

[0:23]Evet Ebu sen şimdi girişi yapınca ben komplo mu anlatacaksın bana gibi bir korktun antisemmit bir komplo mu diye. Antisemit bir komplo değil. Akademik bir çalışma. John Mirsheimer ve Stephen Walt belki duymuşsundur. Uluslararası ilişkilerde çok önemli iki akademisyen, iki saygın akademisyen. Bunlar 2000'lerde bir kitap yazdı İsrail lobisi üzerine ve bu kitap inanılmaz sükse yaptı çünkü çok önemli bir iddiayı ortaya atıyordu. O da şu: İsrail lobisi ABD dış politikasını yönetiyor. Şimdi lobi dediğim zaman kafan karışmasın. ABD'de lobicilik faaliyetleri serbest. Bütün çıkar grupları örgütlenip kendi istediği politikaların uygulanabilmesi için gidip yasa yapıcıyla pazarlık yapabiliyorlar. Sen mesela diyelim ki çiftçisin ve çiftçiler grubunuz var diyelim sizin bir çiftçiler sendikası var. Çiftçiler sendikası kendi istediği yasalar olsun, kendi istediği politikalar yapılsın diye gidip kongrede propaganda yapabiliyor. Kongredeki senatörlerle oradaki yetkililerle pazarlık yapıp onları ikna etmeye çalışabiliyor. Bu ABD'de zaten yasal. Dolayısıyla ABD'de bir sürü lobi var. Ama bugün benim anlatacağım lobi İsrail lobisi direkt doğrudan İsrail adına çalışan tek bir organizasyon değil. Yani çiftçi sendikası veya işte en meşhuru nedir? Ulusal tüfek birliği olması lazım. National Rifle Association. Meşhur silah lobisi. Şimdi bunlar bir grup, bunlar bir birlik ABD'de silah yasalarının düzenlenmesini engellemeye çalışıyorlar. Yani ABD halkının önemli bir çoğunluğu silah yasalarının daha da sıkı olmasını isterken ABD'de bir türlü bu yapılamıyor. Neden? Çünkü bu lobinin ciddi bir gücü var ve lobi bastırarak yasa yapıcıların meseleyi halkın istediği şekilde çözmesini engelliyorlar. İsrail lobisi ise böyle değil. İsrail lobisi tek bir merkezden yönetilen hiyerarşik bir organizasyon değil. Burada birkaç farklı grup var. Birincisi gerçekten lobicilik faaliyetleri yapan doğrudan bu lobi işlerini organize eden gruplar var. Bunlar en meşhuru APAC. APAC dediğim American Israel Public Affairs Committee diye bir şey. Bunların Türkçesi işte İsrail Amerikan Halklı İlişkiler Komitesi. Bunun gibi Amerika'daki Yahudilerin bir araya gelip kurdukları derneklerin üst dernekleri var. Siyonist organizasyonlar var yani en meşhur bunların Zionist Organization of America. Dolayısıyla bir yanda böyle gerçekten örgütlü dernekler, birlikler var. Bunların ortak amacı Amerika'yı sürekli pro-İsrail, İsrail yanlısı bir çizgiye taşımak. Bir grup bunlar. Bir grup Amerika'daki Yahudiler. Mesela sen Amerikalı bir Yahudi olabilirsin ve Amerikalı bir Yahudi olarak sen İsrail'e karşı duygusal bir bağlılık hissediyorsun. Dolayısıyla sen atıyorum okuduğun gazeteye mail atıyorsun. Siz bu konuda şöyle bir haber yaptınız bu haberi düzeltin. Neden? Çünkü yeterince İsrail yanlısı değil. Sen de aslında bu kavramsallaştırmaya göre o lobinin içerisindesin. Aynı şekilde senin bir akademisyen olduğunu düşünelim. Sürekli İsrail yanlısı çalışmalar yapıyorsun. Bernard Lewis mesela bunlardan biri olarak sayılıyor. Sen de bu lobinin içindesin. Dolayısıyla burada bir de mesela Yahudi filantropistler var. Yahudi filantropistler dediğimde çok zengin bir Yahudisin. Ne yapıyorsun mesela gidiyorsun bir üniversitede İsrail çalışmaları kürsüsü kuruyorsun. Bunu fonluyorsun. Sen de bu lobinin içindesin. Yani burada bir organize olan gruplar, birlikler var. Bir de herhangi bir İsrail yanlısı ve Amerikan dış politikasını İsrail'in çıkarları doğrultusunda yönlendirmek isteyen bir insanlar ve kurumlar topluluğu buradaki İsrail lobisi. Şimdi istersen İsrail lobisinin çalışmalarına geçmeden önce Amerika İsrail arasındaki bu samimi yakın ilişkinin biraz bilançosu hakkında konuşalım. Amerika'nın İsrail'e desteğinin birkaç ayağı var. Birinci ayağı ekonomik destek. Ekonomik destek dediğim doğrudan para transferi. İkinci Dünya Savaşı'ndan beri Amerika'nın en çok para desteği yaptığı ülke İsrail. Her yıl 3 milyar dolar Amerika İsrail'e doğrudan yardım ediyor. Bak bu çok ciddi bir sayı. Şu yüzden çok ciddi bir sayı. Amerikan vatandaşının vergileriyle oluşturulan dış yardımın beşte biri her yıl Ukrayna Savaşı'na kadar İsrail'e gidiyor. Ama dış yardımın normalde mantığı nedir? Gerçekten yardıma ihtiyacı olana yardım edersin. Sence Ebu İsrail yardıma ihtiyacı olan bir ülke mi? Ortadoğu'daki diğer ülkelerle kıyaslayınca çok da yardıma ihtiyacı yok gibi duruyor. Değil mi? Git Sudan'a falan yardım etsin. Genelde zaten dış yardım dediğimiz şey gelişmekte olan yahut az gelişmiş ülkelerde kalkınma süreçlerini desteklemek üzerine kurulu bildiğim kadarıyla. Aynen öyle. Dış yardımın bir mantığı var. Ülke gelişmemiştir. Yardım edersin. Kalkınmasına katkı sağlarsın, altyapısını geliştirmesine katkı sağlarsın. Ama burada öyle bir durum yok. İsrail'in gayri safi yurt içi hasılası kişi başına düşen çok yüksek ilk 30'da olması lazım dünyada. Böyle bir ülkeye Amerika sürekli inanılmaz ekonomik yardım yapıyor. İsrail'de kişi başına 500 dolar düşüyormuş bu yardımlardan yıllık bak. Acayip bir yardım bu. Güzel para. Evet. İkinci ayak nedir? Askeri yardım. Askeri yardımda ne? Amerika hiçbir NATO müttefikine sağlamadığı istihbaratı İsrail'e sağlıyor. Mesela Türkiye F-35'i almaya çalışırken bin tane sıkıntı yaşıyor veya Patriot vermiyorlar değil mi? İsrail istediği her Amerikan askeri teknolojisine ulaşabiliyor. Çok rahat bir şekilde ulaşabiliyor. Dahası Amerika İsrail'e kriz anlarında doğrudan askeri yardım da yapıyor. Direkt askeri yardım olarak tesisat veya para yolluyor. Bu ekipman ve silah yardımlarının dışında bir de diplomatik yardım var. Diplomatik yardım da şu. Amerikalılar konu İsrail ise sürekli İsrail yanlısı bir pozisyon alıyorlar uluslararası kurumlarda. Yani mesela Birleşmiş Milletler'den bir karar çıkacak, değil mi? Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nden bir karar çıkacak. Amerika eğer karar İsrail'i eleştiriyorsa, İsrail'e karşı bir kararsa veto ediyor. Son dönemde de yine Gazze'deki olaylar üzerine çıksın diye uğraşılan Güvenlik Konseyi kararlarını yine Amerika veto etmişti. Dolayısıyla Amerika koşulsuz şartsız uluslararası kurumlarda sürekli İsrail'i destekler pozisyonunda. Öyle ki Amerika'nın Güvenlik Konseyi kararlarındaki veto sayısı, İsrail'le alakalı kararlardaki veto sayısı bütün diğer ülkelerin toplam vetoladıkları karardan daha fazla. İnanılmaz bir şey bu. Dahası şöyle bir şey daha var. Ne zaman Filistin ve İsrail tarafları bir araya gelse bir müzakere süreci olsa Amerika masada İsrail gibi çalışıyor. Camp David 2000 zirvesine katılan bir Amerikalı diplomatın şöyle bir ifadesi var. İsrail'in avukatı gibiydik. Filistin tarafı da şunu diyor: Biz aynı anda iki farklı İsrail takımıyla karşılaştık. Bir tanesinde İsrail bayrağı vardı. Öbüründe Amerikan bayrağı vardı. Böylesine güçlü bir diplomatik destek de veriyorlar. Ve buna bakınca Mirsheimer diyor ki ya kardeşim böyle bir saçmalık olur mu? Yani böyle bir destek, böylesine bir kendini İsrail'e adanmışlık Amerika'nın çıkarlarıyla örtüşmüyor. O zaman cevap ne olabilir? Birinci cevap şu olabilir. Bu lobinin genelde anlattığı şeydir. Amerika'nın çıkarlarıyla İsrail'in çıkarları ortaktır. Mirsheimer'ın çok basit bir cevabı var. Amerika'nın çıkarlarıyla İsrail'in çıkarları ortak olamaz çünkü ikisi farklı ülke. Hiçbir iki ülke, farklı iki ülke olmalarından kaynaklı bu kadar ortak çıkarlara sahip olamazlar. Dolayısıyla bu bir yalan. Bu İsrail lobisinin Amerikan halkını kandırmak için ortaya attığı bir yalan. Amerika için İsrail stratejik olarak çok önemli bir müttefik midir? Amerika için İsrail çok önemli bir stratejik değer midir? Soğuk Savaş dönemi için bunu diyebiliriz. Bölgede o zamanlar Soğuk Savaş döneminde İsrail'in komünisti olan Suriye'si, Mısır'ı Sovyet yanlısıydı, Sovyetler tarafından destekleniyordu. Dolayısıyla Soğuk Savaş'taki Ortadoğu'daki süper güç çatışmaları, rekabetinde İsrail'in Amerika'nın yanında olması, İsrail'in korunması önemli denilebilir. Fakat burada da şöyle bir şey var. İsrail'i korumanın çok ciddi bir bedeli oluyor. 1973 Yom Kippur Savaşı'ndan sonra Amerika'nın İsrail'e desteğinden ötürü biliyorsun petrol ambargosu uygulandı. Ve büyük petrol krizi çıktı ve bütün Batılı demokrasiler Amerika'da dahil ekonomik olarak çok ciddi negatif etkilendi. Dolayısıyla İsrail'i korumak Soğuk Savaş döneminde bile aslında büyük bir yüktü. Soğuk Savaş bittikten sonra ise artık İsrail'i korumanın manası da kalmamış. İsrail zaten bölgedeki en güçlü ülke. İsrail bölgedeki en güçlü askeri varlığa sahip olan ülke daha doğrusu. Bölgede nükleer silahı olan tek ülke İsrail. Askeri teknolojileri en gelişmiş olan ülke de İsrail. Dolayısıyla İsrail korunmaya da ihtiyaç duymuyor. Aksine İsrail'i korumak Amerika'nın dış siyasetinde büyük bir sıkıntı yaratıyor. Nedir o? Ortadoğu'daki anti-Amerikanlığı besliyor. Amerika'ya karşı Araplardaki bu allerjinin, Ortadoğu'daki bu allerjinin temel sebebi sorulduğu zaman hep Amerika'nın koşulsuz İsrail desteği gözüküyor. Dahası Amerika ben terörle savaşıyorum, terör benim en büyük tehdidim derken İsrail'e verdiği bu koşulsuz destekten dolayı da terörü besliyor. Radikal terörist gruplar Amerika'nın İsrail'i desteği sayesinde kendilerine eleman devşirebiliyorlar çok kolay bir şekilde. Amerika'nın bugün esas çıkarı dikkatini Ortadoğu veya Ukrayna'da dağıtmak değil. Çin'e odaklanmak. Ama Amerika bunu yapamıyor. Neden? Çünkü İsrail yine kriz çıkardı. Dolayısıyla bu iki ülkenin çıkarları ortak değil. Bir de şöyle bir argüman var. İsrail demokrasidir. Desteklememiz lazım. İsrail'i desteklemek bizim için ahlaki bir sorumluluk çünkü işte zamanında soykırım oldu. Bu argümanlar da o kadar güçlü değil. Neden güçlü değil? Çünkü aslında İsrail bir demokrasi değil. İsrail bir apartheid rejimi. Yani İsrail'de çok sistemikleşmiş, kurumsallaşmış bir ayrımcılık var. İsrail içinde yaşayan Araplar ikinci sınıf insan muamelesi görüyor. Zaten büyük İsrail, yani büyük İsrail dediğim Gazze ve Batı Şeria'yı da katıyorum. Orada yaşayan bütün Filistinliler de zaten sürekli bir kontrol altında ve zulüm altında baskı altında yaşıyorlar. Mesela İsrail'de Filistinli olarak İsrailli bir kadınla evlenip vatandaşlık alamıyorsun. Böyle bir rejim var. Dolayısıyla orası aslında demokrasi falan da değil. Peki nasıl oluyor da bütün bunlara rağmen Amerikan dış politikası İsrail odaklı şekilleniyor? İsrail ne isterse o oluyor. İşte bunun cevabı lobide saklı. Lobi dediğim gibi sana büyük bir grup. İçinde Yahudi filantropistler de var, Yahudi sıradan vatandaş da var. Bir de organize olmuş Yahudi örgütleri de var, grupları da var. Bunlardan en önemlisi APAC dediğim. APAC'in önemi şöyle söyleyeyim sana. Amerika'da kongrede çalışanlara ve senatörlere soruyorlar. En güçlü lobi hangisi diye? Birinci sırada emekliler deniyor. İkinci sırada APAC. Silah lobisinden daha güçlü bir lobi. APAC'in en büyük etkisi ve gücü senato ve temsilciler meclisi üzerinde. Amerika'daki lobicilik sisteminin işlemesinin sebebi aslında şu. Sen senatör olmak istiyorsun diyelim. Senatör olmak için senin kampanya yapman lazım değil mi? Siyasi bir propaganda yapacaksın, siyasi bir kampanya yapacaksın. Bunun için neye ihtiyacın var? Paraya ihtiyacın var. Peki parayı nereden bulacaksın? Parayı bulmak için, kendine para toplamak için lobilerle sıkı fıkı bir ilişkin olması lazım. Diyelim ki sen İsrail yanlısı bir adam değilsin. O durumda APAC ve işte İsrail lobisinin diğer örgütlü kurumları ne yapıyorlar? Senin karşıdaki aday kimse onu destekliyorlar. Bunu iki parti için de yapıyorlar. Yani amaç şu. Senato'da ve Temsilciler Meclisi'nde mümkün olduğunca herkesi İsrail yanlısı insanlardan seçtirebilmek. Diyelim ki İsrail yanlısı değilsin aslında. Kalpten İsrail'i desteklemiyorsun. Ama biliyorsun ki bu adamlarla uğraşırsan ben seçilemem. Bu adamlar benimle uğraşırlarsa beni yerler. Ne yapıyorsun? Sen de İsrail yanlısı oluyorsun. Sen de İsrail yanlısı gibi görünüyorsun. Dolayısıyla bu adamlar bu kampanyaları finanse etme güçleri ve lobiciliğe ve ayırdıkları inanılmaz paralarla güçlü bir şekilde istedikleri dış politikaları dayatabiliyorlar. Bu politikalarda tabii ki İsrail'in çıkarları, İsrail'in Ortadoğu politikaları. Bir de burada şöyle bir faktör var. Şimdi normalde Amerika'nın bu lobicilik sisteminde şöyle bir denge var. Diyelim ki sen işçi sendikaları adına lobi faaliyeti yapıyorsun. Bir de karşında şirketler var. Burada farkındaysan iki farklı lobi grubu var ve bunların çıkarları çarpışıyor. Dolayısıyla orada belki bir denge bulunabiliyor. Arap-İsrail çatışmasında karşı taraf yok. Tek bir lobi var. O lobi de inanılmaz güçlü. Arap yanlısı bir lobi yok. Böyle olunca da herkesin işine geliyor İsrail'i desteklemek. Çünkü İsrail'i desteklememenin maliyeti çok yüksek. Faydası da yok. Kongre'ye geçelim. Bir de başkanlık yarışları. Başkanlık yarışlarında da Demokrat adayların kampanyalı süreçlerinde yapılan bağışların %50'ye yakını Amerikalı Yahudilerden geliyor. Doğrudan APAC'ten değil. Amerikalı Yahudiler genel olarak. Çünkü onlar daha çok bu kampanya süreçlerine dahil oluyorlar. Ama şu ayrımı çizeyim. Amerikalı Yahudilerin tamamı İsrail yanlısı ve İsrail'le duygusal bağ hisseden insanlar değil. Hatta bunun anketlerini de yaptıkları zaman sorulduğunda yaklaşık üçte biri kendilerini İsrail'e yakın hissetmiyor. Yine de Amerikan Yahudi toplumunun şöyle bir özelliği var. Amerika'da başka hiçbir topluluk yok ki kendilerini duygusal olarak başka bir ülkeye bu kadar ait hissetsinler. Yani Amerika'daki İrlandalılar, Almanlar, ne bileyim İngiliz kökenlilerin kendi kökenleriyle kurdukları bağlar Yahudiler kadar güçlü değil. Dolayısıyla başka bir ülkenin çıkarları başka bir ülkenin varlığıyla bu kadar da ilgilenmiyorlar. Bu detayı da söyleyelim. Başkanlık seçiminde bu başkanlık kampanyaları dışında bir de şöyle dahil oluyorlar. İdari işlerde, yönetim pozisyonlarında kendi adamlarını getirmeye çalışıyorlar. Ne demek bu? Mesela dış işlerinde Ortadoğu'dan sorumlu masanın başına kim gelecek? Burada İsrail yanlısı bizim adamımız gelsin istiyor lobi ve buraya kendi adamını sokuyor. Dolayısıyla yöneten pozisyonda da mümkün olduğunca kendi adamlarını yerleştiriyorlar. Kongreyi bağladılar. Yöneten pozisyona da kendi adamlarını yerleştirdiler. Başkanı bağlayamasalar dahi ki çoğu durumda başkanı da bağlayabiliyorlar. Şu yüzden bağlayabiliyorlar. Amerikan başkanları arasında lobiye karşı çıkan, İsrail'in hoşuna gitmeyecek şeyler söyleyen başkanlar oluyor. Ama hiçbiri direnemiyor. Mesela Trump'ın büyükelçiliği Tel Aviv'den Kudüs'e taşıması meselesinde bu bayağı başkanlık seçimlerindeki vaatlerinden biriydi. Özellikle dile getiriyordu bunu. Bu vaadin altında yatan şey de o zaman bu lobilerin desteğini alma arzusu. Lobilerin desteği ve güzel bir konuya daha geldin. Bu büyük çatının içinde bir de bir grup daha var. O grupta Hristiyan Siyonistler. Bu Hristiyan Siyonistler yani evanjelikler Amerika'daki bunlar da İsrail yanlısı ve şuna inanıyorlar. İsrail'in yeniden kurulması İncil'deki bir kehanetti. İsrail yeniden kurulacak. Orada büyük bir kaos, savaşlar olacak ve bu savaşlar aslında kıyameti getirecek. Son zamanlar olacak dünyanın. Ve bu sayede Hazreti İsa yeniden dünyaya gelecek. İsrail'in varlığı ve İsrail'in aktiviteleri Tanrı'nın isteğidir. Tanrı'nın iradesinin tecelli etmesidir gibi düşünüyorlar. Bu lobinin bir tane daha destek grubu var. O da neokonlar. Neokonservatifler denen grup. Yeni muhafazakarlar denebilir. Bunlar uluslararası ilişkilerde daha şahin pozisyondular ve diyorlar ki Amerika gücünü kullanarak zorla istediğini yaptırır. Eğer bizim amacımız demokrasiyi dünyaya yaymaksa gideriz işte rejimleri yıkarız. Irak'ta yaptığımız gibi deviririz. Kendi istediğimiz adamı başına geçiririz. Afganistan'da yaptığımız gibi Amerika gücünü göstermekten çekinmemeli. Ve bu neokon grubunun içinde de zaten yine İsrail lobisiyle ilişkisi olanlar da var. Yani Bernard Lewis mesela önemli bir neokon olarak da gözüküyor aynı zamanda. Şimdi bu destekçileri de var lobinin yani lobi sadece Yahudilerden de oluşmuyor. Bunlar başkanı ve kongreyi bağlamakla yetinmiyorlar. Aynı zamanda kamuoyunu da şekillendirmen lazım. Kamuoyunu nasıl şekillendirirsin? 1. Medya. İşin medya ayağı şöyle. Amerika'da Ortadoğu üzerine yorum yapan, köşe yazısı yazan isimlerin önemli bir kısmı İsrail yanlısı. Arap yanlısı veya Filistin yanlısı isimler bu alanlarda çalışmıyor. Dahası editoryal olarak da İsrail yanlısı bir tutum var. Çünkü eğer sen bundan hoşuna gitmeyen bir haber yaparsan bundan hoşuna gitmeyen bir yazı yazarsan inanılmaz bir şantaj ve boykotla karşılaşıyorsun. Bir de mesela sen diyelim ki bir yazı yazdın. Kötü bir yazı yazdın. Anti-İsrail gözüken bir yazı yazdın. Ne yapıyorlar? Hemen mail bombardımanı, telefon bombardımanı. Seni işten attırmaya çalışıyorlar. Ve ne diyorlar sana sen antisemitsin. Yani lobi kamuoyunu şekillendirirken medyayı sürekli baskıda tutuyor ve kendi yanında konumlanmasını istiyor. Yani sürekli Ortadoğu'ya dair yapılan haberler İsrail yanlısı olsunlar uğraşıyorlar ve öyle oluyor. Medyanın yanında bir ayak daha var. O da Think Tank'ler. Think Tank'ler dediğim bu işte düşünce kuruluşları, politika öneren kurumlar. Kendi kurdukları Think Tank'ler var. Bu meşhur Washington Institute vardır Washington Institute. Bu doğrudan APAC'in kurduğu bir Think Tank. Brookings var. Bunu da duymuşsundur Brookings meşhur. Bu mesela zamanında İsrail yanlısı bir yönetimi yokken sonradan Ortadoğu birimi tamamen İsrail yanlıları tarafından kontrol ediliyor oluyor. Dolayısıyla Think Tank'lerde de bunların ciddi bir hakimiyeti var. Aynı zamanda Neokon da çok fazla Think Tank var Neokonservatif. Yani şöyle düşün. Bir yanda Neokon Think Tank'ler var. Bir yanda doğrudan İsrail lobisinin kontrol ettiği veya yakın ilişkide olduğu Think Tank'ler var. Bunlar zaten Amerika'nın Ortadoğu dış politikası şöyle olmalı diyerekten hep İsrail'in çıkarlarını ve İsrail'le örtüşen şeyleri öneriyorlar. Bütün bu düzen sıradan bir Amerikalıyı şuna ikna etmeye çalışıyor. İsrail'in çıkarlarıyla bizim çıkarlarımız ortaktır. Biz ne olursa olsun İsrail'i korumamız lazım. Şey diyen senatör olması lazım ya temsilciler meclisinde bir üye ya da senatör. Benim birincil önceliğim dış politikada İsrail'i korumaktır diyen adam var mesela. Ve mesela yine Ariel Sharon olması lazım. Bana sordukları zaman Yahudiler ne yapayım nasıl yardım edebilirim İsrail'e diye ben onlara gidin APAC'e yardım edin diyorum diyor. APAC o kadar güçlü ve orkestre ediyor ki her şeyi. Sadece Think Tank'lerle ve medyayla da kalmıyor kampüsleri de kontrol etmeye çalışıyor. Akademiyi de dize getirmeye çalışıyor. Bu lobinin faaliyetleri arasında en beceremediği kısmı akademi kısmı. Kampüslerde kontrol kolay sağlanamıyor. Harvard'da biliyorsun Filistin yanlısı gösteriler oldu. Hani burada soykırım oluyor burada bir zulüm var bunu durdurulabilmek için güya Amerika işte fikir özgürlüğünün ifade özgürlüğünün merkezi. Orada Harvard'ın rektörüne inanılmaz baskı yaptılar. Sen bunlara izin veriyorsun. Antisemitsin diye istifa etmek zorunda kaldı. Yanlış hatırlamıyorsam Aralık ayında MIT, Pennsylvania ve Harvard'ın rektörleri kongrede duruşmaya çağrıldı ve orada sorgulandılar saatlerce bu üniversitelerdeki İsrail karşıtı gösteriler hakkında. Sonra da herhalde üçü de istifa etti yanlış hatırlamıyorsam. Bak şimdi kongreye niye çağırılıyor? Bu adamlar zaten kongreyi ellerinde tutuyorlar tamam mı? Ve hoşlarına gitmeyen bir şey olduğu zaman birilerini çıkartıp kongreye hesaba çektirtebiliyorlar. Aynı şekilde bir Amerikan başkanında mesela Bush 2000'lerin başında Filistin Devleti'nin kurulması yönünde açıklamalarda bulunuyor. Bush'a mektup yazdırtıyorlar kongre tarafından. Kongreyi sürekli bir baskı aracı olarak kullanıyorlar. Hem Amerikan başkanlarına karşı hem de bu örnekte olduğu gibi mesela üniversitedeki rektörlere karşı. Peki bu baskıları yaparken de hep neyi kullanıyorlar fark ettiysen? Antisemitizmi. Tabii ki antisemmitizmi. Yani eğer birisi İsrail'i eleştiriyorsa antisemmit olmakla suçlanıyor. Zaten şöyle bir şeye yapıldı lobi tarafından. Yeni anti-semmitizm denen bir şey uyduruldu. Buna göre İsrail'in politikalarını desteklemiyorsan eleştiriyorsan antisemitsin. Hani sanki gizli antisemmitizmi gibi anladın mı? Eski antisemmitizm çok belliydi, çok ayan beyandı. Bu gizli antisemmitizm. İsrail'e karşı böyle şüpheciysen antisemitsin. Bunu da çok güçlü bir silah olarak kullanıyorlar. Kimseye göz açtırmamak için. Mesela Almanya'da yanlış bilmiyorsam nehirden denize özgür Filistin sloganı mesela antisemit bir slogandır diye konuşulmuştu. Aynen. Bunu yapıyorlar ve bunu yapabilmelerinin sebebi de anlattığım şeyler. Yani müthiş bir güç var ellerinde. Ama bak yine aynı şeyi tekrarlıyorum. Bu İsrail lobisi dediğim şey karanlık odalarda böyle bir takım dolaplar çeviren bir grup maskeli adam o Kurtlar Vadisi'nde vardı ya İlluminati gibi bir grup değil. Bunlar Amerika'da ne yaptıkları da belli olan. Siz mesela Washington Institute'un İsrail yanlısı olduğunu, İsrail lobisiyle çalıştığını biliyorsunuz zaten. Veya APAC'in faaliyetlerinden herkesin haberi var. Evanjeliklerin pozisyonunu herkes biliyor. Bunlar bilinmeyen şeyler değil. Dolayısıyla bu eylemlerin çoğu aslında göz önünde ve yasal yapılıyor. Ama o kadar iyi orkestra ediliyor ki bunun karşısında durabilmek çok da mümkün olmuyor. Şimdi İsrail lobisinin Amerika'nın dış politikasını etkilemesi sadece işte Filistin meselesinde bizim önümüzü açın. Biz istediğimizi yapalım. Biz böyle yaramaz çocuk olalım ama kimse bizi cezalandırmasın. Bizi koruyun değil. İsrail lobisi aynı zamanda aktif bir şekilde Amerika'yı Ortadoğu'da İsrail'in istediklerini yapmaya yönlendiriyor. Nedir bu? Mirsheimer diyor ki Amerika'nın Irak Savaşı'na girmesinin esas sebebi petrol falan değildi. Ona dair elimizde anlamlı kanıtlar yok. Amerika'nın Irak'a girmesini en çok neokonlar ve İsrail lobisi istiyordu. İsrail sürekli Saddam'ı indirin diyordu. Ehud Barak'ın o dönem Washington Post'ta Amerika'daki gazetelere yazdığı makaleler var bu Saddam'ın indirilmesi lazım diye. Ve Irak Savaşı'na giden yolda Saddam'ın kitle imha silahları olduğu istihbaratları kimden geliyordu? Mossad'tan geliyordu. Mossad bu istihbaratları veriyordu güya. Zaten o dönemlerde az önce bahsettiğin düşünce kuruluşları da tırnak içinde işte büyük Ortadoğu projesine yönelik çok fazla yayın yapıyorlardı ve bu projenin Ortadoğu'da İsrail'in güvenliğini sağlamak amacını taşıdığını dile getiriyorlardı. Aynen. Hatta şöyle bir şey oluyor Mirsheimer'ın dediğine göre. İsrailliler sürekli Amerika'yı böyle ittiriyor tamam mı? Hadi Irak'a girin. Hadi Saddam'ı devirin falan. Amerikalılar şey diyor. Oğlum bak bu kadar konuşmayın sizin yüzünüzden giriyoruz gibi gözükecek belli olacak diyorlar. Biraz susun konuşmayın diye. Ve İsrail sadece Irak'la da yetinmiyor. Aynı zamanda lobi devamında Suriye rejiminin de devrilmesi için aktif bir şekilde çalışıyor. Mirsheimer daha da ötesine gidip diyor ki Amerika'nın İran'la ilişkilerini bir türlü normalleşememesinin sebebi de İsrail ve İsrail lobisidir. Ne zaman bir karşılıklı adım atılsa, bir normalleşme çabası olsa İsrail lobisi engelliyor. Dolayısıyla Amerika sadece İsrail'in önünü açmıyor. Sadece İsrail'i korumuyor. Korumak biri onu dövüyorsa dövmeye kalkıyorsa onu engelleme gibi ya bunu yapmıyor. Ötesine gidiyor. İsrail adına başkalarını dövüyor. Kendisine İsrail için Ortadoğu'da düşmanlar kazanıyor. Peki Amerika'nın bu yaptığının Amerika'ya maliyeti çok yüksek değil mi? Yani katkısından çok zararı yok mu? E tabii orada şu da var ama. İsrail lobisiyle beraber Amerika'da Neokonlar da bu hamleleri destekleyebiliyor veya belki işte silah lobisinin de çok sevilir ya bu Amerika'daki silah lobisi savaşlarıyla besleniyor. Belki onların da işine geliyor. Belki başkanların da şu anlamda işine geliyor olabilirsin çok meşhurdur. Hani bir savaş çıkartıp savaş sonrası halkı mobilize etme ve kendi hak desteğini arttırma. Bunlar da olabilir ama Mirsheimer realist perspektiften bakıp diyor ki bunun Amerikan çıkarlarıyla örtüşen hiçbir yanı yok. Yani bu savaşların da hiçbir mantığı yok. Bizim çıkarlarımızla örtüşmüyor bu. Bizim esas odağımız Çin olmalıydı. Şimdi anlattığın hikayeden ben benim içimde şöyle bir şey canlandı. Ellerinde çok fazla para, maddi kaynak, akademik güç, düşünce kuruluşları olan bir lobi var ve bunlar çok güçlü. Amerika'nın dış politikasını İsrail'in çıkarlarına göre belirliyorlar. Çıkış yolu yok gibi görünüyor. Bir çıkış yolu yok gibi gözüküyor ama şöyle. Son zamanlarda özellikle Gazze'de işlerin boyutu artık çok abartılı hallere gelip soykırıma varınca Amerikan kamuoyunda da tabii ki bunlar görünür oldu. Çünkü artık internet çağındayız. Yani hiçbir şeyi saklayamıyorsunuz. 2000'lerde Gazze'de ne yaşandığını ortalama bir Amerikalı görmeyebiliyordu. Ama bugün onu saklayabilmen mümkün değil. Saklayamadığın için de Amerikan kamuoyunda da bir tepki oluşmaya başladı. Şöyle ilginç bir şey söyleyeyim sana. Biden'ın destekçilerinin %50'si İsrail'in Gazze'de soykırım yaptığına inanıyor. Bu inanılmaz bir oran. Mirsheimer'ın lafı bu da. Bundan 10 yıl önce Amerika'da birinin İsrail bir apartheid devlettir. İsrail soykırım yapıyor deme ihtimali sıfıra yakındı diyor. Bugün bunlar konuşulabiliyor. Bu müthiş bir ilerleme. Hatta Michigan'da protesto oyları oldu. Protesto edeceğiz. Biden'a oy vermeyeceğiz gibisinden bir halk hareketi de doğmaya başladı. Bu anlamda bir umut bu açıdan bakınca var. Yani kamuoyunun fikri değişiyor ama şu hala gerçek. Yani mesela Biden niye şu an hala durduramıyor? Biden'ın bir gençlik görüntüsü var.

[26:01]Videoda ben kendimi Siyonist olarak tanımlardım.

[26:07]Hatta Yahudi olmadığım halde Siyonist olarak tanımlıyorum gibi bir cümle kuruyor. Evet. Biden gerçekten İsrail'le duygusal ilişkisi olan bir insan. Gerçekten tutkulu bir İsrail taraftarı. Buna rağmen Biden da şu an bir ateşkes olmasını İsrail'in operasyonları durdurmasını istiyor. Ama dayatamıyor. Arıyor işte Netanyahuyu diyor ki yani sen ya biraz sivillere dikkat edin ya. Ayıp ediyorsunuz. Bak hani ateşkes yapsanız iyi olur. Amerika'nın şu gücü yok mu? İstediği an durdurma gücü yok mu? Var. Her türlü zorlayabilir İsrail'i. İstediği şeyi zorlayabilir. İsterse Amerika orada iki devletli çözümü de dayatabilir İsrail'i. Ama yapamıyor. Neden? Çünkü işte bu lobinin gücü ve lobinin dayatmaları. Dolayısıyla uzun vadede de başkanların değişmesi önemli değil. Trump da gelse başka biri de gelse lobinin bu gücü ve lobinin bu karşı çıkışı olduğu sürece Amerika'da gerçekten politikaların değişmesi kolay değil. Ama Amerika'da bak şey de oldu. Dış işlerinde çalışan yetkililerden çok ciddi protestolar, rahatsızlık sesleri yükseldi. Birçok kişi istifa etti. Çünkü bu olay aslında Amerika'nın prestijine zarar veriyor. Şimdi biz Türk olduğumuz için bize şey geliyor ya Amerika'nın ne prestiji var. Amerika zaten iki yüzlü. Oğlum adam Amerikalılar ona inanmıyor tamam mı? Amerikalılar biz zaten iki yüzlü şerefsiziz diye gezmiyor. Amerikalıların inandığı bir şey var. O da ne? Biz insan haklarına saygı duyuyoruz. Biz liberal demokrasileri dünyaya yaymaya çalışıyoruz. Liberal demokrasinin en önemli temsilcisiyiz babasıyız. Adamlar buna inanıyor ve bu inandıkları şeyle şu an İsrail'e verdikleri destek. Şu an İsrail'de yaşananlar, Filistin'de yaşananlar açık bir çelişki yaratıyor. Müthiş bir ahlaki paradoks ortaya çıkıyor. Yani Amerika'nın bütün kurucu değerleri, güya kendisinin benimsediği değerlerle çelişen bir durum var. Dolayısıyla bu bir rahatsızlık yaratıyor. Amerikan kamuoyunda da Amerikalı profesörlerde de. Dolayısıyla bu bir komplo teorisi videosu değildi. Bu videoda anlattıklarımızı saygın iki akademisyenin yazdığı çok önemli bir kitaba dayandırdım. İsrail lobisi gerçek. Ama hayal ettiğiniz gibi böyle bir gizli saklı veya tek bir elden yönetilen bir lobi yok. Hatta şöyle bir lobi diyelim ki sen Ebu Yahudi bir sendikanın veya bir birliğin başkanıysan ve İsrail'i eleştirdin. Seni de indiriyor bu lobi. Yani öyle bir şey ki bu lobinin başındakiler öncüleri çok şahin. Bunlar mesela İsrail Başbakanına da ayar verir hoşlarına gitmeyen bir şey olursa. Ki zaten vakti zamanında İzak Rabin diye bir İsrail Başbakanı suikaste kurban gitti 94 yılında Barış görüşmeleri yaptığı için. Tabii tabii Norveç'te Oslo barış sürecinde sen niye barış yanlısısın? Sen niye çözmeye çalışıyorsun bu sorunu deyip öldürdüler yani adamı. Adamı aşırı savcılar öldürdü, suikaste kurban gitti. İsrail'de öyle bir siyasi iklim var ki Netanyahu en sağdaki adam bile değil. Netanyahu'dan daha radikaller var. Daha radikal sağcılar var ve hemen hemen İsrail'deki bütün politik elit de üç aşağı beş yukarı Filistin meselesinde Netanyahu'ya yakın düşünüyor. Öyle bir sıkıntı da var. Dolayısıyla Amerika'da bu meselenin sağlıklı bir şekilde tartışılamamasının, özgürce konuşulamamasının en önemli sebebi lobi. Lobi sadece Amerika'yla da kalmıyor aslında. Avrupa'da da bunun etkilerini görüyoruz biz. Avrupa'da da sağlıklı bir tartışma ortamı olamıyor. Birileri İsrail politikalarını eleştirdiği zaman antisemmit olmakla suçlanıyor. Bu Fransa'da da oluyor. Birleşik Krallık'ta da oluyor. Diyelim. Güzel bir videoydu. Teşekkür ediyorum ben sana Ebu. İzleyicilerimize de teşekkür ediyorum. Eğer bu videoyu beğendiysek ve daha fazla insanın önüne çıkmasını istiyorsak lütfen tam şu anda beğenelim. Sizin beğenileriniz sayesinde videolarımız daha fazla insanın önüne çıkabiliyor diyorum. Teşekkür ediyorum. Görüşmek üzere bundan sonraki videolarda.

Need another transcript?

Paste any YouTube URL to get a clean transcript in seconds.

Get a Transcript