[0:00]Son günlerde dünyanın gündemine çok tuhaf, çok rahatsız edici ve açıkçası ilk duyduğunuzda insanın aklına direkt yine mi bir pandemi geliyor sorusunu getiren bir olay düştü. Bir gemi düşünün. Dünyanın en uzak bölgelerine gidiyor. Arjantin'den yola çıkıyor. Antarktika hattından geçiyor. Güney Atlantik'teki neredeyse masalsı ama bir o kadar da izole olan adallara bile uğruyor. Gemide farklı ülkelerden yolcular var. İnsanlar belgesel çekmeye, keşif yapmaya, doğanın en ulaşılmaz yerlerini görmeye gidiyor. Ama bir noktadan sonra bu yolculuk bir keşif hikayesi olmaktan çıkıyor. Önce gemiden bir kişi hastalanıyor. Ateş, baş ağrısı, mide bağırsak şikayetleri ilk bakışta çok sıradan görünebilecek belirtiler. Sonra tablo ağırlaşıyor, solunum sıkıntısı başlıyor, kısa süre içerisinde ise ölüm geliyor. Başta bunun okyanus şartlarıyla, yolculuğun zorluğuyla, belki başka bir sağlık problemiyle ilgili olabileceği düşünülüyor. Ama ardından ikinci ölüm, üçüncü ölüm, yoğun bakıma kaldıranlar falan derken, gemide kalan şüpheli vakalar ve sonunda ortaya çıkan o isim. Hanta virüs ortaya çıkıyor. Türkiye'de bu olayın bu kadar konuşulmasının bir nedeni daha var. O gemide Türk YouTuber Ruhi Çenet de vardı. Ruhi Çenet yaptığı ilk açıklamada bu gemide 24 gün kaldığını, dünyanın en uzak yerleşimlerinden biri olan Tristan da Cunha'ya belgesel çekmek için gittiğini, gemide ilk ölüm yaşandığında bunun deniz şartlardan kaynaklanmış olabileceğini düşündüğünü, ama daha sonra durumun çok daha ciddi olduğunu anlaşıldığını söyledi. Hatta çok ucuz kurtuldum diyerek gerekli kan testlerini de yaptırdığını açıkladı. Ama burada daha en baştan çok net bir çizgi çekmemiz lazım. Ruhi Çenet bu olayın sebebi değil. Bazı hesaplar sırf etkileşim almak için Ruhi Çenet'i bu noktada hedef göstermeye çalışmış, ancak bu paylaşımlar muhtemelen IQ hesaplar tarafından yapıldı. Çünkü hiç mantıklı değil yani adam bu konuda insanları bilgilendirmek için bir video çekmiş fakat daha sonrasında hedef gösterildi. Enteresan. Ama biz bu kısma çok da fazla girmeyeceğiz. Bizim asıl meselemiz nedir bu Hanta virüs? Nasıl başladı? Nasıl bulaşır? Gemide tam olarak ne oldu? İnsandan insana geçiyor mu? Pandemi ihtimali var mı? Ve en önemlisi dünyanın buna hazırlıklı olması gerekiyor mu? Bugün bunu konuşacağız. Şimdiden söyleyeyim, virüsü küçümsemek kesinlikle hata olur. Ama aynı zamanda korku pazarlayıp virüsü sanki dünyayı yok edecekmiş gibi göstermek de hata olur. Konu ciddi, evet, fakat çok gündem olduğu için haliyle bazı insanlar tarafından sizlere yanlış bir şekilde aktarılıyor ve abartılıyor. Öncelikle bu virüs 2026 çıkışlı bir virüs değil. Dünya bu virüsü hiç tanımıyordu diye bir şey de söz konusu değil. Hantavirüsler uzun zamandır bilinen bir virüs ailesi. Bu virüslerin doğal taşıyıcısı ise genellikle kemirgenler yani fareler, sıçanlar ve bazı yabani kemirgen türleri. Ama burada önemli bir detay daha var. Hanta virüs tek bir virüs gibi anlatılıyor. Fakat aslında farklı türleri de var. Dünyanın farklı bölgelerinde farklı Hanta virüs tipleri görülüyor. Ve bunların bulaşma sıklığı, hastalık tabloları aynı değil. Mesela Amerika'daki bazı Hanta virüs türleri akciğerleri mahvediyor. Avrupa ve Asya'daki bazı türleri ise böbrekleri ve damar sistemini hedef alıyor. Bu yüzden Hanta virüs var cümlesi tek başına yeterli değil. Hangi tür? Nerede görüldü? Nasıl bulaştı? Hastalarda hangi tablo oluştu? Bunlar daha çok önemli. MV Hondius gemisinde yani Ruhi Çenet'in de içinde bulunmuş olduğu gemide adı özellikle geçen tür Andes virüsü. Andes virüsü Hanta virüs ailesi içinde insandan insana bulaşabildiği belgelenmiş nadir türlerden biri olarak biliniyor. Evet, insandan insana bulaşabilir. Ancak bu durum nadir olarak kabul edilir. Yani Covid-19 gibi havayı soludun hemen bulaştı diye bir şey söz konusu değil. Kaldı ki Hanta virüsün klasik bulaşma yolu da aslında insandan insana da değil. Bu virüs normalde kemirgenlerden insanlara geçer. Enfekte olmuş bir farenin idrarı, dışkısı veya salyası çevreye bulaşır. Bu materyal kurur, tozla karışır, siz de o alanı süpürdüğünüz zaman ya da temizlediğinizde, eşyaları karıştırdığınızda veya havalandırmadan kapalı bir yere açtığınızda o kirli toz havaya kalkar. Ve siz de o havayı solursunuz. İşte risk tam da burada başlar. Yani Hanta virüs çoğu zaman biri bana dokundu, bulaştı diye bir şey değil. Farelerin kirlettiği bir ortamda bulundun, o ortamdan virüs aldın şeklinde bulaşır. Riskli yerler ise Bodrum, depo, ahır, eski kulübeler, uzun süre kapalı kalmış evler, farelerin olduğu yiyecek depoları, kırsal bölgeler, ormanlık alanlar, çiftlikler, kısacası kemirgenlerin girebildiği her ortam. Ve özellikle şu hata çok tehlikeli: fare dışkısı veya idrarıyla kirlenmiş bir yeri kuru kuru süpürmek. Kuru süpürme virüslü parçacıkları havaya kaldıracaktır ve siz de o havayı soluduğunuz zaman virüsü anında kapmış olacaksınız. Bu yüzden de temizliğe çok dikkat edilmeli. Aynı zamanda kemirgenlerle temas riski de olabildiğince azaltılmalı. Yiyecekler dışarıda bırakılmamalı. Gelelim en önemli soruya. İnsandan insana bulaşma kısmı. Çoğu Hanta virüs insandan insana bulaşmaz. Ama Andes virüsü için farklı bir durum var. Andes virüsü özellikle Güney Amerika'da yakın ve uzun süreli temaslarda insandan insana bulaşla ilişkilendirilmiş bir türdür. Bu bulaş genellikle hasta kişiyle aynı evde kaldığı zaman, aynı kabini paylaştığı zaman, partner veya eş olduğu zaman veya yoğun temas içinde bulunduğu zaman gündeme gelir. Yani bu virüsün insandan insana bulaşma ihtimali var ama bu sokakta yanınızdan biri geçti hemen virüs kaptınız diye bir şey değil. Covid'le çok büyük bir fark var burada. Covid solunum yoluyla çok daha hızlı ve kitlesel yayılabilen bir virüstü. Hanta virüste ise yakın temas gerekiyor. Ama bu virüsü yine de tehlikeli yapan şey şu. Bulaşması zor olabilir ama bulaştığında da çok ağır seyrediyor. Yani riskin büyüklüğü yayılma hızında değil, hastalığın ağırlığından geliyor. Covid-19'da ölüm oranı taş çatlasa %1'di. Ama bu virüsteki ölüm oranı %45'e kadar çıkıyor. İşte risk tam da burada başlıyor. Yani virüsü bir kez kaptığınız zaman geri dönüş olmuyor. Bilinen bir tedavisi de yok. Şimdi gelelim olayın merkezine. MV Hondius gemisinde tam olarak ne oldu? MV Hondius gemisi Hollanda bayraklı bir keşif gemisidir. Normal bir tatil gemisi gibi düşünmeyin ama. Bu gemiler genellikle dünyanın daha uzak, daha zor ulaşılır, daha vahşi bölgelerine yapılan özel yolculuklarda kullanılıyor. Gemide toplamda 147 kişi vardı. Olay ise 2 Mayıs günü bildirildi. Gemide ağır solunum hastalığı olan bir şahıs fark edildi. 4 Mayıs itibarıyla ise 7 vaka bildirildi. 3 kişi hayatını kaybetti. Biri yoğun bakımda, üç kişi ise karantina altında kalıyor. Bazı kaynaklar ise virüsün farklı ülkelerde görülmeye başladığını yazmış. Ancak bunu şimdilik bir iddia olarak sunacağım, çünkü doğrulayamadım. Yani X adlı ülkede şu kadar vaka görüldü diye haber görürseniz eğer hemen panik yapmayın. Çünkü Dünya Sağlık Örgütü henüz bu vakaları doğrulamış değil. Olayın ilk başlangıcı ise net bir şekilde bilmiyor. Hani gemide nasıl bir temas yaşandı da ilk vaka ortaya çıktı? Bu bilinmiyor. Türkiye içinse şu an herhangi bir tehdit bulunmamaktadır. Ama hiç olmayacak diye bir şey de yok elbette. Zamanla bekleyip göreceğiz. Şu anki verilere göre henüz bir pandemi beklenmiyor. Ama konu ciddi bir konu olduğu için araştırılmaya başlandı. Şu an tüm dünyanın gündeminde bu virüs var. O nedenle zamanla daha net bilgilere de illaki ulaşacağız diye tahmin ediyorum. Şimdilik hepsi bu kadar. Hepinize sağlıklı günler dilerim. Kendinize dikkat edin. Hoşça kalın.
Watch on YouTube
Share
MORE TRANSCRIPTS



