[0:00]Kur'an harflerinden vat harfinin okunuşunda Va mı, Da mı, Va mı? Bunu nasıl okunacağına dair tartışmalar devam ediyor. Kafa karışıklığı hep yaşanıyor. Sebebi de Arap kardeşlerimizin Müslümanların çoğunluğu da onlara bakıyor. Onlar çoğunluğu teşkil ediyorlar. Onların yapmış olduğu uygulama insanların kafasını karıştırıyor. Bu mesele bir kıraat ve tecvit meselesidir. Kıraat tecvit de bir ilim dalıdır. Bu ilmin kendine has kaynakları vardır. Harfleri harf yapan şeyler bellidir. Harf kendine ait mahreci neresi ise mahrecinden çıkarılmalı. Mahrecinden çıkarmak da yetmez. Mahreçten çıkan sese arız olan keyfiyet diye tarif edilen, o harfte bulunması zaruri sıfatlara göre de özellikleri verilmelidir. Hatta bu sıfatlar lazımi sıfatlar dediğimiz sıfatlar öyle ki bu lazımi sıfatlarda ve harfin mahrecinde yapılan hataları kitaplarımız lahni celi olarak nitelerler. Biliyorsunuz lahni celi lahni hafi Kur'an okurken yapılan hatalardır. Lahni celinin büyük bir kısmı manaya da tesir eder hatta bozar. Hatta kıraatın da namazında ifsadına sebep olur. Şimdi
[2:01]bu harfin mahrecine baktığımız zaman kaynaklarda tecvit ve kıraat kaynaklarında karşımıza şu çıkıyor. İmam-ı Cezeri Hazretlerinin de tayyibesinde bize yapmış olduğu tarif şöyledir der ki
[2:26]der. Da gelince min Onun yan tarafındandır. Yani o dediği ağzımızdaki lisanımız, dilimizin yan tarafındandır. Hafifçe yanaşması iledir. Min sol taraftan ev yahut da sağ taraftan. Dil kenarının sol taraftan veya sağ taraftan yanaşması ile. Önce nedir? Öğrenmemiz lazım. Bazen diyorlar ki işte azı dişler. Dişin kendisi değildir. Ön dişlerimizin uçları düzdür. Ama arkadaki azı dişlerimizin uçları tırtıllıdır, girintili çıkıntılıdır. Azı dişlerin o girinti çıkıntılarına, o tırtıllarının her birine denir. Bunun cemidir. Dat harfi ile lam harfi mahreç itibariyle dil ve diş bakımından birbirlerinin sınırını teşkil ederler. Şöyle ki Datı daha iyi anlamak için lamla beraber söylemek icap ediyor. Lam okunurken dilin uç ve ön kısmı üstteki en öndeki seniye dişimizden itibaren dört tane sağ taraftan dört tane sol taraftan yani seniyeden dahik dişlerine kadar tam sekiz tane dişin dibine dişlerin diplerine üstteki ön dişlerin diplerine dilin ön kısmı, uç kısmı böyle yayılır, mahreç kapatılır diye orayı okuruz. Da okurken ise lamda kullandığımız dilin ön kısmı ile lamda kullandığımız dişler kullanılmaz. Lamda kullanmadığımız dilin geri kalan kısmı ile yine lamda kullanmadığımız arkada geride kalan azı dişler. Azı dişlerin neresi?
[4:46]Dıslar azı dişlerin uçlarında tepelerinde olduğu için azı dişlerin tepelerindeki tırtırlar. Dişlerin yani dipleri değil.
[5:10]Yanları da değil, dişlerin başlarındaki o tırtırlara, hafifçe değecek. Niye değeceğini de söyleyeceğim. Şimdi gelelim sıfatlarına. Mahreç burası.
[5:32]Dıın başka bir mahreci yoktur. Şimdi dı böyle Da diye okuyan kardeşlerimiz dilin ucunun ön kısmını, üst kısmını üst dişlerin üstündeki damak kısmına basıyorlar. Da diyorlar. Yani harfinden harfinden hiçbir farkı yoktur okudukları dın. Gelelim sıfatlarına. Da da belli başlı lazımi sıfatlar şunlar. Bir cehir sıfatı var. Cehi nefesin artmamasını gerektiriyor. İki rıhvet sıfatı var. Rıhvet mahrece zayıf temas etmek suretiyle sesin yumuşak ve akıcılığını ifade ediyor. Rıhvetin zıddı şiddettir. Şiddetle de tam tersine mahrece çok kuvvetli temas edilir hatta mahreç tamamen kapanır. Ses sert olur, hiç akıcı olmaz. Bir tane bile kıraat ve tecvit kaynağında da harfinde şiddet sıfatı gösteremezsiniz, böyle bir şey yoktur. İttifakla bütün kaynaklarımız da sesinin sertliği yumuşaklığı ile ilgili sıfatının rıhvet olduğunu ifade eder. Hepsi bunu böyle yazarlar. Resulullah Efendimizden bize o kıraat bilgilerini nakleden kaynaklar eğer bir konuda ittifak ediyorsa, görüş ayrılığı yoksa bu bize şunu ifade eder. Demek ki Resulullah Aleyhisselam bunu hep böyle yaptı. Yani bir öbür türlü, bir diğer türlü yapsaydı mutlaka başka bir kanalla da bize o bilgi gelirdi. Kimisi derdi ki şiddet sıfatı var, kimi derdi ki rıhvet sıfatı var. Hayır, hiçbir kaynakta şiddet sıfatı yazmıyor. İttifakla hepsinde rıhvet sıfatı yazıyor. Bir de bu şiddet sıfatı ile rıhvet sıfatının tam arasında bir sıfat vardır. Arasında beyni kelimesinden kaynaklanan beyniyeye İşte denir. lam, nun, ayın, mim, ra beş tanedir. Şiddet harfleri de dediğimiz kelimelerde toplanan sekiz tane harf vardır. Da harfi ne şiddet harfleri içerisinde var ne beyniye harfleri içerisinde var. Yani bu şu anlama da gelir. Da harfi lamdan o beyniye harflerinden lamdan, nundan, ayından, mimden, radan daha yumuşak ve daha akıcı olmalıdır. Şimdi Gayrıldin dediğimizde burada rıhvet sıfatı yok.
[8:16]Beyniye sıfatı da yok. %100 bir şiddet sıfatı rıhvetin tam zıddı. Resulullah Efendimizden bize gelen bilgilerin tam aksi bir uygulama söz konusudur. Vadin mahreç yok zaten. Dil kenarı ve söz konusu değil. Dilin ucunun üstünü üst damağa basıyor mahrecine. Ondan sonra eee ve şiddet sıfatı uygulanıyor. Halbuki rıhvet sıfatı var. Bitmedi. Rıhvetten sonra eee sesin akıcılığı ve yumuşaklığı ile alakalı sadece dat harfine özel istila diye bir sıfat var. İstitale kelime olarak uzun olmak demektir. İhtilah manası da denir. Datın sesinin mahrecinde uzamasıdır. Bu uzamayı alimlerimiz der ki yarım eliften çok, bir eliften az olmak üzere datın sesi mahrecinde bir uzaması gerekir. Kılıcın kılıfına girerken, kılıç kılıfından çıkarken böyle bir ses gelir, bu ses uzaması olur. Benzetme yapmışlar. Aynen onun gibi sesinde bir uzama lazım. Da harfini şiddet sıfatından okuduğunuzda rıhvet sıfatı da ortadan kaybolur, lazımi sıfatı gider, mahreç zaten gitti. İstitale sıfatı da hiç tamamıyla alakası yok. İstitale sıfatı da uygulanmamış olur. Ha diğer sıfatları ne? İstila sıfatı var ve ıtbak sıfatı var. Yani dilimizin hem kökü, hem ortası, üst tamağa yükselir ve en kalın okunan harflerden bir tanesidir. Şimdi böyle baktığımızda da harfini dilimizin kenarını en arkadaki üst azı dişten itibaren üstte önden dördüncü sıradaki dahik dişine kadar dişlerin uçlarındaki tırtırlara, yani hafifçe yanaştırıp yumuşak, akıcı hatta bir elife yakın bir eliften az, yarım eliften fazla sezin uzatılarak diye okunması gerekir. Kaynakların bize tarif ettiği da budur. İmam-ı Cezeri'nin tarif ettiği da budur. Hatta İmam-ı Cezeri Hazretleri mukaddemesinde da harfi ile za harfinin o hani bir diye oku Arap kardeşimiz söylüyor. Bizı okumuyoruz. Za harfi dilin ucunun üst kısmı ile üstteki iki ön dişin seniğin başlarından. kalın peltek bir harftir. Biz o da değildir. Yani da da yanlış olur ama da da yanlış olur. Neadır neadır. Bu kendine has mahreci, kendine has sıfatları olan eee kendine has sesi olan bir harftir. Hatta diğer harflerde olmayan ses uzaması vardır mahrecinde da harfinin. Bunu şimdi da diye okumak için böyle şiddet sıfatından, mahrecini değiştirerek, istilale siz, efendim okumak için gücümüz yetiyorsa bütün bu kaynaklardaki bilgileri değiştirmemiz lazım. Oradaki rıhvetleri silip efendim oraya şiddet yazmak lazım. Dil kenarıyla edras'ı silip efendim dilin ucunun ön kısmı öyle üst damak yazmak lazım. Ne bileyim istila sıfatının tamamen ortadan kaldırmak lazım. Böyle bir şeyin de mümkün olmayacağına göre yani bunu inat etmenin bir anlamı yoktur. Arap kardeşlerimiz burada günlük konuşmada o Resulullah Efendimizin bize okuduğu, gösterdiği o günün demek ki Arapların da kullanmış olduğu o ses ki işte Arap zorluğundan dolayı dili derlermiş Arapçaya. Ama şimdi olmaktan çıktı. söylemekte zaten bir zorluk yok ki dilin ucunun üstünü basarsın damağına da dersin olur biter yani. öyle değil. Öyle değil. Efendimiz Aleyhisselam'dan bize gelen bilgiler büyük ulemanın ki işlerinde bir tane Türk yok yani. O eski kaynakların hepsini Araplar yazmışlar. Ta Tabiin döneminden itibaren bu eserler bizlere intikal etmiş. Bu bilgiler gelmiş. Onun için o Arap kardeşlerimizin yapmış olduğu günlük konuşmalarındaki datı terk edip Resulullah'ın okumuş olduğu da dönmek zorundadırlar. Bunun başka yolu yoktur.



