Thumbnail for ÜÇ SORU | Tolstoy (Sesli Öykü) by ÇANTADA KİTAP

ÜÇ SORU | Tolstoy (Sesli Öykü)

ÇANTADA KİTAP

9m 15s935 words~5 min read
Auto-Generated

[0:04]Üç soru. Yazan Lev Nikolayeviç Tolstoy. Seslendiren Nisan Kum.

[0:23]Bir zamanlar başarılı bir kralın aklına şöyle bir fikir geldi. Eğer bir işe başlamak için en uygun vakit ne zamandır? Hayatta dinlemem gereken en önemli kişi kimdir? İnsanın yapması gereken en önemli şey nedir sorularının cevabını bulursam, giriştiğim hiçbir işte başarısız olmam. Bu düşünceyle ülkesinin dört bir yanına haberciler gönderip bu üç sorunun cevabını bulana büyük bir ödül vereceğini duyurdu. Bunun üzerine birçok bilge saraya akın etti. Ama kralın kafası daha çok karıştı. Çünkü herkesten farklı bir düşünce çıkıyordu. İlk soruya birçok cevap geldi. Bazı bilgeler önceden günlerin, ayların, yılların yer aldığı ayrıntılı bir takvim hazırlamayı teklif etti. Bu takvime uyarak yaşanırsa bir iş için en doğru zamanın önceden belirlenebileceğini söylediler. Bazıları her işin en doğru zamanının önceden tespit edilemeyeceğini, insan kendini boş işlere kaptırmadan geçmişteki olayları inceleyerek ancak en uygun davranışın hangisi olduğuna karar verebilir dediler. Bazıları ise ne kadar dikkatli olunsa da bir tek kişinin her işin en uygun vaktini belirlemekte yeterli olmayacağını, krala yardım edecek bir danışma kurulu kurulması gerektiğini söylediler. Hatta bazıları da bazı işler vardır ki bir danışma kurulunun önünde beklemeden anında karar verilerek çözülmesi gerekir. Bunu da ancak her şeyi önceden bilebilecek olan bir sihirbaz yapabilir dediler. İkinci soruya da çeşit çeşit cevaplar verildi. Kral için en gerekli kişilerin danışmanlar, papazlar, hekimler ya da savaşçılar olduğunu düşünen bilgeler vardı. Üçüncü sorunun cevabı da bir tane değildi. İnsanın uğraşması gereken en önemli şeyin bilim olduğu söylendi önce. Sonra iyi savaşmak ve dini ibadetlerle uğraşmak fikirleri söylendi. Bilgelerden ortak bir cevap alamayan ve cevaplarla da tatmin olmayan kral kimseye ödül vermedi. Ama hala doğru cevapları arıyordu. Halk arasında tanınmış, inzivaya çekilmiş bir bilgeye danışmaya karar verdi. Bu bilge bir ağaç kovuğunda yaşardı. Halktan başka kimseyi de yanına kabul etmezdi. Bu yüzden kral halktan biri gibi görünmek için elbiselerini değiştirerek yola çıktı. Bilgenin yanına yaklaşınca muhafızından da ayrılıp yola yürüyerek devam etti. Kral yaklaşırken bilge barakasının önündeki toprağı kazıyordu. Kralı görünce onu selamlayıp kazmaya devam etti. Bilge halsiz ve zayıf biriydi. Küreğini toprağa her sokuşunda sadece bir parçacık toprak çıkarabiliyordu. Sonra da soluk soluğa kalıyordu. Kral bilgenin yanına varınca geliş sebebini anlattı. Saygıdeğer bilge, şu üç sorunun cevabını arıyorum. Doğru işi doğru zamanda yapmayı nasıl öğrenebilirim? En çok ihtiyaç duyduğum dolayısıyla benim için diğer insanlardan daha önemli olan kişi kimdir? Bir de en önemli olan ve her şeyden önce yapmam gereken iş nedir? Bilge kralı dinledi ama cevap vermedi. Avuçlarına tükürüp kazmaya devam etti. Bilgenin çok yorulduğunu gören kral, siz yoruldunuz küreği bana verin. Biraz da ben kazayım dedi. Bilge, sağ olun dedi. Küreği krala vererek oturdu. Kral iki tarh kazdıktan sonra durup sorularını tekrarladı. Bilge yine cevap vermedi. Ayağa kalkıp elini küreğe uzatarak biraz dinlenin, biraz da ben çalışayım dedi. Fakat kral küreği ona vermeyip kazmaya devam etti. Saatler akıp gitti. Güneş ağaçların ardından batmaya başladı. Sonunda kral küreği toprağa saplayarak Bilge kişi, senin yanına sorularıma bir cevap bulmak için geldim. Eğer cevap veremeyeceksen söyle de evime gideyim dedi. Bilge, koşarak birisi geliyor bakalım kim diye cevap verdi. Kral arkasına döndüğünde bir adamın koşarak kendilerine doğru geldiğini gördü. Ellerini karnına bastırmıştı ve kan sızıyordu. Adam Bilge ile kralın yanına ulaşınca kendinden geçerek yere düştü. Kral ve Bilge adamın üstündeki elbiseleri çıkardılar. Karnında büyük bir yara olduğunu gördüler. Kral yarayı elinden geldiğince yıkayıp mendiliyle ve bilgenin havlusuyla sardı. Fakat kan akmaya devam ediyordu. Kral kana bulanan sargıyı defalarca çıkarıp yıkadı. En sonunda kan durdu. Adam kendisine gelince içecek bir şey istedi. Kral dereden su getirip ona verdi. Bu koşuşturma sırasında akşam olmuştu. Kral ve Bilge yaralı adamı kovuğa taşıyarak yatağa yatırdı. Adam gözlerini kapatıp derin bir uykuya daldı. Bunca işten yorulan kral da eşiğe çökerek uyuyakaldı. Sabah olduğunda kralın uyandığını gören adam zayıf bir sesle beni affedin dedi. Kral şaşırarak sizi tanımıyorum bile affedilecek ne yapmış olabilirsiniz ki bana diye sordu. Siz beni tanımıyorsunuz ama ben sizi tanıyorum. Ben kardeşimi astırıp mallarını elinden aldığınız için sizden öç almak isteyen bir düşmanınızım. Tek başınıza bilgenin yanına geleceğinizi öğrenince dönüş yolunda sizi öldürmeye karar verdim. Akşam olmasına rağmen dönmediniz. Ben de saklandığım yerden çıkınca muhafızlarınızla karşılaştım. Askerleriniz beni tanıyarak yaraladılar. Onlardan kaçtım fakat yaramdan çok kan akıyordu. Yaramı sarmasaydınız kan kaybından ölürdüm. Ben sizi öldürmek isterken siz benim hayatımı kurtardınız. Artık en sadık köleniz olup size hizmet edeceğim. Oğullarıma da aynı şeyi emredeceğim. Kral bir düşmanıyla bu kadar kolay barışıp onun dostluğunu kazandığı için çok sevindi, onu affetti. Doktorunu gönderip onu tedavi ettireceğine ve mallarını geri vereceğine söz verdi. Yaralı adamla vedalaşan kral dışarı çıktı. Gitmeden önce sorularını bir kez daha sorup cevaplarını söylemesini rica edecekti bilgiden. O sırada bilge bir gün önce kazmış oldukları tarhlara çiçek tohumlarını ekiyordu. Kral bilgenin yanına giderek sorularıma cevap vermenizi son defa rica ediyorum dedi. Bilge yorgun dizlerinin üzerine çömelmişti. Başını kaldırıp krala bakarak cevaplarınızı zaten aldınız dedi. Nasıl aldım? Ne demek istiyorsunuz dedi kral. Anlayamıyorsunuz. Dün bana acımayıp şu tarları kazmasaydınız erken gidecektiniz. Şu adamın saldırısına uğrayıp benim yanımda kalmadığınız için pişman olacaktınız. Bu yüzden en önemli vakit tarhları kazdığınız vakitti. En önemli kişi bendim. En önemli işinizse tarhları kazarak bana yardım etmekti. Daha sonra bu adam koşarak yanımıza geldiğinde en önemli zaman onunla ilgilendiğiniz zamandı. Eğer yaralarını sar masaydınız sizinle barışmadan ölecekti. Bu yüzden en önemli kişi oydu. En önemli iş de onun iyileşmesi için yaptıklarınızdı. Bilge son olarak şunları söyledi. Unutmayın, üç sorunun cevabı hiçbir zaman değişmez. En önemli vakit içinde bulunduğumuz andır. Çünkü sadece o an elimizden bir şey gelir. En önemli kişi o an kiminle beraberssek odur. Çünkü onunla bir daha görüşüp görüşemeyeceğimizi bilemeyiz. En önemli iş iyilik yapmaktır. Çünkü bu dünyaya gönderilmemizin tek sebebi budur. Lev Nikolayeviç Tolstoy'un üç soru adlı öyküsünü dinlediniz.

Need another transcript?

Paste any YouTube URL to get a clean transcript in seconds.

Get a Transcript