Thumbnail for Dede Korkut'un Tüm Hikâyeleri | Tek Videoda Seslendirilmiş | Tam Liste | 13 Hikaye by Türkçe Çalışıyorum

Dede Korkut'un Tüm Hikâyeleri | Tek Videoda Seslendirilmiş | Tam Liste | 13 Hikaye

Türkçe Çalışıyorum

20m 55s3,395 words~17 min read
Auto-Generated

[0:05]Dirse Hanoğlu Boğaçan hikayesi. Bayındırhan yönettiği halkı için her yıl büyük şölenler düzenlermiş. Bu şölenlerin birinde gelecek konukları için üç ayrı çadır hazırlanmasını ve konukların bu çadırlarda ağırlanmasını emretmiş. Bunlar Ak, Kızıl ve Kara çadırlarmış. Ak çadırda oğlan evladı olanlar, Kızıl çadırda kız evladı olanlar, Kara çadırda ise asla evladı olmayan konuklar yer almış. Bayındırhan çocuk sahibi olamayan kişilere Tanrı'nın lanetledikleri olarak görürmüş. Dirse Han'ın ise evladı yokmuş. Tarafındaki 40 adamıyla geldiği için bu davranış oldukça zoruna gitmiş ve evine dönüp hanımına hesap sormaya karar vermiş. Hanımından hesap sorarken kendini birden nasihat dinlerken bulmuş. Fakat karısının verdiği nasihatleri de dinlemiş ve öğütlerini tutmuş. Büyük bir yemek düzenlemiş. İnsanlara yardım etmiş, onların borçlarını ödeyip hayır dualarını almış. Sonunda sıhhatli bir oğlu olmuş. Oğlan büyümüş, 15 yaşına gelmiş ve Bayındır Han tarafınca düzenlenen bir şölende ipinden kurtulan büyük boğayla güreşmiş. Güçlü yumruğuyla boğayı dizginlemiş ve yenmiş. Bu yiğitliğiyle nam kazanıp Dede Korkut'un iltifatını kazanmış ve adı Boğaç Han olmuş. Oğluyla gurur duyan babası tarafınca da ödüllendirilmiş. Bunu imrenen babasının 40 adamı fesatlıkla babasına Boğaç Han'ı kötülemişler. Bir gün bir av düzenlenmiş ve o sırada türlü oyunlarla Boğaç Han'ı babasının vurmasını sağlamışlar. Annesinin sütü ve dağ çiçeği Boğaç Han'ın yarasına derman olmuş ve iyileşmiş. Boğaç Han'ın iyileşmesinden ve kendilerinden öç almasından korkan 40 hain Boğaç Han'ın babasını da zorla yanlarına alarak firar etmiş. Yanına 40 yiğit alarak kaçırılan babasını kurtarmaya giden Boğaç Han hainleri yenip babasını kurtarmış. Kendisini kurtaran Boğaç Han'a babası Dirse Han taht vermiş ve bu destansı öykü de böylece bitmiş.

[2:01]Salur Kazan'ın evinin yağmalanması hikayesi. Bir gün tüm Oğuz beyleri Salur Kazan adlı beyin 90 başlı büyük mü büyük evinde toplanmış ziyafet çekiyorlardı. Ulaşoğlu Salır Kazan şarabın etkisiyle sarhoş oldu ve diğer Oğuz beylerini ava gitmeye önerdi. Av avlayalım, kuş kuşlayalım, yaban geyiği yıkalım, dönüp evimize ziyafet edelim dedi. Diğer Oğuz beyleri de bu fikri çok beğendiler ve ava çıktılar. Salır Kazan ava giderken yerini yurdunu koruması için oğlu Uruz ile 300 yiğidi gerisinde bıraktı. Salır Kazan ve Oğuz beylerinin ava gittiğinin haberini alan kafir ordusu toplandı ve gece büyük bir baskın yaptılar. Salur Kazan'ın atlarını, cariyelerini, eşini, anasını, parasını, oğlunu ve yanındaki 300 yiğidi alarak kaçırdılar. 600 kadar kafir ordusu da koyunlarını almak için ağıra saldırdı. Bu sırada Salur Kazan'ın çobanı Karacık Çoban kötü bir rüya gördü. Bu rüyadan uyanır uyanmaz ağırdı korumak için ağırın önüne koca koca taşlar yığdı. Kafirler gelip Karacık Çoban'dan 10.000 koyun istediler. Çoban iki kardeşini uyandırıp koyunları korumak için savaştı. Karacık Çoban büyük sapanıyla taş atma konusunda çok yetenekliydi. 600 kafirin yarısını attığı taşlarla öldürdü. Taş kalmayınca koyun attı. En sonunda kafirleri kovalamayı başardı ama Karacık Çoban'ın iki kardeşi şehit olmuştu. Av avlarken yorulan Salur Kozan uykuya daldı ve çok kötü bir kabus gördü. Evine kurtların saldırdığını, yıldırımların düştüğünü, bunun gibi daha birçok kötü olayın yaşandığını gördü. Uykusundan sıçrayarak uyandı ve kardeşi Kara Güne'ye rüyasını yorumlattı. Rüya yorumu hiç hayra işaret değildi. Bu nedenle Salur Kazan, siz avımı bozmayın. Askeri dağıtmayın. Ben gidip yerime yurduma bakayım. Bir sorun yoksa geri gelirim ama eğer gelmezsem beni unutun dedi. Salur Kazan atını atlayıp yurduna geldi. Atlarının, eşinin, annesinin, oğlu ve yiğitlerinin kaçırıldığını gördü. Hiçbir şey kalmamıştı. Bunu kimin yaptığını anlamak için etrafı gezdi. Suya sordu, su bilemedi. Kurda sordu, kurt bilemedi. En sonunda Karacık Çoban'ın köpeğini gördü ve köpeği takip ederek çobanı buldu. Çoban olanları Salur Kazan'a anlattı. Salur Kazan Çoban'ın peşinden gelmemesi için çobanı bir ağaca iyice bağladı. Kendi hatasını kendi düzeltmek istiyordu ve bu nedenle kafir iline tek başına gitmeliydi. Ama Karacık Çoban bağlı olduğu ağacı yerinden sökerek sırtını alıp Salur Kazan'ın peşinden gitti. Bunu gören Salur Kazan çobanı alnından öperek elini çözdü ve ikisi birlikte kafir iline basmak için yola koyuldular. Bu sırada kafir Şöklü Melik de Salur Kazan'ın eşine göz dikmişti. Salur Kazan'ın oğlunu ağaca gerip etlerini lime lime koparın emrini de vermişti. Bu sırada Salur Kazan ile Çoban kafir iline yetiştiler. Salur Kazan kafirden annesini istedi. Kafir Şöklü Melik ise bu teklifi reddetti. Salur Kazan'dan haber alamayan diğer Oğuz beyleri de olanları öğrenip kafir iline geldiler. Kara Güne, Kara Budak, Şir Şemseddin, Beyrek, Deli Dündar ve daha birçok Oğuz Bey'i Salur Kazan'a destek oldular. Akan Nehir'den abdest alıp iki rekat namaz kıldıktan sonra tüm Oğuz Salur Kazan'ın intikamını almak için güç birliği yapıp kafirlerin üzerine saldırdı. Büyük ve kanlı bir savaş başladı. Oğuz beyleri ve askerleri kafirleri bir bir kılıçtan geçirdiler. Her bir kafirin kanıyla toprakları suladılar. Kafirlerin başı olan Şöklü Melik'in başını gövdesinden ayırdılar ve bu kanlı savaş sonucunda 500 şehit veren Oğuz beyleri Salur Kazan'ın annesini, eşini, oğlunu, parasını ve cariyelerini kafirlerin elinden kurtardı. Savaş sonrası Oğuz beyleri yurda döndüğünde Dede Korkut gelerek her birisi için dua etti. Boyladı, soy soyladı. Salur Kazan da kaybettiği her şeye kavuşarak saltanatına devam etti.

[5:44]Kam Büre Beyoğlu Bamsı Beyrek hikayesi. Hanlar Han'ı Bayındırhan bir gün tüm Oğuz beylerin evinde toplamış sohbet ediyordu. Bay Büre Bey de Bayındırhan'ın sohbetine katılmıştı. Herkesi oğluyla yan yana oturmuş bir şekilde görünce ağlamaya başladı. Tüm Oğuz beyleri toplanıp neden ağladığını sordu. Bay Büre Bey söyledi. Nasıl ağlamayayım, nasıl sızlanmayayım? Yüce Allah beni lanetlemiştir, bir oğul vermemiştir. Bir gün öleceğim, yerimde yurdumda kimse kalmayacak dedi. Bunun üzerine tüm Oğuz beyleri ellerini açıp yüzlerini güye çevirdiler ve Bay Büre Bey'in bir oğlu olması için Allah'a dua ettiler. Bay Bican Bey de bir kızının olmasını istiyordu ve o da Oğuz beylerinden dua etmelerini istedi. Tüm Oğuz beyleri bu sefer de Bay Bican Bey'in bir kızı olması için dua ettiler. Bay Bican Bey, beyler, yüce Allah bana bir kız evlat verirse, siz tanık olun. Benim kızım Bay Büre Bey'in oğluna beşik kertmesi olsun, eşi olsun dedi. Bir süre sonra Bay Büre Bey'in oğlu, Bay Bican Bey'in de bir kızı oldu. Bay Büre Bey Bezirgenlerini çağırdı ve oğlu büyüyene kadar ona en güzel hediyeleri bulup getirmelerini istedi. Bay Büre Bey'in oğlu Bamsı Beyrek 15 yaşına girdi. Ata binip ava gitmek için ağıra girdi. Biraz dinlenip atabilmek istiyordu. Bezirgenler de 15 sene boyunca en güzel hediyeleri bulmuş geri dönüyorlardı. Kafirler casusluk yapıp Bezirgenlerin mallarını çaldılar. Bezirgenlerin başı tutsak oldu, diğeri de Oğuz iline kaçıp yardım istedi. Bezirgen yardım istemek için Oğuz iline varınca ağrın önünde 40 yiğitle oturan bir yiğit gördü. Olanları anlattı. O yiğidin Bay Büre Bey'in oğlu Bamsı olduğunu bilmiyordu. Bamsı Beyrek de yerinden doğrulup kafirleri yakalamak için 40 yiğitle birlikte yola koyuldu. Kafirler bir yerde dinlenip paraları paylaşırken Bamsı Beyrek hepsini kılıçtan geçirdi ve Bezirgenlere malları teslim etti. Bezirgenler aldıkları malları Bay Büre Bey'e getirdiklerinde kendilerini kurtaran yiğidin Bay Büre Bey'in oğlu olduğunu anladılar ve olanları anlattılar. Bay Büre Bey duydukları karşısında çok sevindi ve tüm Oğuz beylerini toplayıp Dede Korkut'un oğluna isim vermesini istedi. Dede Korkut da cesur yiğide Boz Aygırlı Beyrek ismini uygun gördü. Bamsı Beyrek bir gün avda geyiği kovalarken yeşil çimlerin üzerine kurulmuş çadır gördü. Geyiği o çadırın önünde öldürdü. O çadırda Bamsı Beyrek'in beşik kertmesi Banu Çiçek'in çadırıydı. Banu Çiçek olanları gördü ve yiğitle konuşmak istedi. Konuştuklarında Banu Çiçek de yiğidin beşik kertmesi olduğunu anladı ama Beyrek'e belli etmedi. Beyrek Banu Çiçek ile görüşmek istediğinde ise Banu Çiçek öyle herkese görünmek istemez. Ben onun dadısıyım. Onu görmek istersen at yarıştıralım, ok atalım ve güreşelim. Beni yenersen onu da yenersin dedi. Bunun üzerine atlarını yarıştırdılar, ok attılar ve güreştiler. Hepsini kazanan Beyrek oldu ve o zaman Banu Çiçek yüzündeki peçesini açıp kendisini belli etti. O günden sonra düğün hazırlıkları başladı ama Banu Çiçek'in Deli Karçar adında bir kardeşi vardı. Banu Çiçek'i istemeye gelen herkesi öldürüyordu. Bu nedenle tüm Oğuz beyleri Banu Çiçek'i istemesi için Dede Korkut'u göndermeyi uygun gördüler. Dede Korkut herkesle vedalaşarak yola çıktı. Deli Karçar'ın olduğu yere vardı. Allah'ın emri peygamberin kavliyle kız kardeşini Beyrek'e istiyorum dedi. Bunu duyan Deli Karçar Dede Korkut'u kovalamaya başladı. Tam Dede Korkut'u yakalamış vuracaktı ki eli taş kesildi. Çünkü Dede Korkut mübarek bir kişiydi. Bunun üzerine Deli Karçar pişman olup Dede Korkut'tan yardım istedi. Allah'ın izniyle Dede Korkut dua etti ve Deli Karçar'ın eli düzeldi. Dede Korkut kızı Allah'ın emri peygamberin kavliyle aldı ve döndü. Artık düğün için her şey hazırdı. Düğüne birkaç gün kala kafirin casusları Beyrek'i ve 40 yiğidini kaçırdılar. Beyrek'in annesi, babası, yavuklusu Banu Çiçek ve tüm Oğuz beyleri üzüntüden ağlayıp inlediler. Beyrek ortadan kaybolalı tam 16 yıl olmuştu. Ne ölüsünden ne dirisinden haber gelmemişti. Banu Çiçek'in kardeşi Deli Karçar Bayındır Han'ın huzuruna çıktı ve Beyrek'in diri haberini getirene ak akçe, ölü haberini getirene ise kız kardeşini vereceğini söyledi. Bunu duyan yalancı oğlu Yaltaçık Beyrek'in eskiden kalma gömleğini aldı ve kana bulayıp Bayındır Han'a getirdi. Beyrek'in öldürüldüğünü söyleyerek Banu Çiçek'i almak istiyordu. Nitekim öyle de oldu. Herkes Beyrek'in öldüğüne inanmıştı ama Beyrek'in babası Bay Büre Bey hariç. Bay Büre Bey Bezirgenlerini toplayıp oğlunun ölü ya da diri haberini getirmelerini istedi. Bezirgenler dört bir yana dağılıp Beyrek'i aramaya başladılar. En sonunda Bayburt Hisar'ına vardıklarında Beyrek'i gördüler ve olanları anlattılar. Beyrek de ağlayıp inlemeye başladı. Kafirin kızı Beyrek'e aşıktı. Neden ağladığını sorduğunda ise Beyrek niçin ağladığını anlattı. Kafirin kızı seni buradan çıkartırsam, annene babana sağ salim ulaştığında gelip beni eş olarak alır mısın dedi. Beyrek de onu almak için söz verdi ve kız Beyrek'i ip ile kuleden aşağıya sarkıttı. Beyrek kafir ağrında otlatmakta olan Boz Aygır'ı görür görmez tanıdı ve üstüne atlayıp Oğuz iline doğru yola çıktı. Herkes toplanmış yalancı oğlu Yaltaçığ'ın düğünü için hazırlık yapıyordu. Beyrek de Banu Çiçek'i bularak ölmediğini söyledi ve yalancı oğlu Yaltaçığ'ı bularak öldürmek istedi. Yaltaçık Beyrek'in kılıcı altına girip af dileyince Beyrek affetti. Hem 40 yiğidini kurtarmak hem de verdiği sözü gibi kafirin kızını almak için tüm Oğuz beyleri toplanıp kafir iline sefere çıktılar. Kanlı bir savaş sonucunda kafirler yenilgiye uğratıldı ve Beyrek kafirin kızıyla 40 yiğidini alarak geri döndü. Beyrek ve 40 yiğidi 40 yere çadır dikerek düğünlerini yaptılar. Dede Korkut da boy boyladı, soy soyladı. Tüm Oğuz beylerine dua ederek şiirler söyledi.

[11:18]Kazan Bey'in oğlu Uruz Bey'in tutsak olması hikayesi. Kazan Bey bir gün tüm Oğuzluların genç beylerini toplayarak ziyafet vermişti. Birçok yere çadırını diktirerek birçok Bey'i huzurunda kabul etmişti. Bu ziyafete oğlu Uruz Bey ile birlikte katılmıştı. Kazan Bey diğer genç beyleri gördü, hepsinin adı ve şanı vardı. Kendi oğlu Uruz'a baktı, henüz adı ve şanı yoktu. O zamanlar bir genç kafir başı kesmeyince, av avlamayınca isim koyulmazdı. Bu nedenle Kazan Bey oğlu Uruz'a bakınca duygulandı ve ağladı. Bunu gören Uruz da babasının niçin ağladığını merak ederek yanına gidip sordu. Kazan Bey: "Oğul, ey oğul. Yarın bir gün düşüp öleceğim, ardımda sen kalacaksın. 16 yaşına girdin ama henüz baş kesmedin, ava çıkmadın" dedi. Bunun üzerine Uruz: "Ağam Kazan, atam Kazan. Oğul babadan görmeyince ne yapsın? Sen beni alıp hiç ava götürdün mü, baş kestirdin mi?" dedi. Bunu duyan Kazan Bey oğluna hak verdi ve kalabalık Oğuz beylerine ziyafeti dağıtmamalarını söyleyerek oğluyla birlikte ava çıktı. Oğlunu yanına alıp dağda ava çıktılar. Av avladılar, kuş kuşladılar, yaban geyiği yıktılar. Uruz da babasından görerek av avladı, kuş kuşladı. Bunu gören kafirin casusları kafir beylerine haber götürdüler. Kazan Bey ile oğlu Uruz'un dağda ava çıktığını söylediler. Bu haberle birlikte binlerce kafir Kazan Bey ile oğlu Uruz'u öldürmek için saldırıya geçti. Kafirin geldiğini gören Kazan Bey oğluna dağa çıkmasını ve orada kendisini izlemesini, savaşmayı öğrenmesini istedi. Uruz her ne kadar savaşmak istese de babası izin vermediği için dağ başına çıkıp 40 yiğidiyle birlikte babasını izlemeye koyuldu. Kazan Bey de yanındaki yiğitlerle birlikte akan sudan abdest aldılar, iki rekat namaz kılıp Hazreti Muhammed'e salavat getirdiler. Büyükçe bir savaş başladı. Kazan Bey yiğitleriyle birlikte kafirleri bir bir kılıçtan geçirerek öldürüyorlardı. Uruz da 40 yiğidiyle birlikte babasını seyrediyordu ama dayanamadı ve o da babasına yardım etmek için 40 yiğidiyle birlikte savaşa katıldı. Bir yandan Kazan Bey, bir yandan Uruz kafirleri öldürüyordu. Bu sırada kafirler Uruz üzerine toplanırlar ve 40 yiğidini öldürerek Uruz'u tutsak ettiler. Kazan Bey'in oğlu Uruz'un esir olduğundan haberi yoktu. Kafirler Uruz'u esir alınca kaçtılar. Kazan Bey de düşmanı yendik zannetti. Oğlu Uruz'u bıraktığı yerde göremedi ve kaçarak annesine sığındığını düşündü. Yiğitlerini toplayıp yurduna dönen Kazan Bey oğlu Uruz'u burada da göremedi. Uruz'un annesi, Kazan Bey'in uzun boylu hatunu Burla Hatun oğlunu göremeyince telaşa kapıldı ve ağladı. Kazan Bey de oğlunun esir düştüğünü söylemedi. Oğlunun ava devam ettiğini ve telaşlanmaması gerektiğini anlatmaya çalıştı. Oğlunu burada göremeyen Kazan Bey oğlunun kafirler tarafından esir alındığını anladı ve tek başına kafirlerin üzerine gitmeye karar verdi. Oğlunu kendisi yüzünden kafire esir etmişti ve kendisi kurtarmalıydı. Kafirleri yetişen Kazan Bey oğlu Uruz'u gördü. Uruz da babasına geri dönmesini söyleyerek oğlu için baba feda edilmez dedi ama Kazan Bey oğlunu kurtarmak için kararlıydı. Tek başına kafirlerin üzerine saldırdı. Birçok kafirin başını gövdesinden ayırdı. Bu sırada kafirlerin kılıçlarından biri Kazan Bey'in gözüne denk gelerek kör etti. Kazan Bey atından düştü ve yuvarlandı. Burla Hatun da yerinde duramıyordu. Kazan Bey ve oğlu hala geri dönmemişti. Ana yüreği dayanamadı ve o da 40 ince kızını yanına alarak kafir iline doğru yola çıkmıştı. Kazan Bey göremediği için Burla Hatun'u tanıyamadı ama Burla Hatun kendini tanıtarak Kazan Bey'e yardım etti. Bu sırada diğer Oğuz beyleri de olanlardan haberdar olarak yola çıkmıştı. Onlar da Kazan Bey'e yardım etmek için kafir iline vardılar. Tüm Oğuz beyleri Kazan Bey ile birlikte akan sudan abdest alıp iki rekat namaz kıldı ve Allah'a dua ederek kafir üzerine saldırmaya geçti. Büyük bir savaş başladı. Kazan Bey, Kara Güne, Deli Dündar, Şir Şemseddin, Boz Aygırlı Beyrek ve Yiğenek Bey tüm kafirleri bir bir kırdılar. Meydanları kafir kanlarıyla suladılar ve tüm kafirleri dağıtmayı başardılar. Savaş sonunda Kazan Bey atından inerek oğlu Uruz'un elindeki ipleri çözdü ve kucaklaştılar. Tüm Oğuz beyleri büyük bir sevinç yaşadı ve Dede Korkut gelerek boy boylayıp soy soyladı. Tüm Oğuz beyleri için Allah'a dua etti ve koşmalar okudu. Duha Koca Oğlu Deli Dumrul hikayesi. Deli Dumrul bir kuru çayın üzerine bir köprü yaptırır. Geçenden 33 akçe, geçmeyenden döve döve 40 akçe alırdı. Bunu "Benden güçlü bir er var mıdır ki çıksın benimle savaşsın?" diye yaparmış. Bir gün köprüsünün yamacında bir bölük oba konar. O obanın bir yiğidi ölür. Onun için herkes yas tutmaktadır. Deli Dumrul bu durumu görünce o yiğidi kimin öldürdüğünü sorar. Onlar da "Allah'tan buyruk oldu. Azrail o yiğidin canını aldı" derler. Deli Dumrul buna kızar ve Azrail'le savaşıp o yiğidin canını kurtarmak ister. Bu durum Allah'ın hoşuna gitmez. Azrail'e buyruk eder. "Ey Azrail git o kavağın canını al" der. Azrail Deli Dumrul'un canını almaya gelir. Deli Dumrul onu görünce eli ayağı titrer. Azrail ona "Senin canını almaya geldim. Verir misin, yoksa benimle savaşır mısın?" der. Deli Dumrul Azrail'e kılıcıyla saldırır ama Azrail güvercin olup pencereden uçarak gider. Deli Dumrul "Benden korktu, kaçtı" der. Atına binip doğanını eline alır ve peşine düşer. Bir iki güvercin öldürür. Dönüp evine gelirken Azrail onun atının gözüne görünür. At ürker, Deli Dumrul'u yere atar. Azrail de Deli Dumrul'un göğsüne çöker. Deli Dumrul Azrail'e canını almaması için yalvarır. Azrail de "Bre Deli Kavat, bana değil Allah'a yalvar" der. Deli Dumrul can verip Allah'ın Allah olduğunu anlayınca Azrail'e "Sen aradan çık, ben Allah ile haberleşeyim" der ve Allah'a yalvarır. "Benim canımı alacaksan sen al, Azrail'i araya koyma" der. Allah da "Madem Deli Kavat benim birliğimi bildi, ey Azrail Deli Dumrul'un canı dursun, canı yerine başka can bulsun" der. Deli Dumrul da kendi canının yerine başka can bulmaya gider. Önce babasına gider. "Baba canını benim yerime verir misin?" der. "Ben vermem, git anandan iste" der babası. Deli Dumrul anasına gider canını ister, o da vermez. Sonra hanımına gider. Karısı seve seve canını vereceğini söyler. Azrail karısının canını almaya gelir. Deli Dumrul karısının canına kıyamaz ve Allah'a yalvarır. "Alırsan ikimizin canını beraber al" der. Bu söz Allah'ın hoşuna gider. Azrail'e emreder. "Deli Dumrul'un babasının ve anasının canını al, Deli Dumrul ve karısına da 140 yıl ömür verdim" der.

[17:40]Kazlı Koca Oğlu Yiğenek hikayesi. Hanlar Han'ı Bayındır Han bir gün ziyafet vererek tüm Oğuz beylerini davet etmişti. Tüm Oğuz beyleri bu davete icabet ettiler. Beylerin arasında Kazlık Koca isimli bir bey vardı. Bu bey ziyafet esnasında bir anda kanı kaynadı ve Bayındır Han'ın huzuruna çıkarak ondan sefere gitmek istediğini söyledi. Bayındır Han da izin verdi ve Kazlık Koca yiğitlerini yanına alarak kafir illerini ve fethetmek için sefere koyuldu. Uzun yollar aşarak Karadeniz kıyısında bulunan Düzmürt Kalesi'ne geldiler. Bu kalenin sahibi kafir Arş'ın oğlu Direk idi. Kazlık Koca ve yiğitleri kaleye varır varmaz savaş başladı. Kafirlerin başı Arş'ın oğlu Direk Kazlık Koca ile meydana çıkıp dövüşmeye başladılar. Bu kafirin boyu çok uzundu ve gürz kullanırdı. Kazlık Koca kafire kılıcıyla vurdu ama kafire hiçbir şey olmadı. Kafir ise Kazlık Koca'ya gürzüyle bir kere vurdu ve Kazlık Koca oracıkta yere düştü. Onu aldılar, zindana attılar. Savaş sonucu Kazlık Koca'nın yiğitleri yenildiler ve evlerine geri döndüler. Emen adlı yiğit bu kaleyi 6 kere kuşattı ama alamadı. Kazlık Koca'yı kurtaramadı. Kazlık Koca esir düştüğünde hatunu hamileydi ve bir erkek çocuk dünyaya getirdi. Adını Yiğenek koydular. Babasının esir olduğunu Yiğenek'ten sakladılar ve ona babasının öldüğünü söylediler. Yiğenek büyüdü, 15 yaşına girdi. Babasını öldü bilirken bir gün bir arkadaşıyla kim daha güçlü diye tartışıyorlardı. Arkadaşı da "Madem o kadar güçlü olduğunu düşünüyorsun, git babanı kurtar" dedi. Bunu duyan Yiğenek yerinde duramadı. Babasının tutsak olduğunu öğrenir öğrenmez Bayındır Han'ın huzuruna çıktı. Kendisinin yanına Bey ve asker vermesini diledi. Babasını kurtarmak için kafir kalesine sefere gitmek istiyordu. Bayındır Han Yiğenek'in seferi için adlı şanlı 24 tane Oğuz Bey'i görevlendirdi ve bu beylerle birlikte Yiğenek babasını kurtarmak için yola koyuldu. Sefer gecesi rüyasında kaleyi 6 kere kuşatıp alamayan Emen'i gördü. Emen Yiğenek'e kaleyi defalarca kuşattığını ama alamadığını söyledi. Yiğenek ise buna cevap olarak "Sen adı belli yiğitlerle gitmedin. Onun için o kaleyi alamadın" dedi. Rüyasını yiğitlerine anlattı ve o kaleyi almaları, babasını kurtarmaları gerektiğini söyledi. 24 Oğuz Bey'i Yiğenek ile kafirin kalesine vardılar. Kafir bunları gördü ve kaleden çıkarak Oğuz beyleriyle tek tek meydanda dövüştü. En güçlü, en yiğit Oğuz beyleri bile bu kafire bir kez olsun vuramadılar, kanını akıtmadılar. En son sıra Yiğenek'e geldi. Yiğenek Allah'a sığındı, dua etti ve bu kafiri yenip babasını kurtarmayı diledi. Sonra atıyla hızlıca kafirin üzerine saldırdı. Kafirin omzuna bir kılık vurdu ve altı parmak yara açtı. Kafirin kanı oluk oluk aktı. Daha fazla dayanamayan kafir dönüp kalesine kaçarken Yiğenek bir kez daha saldırdı ve ensesine bir kılıç darbesi vurarak kafirin başını vücudundan ayırdı. Bunu gören kafirlerin hepsi teslim oldu ve Kazlık Koca'yı serbest bıraktılar. Kazlık Koca kafiri öldüren kişinin kendi oğlu olduğunu görünce çok sevindi ve gururlandı. Baba oğul sarılıp hasret giderdiler, Allah'a şükrettiler. Oğuz beyleri de kaleyi fethedip ganimetleri topladılar. Kazlık Koca, oğlu ve tüm Oğuz beyleri kaleyi fethedip Oğuz illerine döndüklerinde Dede Korkut onları karşıladı, koşmalar okudu, dualar etti ve Allah'a şükretti. Salur Kazan'ın Tutsak Olup Oğlu Uruz'un Çıkarması Hikayesi Salur Kazan bir gün beylerini de yanına alarak ava çıkmıştı. Yanına şahinlerini de alıp yola koyuldular. Salur Kazan şahinleri çıkardığı sırada onları tutamadı ve kaçırdı. Şahinlerin peşine düşen Salur Kazan ve askerleri Toman'ın kalesine kadar gittiler. Yorulan Salur Kazan ve askerlerinin uykusu geldi. Kalenin yanında uykuya daldılar. Bu kale de kafirlere aitti. Kafirin casusları Salur Kazan ve askerlerini görür görmez hemen komutanlarına haber götürdüler. Gelenlerin Oğuz beyleri olduğunu öğrenen komutan askerlerini hazırlayarak Salur Kazan üzerine saldırıya geçti. Salur Kazan'ın askerleri savaştılar ama kafirlere yenildiler. Bu esnada hala uykuda olan Salur Kazan kafirler tarafından kaçırıldı ve kalede hapsedildi. Kafirler Kazan'ın şanlı bir bey olduklarını bildikleri için onu öldürmekten korktular. Bu nedenle Kazan'dan Oğuz beylerini kötüleyip kendilerini övmelerini istedi. Kazan bu şekilde serbest kalabilecekti ama kafirlerin istediklerini yapmadı. Bunun üzerine kafirler Kazan'ı tutsak etmeye devam ettiler. Salur Kazan'ın Uruz adında bir oğlu vardı. Kazan esir düştüğünde oğlu Uruz çok küçüktü. Uruz büyüdü ve babasının tutsak olduğunu öğrendi. Babasının kafirler tarafından tutsak olduğunu öğrenen Uruz kafirler üzerine sefere çıktı. Bunu gören diğer Oğuz beyleri de Uruz'a katılarak Salur Kazan'ı kurtarmak için Toman'ın kalesine doğru yola çıktılar. Toman'ın kalesi kuşatıldı ve içerideki kafirler canlarını kurtarmak için Salur Kazan'ı öne sürdüler. Salur Kazan'dan kuşatma yapan düşmanları yenmesi istendi. Salur Kazan kuşatmayı yapan kişilerin Oğuz beyleri olduğunu bilmiyordu. Salur Kazan'ı iyice giydirip kuşatan kafirler Salur Kazan'ı meydana yolladılar. Salur Kazan gördü ki kuşatmayı yapan Oğuz beyleridir. Onlara ilk başta kendini belli etmedi ve onları test etmek istedi. Birçok Oğuz Bey'i ile mücadele eden Salur Kazan hepsini yendi ama onları öldürmedi. En sonunda kendi oğlu Uruz ile mücadele etmeye başladı. Uruz Salur Kazan'ı yendi. Tam öldürecekti ki o anda Salur Kazan kendini belli etti ve oğluyla sarılıp hasret giderdiler. Oğlunun kendisini kurtarmak için sefere çıktığını gören Salur Kazan çok sevindi. Tüm Oğuz beyleri ve Salur Kazan bir olup kafirlerin üzerine at sürdüler. Kafirleri bir bir kılıçtan geçirip yurtlarını fethettiler. Daha sonra Oğuz iline dönerek hem Salur Kazan'ın kurtulmasını hem de kafirin yenilmesini kutlayarak şenlikler verildi. Bu kahramanlıkları duyan Dede Korkut da gelerek tüm Oğuz beylerine dua ederek koşmalar okudu.

Need another transcript?

Paste any YouTube URL to get a clean transcript in seconds.

Get a Transcript