[0:00]Sevgili dostlar merhabalar. Bugün bir arkadaşımızla biraz sohbet ettik, biraz mesajlaştık, biraz dertleştik.
[0:07]Kendisi kilo vermek istiyor, veremeyince de canı sıkılıyor. Şöyle bir cümle kurdu: İstemediğim bir bedeni yaşıyorum dedi.
[0:15]Bu cümle çok hoşuma gitti, çünkü bu ruh haline hepimiz yer yer kapılabiliyoruz.
[0:20]İstemediğimiz işlerde, istemediğimiz iş yerlerinde, istemediğimiz ilişkilerde, istemediğimiz evliliklerde, istemediğimiz bedenlerde, istemediğimiz kafalarda ve psikolojilerde ve nihayetinde istemediğimiz hayatlarda yaşadığımızı hissedebiliyoruz ya da öyle düşünebiliyoruz.
[0:40]Ve de öyle anlarda farklı alternatifleri hayal ediyoruz. Acaba üniversite okusaydım hayatım nasıl olurdu?
[0:48]Acaba evlilik teklifini kabul etmeseydim kocamın, hiç evlenmeseydim nasıl yaşardım?
[0:55]Ya da tersi, evlenseydim nasıl bir hayatım olurdu? Ya da hiç çocuğum olmasaydı acaba nasıl bir kafada olurdum?
[1:04]Ya da yurt dışından bana bir iş teklifi gelmişti, kabul etseydim, basıp gitseydim acaba neler yaşardım?
[1:12]Diye diye diye, sevgili dostlar, farklı evrenlerdeki farklı hayat ihtimallerini kafamızda böyle hayal ediyoruz.
[1:21]Ve bunu yapmayan yoktur herhalde yani. Yatarken, bazen boşken, yürürken böyle hayaller kurarız.
[1:28]Tam da bugün onu düşündüm. Dedim ki ya bunu hiç yapmayan bir insan var mıdır acaba?
[1:33]Yani şöyle düşünelim: İdeal bir hayat var diyelim ve bir insan bu ideal hayatı dibine kadar yaşıyor.
[1:40]Evliliğinden memnun ve mutlu, kendinden mutlu, bedeninden mutlu, kafasından mutlu, psikolojisinden memnun, mental sağlığından memnun, fiziksel sağlığından, bağırsaklarından memnun, gözlerinden memnun, dizlerinden memnun.
[1:57]Her şeyinden memnun yani. Oturduğu evden, sokaktan, mahalleden, kocasından, karısından, çocuklarından, işinden gücünden, iş yerinden, arkadaşlarından, kayın anasından, kayın pederinden.
[2:09]Velhasılıkelam, her şeyden memnun bir insan hayal edin.
[2:15]Acayip ideal bir hayat. Bu insanın aklına hiç böyle sorular geliyor mudur? Kesinlikle geliyordur sevgili dostlar.
[2:24]Bence o insan da boş kaldığında farklı alternatifleri düşünüyordur.
[2:30]Dostoyevski'nin çok güzel bir sözü var sevgili dostlar. Der ki: Ne yaparsanız yapın pişman öleceksiniz.
[2:39]Ya yaptığınız şeylerden ya da yapmadığınız şeylerden. Bu o kadar güzel bir cümle ki sevgili dostlar.
[2:47]Bakın hepimiz aslında ideallerimizi kısmen kısmen gerçekleştiririz. Bir şeyler yaparız yani. Ortalama bir hayat kurarız.
[2:54]Ve de hayatımızdan orta şeker hepimiz memnunuzdur aslında. Ama gel gör ki zihin yine bizi bırakmıyor sevgili dostlar.
[3:04]Ve de bu sefer yapmadıklarımızı düşünüyoruz. Hani yaptığımız şeyler var ama zihnin içinde dalıyoruz.
[3:10]Bu sefer de yapmadıklarımızı düşünüyoruz. Acaba şunu yapsaydım nasıl olurdu? O yoldan değil de bu yoldan gitseydim nasıl olurdu?
[3:18]Aslında şunu demeye getiriyorum: Mesele sevgili dostlar, bizim meselemiz değil. Mesele hayatlarımızdan aslında memnun olup olmama meselesi de değil.
[3:27]Mesele ne biliyor musunuz? Mesele zihnin bunu seviyor olması. Zihin böyle şeyleri sever.
[3:33]Bak siz hayatınızdan memnunsunuzdur ya. Bedeninizi de seversiniz. Kocanızı da seversiniz.
[3:39]Ama boş kalırsınız, böyle bir boşlukta hissedersiniz ve zihninizin içinde dalıp gidersiniz.
[3:45]Acaba bu herif hayatımda hiç olmasaydı nasıl olurdu? Bir de besin çok fazla var.
[3:51]Zihin çok fazla besin alıyor. Sosyal medyada bir sürü hayat görüyoruz, farklı hayat alternatiflerini görüyoruz.
[3:59]Birisi diyor ki ben boşandım çok mutluyum şuradayım. Birisi diyor ki ben dağın başına gittim kendimi buldum.
[4:06]Biri diyor ki ben dünya turuna gittim hayatımın en iyi kararıydı. Şimdi izliyoruz insanları, özeniyoruz da arada sırada yani.
[4:11]Ve ister istemez zihnimiz o sorulara, o düşüncelere kapılıyor yani.
[4:18]Acaba ben de bir dağın başına mı gitseydim yani? Ben de her şeyi bıraksaydım da Tolstoy gibi böyle basıp çekip gitse miydim? Bir ormanın içine mi yerleşseydim?
[4:27]Gibi gibi gibi sevgili dostlar, düşünebiliyoruz. Aslında mesele bunu zihnin yapıyor olması, bunu çok iyi anlamak lazım sevgili dostlar.
[4:35]Tabii ki hayatınızda memnun olmadığınız şeyler olabilir, o ayrı bir konu. Ama emin olun çoğumuz belli yaşlara gelince zaten hayatlarımızdan memnun oluyoruz.
[4:45]Gençken fırtınalı oluyor hayatlarımız. Biraz daha isyankar, biraz daha kavgacı oluyoruz.
[4:50]Ama 30'a 35'e geçince zaten bir kabul evresine geliyor insan. İnsan bedenini de, kılığını da, kıyafetini de, saçını da, tüyünü de, kafasını da, mentalini de zaten kabullenmeye başlıyor ya.
[5:03]40'a 45'e falan gelen insanların üzerine bir huzur da gelir zaten. O neyin huzuru biliyor musunuz? Böyle kabulün huzurudur.
[5:09]Artık ortalama herkes hayatından, o yaşlara geldiğinde zaten memnun oluyor yani. Yaptıklarıyla da, yapmadıklarıyla da zaten sevgili dostlar, tam anlamıyla ideal hayat diye bir şey yok.
[5:20]Ya diyorum ya hepimiz ortalama hayallerimizi zaten gerçekleştiriyoruz. Ama aklımız yine yapmadıklarımıza takılabiliyor yani.
[5:29]İsteseneniz de istemeseniz de pişman öleceksiniz diyor Dostoyevski. Ya yaptıklarınızdan ya da yapmadıklarınızdan. Mesele yapıp yapmamak da değil inanın.
[5:39]Mesele zihnin bu tarz oyunları seviyor olması sevgili dostlar. Peki ne yapmalı bu oyunlara kapılmamak için?
[5:46]Yorulacaksınız işte, çalışacaksınız, bunun başka çaresi yok sevgili dostlar. Boşsanız, hiçbir şeyle uğraşmıyorsanız, zihin böyle hayaller kurar durur.
[5:57]Konuşur, üretir, şöyle olsaydı nasıl olurdu, böyle olsaydı böyle. İnternette, sosyal medyada sürekli hayatlara bakarsınız, sürekli kendi hayatınızla onlarla kıyaslarsınız.
[6:05]E boşsanız ne yapacaksınız? Boşsunuz, hiçbir şeyle uğraşmıyorsunuz, yorulmuyorsunuz da. Enerjiyi nereye harcayacaksınız?
[6:12]Acaba şunun gibi bir hayatım olsaydı, acaba şöyle mi olsaydım, acaba sanatçı mı olsaydım? Bir gün kalkar futbolcu olsaydım dersiniz.
[6:19]Bir gün kalkar şarkıcı olsaydım dersiniz. Bir gün kalkar ben Level C5 olsaydım dersiniz. Bir gün kalkar keşke Sefo'nun hayatını yaşasaydım dersiniz.
[6:27]Sürekli birilerinin hayatına geçmeye çalışır zihnimiz. Neden yapıyor bunu? E boş. Sevgili dostlar, uğraştığı bir şey de yok.
[6:36]Elinde de bir iş yok, elin de çalışmıyor. E zihnin ne yapacak o boşlukta? Sürekli o alternatif evrenden bu alternatif evrene zıplayıp duracak bir maymun gibi, daldan dala zıplayan bir maymun gibi.
[6:49]Haliyle bunun reçetesi ne biliyor musunuz? Yorulmak sevgili dostlar. Bak çalışmak bu dünyanın tek geçerli cevabıdır sevgili dostlar.
[6:58]Çalışmakla şunu kastediyorum: Ortalama bir hayat kurdunuz ya, ortalama halinizden memnun olduğunuz bir hayat kurdunuz ya, o hayatın içinde bir çalışma da var değil mi? Çalışıyorsunuz ekmek parası vesaire.
[7:07]İşte sevgili dostlar, bizi ancak çalışmak kurtarır. Bunu ben demiyorum, bunu herkes söylüyor.
[7:15]Kitapları okuyorum, filozofları okuyorum, yazarları okuyorum, Tolstoy'a bakıyorum, Dostoyevski'ye bakıyorum, Freud'a bakıyorum. Hepsi tek çare çalışmak diyor.
[7:25]Bu ara Zorba kitabını okudum, yarısında bıraktım biraz sıkıldım. Nikos Kazancakis'te çalışmak diyor.
[7:33]Nikos Kazancakis'e göre sevgili dostlar, mutluluğun üç tane formülü vardır. Birincisi çalışmaktır.
[7:40]Bizi diyor başka hiçbir şey kurtaramaz. Sadece çalışmak kurtarır. Çalışmazsanız şu zihin konuşur durur.
[7:48]Alternatif evrenlere gider durur. Ben bir gün benim evin bir odasını boyamıştım sabah 8'den akşam 4'e kadar sevgili dostlar.
[7:55]Hayatımın en güzel 8 saatinden biriydi. Çünkü bir iş yapıyorsun ya, bir işe odaklanıyorsun ya, şu tamamen susuyor.
[8:03]4'de boya bitti, odanın boyası bitti, bu konuşmaya başladı. Dümeye basılmış gibi. Sevgili dostlar bunu susturan şey çalışmaktır.
[8:14]Üretmektir. Eğer siz üretirseniz, çalışırsanız burası susar. Yorulursanız burası susar.
[8:19]O yüzden çalışmaktan başka bir şey bizi kurtarmaz. Hayatın anlamı yorulmaktır ya.
[8:26]Ve bir günden size kalan tek kar tatlı bir yorgunluktur. Bak başka hiçbir şey değil.
[8:33]Yorulmazsanız burası konuşur, çalışmazsanız burası üretir, keşke şöyle olsaydım, böyle olsaydım.
[8:38]Kâh geçmişe gider, kâh geleceğe gider, kâh geçmişi kurtarmaya çalışır, kâh geleceği. Hayır. Gider yani, gider.
[8:47]Bu zihin yani, zihnin işi bu. Ama sevgili dostlar, o daldan dala atlayan maymunu durdurmanın en etkili yolu elinizin çalışmasıdır.
[8:58]Çalışmak bizi kurtarır. O yüzden sevgili dostlar, eğer çalışıyorsanız, yoruluyorsanız, bak hayatın anlamı yorulmak diyorum.
[9:05]Bak bu çok güzel bir cümle. Kendi cümlem övgü olmam da çok saçma ama güzel bir cümle. Hayatın anlamı yorulmaktır.
[9:12]Yorulursanız, tatlı tatlı yorulursanız burası susar. Farklı alternatiflere, farklı evrenlere gidip durmaz.
[9:20]Kendini sürekli başkalarıyla kıyaslamaz. O yüzden sevgili dostlar, ilk reçete çalışmak.
[9:28]Peki Nikos Kazancakis'e göre hayatın anlamında ikinci madde ne? İkinci madde de şu: İnsanlarla ilişkinizin dengede olması.
[9:37]Nikos Kazancakis diyor ki: Ne insanlara çok yaklaşın ne de insanlardan çok uzak durun. İnsanlarla ilişkiniz hatta öyle bir söz vardır.
[9:44]Ateşle ilişkiniz gibi olsun. Çok yaklaşırsanız yakar, çok uzaklaşırsanız donarsınız. Dengede olun.
[9:52]Varlıkları sizi mutlu etsin ama yoklukları üzmesin diyor. İnsanlarla ilişkiniz böyle olsun.
[9:58]Evet hayatınızda arkadaşlarınız olsun, dostlarınız olsun, eğlenin, gezin, tozun. Ama yokken de karalar bağlamayın yani.
[10:06]Ne çok yaklaşın ne çok uzaklaşın. İnsanlarla ilişkinizi bir dengede tutun diyor.
[10:13]Üçüncü formülü ne biliyor musunuz? O da şu: Tüm bu hayatın bir masal, bir rüya olduğunu da unutmayın diyor.
[10:21]30 yaşını geçenler, belki 40'ı geçenler ama 50'yi geçenler kesin bize şöyle bir cevap verirler:
[10:29]20'li yaşlarınızı hatırlayın. Ne hissediyorsunuz diye sorun 50 yaşında 60 yaşında birine size şöyle bir cevap verir: Bir rüya gibiydi der.
[10:38]Sevgili dostlar, yaş geçtikçe ben de haliyle biraz biraz dinozorlaşmaya başladım. Geçmiş anılarımı düşündükçe bir rüya gibi geliyor bazen.
[10:47]20'li yaşları hayal ediyorum. Ya diyorum bir rüya gibi, bir masal gibi. Birkaç saniyelik bir şeymiş gibi.
[10:55]Ömür de böyle bir şey sevgili dostlar. İsterseniz 80, isterseniz 100 yıl yaşayın, dünya tarihinde, evrim tarihinde sizin hayatınız bir kıvılcımın yanıp sönmesi gibi, bir masal, bir rüya.
[11:06]Varlığıyla yokluğu hemen hemen aynı olan bir şey gibi. Nikos Kazancakis Zorba kitabında üçüncü tavsiye olarak bunu veriyor mutluluğun.
[11:17]Hayatınızın, tüm bu yaşananların bir rüya olduğunu da, bir masal olduğunu da hiç unutmayın diyor.
[11:22]Çalışın diyor, çalışın, insanlarla dengede bir ilişkiniz olsun ve de diyor tüm bu olup bitenlerin bir rüya ve bir hayal olduğunu, bir masal olduğunu unutmayın diyor.
[11:34]Ben de videoyu böylece bitireyim. Kendinize çok iyi bakın, hoşça kalın.



